(ANKARA) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ile ara seçim gündemli görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Ara seçim talebiyle alakalı Saadet Partisi’nin kanaati şu: Hiçbir muhalefet partisi önünde bir seçim imkanı olduğunda seçimden kaçması gibi durum söz konusu olmaz. Her seçime hazırlıklı bir siyasi hareketiz. Sorunların çözümüyle alakalı palyatif çözümlerden ziyade kökten bir çözüme ihtiyaç olduğunu biz her zaman söylüyoruz. Erken seçim Türkiye için kaçınılmaz bir süreç. Birçok sorun, birçok problem Türkiye’de var. Ama şunu kabul etmeliyiz ki hiçbir sorun birbirinden bağımsız sorunlar değil. Hepsi birbiriyle ilintili olan sorunlar. Ve bütün sorunların çözümü için de bütüncül bir yaklaşım ortaya konulması gerekiyor. Bugünkü bütüncül yaklaşımın adı da erken seçim olması lazım” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Zafer Partisi, SOL Parti ve Anahtar Parti’nin ardından bugün, Saadet Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkan Mahmut Arıkan ile görüştü.
Ziyarette Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan ve Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti. Arıkan, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede, Saadet Partisi’nden ise Genel Başkan Yardımcıları; Mustafa Yılmaz, Mesut Doğan, Sabri Tekir yer aldı. Saat 09.00 itibarıyla başlayan görüşme, bir saat sürdü.
İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.
“Ara seçimle alakalı fikir alışverişinde bulunduk”
Arıkan, şöyle konuştu:
“Bugün CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve kıymetli heyetini misafir ettik. Hem dünyadaki gelişmeler, hem ülkedeki gelişmeler üzerine verimli bir görüşme yaptık. Siyasi partiler arasındaki bu tip görüşmeleri biz Saadet Partisi olarak olumlu bulduğumuzu her zaman ifade ediyoruz. Konuştuğumuz konular arasında dünyadaki gelişmeler ve Türkiye’deki yönetimlerden kaynaklı ekonomik problemlerle alakalı CHP’nin hazırlamış olduğu ekonomik planlama paylaşımı yapıldı. Siyasetin şeffaflaşmasıyla alakalı siyasetteki bütün aktörlerin hakeza bürokratların şeffaflık ilkesi gereği davranış usullerinin inceleneceği siyaset etik yasası konuşuldu. En nihayetinde de uzun bir süredir kıymetli Genel Başkan’ın, heyetinin dillendirdiği ara seçimle alakalı bir fikir alışverişinde bulunduk.
Tabii şu husus herkesin hemfikir olduğu bir durum: Bugünkü AK Parti iktidarın sorunların çözme kabiliyetinin her geçen gün kaybolduğu hatta sorun çözme gayesiyle başlanan sürecin sorunun daha da kronik hale getirildiğini görüyoruz. Her şeyi değiştiriyor AK Parti sorunlarının çözümüyle alakalı bazen bakan değiştiriyor, bazen politikaları değiştiriyor, bazen söylemleri değiştiriyor ama problemlerin ülkedeki problemlerin vatandaşın sıkıntısının çözülmediğini de bu süreçte görüyoruz. Gerek dış politikada gerek iç politikada, gerek ekonomideki sorunları Sayın Genel Başkan’la verimli bir görüşme imkanı bulduk. Ben kendilerine tekrardan hoş geldiniz diyorum.”
“Erken seçim Türkiye için kaçınılmaz bir süreç”
Özel ve Arıkan basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Arıkan, “Siz ara seçim talebiyle ilgili olarak nasıl yorumluyorsunuz hem anayasayı hem de gidilme ihtimalini hem de partinizin tutumunu” ve “Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ara seçime kapıyı kapatmasını, Can Atalay konusunda inisiyatif almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorularına şu yanıtı verdi:
“Ara seçim talebiyle alakalı Saadet Partisi’nin kanaati şu: Hiçbir muhalefet partisi önünde bir seçim imkanı olduğunda seçimden kaçması gibi durum söz konusu olmaz. Her seçime hazırlıklı bir siyasi hareketiz. Sorunların çözümüyle alakalı palyatif çözümlerden ziyade kökten bir çözüme ihtiyaç olduğunu biz her zaman söylüyoruz. Erken seçim Türkiye için kaçınılmaz bir süreç. Birçok sorun, birçok problem Türkiye’de var. Ama şunu kabul etmeliyiz ki hiçbir sorun birbirinden bağımsız sorunlar değil. Hepsi birbiriyle ilintili olan sorunlar. Ve bütün sorunların çözümü için de bütüncül bir yaklaşım ortaya konulması gerekiyor. Bugünkü bütüncül yaklaşımın adı da erken seçim olması lazım. Türkiye idare edilemiyor. AK Parti’li arkadaşlara, siyasetçilere ben hep şunu söylüyorum: Bir kez de tebdili siyaset yapın, bir sahaya çıkın, insanların arasına girin, dolaşın. Neler konuşuyorlar? Ankara’da Külliye’deki gündemle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki gündemin Anadolu’nun gündemiyle uzaktan yakından alakası olmadığını görmelerini ben tavsiye ediyorum. Eminim o gündemi görecek olsalar, sahadaki insanların feryadını, iş insanlarımızın, emeklilerimizin, çiftçilerimizin, asgari ücretlerimizin, gençlerimizin problemlerini görecek olsalar ne Sayın Kurtulmuş bu taleplerle alakalı kapıları kapatacaktır ne de iktidar erken seçim yapmama noktasındaki direncini devam ettirebilecektir. Bir an önce ülkeyi seçime götürecektir. 2002’deki erken seçim koşullarının daha fazlası bugün mevcut. Sahada bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Nasıl ki o dönem Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli münferit kararıyla erken seçimi ilan etmiş sonra diğer koalisyon ortakları devam etmiştir, bugün de Sayın Bahçeli’nin böyle bir sorumluluğu olduğunu ben ifade etmek istiyorum. Sahada olmuş olsalar, sahadaki bu uygulamalara vatandaşın tepkisini görebilmiş olsalar bu kararları değil, hukuk ne diyorsa, uluslararası yasalar mahkemeler ne diyorsa onu uygulamak zaruretinde olurlar.”
“Türkiye’de bin 300 tane belediye var. Hepsi masaya yatırılsın, incelensin”
Arıkan, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonun sorulması üzerine de şu yanıtı verdi:
“Memleketteki hukuksuz uygulamalara işaret etmeye çalıştık. 61 tane meclis üyesinin koskoca Bursa’daki yaşayan iki milyonu aşkın insanın iradesinden daha önemli olmadığını, hukukun yanında vicdanın da olması gerektiğini her hukuki olan her yasal olanın aynı zamanda vicdani olmayacağını ifade ettik. Biraz önce arkadaşlarımız Sayın Yavaş’la alakalı bir soruşturma açıldığını söyledi. Eğer hassasiyet bu kadar derinse, belediye imkanlarının seçimlerde kullanılması hususu soruşturmaya mahal teşkil ediyorsa Türkiye’de bin 300 tane belediye var. Hepsi masaya yatırılsın, hepsi incelensin. Ben eminim ki yüzde 50’den fazla belediye önemli bir kısmında iktidar partisinden olmak kaydıyla hepsi bu soruşturmaya muhatap olacaktır. İktidar partileri bu tip soruşturmalarda pas geçilirken muhalefet partilerine tabir yerindeyse mercekle bir kabahat aranıyorsa, suç aranıyorsa bu adalet değildir. Bu adaletsizliktir. Türkiye’deki sistemin ben çürüdüğünü iddia ediyorum. Ve bu çürümüş sistemle, çürümüş düzenle ülkeyi selamete erdiremezsiniz. Her geçen gün sorunların daha da büyümesine vesile olursunuz. Bugün her yeri geziyoruz. Her ilde kocaman adalet sarayları var. Ama adalet sarayları yapmakla adalet probleminin çözülemediğini görüyoruz. Yine okullar, dersliklerin yapıldığını görüyoruz. Ama eğitim probleminin çözülemediğini görüyoruz. Şehir hastanelerinin yapıldığını görüyoruz. Hastane, sağlık sorunlarının çözülemediğini görüyoruz. Emekli yılı ilan edildiği dönemde emekli sorunlarının kronik hale geldiğini, aile yılı ilan edildiği dönemde ailelerin darmadağın olduğunu, yolların, köprülerin yapılmasına rağmen yolsuzlukların bir türlü önüne geçilemediğini, ihaleleri bir türlü önüne geçilemediğini iddia ediyoruz. Bunun çözümü adaleti özgür bırakmaktan geçiyordur. Ne zaman ki biz adaleti Türkiye’de özgür bıraktık, kendi kurallarına göre uygulamasını temin ettik, o zaman çok daha yaşanabilir bir Türkiye’ye kavuşacağız. Hakimlere ve savcılara şu rahatlığı vermemiz lazım: Siz karar verirken masadaki dosyalar, yasalar ve vicdanınızla karar vermeniz lazım. Bunun dışındaki bir etken sizin kararlarınızda etkili olmaması gerektiği rahatlığını verdiğimiz an Türkiye’de birçok şey çözülecektir.”

