Erdal Sağlam
(ANKARA) – Merkez Bankası 2026 yılı enflasyon hedefini, savaşı bahane ederek, yüzde 16’dan 24’e çıkardı. Bununla birlikte, yüzde 26 enflasyon tahmini yaparken, yıllardır devam ettirdiği tahmin aralığı açıklamaktan da vazgeçti.
Enflasyon hedefinde yapılan yüksek oranlı revizyon, bazı iktisatçılar tarafından “gerçekçi” olarak nitelendirildi. Ancak bu açıklama, aynı zamanda “Merkez Bankası’nın artık tahmin yapmakta zorlandığı biçiminde verilen bir mesaj” olarak da algılandı. Bunun yanında, açıklanmayan tahmin aralığı için hesap yapıldığında, “Merkez Bankası’nın asıl tahmininin yüzde 30’a, hatta daha üzerine çıktığı” şeklinde yorumlara neden olduğu görülüyor.
Gördüğümüz o ki, Merkez Bankası gerçekten enflasyon tahmininde çok zorlanıyor. Tabii ki bunda savaşın uzamasının ve belirsizliğin etkisi büyük. Ancak savaş olmasa bile yüzde 16’lık hedef zaten yüzde 20’nin epey üzerine çıkmak zorunda kalacaktı. Ekonomi yöneticileri, savaşın enflasyona katkısını 3-4 puan tahmin etmişlerdi ama 8 puanlık revizyon yaptılar, bu da durumu açıklıyor.
Merkez Bankası’nın açıklamalarına bakıldığında, “çok kısa sürede savaşın bitmesi, petrol fiyatlarının 70 dolarla doğru inmesi, tarım dahil içerideki işlerin olumlu seyretmesi halinde, hala yüzde 26’lık enflasyona inilebileceği konusunda umutlarını koruduğu” söylenebilir. Ama bunun büyük sürpriz olacağı kesin.
Ancak, “arada yeni büyük çatışmalar olup, savaşın birkaç ay daha uzaması ve petrol fiyatlarının ancak 90 dolarlara kadara ineceği” varsayımında ise yıl sonunda enflasyonun yüzde 30’u aşma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor.
“MÜCADELEDEN VAZGEÇMEDİK” MESAJI
Enflasyon Raporu açıklamasından sonra, çeşitli toplantılarda açıklamalar yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da “ekonomide sıkı duruşun devam edeceğini, enflasyonla mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini” söyleyerek, piyasaları sakinleştirmeye çalışıyorlar. Buna karşılık, piyasaların yıl sonu enflasyon beklentisi son ankette tekrar yükselerek yüzde 29’a dayandı.
Başkan Karahan daha önce faiz kararı konusunda “tüm seçenekler masada” derken, hafta sonu yaptığı açıklamada, açık açık “Beklentiler bozulursa para politikası daha da sıkılaştırılacaktır” diyerek, faiz artırımını gündeme getirdi.
Buna karşılık, 2027’deki olası seçimler de gözönüne alınarak, “Merkez Bankası’nın bundan sonra kolay kolay faiz artırımı yapamayacağı” belirtiliyor. Piyasaların kısa sürede düzelmesi halinde ise Haziran’da olmasa bile, Temmuz ayında faiz indirimine gitme ihtimalinin hala korunduğu söylenilebilir. Ancak ne kadar faiz indirimi yapılmak istense de mevcut faizlerin önemli ölçüde gerilemesi pek beklenmiyor. Bazı iktisatçılar, yüzde 37 olan politika faizinin, yıl sonunda en iyimser tahminle yüzde 33’e inebileceğini söylüyorlar. Ancak bu orana inmesi bile büyük bir sürpriz sayılabilir.
KURLAR KONUŞULMAYA BAŞLARSA
Çünkü savaşın etkisiyle bütçede bir bozulmanın yavaş yavaş başladığı, önümüzdeki süreçte bozulmanın artabileceği konuşuluyor. Bakan Şimşek, yeni vergi düşünmediklerini dile getirerek, “eşel-mobil’le vazgeçilen vergi gelirleri etkisiyle, yüzde 3,5 olarak belirttikleri bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4’e kadar çıkabileceğini” söyledi.
Şimşek’in söylemediği ise yüksek bütçe açıklarına çıkıldığı takdirde, cari açıktaki var olan büyümenin daha da hızlanma tehlikesi. Bu takdirde zaten azalan döviz rezervlerinde erimenin hızlanması, bunun görülmesi halinde başlamış olan kur baskısının daha da artacağı beklentisi büyüyecek. Net hata noksan kalemiyle çıkan dövizler dahil edildiğinde, “yıllık cari açığın 70 milyar dolarlara çıkabileceği, bunun da döviz ihtiyacını iyice artırıp, kur baskısını büyütebileceği”, şimdiden konuşulmaya başladı.
Bu risk senaryosu içinde, savaşın çok uzun sürmesi, içeride CHP’nin kapatılması ve mutlak butlan kararlarının çıkması, siyasi tansiyonun çok yükselmesi gibi, riskleri iyice artıracak unsurlar yer almıyor. Hepsi birlikte gerçekleşirse, tablonun daha da ağırlaşması kaçınılmaz olacaktır.
AKP 20 yılı aşan uzun iktidarının ardından, 2027’de yapılacak seçimlere, ekonomik iklim olarak, ilk kez bu kadar dezavantajlı bir konumda girmek zorunda kalacak. Durumu ne kadar düzeltmeye çalışırlarsa çalışsınlar; seçimlere yüksek enflasyon ve kur baskısıyla girilme ihtimali çok yüksek.
Şahsen; 2026 ve 2027 yıllarında, yüzde 25 ile 30 arasındaki enflasyon bantında kalmanın bile zor olacağını tahmin ediyorum. Bu ekonomik dengelerin seçimlere ne kadar etki edeceğini ise bekleyip göreceğiz.

