“Bir hâne-i saadettir izdivaç, muhabbetle mamur olur;
Mahzun kalır gönüller, temelsiz hâne viran olur.”
Ne gönüller muhabbetsiz kalsın ne de haneler viran olsun, şen olsun yürekler efendim. Bu ay sizlerle ‘gelenek’ adı altında raflara kaldırılan değerlerimizden, aile değerini paylaşmak istiyorum.
Modern hayat, tüketim ekonomisi ve rekabet anlayışının teşvik edilmesi ile bireylerde beklenti seviyesini yükseltti. Böylece küçük şeylerden mutlu olmayan, eldekinin kıymetini bilmeyen insanlardan oluşan toplumlar meydana geldi. Materyalist düşünce ile maddi hedeflerin ön plana çıkması insanlarda, sadece ben duygusunu öne çıkardı. Kapitalist sistem aile müessesesini, erkek-kadın hakimiyeti çatışmasına sürükledi. Bireyselleşme ve sözde özgürleşme adına aile kurumu kurban edildi.
Şimdilerde modern hayatın tahribatının bedelini çocuklar ve ihtiyarlar ödüyor. İnsanlık tarihi, bu çağdaki kadar boşanma görmemiştir. Evlerinde yalnızlığa terk edilen ihtiyarlar, anlam arayışından vazgeçmiş haz odaklı yaşayan gençler… Madde bağımlısı ve intihara teşebbüs edenlerin sayısından behsetmiyorum bile…
Bu sahnelerin bizim kadim değerlerimizle hiçbir bağlantısı yok. Güçlü geleneklerimiz ve inanç sistemimizde; ‘Ana evin direği, baba evin gölgesidir. Toy, yalnızca bir düğün değil; yeni bir oğuşun(aile) doğuşudur. Ev bark muhabbetle mamur olur. En hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Sofranın bereketi, aile içi birlik ve misafirperverlikle ölçülür’ sözleri bugün modern hayatın hızına karşı, aileyi huzurun ve güvenin sığınağı yapmaya devam eder.
Kültürümüzde aile, sadece bir çatı değil; aynı zamanda sevgi ve dayanışmanın en güçlü mekânıdır. Osmanlı’da düğünler mahalleyi bir araya getirir, Anadolu’da sofralar misafirsiz kalmazdı. Büyük-küçük saygısı, komşuluk ve akrabalık bağları aileyi ayakta tutan en sağlam değerlerdi.
Modern hayatın bireyselleştirici etkisine karşı bu değerlerin eğitim, aile içi sohbetler ve kültürel etkinliklerle canlı tutulması gerekir. “Anlık mutluluk” anlayışına karşı, gençlere uzun vadeli sorumluluk bilinci kazandırmak gerekir. Geleneksel değerleri körü körüne tekrarlamak değil; onları modern hayatın ihtiyaçlarına uyarlamak önemlidir.
Kısacası asrın yapaylığı karşısında uyuşmadan diri kalıp, değerlerimizi özünü kaybettirmeden güncelleştirmeliyiz. Her bir fert bu uyanıklık içinde her gün sulamalı aile ağacını, ilim ile niyet ile. Kökleri sağlam olan millet koca çınarlar misalidir. Bizim tutunduğumuz toprağımız cömert ve besleyici, suyumuz arıtıcı ve yön vericidir. Göklere ulaşır elbet yapraklarımız, meyveler sarkar dallarımızdan, gölgemizde dinlenir genci ihtiyarı, şen olur bahtiyar olur yuvalar, ışık tutar geleceğe…
Hanelerimizin; kalbin, ruhun, hissin, şuurun, mantığın ve cismin muhakemesi ile temelleri kuvvetli atılan aile müesseseleri olması niyeti ile…












YORUMLAR