Toplum dediğimiz şey, tek tek bireylerin yan yana gelmesinden ibaret değildir; o bireylerin birbirine bakarak, birbirinden öğrenerek, birbirini taklit ederek kurduğu görünmez bir ağdır. İşte tam da burada bukalemun etkisi devreye giriyor. Birinin gülüşü diğerinin yüzüne bulaşır, birinin öfkesi meydanlarda dalga dalga yayılır, birinin sessizliği bütün bir kalabalığı susturur.
.
Bukalemun etkisi, yalnızca bireysel bir uyum refleksi değil, aynı zamanda kolektif bir ritüel. Mesela tribünde binlerce kişi aynı anda ayağa kalktığında, aslında tek bir kişinin hareketi yüzlerce bedende karşılık buluyor. Sosyal medyada bir kelime, bir slogan, bir mimik hızla çoğalır ve herkes aynı dili konuşmaya başlar. Bu, toplumun kendi rengini sürekli değiştiren bir bukalemuna dönüşmesidir.
.
Toplumun nabzını tutmak, işte bu renk değişimlerini fark etmektir: Bir kahvehanede aynı anda yükselen kahkahalar, ortak bir hafifleme ihtiyacının işaretidir. Bir meydanda aynı anda yükselen yumruklar, ortak bir öfkenin dışavurumudur. Bir konserde aynı anda söylenen şarkı, ortak bir aidiyetin kanıtıdır. Bukalemun etkisi, bize toplumun hangi renge büründüğünü gösterir. O renk bazen umut, bazen öfke, bazen dayanışmadır.
.
Bugün toplumun nabzını tutmak isteyen herkesin yapması gereken şey, bu görünmez taklit zincirini fark etmektir. Çünkü bukalemun etkisi, yalnızca uyum değil, aynı zamanda dönüşümün motorudur. Bir kişi cesaretle konuştuğunda, yüzlercesi aynı cesareti bulur. Bir kişi empatiyle davrandığında, binlercesi aynı yumuşaklığı taşır.
.
Toplum, birbirine bakarak renk değiştiren bir bukalemundur! Ve biz, o renklerin ressamlarıyız…











YORUMLAR