Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu: “Kimin Parası Yurt Dışında, Hangi Bankada Gayet İyi Biliyorum. Tamamını Getireceğiz. Bütün Bunları Belgeleyeceğim, Yargıya Teslim Edeceğim”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “O 418 milyarın nerelere gittiğini ben çok iyi biliyorum, Türkiye’den kaçırılan paraların nerelere gittiğini. Yurtdışındaki avukatlar ve hukukçularla görüştüm. Kimin parası hangi bankada, kuruşu kuruşuna biliyorum. Belediye başkanlığı yapmış insanlar dahil, yapanlar ve yapmış olanlar da dahil. Kimin parası yurtdışında, hangi bankada gayet iyi biliyorum. Onların tamamını getireceğiz. Ben bütün bunları belgeleyeceğim, yargıya teslim edeceğim. Yargı bunlara bakacak. Evet, yolsuzluk varsa bu paraları yurtdışından isteyecek” dedi. Kılıçdaroğlu, “Öyle, ‘milyon dolarları alıp götürdüm, bir daha geri getiremem.’ Hayır efendim, dünyanın hiçbir mahkemesi, uluslararası mahkeme bir devletin soyulmasına izin vermez. Bu konudaki belirlenen uluslararası kararları da çıkardım… Hepsinin belgesi var, dünya kadar belge var” diye konuştu.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu;

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “O 418 milyarın nerelere gittiğini ben çok iyi biliyorum, Türkiye’den kaçırılan paraların nerelere gittiğini. Yurtdışındaki avukatlar ve hukukçularla görüştüm. Kimin parası hangi bankada, kuruşu kuruşuna biliyorum. Belediye başkanlığı yapmış insanlar dahil, yapanlar ve yapmış olanlar da dahil. Kimin parası yurtdışında, hangi bankada gayet iyi biliyorum. Onların tamamını getireceğiz. Ben bütün bunları belgeleyeceğim, yargıya teslim edeceğim. Yargı bunlara bakacak. Evet, yolsuzluk varsa bu paraları yurtdışından isteyecek” dedi. Kılıçdaroğlu, “Öyle, ‘milyon dolarları alıp götürdüm, bir daha geri getiremem.’ Hayır efendim, dünyanın hiçbir mahkemesi, uluslararası mahkeme bir devletin soyulmasına izin vermez. Bu konudaki belirlenen uluslararası kararları da çıkardım… Hepsinin belgesi var, dünya kadar belge var” diye konuştu.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; Haber Türk’te, Serap Belet ve Kürşat Oğuz’un Olaylar ve Görüşler programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu, sorulara şu yanıtları verdi:

“TÜRKİYE’Yİ HANGİ POLİTİKALARLA KURTARACAKLAR: (Seçim çalışmaları) Önemli bir seçim bizim açımızdan da, Türkiye açısından da önemli bir seçim. Komşularımız açısından da çok önemli bir seçim. Türkiye’nin, içine düştüğü durumdan kurtulması lazım. Bunun için de bilime, akla, sağduyuya, kutuplaştırmayan bir siyasete ihtiyacımız var. Biz altı lider, Millet İttifakı olarak bu anlayış ile yola çıktık ve bunun için de çalışıyoruz. Biz altı lider, Ortak Mutabakat Metnini hazırladık. Eğitimden sağlığa, teknolojiden milli eğitime, hayatın her alanı ile ilgili 2 bine yakın madde başlığı açıkladık ve bunu kamuoyuna açıkladı. Dedik ki, biz iktidar olunca bunu yapacağız. Cumhur İttifakı ne yaptı? Böyle bir şey açıkladı mı, açıklamadı. O zaman niye kamuoyu onları tartışmıyor. Kamuoyu neden onları eleştirmiyor. Önümüzdeki 5 yılda Türkiye için ne yapacaklar? Türkiye’yi bugün içinde bulunduğu çıkmazdan hangi politikalarla kurtaracaklar. Biz hazırız, bütün ayrıntılar orada var. Biz oturduk, kadrolarımız oturdu, akademik dünyadan yardım aldık. Bürokratlardan yardım aldık ve önemli bir rapor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez ortaya çıkan bir rapor.

ERDOĞAN BİR ŞEY SÖYLEDİĞİNDE DİĞERLERİ NE DİYECEK?: Bu bir seçim beyannamesi. Bunu duyuracağız, ilk 1 ayda ne yapacağız, ilk 1 haftada ne yapacağız? Hepsi orada yazılı. Aynı zamanda 6 liderin ortaklaştığı ve ortak söylem birliği yarattığı bir metin. Ben de bunu söyleyeceğim, Millet İttifakı’nın diğer aktörleri sayın genel başkanlar da söyleyecekler. Çünkü biz ortaklaştık. Ama ben merak ediyorum, Erdoğan bir şey söylediğinde diğerleri ne diyecek? Ortak bir mutabakat metni yok. Ama orada şöyle bir kural var anladığım kadarıyla. Erdoğan ne derse hepsi teslim olmuş, biz de aynısını tekrar edeceğiz diye. Teslimiyet, siyaset değildir. Siz bir partiyseniz siyasetinizi açıkça yazarsınız, sizin taraftarlarınız var. Size gidip oy verecek bu insanlar. Siz önümüzdeki 5 yıl içinde ne yapacaksınız, neleri yapacaksınız? Cumhurbaşkanı olarak ne yapılacak, her bir bakanlık ne yapacak, yeni bakanlıklar kurulacak mı, kurulmayacak mı? Burada neler yapılacak. Üniversitelerde, bilimde, teknolojide, tarımdan ne yapılacak? Çiftçi nasıl desteklenecek?

DEPREM BÖLGESİ İLE İLGİLİ HİÇBİR ŞEY YAPMADILAR: (Deprem bölgesinde yapılacaklara ilişkin) Onunla ilgili bir kanun teklifi hazırladık. Deprem bölgesi ile ilgili bunlar hiçbir şey yapmadılar. Çadır ve konteyner dağıttılar, yarım yamalak. Ama biz iktidar olduğumuzda şunu görecek herkes. Deprem bölgesinin, Malatya, Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman, Kahramanmaraş, Adana, Hatay, Osmaniye. Bütün bu bölgeyi bir bütünlük içinde ele alacağız ve bununla ilgili bir kanun teklifi verdik. Hem orayı onaracağız, hem bütün bu bölgeyi önemli bir üretim üssü haline getireceğiz. İnsanlar buraya gelecek ve çalışacaklar. Konutlar depreme dayanıklı olacak. Fabrikalar depreme dayanıklı olacak. Yapılacak konutların bütün malzemeleri bu bölgede üretilecek. Burada büyük istihdam sağlanacak. Bu bölge aynı zamanda bir istihdam ve üretim merkezi olacak.

BÜTÜN SEÇENEKLER DÜŞÜNÜLÜYOR: (Millet İttifakı partileri ile ortak aday listesine ilişkin soru üzerine) Bütün seçenekler düşünülüyor. Bizden genel başkan yardımcıları, diğer partilerden genel başkan yardımcıları var. Her bir seçenek üzerinde duruluyor. Önemli olan maksimum yararı nasıl sağlayabiliriz, bunun üzerine çalışılıyor. Tabii bu çalışmadan önce yapılan anketler var. O anketler diğer liderlerin önünde var. O çerçevede oturuyor, çalışma yapıyoruz.

HER VATANDAŞ AVRUPA BİRLİĞİ’NE VİZESİZ GİRECEK: Biz diğer partilerin konumuna bakıp kendimize politika oluşturmuyoruz. Biz iktidara geleceğiz, Cumhurbaşkanlığını kazanacağız ve bu ülkeyi en geç 1 yıl içinde rahat nefes alır hale getireceğiz. 3 ay içinde vize sorununu bitireceğiz. Türkiye’de her vatandaş artık Avrupa Birliği’ne vizesiz girecek. 1 ay içinde ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Hasar tespit komisyonumuzu belirledik. Onunla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz. Biz Cumhur İttifakı şunu yaptı, bunu yaptı. Cumhur İttifakı Allah aşkına ne yapacak bu memlekete? Zaten yapacağını yaptı. Batırdı. Ne yapacak Cumhur İttifakı. Biz ama, ne yapacağımızı biliyoruz. Çiftçinin, üreticinin kazanacağı, fabrikaların çalışacağı, istihdamın gelişeceği bir Türkiye hayal ediyoruz ve bunun yapacağız. Vizeyi kaldıracağız, gerekli düzenlemelerin tamamına yapacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasi ve özgürlüğü getireceğiz. 6 lideri bir araya getiren demokrasi özlemi. Türkiye’de demokrasi kalmadı. Siz düşünce özgürlüğüne kısıtlama getirirseniz, demokrasi sizin ülkenizde yoktur. O yüzden (vize) vermiyor. Ben de diyeceğim ki, bizim ülkemizde her türlü düşünce özgürce tartışılabilir, medya özgürce yayın yapabilir. Hakaret içermediği sürece herkes özgürce eleştirisini yapabilir. Ben gençlere boşuna mı diyorum? Hiç meraklanmayın, cumhurbaşkanı olduğumda en rahat beni eleştireceksiniz diye. Hiçbir zaman eleştiriden çekinmeyeceğim. Eleştirilerin siyaset için çok önemli olduğunu, her eleştiriden siyasetçinin ders çıkarmasını bilen bir birisiyim. Eleştiri varsa benim bir hatam vardır, doğal olarak eleştiri olacaktır. Ben de aynı hatayı tekrar etmemeye özen göstereceğim. Şimdi iktidar sahibi Erdoğan, eleştiriye tahammül edemiyor, her eleştiriye ‘Vay sen bunu nasıl söyledin’ diye sabahın köründe kapıları çalıyor, kapıları kırıp insanları gözaltına alıp mahkemelere veriyorsa, bu düzen olmaz. Bu düzen yıkım getirir.

AB’NİN ÖNGÖRDÜĞÜ BÜTÜN DEMOKRATİK KURALLARI KENDİ ÜLKEMİZE GETİRECEĞİZ: (Avrupa Birliği ile ilişkiler) Avrupa Birliği’nin öngördüğü bütün demokratik kuralları kendi ülkemize getireceğiz. Benim insanım üçüncü sınıf demokrasiye mi layık, niye birinci sınıf demokrasi olmuyor bizim ülkemizde? Neden insanlar yan yana gelince özgürce konuşamıyorlar, odada bile sessizce konuşuyorlar, acaba birisi bizi dinliyor mu diye. Bu Türkiye açısından utanç vesilesidir. Utançtır bu. İnsanlar düşüncelerini söylerler. Telefonlar bile konuşurken, acaba birisi bizi dinliyor mu? Dinlediklerini ben gayet iyi biliyorum. Söylüyorum, dinlemezseniz namertsiniz. Biz bu ülkenin çıkarı için konuşuyoruz, gizli kapaklı hiçbir şey yapmıyoruz.

PARLAMENTODA DA ÇOĞUNLUĞU SAĞLAYACAĞIZ, CUMHURBAŞKANLIĞINI DA ALACAĞIZ: (Millet İttifakı’nda siyasi partilerinin CHP listelerinden girmesi için kontenjan çalışmasına ilişkin soru üzerine) Şu anda çalışma yapılıyor. Oran ya da kişi bazında bir çalışma yok. Çünkü bu oturulacak, makul insanlarız hepimiz. Bizim listeden giren olur mu, olmaz mı? Herkes bağımsız mı girer, girmez mi? Bütün bunların hepsini uygar insanlar gibi oturup, konuşup, tartışıyoruz. Kavga etmeden yapıyoruz bunu. Bir şeye karşıysak onun gerekçelerini ifade ediyoruz. Ben Millet İttifakı’nın demokraside uyumu sağlama açısından bizim tarihimizde çok önemli aşama olduğunu düşünüyorum. Biz Millet İttifakı olarak gerçekten de samimi olarak birbirimize düşüncelerimizi açıklıyoruz, konuşuyoruz. Sonra bunları ikinci kurmaylarımıza aktarıyoruz. Onlar kendi aralarında oturuyor, konuşuyorlar, sonra genel başkanlar olarak biz konuşuyoruz. Biz Ortak Mutabakat Metnini de anayasa değişikliklerini de böyle hazırladık. Parlamentoda da çoğunluğu sağlayacağız, cumhurbaşkanlığını da alacağız. Yeni bir sayfa açacağız Türkiye’de. Uygar, herkesin mutlu olduğu bir sayfa. Kinden, öfkeden uzak, herkesi kucaklayan siyaset anlayışı ile yola çıktık. Gerçekleştireceğiz.

1-2 GÜN İÇİNDE NETLEŞECEK: (DEVA, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin, CHP listelerinden seçime gireceği iddiasının sorulması üzerine) Bunlar konuşulur, tartışılır. Bunu belirleyecek olanlar önce kurmay heyetler, arkasından da genel başkanlar bir araya gelecek. Önce bir altyapının oluşması lazım. Sağlıklı bir altyapı oluşacak, sonra onlar genel başkanlarına sunacaklar, sonra bizler bir araya gelip oturup, konuşacağız. Zaten 1-2 gün içinde bütün sonuçlar netleşecek.

BİRİNCİ PARTİ OLACAĞIZ: (CHP hedeflediği oy oranı) CHP olarak birinci parti, hedefimiz o zaten. Doğal olarak her partinin ulaşmak istediği hedefe biz de ulaşmak istiyoruz. Bunun için de çalışıyoruz. Emek harcıyoruz, ben, örgütler, diğerleri. Diğer partiler de birinci parti olmak için mücadele ediyorlar zaten. Cumhurbaşkanlığını da açık farkla almak istiyoruz. Birinci parti olacağız inşallah. Belli konularda spesifiktik araştırma yaptırıyoruz. Geniş bir kamuoyu araştırması değil. Yapılıyor araştırmalar, sizler nasıl gazeteci, televizyoncu olarak merak edip bakıyorsanız, biz de bakıyoruz yani. Önemli olan alan.

AFAD’IN NE OLDUĞUNU DA DEPREMDE GÖRDÜK ZATEN: (Trabzon’daki Millet Buluşması) Trabzon’da güzel bir atmosfer var. Millet gidişten şikayetçi. Gelecekler, nasıl düzeltecekler diye bir, bekliyorlar, nasıl düzelteceksiniz. Onu anlatmaya çalıştım. İlk 1 ay içinde neleri yapacağımızı onlara anlattım. İfade ettim düşüncelerimi miting meydanında. Normalde çadırda yapacaktık ama çadıra izin vermediler. Onun üzerine meydanda yaptık. Tabii pişman olmuşlardır, keşke çadırda izin verseydik diye. O noktaya gelmişlerdir. AFAD sabah erkenden bir de mesaj geçmiş, bütün Trabzonlulara. Fırtına olacak, bacalar yıkılacak, çatılar uçacak, gaz zehirlenmesi olacak, sokağa çıkmayın diye. AFAD niye yapar bunu bilmiyorum, bu meteorolojinin görevi aslında. Niye AFAD bunu yaptı? Demek ki AFAD ağır ağır her alana girmeye ve her alanda söz sahibi olmaya başladı. AFAD’ın ne olduğunu da depremde gördük zaten. Çalışanlarına değil, çalışanlarına şükran borçluyuz. Karar vericilerin ülke gerçeklerinden ne kadar koptuğunu gördük.

HALKLA İYİ BİR DİYALOG KURUYORUZ: Ondan sonra Trabzon’da meydanda yaptık. Meydan düşündüğünüzden çok daha büyük bir kalabalık vardı. Özellikle kadınların ve gençlerin varlığı benim için de son derece memnuniyet verici. Kadınlar hayatın zorluklarını en erken sezen ve bunu yeri geldiğinde de dillendirenlerdir. Dolayısıyla kadınların CHP’nin yaptığı mitinge katılmaları, sorunlarını dile getirmeleri, bizim çözümlerle ilgili yaptığımız çalışmaları söylemeleri ve alkışlamaları güzel bir şey. Halkla iyi bir diyalog kuruyoruz. Önümüzdeki seçimlerde göreceksiniz. Trabzon’da da değişim başladı. Kayseri’de de değişim başladı. Türkiye’nin her tarafında bir değişim var. Şunu kabul ediyorum, yani hemen hemen herkes koşarak bize mi gelecek? Bizi dinliyorlar şimdi, bunlar söylediklerini yapabilirler mi diye. Sizin de az önce, Erdoğan diyordu ya. Bunlar 2 maaş üzerinden emekli. Ona da geleceğim. Biz neyi nasıl yapacağımız çok iyi biliyoruz. Halkımdan şunu istiyorum, Kılıçdaroğlu’nun bir hesap uzmanı olduğunu ve devlete 27,5 yıl hizmet ettiğini, bütçenin nasıl harcandığını, israfın nasıl önlendiğini bilmek istiyorlarsa bana bakacaklar. Benim evime, yaşamıma bakacaklar. Mutfağıma bakacaklar. Evlatlarıma bakacaklar. Ben sade bir insan gibi yaşayan birisiyim. Ben hiçbir çocuğun yatağa aç girmesini istemem. Ben herkesin inancı ve kimliğine saygı duyan birisiyim. Devletin devlet olması gerektiğini, devletin kucaklayıcı olması, sosyal devlet olması gerektiğini, fakirin ve fukaranın yanında olan bir devletin olması gerektiğini düşünen birisiyim.

TÜRKİYE ONLARIN DÜŞÜNDÜĞÜNDEN ÇOK DAHA ZENGİN BİR ÜLKE: Öyle dış güçler, iç güçler falan filan. Artık bunların doğru olmadığı kanıtlandı. Allah aşkına bana söyler misin ya, Türk Telekom’u dış güçler mi dedi sat. Bankaları dış güçler mi dedi, sat. Siz onları sattınız. Siz onları paraya dönüştürdünüz, o yıllarda büyük gelirler elde ettiniz. Ondan sonra para bitti, satacak mal da bitti. Şimdi diyorlar ki ne yapacağız, düzelteceğiz. Hiç kimse endişe etmesin, Türkiye onların düşündüklerinden çok daha zengin bir ülke.

TRABZONLUDAN TRAZONLUYA FARK VAR: (Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı olarak ilan edilmesi) Her hamle bir hayra vesile olabilir. Ben buna inanıyorum. Sonuçta iki değerli arkadaşımız, Mansur Bey de Ekrem Bey de. İstanbul’da söyledim, Osmanlı’nı eski başkentini yöneten kişi Ekrem İmamoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel başkentini yöneten Mansur Yavaş. Dolayısıyla ikisinin halk nezdinde ciddi bir kabulü var. İkisi çalışıyorlar, bütün engellemelere rağmen güzel şeyler yapıyorlar. Hatta Trabzon’da söyledim, dedim ki Trabzon’da bakan var, 4 milletvekili var. 10 kişi var, Trabzonlu çalışan, bakan yardımcıları var ama Trabzon’a bir raylı sistemi yapamadılar. Ama Ekrem İmamoğlu, başka bir Trabzonlu, tek başına dünyada bir metropolde 10 metro inşaatını aynı anda başlatan ve yapan kişi. Demek ki Trabzonludan Trabzonluya da fark var. Böylesine yürekli, çalışkan bir kişi. Seçmen de gençler de mutlu. Zaman zaman gittiğimiz illerde gençlerle de bir araya geliyoruz. Onlar da mutlular. Burada önemli olan Türkiye’nin sağlıklı zemini yakalayabilmesi için o inançtan ve o heyecandan yararlanan insanların toplumun önüne çıkması lazım. Ekrem Bey de, Mansur Bey de o inancı ve heyecanı besleyen iki arkadaşımız. Onlar da cumhurbaşkanı yardımcısı olarak önemli bir görev üstlenecekler. İstanbul’da Ekrem Beyin yapmak istediği birçok şey engelleniyor, cumhurbaşkanı yardımcısı olduğunda bu engellenmemiş olacak. Aynı şey Ankara için de geçerli. İkisi de iki büyük kentin belediye başkanı olduğu için, diğer belediye başkanlarına da hiçbir ayrım yapmadan, onun altını çizeyim, bu AK Partili belediye, biz buna engel çıkaralım. Yok öyle bir şey. Tam tersine bütün yerel yönetimlerin çalışmasını isteriz.

ENGELLERİN TÜMÜNÜ BİTİRECEĞİZ: (İmamoğlu ve Yavaş cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olmasa mitinglerde olacaklar mıydı?) Gene çalışacaklardı. İki arkadaşımız cumhurbaşkanı yardımcısı oldu diye diğer belediye başkanları çalışmayacak mı, onlar da çalışıyorlar zaten. Onlar da yaşanan sıkıntıları biliyor, eli kolu bağlanıyor. İzin istiyorlar, yatırım yapacağız diye. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı, metro inşaatı yapacak. Para da bulmuş, izin vermiyorlar inşaat yapmaya. Metro inşaatı yapacak. Mersin’e güzel hizmetler verecek, engel oluyorlar. Biz bu engellerin tümünü bitireceğiz.

BİRİNCİ TURDA SONUCU ALACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM: (Muharrem İnce’nin adaylığının etkisi) Yazılıyor, çiziliyor ama ben birinci turda sonucu alacağımızı düşünüyorum. Çünkü sonuçta sağduyu galip gelecek. Ülke bu haldeyken, gençler iş bulamazken, işsizlik diz boyuyken, pazarlar neredeyse ateş pahasıyken, soğanın tanesi 10 lirayı bulmuşken, insanlar evine yiyecek götüremezken ne lüksümüz var. Bir an önce bunun bitmesi ve Türkiye’nin hamleye hazır bir iktidara teslim edilmesi lazım. Son düzlüğe girdiğimizde seçmenin sağduyusuna güveniyorum, o sağduyusu ile hareket edecektir.

İNCE’YE TEKLİF YAPILDI: (İnce’ye adayların kesinleşeceği son günden önce teklif yapılsa farklı tablo olur muydu?) Orada değil ama telif yapıldı. (14 Mayıs sonrasına dair bir teklif mi?) Öncesi de sonrası da dahil olmak üzere bir teklif yapıldı. (Teklif yapıldı ama üzerinde uzlaşılamadı?) Evet, öyle. O gün heyetler yan yanaydı, o gün bir teklif olmadı. Karşı tarafı suçlamayacağım, karşı taraf belki kendini haklı görüyordur. Benim karşı tarafı suçlama gibi bir hakkım yok. Herkesin iradesine benim saygı duymam gerekir. (İnce’nin iktidar tarafından desteklendiği iddiası) Muharrem Bey’e böyle bir haksızlık yapmak istemem. Biz sonuçta beraber çalıştık, bizim cumhurbaşkanı adayımızdı, grup başkanvekilliğimizi yaptı. Ben böyle haksız bir eleştiri yapmak istemem. (Farklı görüşleri bir araya getirirken İnce ile yan yana gelememek üzüyor mü?) Doğrusunu isterse üzdü tabi. Sonuçta ben Muharrem Beyin düşüncelerine saygı göstermek zorundayım. Ne için böyle düşünüyorsun diye benim genel olarak suçlamam asla doğru değil…

KİME GİDİYOR BU PARALAR?: Birinci turda bu iş biter, bu toplumun sağduyusuna güvenin. Bu fikriyatlarla, felaketlerle nereye gideceğiz Allah aşkına ya. Bu işsizlikle nereye gideceğiz. Türkiye’nin bu cehennemden çıkması lazım, Türkiye cehennem çukurunda. Bakmayın siz saraya, oradakilerin keyfi yerinde. Yahu siz bir gidin bakalım, pazarda alışveriş yapan insanları bir görün. Nedir bu fiyatlar diye? Emekliye zam yapıyor, fiyatlara gelen zam çok daha yüksek. Kime gidiyor bu paralar? Kur korumalı mevduat gidiyor değil mi? Kur korumalı mevduat kimin parası, bir avuç insanın parası. Milyar dolarlar var, dünyanın faizini ödüyorsun. Bunlar bir de sözde faize karşı. Ya sen faizcilere hizmet ediyorsun, bilmiyor muyuz biz bunu? Biliyoruz.

EMEKLİYİ İSTİSMAR EDEN SENSİN, HAKKINI VERECEKSİN: (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Emeklileri emekli maaşı üzerinden istismar ediyor’ sözü) Bunu ne zaman söyledi bir de, 2015’te. Ben emekliye 2 maaş ikramiye verilsin dediğim zaman ‘Siz istismar ediyorsunuz’ dediler. Sonra ne oldu, emekliye 2 maaş ikramiye verdi mi? Verdi, ne kadar verdi? Uzun süre arttırmadı. En son 100 lira artırdı. Şimdi biraz daha artırdı. Ben en son ne söyledim, emekliye asgari ücret kadar. Şimdi bayramda Ramazan, Kurban Bayramı’nda ikramiyesi verilecek. Ne zaman, 2015. Hangi yıldayız, 2023. Yine aynı şeyi söylüyorum. 2 maaş ikramiye, ne kadar? Asgari ücret kadar. Aynı şeyi söylüyorum, hesabını ve kitabını kuruşu kuruşuna yaptım. Kurban Bayramı’nda cumhurbaşkanı olarak geldiğimde bütün emeklilerin hesabına 15 bin lira para yatacak… Emekliyi istismar eden sensin, emeklinin hakkını vereceksin. Hakkı ben savunuyorum, o şikayet ediyor, inanmayın diye. Hayır efendim, sana inanmasınlar. Ben o aylıkların tamamını Kurban Bayramı’nda emeklinin aylığına, 15 bin lirayı yatıracağım. Bay Kemal sözünden dönmez.

5’Lİ ÇETELER İSTEMEDİ: (‘Adaylığıma engel olmak istediler’ sözüyle kimi kastetti?) 5’li çeteler benim cumhurbaşkanı adayı olmamı asla istemediler. 418 milyar doları götürenler benim cumhurbaşkanı olmamı asla istemediler, kul hakkı yiyenler asla istemediler. Yolsuzluk yapanlar, kirlenen insanlar benim cumhurbaşkanı adayı olmamı istemediler. Ben pek çok çevrenin bunlar tarafından para ile beslendiğini gayet iyi biliyorum. Arkasında bunlar var, bunların para gücü, imkanları var. Bunlar herkesi satın alacaklarını düşünüyor ve büyük para döküyorlar. Allah şahittir, ne onların paralarının ne bir sentine ne de bir kuruşuna asla ihtiyacım yok. Nasıl yaşadıysam, gene yaşayacağım. Sarayda değil Çankaya’da yaşayacağım. Sade bir hayat süreceğim. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye’yi hayal ediyorum ben. Hayalim ve özlemim bu.

KİMİN PARASI HANGİ BANKADA BİLİYORUZ: Kalkınan bir Türkiye, sadece kendi bölgesinde değil Akdeniz havzasının en güçlüsü olacak bir Türkiye. Bunları yaratacağım, hiç endişem yok. Bunların tamamı olacak. Zengin, güçlü bir Türkiye. Sözü dinlenen, teknolojiye imza atan bir Türkiye. Bunu yapacağız. Para var dedim, o 418 milyarın da nerelere gittiğini ben çok iyi biliyorum. Türkiye’den kaçırılan paraların nerelere gittiğini, yurtdışındaki avukatlar ve hukukçularla görüştüm ben. Kimin parası hangi bankada kuruşu kuruşuna biliyorum. Belediye başkanlığı yapmış insanlar dahil. Yapanlar ve yapmış olanlar da dahil. Kimin parası yurtdışında, hangi bankada gayet iyi biliyorum. Onların tamamını getireceğiz. Ben bütün bunları belgeleyeceğim, yargıya teslim edeceğim. Yargı bunlara bakacak. Evet, yolsuzluk varsa bu paraları yurtdışından isteyecek. Biz kin ve öfke ile hareket edersek bunlardan farkınız kalmaz. Adalet diyorsanız, herkes için adalet. Ama adalet aynı zamanda haksızlık karşısında susmamaktır.

BEN ONLARI ÇOK İYİ BİLİYORUM: (Adaylığını engellemek için nasıl bir yol izlendi?) Ben onları çok iyi biliyorum, ben onların nerelerde, neler yatıklarını gayet iyi biliyorum. Kimleri satın aldıklarını gayet iyi biliyorum. Yeri ve zamanı gelir, onları açıklarız… Kimlerin, nasıl, nereden beslendiğini gayet iyi biliyorum. Bu devlet hepsini biliyor aslında. Bu devlette 27,5 yıl çalışan birisi olarak devletle bağımı koparmadım. Devletin içinde saygın, düzgün, ahlaklı insanlar, devletini seven insanlar binlerce var. Bunlar bütün olayları benim dışımda onlar da biliyor zaten. Onlar bildikleri için onlar da üzülüyorlar zaten. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin nasıl olur da bu hale düştüğüne onlar da şaşırıyorlar zaten.

TÜRKİYE ZENGİN ÜLKE, 418 MİLYAR DOLARI IMF’DEN Mİ ALACAĞIM?: ‘Kılıçdaroğlu gidecek IMF’den para toplayacak.’ Ne para toplayacak? Türkiye zengin ülke. 418 milyar doları ben IMF’den mi alacağım? Sen İngiltere’ye malları götüreceksin, sen gideceksin Manhattan’da 35 katlı gökdelenler yapacaksın, Muhammed Ali Clay’in çiftliğini satın alacaksın, burada evladın gönderecek milyon dolarları ABD’ye, ABD’deki vakıfta gene senin evladın olacak, o da milyon dolarları alacak. Bay Kemal de bunu seyredecek. Olur mu ya? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim savunacak, ben savunacağım. Öyle milyon dolarları alıp götürdüm, bir daha geri getiremem. Hayır efendim, dünyanın hiçbir mahkemesi, uluslararası mahkeme bir devletin soyulmasına izin vermez. Bu konudaki belirlenen uluslararası kararları da çıkardım… Hepsinin belgesi var, dünya kadar belge var ama bu saatte yolsuzlukları tartışmanın şeyi yok. Ama hepsinin belgesi var.

DEVLET ADAMI KİMLİĞİM VAR BENİM: (Kazanacak aday konumuna nasıl geldi?) Bir, yaşayışınızı kamuoyuna açtınız, ben böyle yaşıyorum dediniz. İki, geçmişinizi açtınız, benim geçmişim budur dediniz. Üç, samimiyetinizi açtınız, ben samimi bir insanım. Dört, devlet deneyimim var, devlet adamı arıyorsanız, buyurun devlet adamı kimliğim var benim. Beş, dışarı ile ilişkiler, dış politika, iç politika, Suriyeliler, Afganlar. Bunlarla ilgili düşüncelerimi gayet açık ve net anlattım. Yapılan haksızlıkları anlattım. Bunlar ilmek ilmek halkın hafızasında yer aldı. Bütün bunların hepsi samimi. Büyük ve hayali laflar değil. Sakin bir insanım, herkesi sağduyu ile dinlerim, hemen her şeye itiraz etmem. Bürokraside bize şöyle bir terbiye öğretildi, birisi aksine söylediğiniz bir şey üretiyorsa hemen yanıtlamayın, dinleyin, bir düşünün. Hafızanızda ölçün, biçin, tartın ondan sonra cevaplayın. Mantıklı eleştiri geliyorsa ona bakıyorum… Ben şuna da inanıyorum, hata insana özgü bir kavramdır. Hatasız kul olmaz diye şarkı bile vardı. Orhan Gencebay’ın. İnsanlar akılları ile bizim dışımızdaki canlılar iç güdüleri ile hareket eder.

SAMİMİ BİR MÜSLÜMANIM: İsmail Müftüoğlu Bey, eski Adalet Bakanı. İstanbul Platformu’nun da yöneticisi aynı zamanda. Bir iftar yemeği verdi, orada akademik dünyadan insanlar vardı. Milletvekilleri vardı. güzel dualar okundu. Arkasından konuşmalar yapıldı. Sonra lokantanın iç bölümüne geçildi, daha önce de oradaydık zaten. Orada fotoğraflar çekildi. Yerde seccade olduğunu fark etmedim. İsmail Bey de fark etmedi. O da olsa uyarırdı. Kendisi eski Adalet Bakanı. Milli Selamet Partisi’nden. Sonra dendi ki, tamam. Doğru bir yanlışımız var burada. Fark edilmesi lazımdı. Fark edemedik. Bir de biz politikacılar yere çok az bakarız, hep karşıya bakarız. Öndeki koruma bizi uyarır, burada kaldırım var, çukur var, burada şu var diye bizi uyarır. Düşmemeye veya takılmamaya bizi uyarır. Şimdi biz dolayısıyla gelen kişilerle fotoğraf çektik. Eleştiri gelebilir. Ben kalkıp da bir suçlama yapmak istemem. Kimseye de yapmıyorum. Ben samimi bir Müslümanım, samimi bir Müslümanlara sığınıyorum, dedim. Ben gerçeklerden yola çıkarım, tuzak denen oldu, komplo denen oldu. Her şey oldu. Ama sonuçta bir gerçek var. O gerçeği benim başka gerekçeye sığdırmam bana yakışmaz. Ben samimi Müslümanım, herkesin kimliğine, inancına saygı duyan insanım. Dolayısıyla benim kalkıp onu gerekçelendirip başka şeylerle örtmeye çalışmam, samimi olmadığım gibi kanaat oluşur ki o kanaat haklı olur. Bu tamamen acaba biz Kılıçdaroğlu’nun yükselişini nasıl indirebiliriz, bu istismar aslında. Ama yapılıyor yani. Bunu kalkıp da özel şekli ile farklı bir yere koymak, istismar etmek doğru değil. Söylenmesi gerekeni söyledim, ne yapacaklar, kalkıp beni öldürecek, vuracaklar mı?.. İnancı istismar etmek doğru değildir. İnanç, kimlik üzerinden politika yapmak doğru değildir. Kimin Allah’a yakın olup olmadığını, kimin inançlı olup olmadığını sadece Yüce Yaradan bilir. Peygamber’e verilmeyen yetkiyi bunlar kullanıyorlar. Herkesin inancı Allah ile kul arasındadır, terazi Yüce Yaradan’dadır. Başka kimsede değil. Bu siyasete malzeme olmaz, siyasete malzeme olduktan sonra iş çığırından çıkıyor. Başka bir yere sürüklenmiş oluyor. Keşke aynı tepkiler kul hakkı yiyenlere, haram yiyenlere de yapılsaydı. Ayda 10 bin dolar siyasetçi için de yapılsaydı, kim bu siyasetçi diye sorsalardı. Keşke yapsalardı bunu. Bu ülkede çocuklar aç öldü, keşke onun için mücadele etselerdi. Bu yanlıştır deselerdi, bu çocuk niye açlıktan öldü diye sorsalardı. En büyük günahın kul hakkı yemek olduğunu da ben biliyorum, herkes biliyor.

SAMSAT’A GİTTİ Mİ İKTİDAR?: (Deprem bölgesine iktidarın 1 yıllık vadi) Samsat’a gitti mi iktidar, Adıyaman Samsat’a. 7 yıl önce deprem oldu. Orada da dediler, 1 yıl içinde teslim edeceğiz diye. 7 yıldır konteynerde kalan var. Dinliyorlar mı biliyorum, yetkililer dinliyor mu? 7 yıldır Adıyaman Samsat’ta evleri yapılmayan aileler var. Niye yapmadınız, 7 yıl geçti. Şimdi tamamını 1 yılda mı yapacağız diyorlar? Tamamı yapılır. 300 bin konut, 7 yıl gerçeği orada. Ama biz yapacağız, depreme dayanıklı konutlar yapılacak. Tamamından 1 kuruş alınmayacak, güçlendirme yapılacak, güçlendirmeden de 1 kuruş para alınmayacak. 1 milyona yakın binanın ya yeniden yapılması ya da güçlendirilmesi lazım. Nasıl yapacaklar, çıkıp anlatsınlar. Niye anlatmıyorlar. Kaç ay geçti depremin üzerinden. Temel attılar, temellerini gördük. Biz hepsini depreme dayanıklı yapacağız. Anahtarını teslim edeceğiz. Ondan sonra diyeceğiz ki, devlet olarak bir kabahatimiz oldu, 42 kişi imza attı. Bunların 23 belgenin de tamamının doğru olmadığı çıktı ortaya. Ben onların tamamıyla ayrıca hesaplaşırım ama senin konutunu sana teslim ediyoruz diyeceğiz.

GELSİN KARŞIMA SÖYLESİN: (Erdoğan’ın ‘HDP ile iş birliği var’ açıklaması) Niye cesaret edip karşıma söylemiyor, gelsin karşıma söylesin. Ben de cevabını tak tak tak söyleyeyim. Akıl alacak şey değil. Bir teröre karşıyız. 50 sefer söyledik. 100 sefer söyledik, 1000 sefer söyledik. Gidip onlarla kucaklaşıp sohbet eden sensin. Biz teröre karşıyız, hiçbir partiyi de dışlamıyoruz. Öyle ise HDP’li milletvekili TBMM’yi yönetmiyor mu? Ne diyecek Erdoğan, söylesin bakayım. Ucuz suçlamalara artık milletin karnı tok. Teröre karşıyız, nereden, kimden gelirse gelsin. Çünkü terör bir insanlık suçudur. Kul hakkı yiyene oy vermeyin dedim. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyene oy vermeyin dedim. PKK terör örgütünün saldırısına uğrayan benim. El bebek gül bebek edilen de oydu. Akıl alacak şey değil. AK Partili kardeşlerimden de oy verecek olanlar var. Onlar da gidişattaki tehlikeleri görüyorlar, yanlışı görüyorlar. Geçmişte AK Parti’ye oy verenler bir daha oy vermeyeceğiz diyorlar. Kamplaşmadan kutuplaşmadan yorulduk. Siyaset, halka adanmışlıktır.”

CUMHURBAŞKANI ADAYI KILIÇDAROĞLU: “YOLSUZLUK YAPANLAR, KUL HAKKI YİYENLER NE ZAMANDAN BERİ BU ÜLKEDE KAHRAMAN OLMAYA BAŞLADI. NE ZAMANDAN BERİ DÜNYA LİDERİ OLMAYA BAŞLADI BUNLAR”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “SPK’nın başına getirilen kişi, 2 milyon dolar rüşvet alan kişi. 2 milyon dolar rüşvet alan kişi Meclis’in genel kuruluna geliyor hiçbir şey olmamış gibi. Akıl alacak şey değil. İnsan insanın yüzüne bakamaz. Böyle bir şey görmedim. Nasıl oluyor? Milletin parasını, pulunu yiyorsun; ortalıkta geziyorsun bir de ben kahramanım diyorsun. Yolsuzluk yapanlar, kul hakkı yiyenler ne zamandan beri bu ülkede kahraman olmaya başladı? Ne zamandan beri dünya lideri olmaya başladı bunlar? Yok öyle bir şey” dedi.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; Haber Türk’te, Serap Belet ve Kürşat Oğuz’un Olaylar ve Görüşler programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu, sorulara şu yanıtları verdi:

TERÖRLE ETKİN MÜCADELE YAPILACAK: (HDP’ye bakanlık vereceğiniz söylendi) HDP ile bu konuları görüşmedik. Hayır. Birileri kalkıyor kendisine göre bir şeyler söylüyor. Görüşmedik bunları. Biz ittifak bir aradayız, altı lider görüşüyoruz zaten. Terörden hepimiz şikayetçiyiz, mutabakat metnine de bunu yazdık. ‘Acaba bir şeyler karıştırabilir miyim? Millet İttifakı’nın teröre destek veriyor algısı yaratabilir miyim…’ Yok böyle bir şey. Tam tersine, terörle etkin mücadele yapılacak. Sadece bizde değil bölgemizde de terörün olmamasına özen gösteriyoruz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı (OBİT) kuracağız. Türkiye, İran, Suriye, Irak bir araya geleceğiz. Terörden arındıracağız buraları yani komşumuzda da terör olmayacak çünkü o bize sıçrayabilir. OBİT’in en büyük özelliği bu. Sadece biz değil Ortadoğu halkları da terörden şikayet ediyor orada da binlerce insan hayatını kaybetti. O bölgeyi tamamen terörden temizlemek zorundayız, bölgeye huzuru, barışı getirmek zorundayız. Hiç kimse unutmasın Türkiye bu bölgenin dominant ülkesidir, bütün Akdeniz’de en güçlü ülke haline getireceğiz. Samandağ’dan başlayıp Mersin’e kadar olan havzayı bütün Akdeniz’in en büyük ve güçlü üretim merkezi haline getireceğiz. Süveyş kanalına, Ceberitarık’a, boğazlara yakın bir üretim üssüne döndüreceğiz. Katma değeri yüksek ürünler üretilecek burada.

ORTADOĞU’YA VE AFRİKA’YA İHRACAT YAPACAĞIZ AYNI ZAMAN BU BÖLGE İHRACATIN MERKEZİ OLACAK: Maden rafineleri kurulacak burada. Hesabımıza göre 5 yıl içinde İstanbul’un nüfusu 2,5 milyon azalacak çünkü insanlar bu bölgelere gelecekler, buralarda yatırım yapacaklar. Hem bunu yapacağız aynı zamanda deprem bölgesini kapsayan Elazığ’da içine dahil ederek 11 ili özel bir teşvik yasasıyla ki o yasa taslağını da ittifak olarak Meclis’e verdik, sunduk. O yasa teklifimizi bütün odalara, borsalara hepsini göndereceğiz. Herkes bilmeli, biz neyi hedefliyoruz? Bakın bunlar yapamıyorlar, sadece ev yapacağız diyorlar, bölge elden gidiyor bölge…İnsanlar orada ne yapıyorlar, ticaret nasıl, ekonomi nasıl? İnsanlar kenti terk etti bunlar nasıl gelecek? Onlar hiç düşünmüyorlar, günlük yaşıyorlar. Oysa biz belli bir zaman dilimi içinde ve derinliğinde düşünüyoruz. Uzmanlarla oturduk konuştuk. Hangi avantajları sağlayacağız, bunun bütçeye getireceği artı, eksi nedir? Getireceği yarar nedir? İnşaatlar bittikten sonra bunlar ne olacak, bu fabrikalar ne olacak? Ortadoğu’ya ve Afrika’ya ihracat yapacağız aynı zaman bu bölge ihracatın merkezi olacak.

ŞEYTANIN AKLINA GELMEYEN BUNLARIN AKLINA GELİYOR: Vallahi de billahi de bunlar bilmiyorlar bakın yemin ediyorum. Nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Tamam deprem oldu ama buradan Türkiye daha güçlü olarak ayağa kalkabilir, yatırım yapabilir. Söyledim ben Kahramanmaraş’a gittiğimde; buraya dedim depremden sonra örneğin değişik bakanlıklardan bürokratlar gelip sizi dinlediler mi sorunlarını dinlediler mi ve kendi bakanlarına çözüm ürettiler mi? Normalde olması gereken odur. Çözümü bürokrasi üretecek. Hazine’den, maliyeden diğer birimlerden bir araya gelecekler, ne oluyor, neyin nesidir…Bir daha bu tür felaketler olduğunda kenti ya da ülkeyi nasıl dayanıklı hale getirebiliriz? Bununla ilgili de bir çalışma yaptık, kanun teklifi hazırladık verdik Meclis’e…Devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar ama parayı nasıl yiyeceklerini biliyorlar. Rüşvet nasıl alınır biliyorlar. Şeytanın aklına gelmeyen bunların aklına geliyor.

SADECE KENDİ ÜLKEMİZİ DEĞİL BÜTÜN BÖLGEYİ TERÖRDEN ARINDIRACAĞIZ. ORTADOĞU COĞRAFYASINDA TERÖRÜ TAMAMEN BİTİRECEĞİZ: Terörle mücadele ettiler de biz karşı mı çıktık? Hiç, asla. Hiç kimse unutmasın; terörle en sağlıklı ve en tutarlı mücadeleyi biz yapacağız. Sadece kendi ülkemizi değil bütün bölgeyi terörden arındıracağız. Ortadoğu coğrafyasında terörü tamamen bitireceğiz. Kavgayı değil barışı önceleyen bir politika izleyeceğiz. Domuz bağıyla öldürülenleri unuttu mu sanıyorlar?

BEN YASALARA GÖRE KURULAN BÜTÜN SİYASİ PARTİLERE SAYGILIYIM. DEVLETİN İZİN VERDİĞİ HER SİYASİ PARTİYE SAYGILI OLURSUNUZ: (HDP ile HÜDA-PAR’ın benzerliği var mı?) Ben yasalara göre kurulan bütün siyasi partilere saygılıyım. Devletin izin verdiği her siyasi partiye saygılı olursunuz. Şimdi kalkıp da bir siyasi partiyi suçluyorsanız bunun gerekçeleri olması lazım. Devlet izin vermiş, bu ülkenin İçişleri Bakanlığı izin vermiş. Geçmişi eğer sorgulanacaksa bunu sorgulayacak olan ben değilim ki sorgulayacak olan siyasal iktidar. Bakacak, teröre bulaştı mı bulaşmadı mı? Yasadışı iş yaptı mı yapmadı mı? Bunların hepsinin devletin birimleri bakar, bizim Milli İstihbarat Teşkilatı’mız yok ki devletin var. Varsa bir suç, cumhuriyeti tehlikeye sokacak, Türkiye açısından bir beka sorunu yaratacak bir olay varsa devletin ilgili birimleri harekete geçerler. Kısır tartışmalardan, çekişmelerden, ‘Burada acaba suçlarsak bize oy gelir’ onların hepsi hikaye. Ben partilerin kapatılmasını doğru bulmuyorum. Partiler anayasaya göre demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Teröre bulaştıysa, terörle ilgisi varsa tamam gereğini yaparsınız, o kadar. Bugüne kadar pek çok parti kapandı ne oldu? Yenileri açıldı.

BAYRAMDA ALTI LİDER ALTI AYRI DEPREM BÖLGESİNDE OLACAĞIZ: (5 parti genel başkanları ile ortak miting olacak mı sorusu üzerine) Onu da konuştuk. Altı liderin bir arada her seferinde bulunmasının doğru olmadığı kanısına vardık. Mesela bayramda altı lider altı ayrı deprem bölgesinde olacağız. Değişik yerlerde. (Sizi birlikte görecek miyiz?) Olabilir niye olmasın ama sürekli altı liderin bir arada olması enerji kaybına yol açıyor. Ben diyelim ki Adana’daysam, Temel bey Çorum’da, Meral hanım Mersin’de, Gültekin bey Afyon’da, Davutoğlu Konya’da, Babacan Urfa’da olmalı. Her birimiz bir yerde olmalıyız. Çünkü ortak mutabakat metni çıktığı için hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. Orada bütün ilkeler, kurallar belirlenmiş ama Cumhur İttifakı’nda anlıyorum sadece Erdoğan konuşacak diğerleri dinleyecekler.

DEVLETİ YÖNETEN KİŞİ, SAĞLIKLI VERİ GELECEK Kİ OTURUP KARAR VERSİN: (Ekonomik vaatler üzerine) İnsanların hayatlarında çok şey değişecek. Bir, insanlar evlerinde çok rahat oturacaklar. İki, siyaseti rahat eleştirecekler. Üç, mutfaklar şenlenecek. Hemen kısa sürede değil ama 6 ay içinde bir rahatlama, ferahlama olacak. Herkes biraz ‘Evet, biz şu anda iyi yönetiliyoruz…’ Eleştiri geldiği zaman saygıyla alacağız, hatamız varsa süratle değiştireceğiz. Önce bir Hasar Tespit Komisyonu kuracağız. Biz şu anda devletin geliri, gideri, yükümlülükleri nedir kimse bilmiyor, ben de bilmiyorum, 600 milletvekili de bilmiyor. Bu komisyon görevini yapacak, 15 gün içinde en geç bize Türkiye’nin bütün yükümlülüklerini, avro yükümlülüğümüz nedir, dolar yükümlülüğümüz nedir, beşli çetelere ne ödeyeceğiz, bunların aldıkları paralar nedir, varlık fonunda ne oluyor…Devleti yöneten kişi sağlıklı veri gelecek ki oturup karar versin. Devlet ciddiyetle yönetilecek kurumdur öyle ben bunu söyledim bu oldu anlamında değil öyle bir şey olmaz.

BÜROKRASİ LİYAKATE DAYANACAK, İŞİ EHLİNE TESLİM ETMEK ZORUNDASINIZ. ONU İLK GÖRÜŞMEMİZDE KARARA BAĞLADIK: Ekonomik ve Sosyal Konseyi hemen oluşturacağız iş dünyası, işçileri, çiftçileri, sendikacıları, sanayicileri, ticaret erbabını çağıracağız ne istiyorlar ve biz ne yapacağız…Çünkü sorunu yaşayandan dinlemezseniz sağlıklı çözüm üretemezsiniz. Süratli bir şekilde devlette liyakati sağlayacağız. Merkez Bankası’nın başına Merkez Bankası’nı bilen, hem içeride hem dışarıda finans çevrelerine güven veren bir kişiyi getireceğiz. (Merkez Bankası’ndan bahsettiniz belki kimin getirileceğini konuşmuş olabilirsiniz, belli mi?) Evet. Bizim hafızamızda var tabii şimdi söyleyemeyiz hafızamızda var.  (Ekonominin başında kim olacak?): Ona girmedik şimdi kalkıp da şu ekonomiden şu şöyle o ayrı bir şey. Ben bürokrasiden söz ettim. Bürokrasi liyakate dayanacak, işi ehline teslim etmek zorundasınız. Onu ilk görüşmemizde karara bağladık, altı lider, ilk toplantıda devlette liyakat sisteminin bozulduğunu devletin bu açıdan çürüme süreci içine girdiğini, hemen hemen her alanda rüşvetsiz işin yapılmadığı gibi bir tablonun ortaya çıktığını, sadakatin değil liyakatin esas alınması gerektiğini ve bu konuda görüş birliği yapacaksak biz devam edelim, altı lider bu konuda görüş birliği içindeyiz.

YOLSUZLUK YAPANLAR, KUL HAKKI YİYENLER NE ZAMANDAN BERİ BU ÜLKEDE KAHRAMAN OLMAYA BAŞLADI Nitelikli insan getireceksiniz. Bakın şu anda devletin içinden nitelikli ve saygın insanlar var ama bunlar bir köşeye atılmışlar. (Bürokrasideki değişim içinde liyakatli kadroların gelmesi için ön çalışma yaptınız mı?) Elbette. Her şeye hazırlıklıyız. Elbette yaptık. BBDK, Kamu İhale Kurumu bunlar çok önemli kurumlar. Sermaye Piyasası Kurulu…Bütün bunların tamamı nedir, ne oldu bunları biliyoruz, kimlerin neler yaptığını, SPK’nın başına getirilen kişi, 2 milyon dolar rüşvet alan kişi, 2 milyon dolar rüşvet alan kişi Meclis’in genel kuruluna geliyor hiçbir şey olmamış gibi. Akıl alacak şey değil. İnsan insanın yüzüne bakamaz. Böyle bir şey görmedim. Nasıl oluyor? Milletin parasını, pulunu, kulla hakkını yiyorsun ortalıkta geziyorsun bir de ben kahramanım diyorsun. Yolsuzluk yapanlar, kul hakkı yiyenler ne zamandan beri bu ülkede kahraman olmaya başladı? Ne zamandan beri dünya lideri olmaya başladı bunlar? Yok öyle bir şey.

 

Bu, devletin kuruluş felsefesine aykırıdır, bizim inanç felsefemize de aykırıdır bu, insanlığa da aykırıdır bu. Devleti saydam kılacağız. Ulusal Vergi Konseyi kuracağız. Ben vergi ödüyorsam benim vatandaş olarak şunu sorma hakkım var; ‘Ey devlet sen benden vergi aldın bu parayı nereye harcadın?’ Bu konuda ilk yazıyı yazan da benim, Fransa dönüşü oradaki örneği aldım bir Ulusal Vergi Konseyi kurulması gerektiğini söyledim, o zaman TÜRMOB sahip çıktılar bu düşünceye ama bu benim düşündüğüm gibi değil.

BEYAZ KAĞIDIN ARKASINI DOLDURMADAN O KAĞIDI YIRTIP ATMAZDIK. NE DEMEK 13 UÇAK? FAKİR FUKARASININ PARASINI ALIYORSUN, HAVAALANINDA YATAN UÇAĞA VERİYORSUN: Fransa’da Ulusal Vergi Konseyi, devlette toplanan vergileri alır, analiz eder, Cumhurbaşkanına sunar Resmî Gazete’de yayınlanır. Akademisyenden sade vatandaşına kadar herkes verginin nerede harcandığını görür. Bizim amaçladığımız o. Kesin Hesap Komisyonu kuracağız dedik. Geçen yılın bütçesi nereye harcandı? Komisyon başkanı muhalefetten olacak. İktidar olarak gidip hesabımızı vereceğiz orada. İlk genelgelerimizden, kararlarımızdan birisi de savurganlıkla mücadele olacak. Asla israfa izin vermeyeceğiz. Devlette böyle yetiştim, beni böyle yetiştirdiler. Beyaz kâğıdın arkasını doldurmadan o kağıdı yırtıp atmazdık. Ne demek 13 uçak? Fakir fukarasının parasını alıyorsun, havaalanında yatan uçağa veriyorsun. Niye veriyorsun. 1 uçak sana yetmiyor mu? 13 uçak, saraylar… Tam anlamıyla israf yeri orası. İslamiyet’te israf haramdır. Haram olan şey helal olmaya başladı. Anlamakta zorluk çekiyorum bunların anlayışını.

BEN 300 MİLYAR DOLAR TEMİZ PARA GETİRECEĞİM BU ÜLKEYE. TEMİZ PARA. UYUŞTURUCU BARONLARININ PARASI DEĞİL: 100 bin öğretmen ataması yapacağız, Cumhuriyetin 100’üncü yılında. Köy okullarını açacağız. Köylerde sadece öğretmen olmayacak imam, öğretmen, ziraat mühendisi, teknisyeni olacak, hayvancılık yapıyorsa veteriner olacak., hepsi kamu görevlisi olacak. (Köye dönüşü teşvik edeceksiniz) Tabi… Kırsal boşaldı şu anda. Köylerde yaşayan bütün genç ve bütün kadınların SGK primini devlet ödeyecek. Böyle onların emeklilik hakkını devlet sağlamış olacak. (Bazı kesimler Kemal bey popülizm yapıyor, bunları nasıl karşılayacaksınız?) Hayır. Türkiye zengin ülke. Nerede kaynak yok? Tasarrufa gidersiniz. Ben 300 milyar dolar temiz para getireceğim bu ülkeye. Temiz para. Uyuşturucu baronlarının parası değil. Öyle IMF git yalvar yakar değil. Onlar bize gelebilir miyiz diyecekler. Evet gelebilirsiniz ama şu koşulda, yatırım yapacaksın, istihdam yaratacaksın. Gel borsada vurgun yap, git değil. Biz ülkenin soyulmasına izin vermeyeceğiz.  İstihdam yaratıyorsa gel kardeşim. O nedenle diyorum Samandağ’dan Mersin’e kadar olan bölgeyi Akdeniz’i en güçlü katma değerini üreten yöresi haline getireceğiz. Trabzon, Samsun’un Mersin ve İskenderun’a demir yoluyla bağlayacağız.

ÖNCE HAYVANLARI TÜMÜYLE ÜCRETSİZ VERECEĞİZ. ONDAN SONRA ETE DAYALI, HAYVAN ÜRÜNLERİNE DAYALI SANAYİ OLUŞTURACAĞIZ: Anadolu’da diyelim ki fabrikanız var Yozgat’a, Çankırı’da, demiryoluyla limana taşıdığınızda lojistiği tüm masraflarını devlet olarak biz karşılayacağız Dolayısıyla fabrikayı deniz kenarına, pahalı bir yer bulup yapmak yerine Anadolu’da herhangi bir yere yapabilecek. Devlet plan yapacak ama ağırlık özel sektörde. Fabrikayı onlar kuracak diyecek ki ‘Lojistik, büyük masraflar var ben Kayseri’de, Çorum’da yapamıyorum ama denizin kenarında yaparsam maliyet ucuz olacak diyecek’ hayır diyeceğiz. Sen Anadolu’da yap, lojistiğini biz karşılayacağız. Erzurum-Elâzığ-Tunceli-Kars-Ardahan tarım ürünleri özel merkezi yapacağız. Önce hayvanları tümüyle ücretsiz vereceğiz. Ondan sonra ete dayalı, hayvan ürünlerine dayalı sanayi oluşturacağız. 2 milyar dolar kazansak bile olağanüstü bir şey. Fındıkta, çayda aynı şekilde. Rizelilere söz verdim. Kaçak çayları önleyeceğiz. Rize meydanında kaçak çayları yakacağız. Bunun mücadelesini halka göstermezseniz inandırıcı olamazsınız.

(Jeremy Rifkin hala danışmanınız mı?) Evet. Raporlar geliyor örneğin iklim değişikliğinin Ortadoğu, Akdeniz, Türkiye’de yaptığı tahribatın bunun önlenmesiyle ilgili nelerin yapılması gerektiği konusunda güzel bir raporlar var. Merkel’in danışmanlığını yaptı, Çin’de devlet başkanın danışmanlığını yaptı Çin’de ayağa kalktı. Arkadaşlarımız Zoom üzerinden sürekli görüşüyor. Sağlık sorunu var.

O PARAYI DAĞITMAYANLARDAN BUNUN HESABINI SORACAĞIZ: Bu milletten 15 Temmuz şehit ve gazileri için para topladılar, bu parayı şehit yakınları ve gazilere vermediler. 1 hafta içinde tamamını vereceğiz. Beşiktaş saldırısında 49’u polis 52 kişi hayatını kaybetti. Orada da para topladılar, o dönemin parasıyla 52 milyon lira bu dönemin parasıyla 1 milyarın üstünde o parayı da dağıtmadılar. 1 hafta içinde hak sahiplerine dağıtacağız. Hiçbir haksızlığa izin vermeyeceğiz. O parayı dağıtmayanlardan bunun hesabını soracağız.

İKTİDAR OLDUĞUMUZDA NEYİ YAPACAĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYORUZ. ORTAK MUTABAKAT METNİNDE BUNLAR VAR. KARŞI TARAF NE YAPACAK, BUNU KİMSE SORMUYOR: O kadar büyük haksızlıklar yaptılar ki, bu haksızlıklara kimsenin izin vermemesi lazım. Bu haksızlıkları yapanları iktidar yaptığınızda kendi sonunuzu getiriyorsunuz zaten. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. İlk 1 hafta içinde tank palet fabrikasını Katar’dan alacağız, ordumuza teslim edeceğiz. 20 yıldır Türkiye tek bir tank alamadı. (Millet İttifakı’nın ortak çalışması mı bunlar?) Tabii, tek tek hazırlandı. İktidar olduğumuzda neyi yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Ortak mutabakat metninde bunlar var. Karşı taraf ne yapacak, bunu kimse sormuyor. 20 yıldır memleketi hangi hale getirdiniz belli zaten bu saatten sonra ne yapacaklar ki bunlar?

NASIL DAĞITILDIĞINI, DAĞITIMINI KİMLER YAPTIĞINI HEPSİNİ POLİS BİLİYOR. ÇÜNKÜ BU ÜLKENİN YÜREKLİ POLİSLERİ VAR AMA SİYASİ OTORİTE BASKILIYOR: Uyuşturucu baronlarına hizmet eden bir siyasal iktidar olamaz. Türkiye uyuşturucu cenneti oldu. En son galiba yanlış hatırlamıyorsam Güney Amerika’dan Türkiye’ye gelecek olan ciddi uyuşturucu yükünü daha yakaladılar. Nereye geliyor bunlar? Polis hepsini tek tek biliyor. Afrika’ya nereye geldi, buradan nasıl dağıtıldığını, dağıtımını kimler yaptığını hepsini polis biliyor. Çünkü bu ülkenin yürekli polisleri var ama siyasi otorite baskılıyor hayır dokunmayacaksınız diyor, ben bunu biliyorum.

ESNAFIN PANDEMİ DÖNEMİNDE ALDIĞI KREDİLERİN, DEPREMDEKİ ESNAFIN BANKA KREDİLERİNİN FAİZLERİNİ 1 HAFTA İÇİNDE SİLECEĞİZ. ÇİFTÇİLERİN DE 1 HAFTA İÇİNDE FAİZLERİNİ SİLECEĞİZ: Geldik 1 hafta içinde yapacağız dersem doğruyu söylememiş olurum çünkü siz samimiyetinizi gösterecekseniz zaman dilimini de söyleyeceksiniz. (1 hafta için üç şey var dediniz onu yapacağız dediniz) Onu yapacağız. 1 hafta içinde esnafın pandemi döneminde aldığı kredilerin, depremdeki esnafın banka kredilerinin faizlerini 1 hafta içinde sileceğiz. Çiftçilerin de 1 hafta içinde faizlerini sileceğiz.

ERDOĞAN’IN DAMADININ İŞ YERİNE ONDAN ÖNCE BEN GİTTİM: (Kazanımlardan sapma olur mu geriye gidilir mi?) Hiçbirisi geriye gitmez. Erdoğan damadının işyerine gitmeden önce ben gittim. İHA’ların, SİHA’ların yapıldığı merkeze ben gittim. Teşvik eden benim. Ekibiyle oturan, konuşan benim. Çok güzel bir ekibi var. Onları yüreklendiren benim. Savunma sanayine niye karşı çıkayım? Türkiye zaten savunma sanayinde güçlü olmak zorundadır. Niye F-35 planının dışına çıktı? Niye oradaki paralarımızı geriye alamadılar? Hani dünya lideriydi beyefendi? Palavraya yer yok. Savunma sanayinin 1970’lerde çıkmış gizli kararnamesi var bende. Siz bu sanayiye önem veriyorsanız, bu ülke 2018’de tank yapacaktı. Tank palet fabrikasında 5 ayrı tank üretilirdi. Tank palet fabrikasını toplarını Kırıkkale’de Aselsan, Roketsan bunların işbirliği ile yapıldı. Tamamı başarılıydı. Tam not almıştı. Bir gece çıktılar hayır siz yapmayacaksınız dediler. Tank Palet bir tarafa katıldı Katar ordusu ve Ethem Sancak’a verildi. İHA yapıyorsun gurur duyuyorsun, biz de gurur duyuyoruz. Daha fazla destek devam edecek. Aselsan’ın içi boşaldı. Önemli savunma sektörü, sanayi sektörü orası. Bütün çalışanlar Avrupa’ya gitti. Oralarda yaşanan tabloyu kaç kişi biliyor? Bu kardeşiniz hepsini biliyoruz çünkü orada çalışan namuslu insanlar burada önümüzü kesiyorlar diyor. Hepsinin önünü açacağız.

BEN KAZANACAĞIMA İNANIYORUM. ÜLKENİN İÇİNDE BULUNDUĞU TABLO BELLİ, BU TABLODAN BU ÜLKEYİ KURTARACAK KİŞİ BELLİ: Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçince partiyle ilişkimizi keseceğiz. 6 liderin ortak kararı bu. Ben de o karara doğal olarak uyuyorum. (Kaybedersem diye düşünüyor musunuz?) Ben kazanacağıma inanıyorum. Ülkenin içinde bulunduğu tablo belli, bu tablodan bu ülkeyi kurtaracak kişi belli. Devlet adamı kimliği olması lazım, dürüst ve namuslu bir insan olması lazım, kul hakkı yememesi lazım, kendisini vatandaşa adaması lazım. Her evde huzurun, bereketin olması lazım. Birbirimize selam veremez noktaya geldik. Bu ülkeye huzuru, barışı getireceğim. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu ülkenin ferasetine, insanlarına güveniyorum. İnsanlar niye aç gezsin, pazara giderken ne alayım ne almayayım diye niye hesap yapsın? Hayvancılık yapan birisi şunu söyledi ‘İneğimi yeteri kadar besleyemiyorum, param yok’ diyor. Nerede bu yem fabrikalar, gübre fabrikaları. Bu ülke 34 yıl sonra şeker ithal etti. Bu bile başlı başına ayıptır. Türkiye sorunlar yumağı içinde ve buradan çıkması lazım. (Parlamenter sistem için öngördüğünüz süre nedir?) Çoğunluğu parlamentoda sağladıktan sonra daha hızlı bir süreç almak için anayasa metinlerini de hazırladık. Kısa sürede yapacağız, ondan sonra gerçek anlamda demokrasi gelecek, siyaset kurumu halkına hesap verecek. Devlet vatandaşıyla kucaklaşacak. Bunlar devleti devlet ana olmaktan çıkardılar.

ESKİ ALIŞKANLIKLARINIZI BİR TARAFA BIRAKIN KUL HAKKI YEMEYEN VE GERÇEKTEN BU ÜLKEYE HİZMET EDECEK OLAN İNSANA OY VERİN: (Yurtdışındaki oylar için seçim güvenliği hazırlığı var mı) Hem içeride hem dışarıda seçim güvenliği konusunda yaklaşık 1 yıldır çalışıyoruz. İllerden gelen her bir seçmen sandıkta görev yapacak olan arkadaşlarımızın listesiyle ilgili olarak tek tek telefon ediliyor. Hangi sandıkta görevli olduğu soruluyor, sonra onlara eğitim veriliyor. Onlar sandık başında görevli olacak, ayrıca müşahit kartı vereceğiz, gönüllü arkadaşlar için. Gönüllüleri de görevlendireceğiz. Büyük metropollerde barolar her okulda bir avukatı bulunduracak. Uyuşmazlık çıktığında avukat müdahil olacak. Tek isteğim şu; vatandaşlarımız sandığa gitsinler, oylarını kullansınlar. Oy kullanırken sizden sadece bir şey bekliyorum elinizi vicdanınıza koyun, oyunuzu öyle kullanın. Eski alışkanlıklarınızı bir tarafa bırakın kul hakkı yemeyen ve gerçekten bu ülkeye hizmet edecek olan insana oy verin. Doğrusu olan budur, doğruyu yapın çünkü bu ülke hepimizin ülkesi. Türkiye çok ciddi sorunla karşı karşıya. Tarım perişan vaziyette. Sanayicilerle gidin konuşun. Doları frenlemek için satmadıkları bir şey kalmadı. Arka kapıdan 128 milyar doları sattılar. Kime sattıkları hala belli değil. Borsada yapılan vurgunlar. Vurguncuların bir anlamda karargahı oldu Türkiye. Bu vurgundan Türkiye’yi kurtaracağız.

YSK’dan gelen her türlü veri iyi bir ekibimiz tarafından tek tek gözden geçiriliyor. Kim ilk kez oy kullanacak, bugün oy kullanan kişi daha önce nerede oy kullandı bunların hepsini biliyoruz. Çok güçlü bir dijital altyapımız var. Hata varsa YSK’ya bildiriyoruz, kabul ediyorlar ve düzeltiyorlar. Biz bütün bu konularda iyi çalışan bir ekibe sahibiz.

7 KARDEŞİN İÇİNDE ÜNİVERSİTEYE GİDEN SADECE BENİM: (Siyasete neden başladınız?) Düşük düzeyli bir memurun 7 çocuklu ailesinden gelen birisiyim. Babam küçük bir memurdu. İlkokul mezunuydu. Annem rahmetli okuma yazma bilmezdi. Büyük ablam da şimdi Kocaeli’nde yaşıyor, o da okuma yazma bilmiyor. 7 kardeşin içinde üniversiteye giden sadece benim. Babamın diğerlerini okutmaya imkanı yoktu. Üniversiteyi kazandım, sınavlara girdim. Hesap uzmanları sınavı çok zor bir sınavdır, o sınava girdik, kazandık. Meslekte muavinlik yaptık. Bitirip memur olarak başladığınız gün ile yeterlilik sınavını verip hesap uzmanı olduğunuz gün arasında büyük farklar vardır. Dünyaya bakışınız, devlete bakışınız, yetişme tarzınız bunlar devletin akademisi gibidir. Biz Hesap Uzmanları Kurulu, Maliye Teftiş Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, Gelirler Kontrolörleri Bankalar Yeminli Murakıpları bunlar çok özel seçilen kişilerden oluşur, eğitilir ve bunlar devletin en nitelikle yerlerinde görev yaparlar.

ÇOCUKLARIMI SİYASETİN DIŞINDA TUTUYORUM, ELLERİ EKMEK TUTUYOR: Böyle bir kadroda yetiştim. Uzun yıllar Maliye Bakanlığı’nda çalıştım, Bağkur’da çalıştım. SSK’da çalıştım. Daha sonra kendi arzumla emekli oldum. Emekli olduktan sonra Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği başkanlığı yaptım. O dönem pek çok yolsuzluk dosyasını ortaya çıkardım, kamuoyunda tartışılmasına yol açtım. Sonra kader, siyasete davet üzerine geldim. Milletvekili oldum. Milletvekili olurken de bu olayların üzerine gittim. Vatandaşın hakkını yemek suçtur efendim. Devletin soyulmasına izin vermemeniz lazım. Vatandaş devlet ayakta kalsın diye vergi veriyor. Bütün hayatım bununla geçti. Pek çok kişi benimle uğraştı, iftiralar atıldı. Sonuçta hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Devlette çalışırken de ‘Acaba bu bir şey yapmış mıdır’ diye müfettiş orduları görevlendirdiler, bütün yaptıklarım incelendir, araştırıldı. Bir şey bulamadılar. Yok ki bir şey…Siyasete girdiğim gün de benim mal varlığım budur diye internet sitesine koydum. Karımın yüzüğüne kadar, nişan yüzüğüne kadar. Böyle bir ahlaki gelenekten geliyoruz, böyle yetiştik. Çocuklarımı siyasetin dışında tutuyorum, elleri ekmek tutuyor. Onlar kimdir nedir, medyadan da mümkün olduğu kadar uzak tutmaya özen gösteriyorum. ‘Yani gelin şuna torpil yapın, şunu şöyle yapın, şurada şu vakfı kurduk gelin bağış yapın, Amerika’da bir vakıf kurduk gelin şunu yapın…’ Çocuklarımı, ailemi asla ve asla bu tür şeylere alet etmem, doğru da değil ahlaki de değil İslami de değil. Türkiye olmazsa takımlar da olmayacak. Takımlar güçlü olmalı. Bütün takımlar bizim takımlarımız. Ortaklaştığımız yer milli takım.”

Kaynak: ANKA Haber Ajansı