Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AK Parti Grup Toplantısı… Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP’ye: “Temennimiz, saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı sonrasında yaşananlara ilişkin, “Samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'ye

(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı sonrasında yaşananlara ilişkin, “Samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasının başında 7 Haziran Pazar günü yapılan belde seçimlerine değinen Erdoğan, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Bağtaşı’nda adayları Mustafa Karadağ, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü’nde adayları Mustafa Altın, Gümüşhane merkeze bağlı Tekke’de adayları Kemalettin Demirkıran ve Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’da adayları Mustafa Özer’i seçimleri kazanmaları dolayısıyla tebrik etti.

Muhalefetin bir süredir üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasında olduğunu dile getiren Erdoğan, “Otobüslerle o şehirden bu şehre sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor, kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var” ifadelerini kullandı.

“SİZ BU KAFAYLA GİDERSENİZ SANDIKTA MİLLETTEN ÇOK TOKAT YERSİNİZ”

Erdoğan, benzer bir durumun 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da yaşandığını kaydederek, “Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar, ‘Öndeyiz’ diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar. Hatayı kendilerinde değil, milletin tercihlerinde aradılar. Yaşadıkları ağır hezimete rağmen siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar. Bugün de aynısını yapıyorlar. Faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim. Beyler, kusura bakmayın, siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz” diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın, her zaman ifade ediyorum. Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz, bütün bunlar boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar, fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar.

Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhûletle ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik: CHP’nin 38. Kurultayı’na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP’lilerdir. Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.

“MAHKEME KARARI SONRASI YAŞANANLAR HAKLILIĞIMIZI TEYİT ETTİ”

‘Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim’ diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün ‘halkın umudu’ dediklerine bugün ‘hain’ damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir. Tüm tarafların CHP’li olduğu hukuki bir ihtilafta, belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi, dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık, medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.

“KOLTUK VE SALON KAPMACA KAPMACA SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ”

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP’deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclis’imizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır.

“TBMM’NİN TERÖRİZE EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ”

Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin terörize edilmesine, Gazi Meclis’in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum: CHP’nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti Hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP’nin halk düşmanı, milli irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır.

“BİZİM MÜCADELEMİZ, TÜRKİYE’Yİ YURT DIŞINA ŞİKAYET EDEN MANDACILARDIR”

Bizim mücadelemiz, milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz, hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa ‘Boş ver, Araplara paranı kaptırma’ diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz, milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz, Batılı patronlarından ‘Aferin’ alabilmek için Türkiye’yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye’yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm hevesleriyledir. Bizim mücadelemiz, okullarımızda ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez.

Türkiye’nin güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı. Er veya geç Türkiye’nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum.

“NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ”

Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz. 2026 yılı inşallah Türkiye’nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz’da Ankara’da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi’ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump’ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara zirvesine dönük yoğun bir ilgi söz konusu.

Biz de Ankara zirvesinin NATO’nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 31’incisini Antalya’da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31’in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.”

(SÜRECEK)