(TBMM) – CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, “CHP, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, büyük bedeller ödemiş, büyük mücadeleler yapmış ve bugünlere kadar gelerek Türkiye’nin en köklü, dünyanın en eski 3. partisidir. Dolayısıyla böyle bir durum içerisinde partimize yapılan bu kumpası kimse bireysel görmesin. Bu, Türkiye’de tamamen totaliter bir rejime geçmek amacıyla seçimlerin bir formaliteye dönmesi, siyasetin tamamen kontrol altına alınması maksadıyla yapılan bir operasyondur. Mutlak butlan diye icat edilen, esasında siyasi partiler açısından uygulaması olmayan bir kararla Türkiye’nin geleceğinin ipotek altına alındığının, milli egemenliğe bir saldırı olduğunun altını çiziyorum” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında TBMM Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonu’nda düzenlenen MYK Toplantısı’nın ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Toplantıya ilişkin “Hem CHP’nin içine düşürüldüğü bu durumu hem de Türkiye’nin gündemini, önümüzdeki haftaya ilişkin yol haritasını değerlendirdik” diyen Emre, “Mutlak butlan kararı verildikten sonra göreve getirilen butlan ekibinin uzunca bir süredir genel merkez binasından çıkamadığını görüyoruz. Halkta çok büyük bir tepkiyle karşılaşıldığı için, sadece genel merkez binası ve oradan yapılan bazı açıklamalara, bazı pot kırmalara şahit oluyoruz” diye konuştu.
“EĞER BİR YERDE VATANDAŞ SİZİ İSTEMİYORSA…”
CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in cuma günü Denizli’de, cumartesi günü de Burdur’da ziyaretler yapacağını söyleyen Emre, şöyle konuştu:
“Burada açıkçası şunu görüyoruz: Türkiye’de halkımız gerek Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy versin gerek vermesin, partimize yönelik bu kumpas karşısında bizimle birlikte olduğunu, bu yapılanın yanlış olduğunu ve dayanışma duygularını ifade ettiğini göstermektedir. Buna karşılık da butlan ekibinin her geçen gün birbirinden tutarsız, birbirinden çelişkili konuşmalarına şahit oluyoruz. Bir yerde bakıyorsunuz; ülkedeki eczacıları küçümseyen, hakir gören bir dile şahit oluyorsunuz. Bir yerde bakıyorsunuz; basın mensuplarının haklı soruları karşısında sarı zarf almakla, yani para almakla iftira atan, hakaret eden bir anlayışı görüyorsunuz. Haliyle yıllardır partimizi takip eden basın mensuplarının, ‘Burası neresi? Cumhuriyet Halk Partisi’ni biz tanıyamıyoruz.’ şeklindeki serzenişlerine şahit oluyoruz. Üzülerek bunları izliyoruz. Tabii öyle bir durum ki o rezilliğin altına imza atan, butlan ekibi içerisinde yer alan şahsın da utançtan arkasını dönüp o asansörü beklediği durum var ya, işte açıkçası burada butlan ekibinin içerisine düştüğü durum tam utanılacak bir durumdur. Halka rağmen siyaset yapılamayacağını herkesin bilmesi lazım. Eğer bir yerde sizi vatandaş istemiyorsa, orada siz iktidara gelemezsiniz. Eğer bir yerde sizi o partinin üyeleri istemiyorsa, il başkanları istemiyorsa, delegeleri istemiyorsa siz orada zorla oturamazsınız. İçinde bulunduğumuz durum esasında tam da budur”
“NE KADAR YASAL YOL VARSA YERİNE GETİRECEĞİZ”
Binalara mecbur olmadıklarını, CHP’nin Anadolu’da yanan bir çoban ateşi olduğunu kaydeden Emre, “Biz halkımızla buluşuruz, örgütleniriz, seçime hazırlık yaparız. Çoğunluğun bizde olduğunu biliyoruz. O nedenle şüphesiz ki bu kararın bir şekilde dönmesi için ne kadar yasal yol varsa, onların hepsini büyük bir itinayla, eksiksiz bir şekilde yerine getireceğiz. Ondan sonra da bu halkımızı bu ceberut iktidardan kurtarmak için yapmamız gereken ne varsa, ne gerekiyorsa onu da yapacağız” ifadelerini kullandı.
“OLAĞANÜSTÜ KURULTAYIN TOPLANAMAMASI GİBİ BİR ENGEL SÖZ KONUSU DEĞİL”
“Geçmiş dönemlerdeki Anayasa Mahkemesi kararları, hukukun evrensel ilkeleri, kamu hukukçularının geçmiş dönemde vermiş olduğu örnekler karşısında ‘Tedbir kararı var, ben kurultay kararı alamıyorum’ demek koca bir yalandır. Bunu herkesin bilmesi lazım” diyen Emre’nin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Butlan kararı verildikten sonra Kemal Bey basın mensuplarının karşısında bir açıklama yaptı. Dedi ki: ‘Bana kalsa hemen bugün kurultay yapalım.’ İşte o gün, bugündür. Biz İstanbul hariç, yani İstanbul’daki sayı dahilinde bini geçiyoruz. İstanbul hariç 833 geçerli imzayı genel merkeze tebliğ ettik. Bu doğrultuda oradaki yönetimin yapması gereken, buradaki imzaları kontrol edip geçerliliğini tespit ettikten sonra Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na başvuru yapmak ve olağanüstü kurultay kararı almaktır. Şu söyleniyor sürekli, aynı sözü tekrarlayıp duruyorlar: ‘Efendim bizde tedbir var, kurultay yapamayız. Yani MYK toplantısını oluşturur yaparız, PM’yi yaparız, disiplin cezalarını veririz, her türlü işlemi yaparız ama bir şekilde bir tedbir olduğu için olağan takvimini açıklarız, il başkanlığını görevden alırız ama biz olağanüstü kurultay yapamayız.’ Bu ülkedeki çok saygın hukukçular bir araya geldiler ve 32 isim bir bildiriyle kamuoyuna açıklama yaptılar. Böyle bir durumda olağanüstü kurultayın toplanmaması diye bir engel söz konusu değildir. Bunun önünde kimse duramaz.
“PARTİMİZİN İÇİ SARAY ELİYLE KARIŞTIRILMAK İSTENİYOR”
Kendi içlerinde de şu çelişkiyi gözlemleyebiliyoruz: Butlan yönetimin sözcüsü ‘Mahkeme kararında ‘Olağanüstü kurultay yapamazsın’ yazıyor.’ der. Nerede yazıyor değerli arkadaşlar? Yani biz o kararı okuduk, siz de okudunuz. Bizim görmediğimiz ve sizin gördüğünüz bir şey varsa lütfen bana burada hatırlatın. ‘Evet, şurada şu yazıyor ve bu nedenle yapamayız.’ şeklinde bir ibare var mı? Gösterin lütfen. Var mı bu? Yok. İşte bu, koca bir yalandır. Kaldı ki şu anda butlan yönetimde görev alan insanların ayrı ayrı konuşmaları, onlar da ayrı fecaattir. Birisi kalkar, ‘Biz mahalle kongresi bile yapamayız.’ der; birisi der ki ‘Biz mahalle kongrelerini başlatacağız.’ Bununla birlikte hakikaten parti kültürünü ayaklar altına alacak şekilde, seçim başarısının cezalandırıldığı bir süreci görüyoruz. Bakın, bu yönetim çok açık bir şekilde düşmüştür. Yeterli sayıda Parti Meclisi üyesi istifa ederek mevcut Parti Meclisi üye sayısı 29’a düşmüştür. Tüzüğümüz açıktır: 40’ın altına düştüğünde ‘Olağanüstü kurultay yapmanız lazım’ der. Bu MYK güvenoyu almamıştır, şu anda yetkisizdir. Yaptığı işlemler esasında yok hükmündedir. Buna karşılık bazı kararlar alınıp da bunlar örgütlere gönderiliyor ve partimizin içi saray eliyle kurulan bir kumpasla daha da fazla karıştırılmak isteniyor.
“CHP’NİN İKTİDARA GİDERKEN KOLUNUN, KANADININ KIRILMAK İSTENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik, Bursa İl Başkanımız Nihat Yeşiltaş, Erzurum İl Başkanımız Serhatcan Eş, Bitlis İl Başkanımız Metin Güzelkaya. Bunlar görevden alınıp disipline sevk edildi ve 2 eski il başkanı arkadaşımız da yine disipline sevk edildi. Yine 10 il yönetimi de görevden alındı. Peki, burada ben bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Görevden alınan isimlere baktığımız zaman mesela Adana. Anıl Başkanımız. Kurultay’da Kemal Bey’i desteklemiştir. Kurultay’dan sonra da Zeydan Başkan’la birlikte bir partili sorumluluğuyla, partisine sahip çıkan bir anlayışla gece gündüz çalışmış, Adana’da çok büyük bir seçim başarısının altına imza atmıştır. Suçu bu mudur? Ankara il yönetimi görevden alındı. 2023 yılındaki kurultayda Kemal Bey’i desteklemiştir. Ancak kurultay bittikten sonra Mansur Başkan’la birlikte büyük bir seçim başarısının altına imza atmıştır. Büyükşehir dahil 26 belediyenin 18’ini kazanan bir yönetimin görevden alındığını görüyoruz. Partimizin tarihinde görülmemiştir seçim başarısının bu denli cezalandırıldığı. Burada başarı cezalandırılmak istendi. Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara giderken kolunun kanadının kırılmak istendiğini görüyoruz.
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İPOTEK ALTINA ALINIYOR”
CHP, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, büyük bedeller ödemiş, büyük mücadeleler yapmış ve bugünlere kadar gelerek Türkiye’nin en köklü, dünyanın en eski 3. partisidir. Dolayısıyla böyle bir durum içerisinde partimize yapılan bu kumpası kimse bireysel görmesin. Bu, Türkiye’de tamamen totaliter bir rejime geçmek amacıyla seçimlerin bir formaliteye dönmesi, siyasetin tamamen kontrol altına alınması maksadıyla yapılan bir operasyondur. Mutlak butlan diye icat edilen, esasında siyasi partiler açısından uygulaması olmayan bir kararla Türkiye’nin geleceğinin ipotek altına alındığının, milli egemenliğe bir saldırı olduğunun altını çiziyorum.
“SARAYLA İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE BİR ANLAYIŞ”
‘Tüzüğümüz açık, 29 kişiyle bu Parti Meclisi ve MYK yürütülemez, 40’ın altına inmişler.’ dediğimizde, ‘Efendim, dilekçeyi bize değil BAM’a verin.’ diyen anlayış var. Yani sanki Cumhuriyet Halk Partisi’nin adı değişti de ‘BAM Partisi’ oldu. İstifa tek taraflı bir işlem değilmiş de Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir tüzel kişiliği yokmuş, bir yazı işleri yokmuş, bir kayıttan geçip bir işlem yapamaz haldeymiş ya sözüm ona. Şimdi o yönetim sırf kendi siyasi ikballeri için… Bakın, o yönetimde bulunan herkes, o butlan yönetiminde bu şekilde giden bir Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar hedefi olamayacağını bilmiyor mu değerli arkadaşlar? Elbette biliyor. Öyle bir yönetimin iktidar olamayacağını görüyor. Ama buna karşı sırf kendi siyasi ikballeri, ‘Acaba bir koltuk bulabilir miyim?’ düşüncesiyle sarayla iş birliği içerisinde bir anlayışın olduğunu görüyoruz.
“LALE DEVRİ YAŞAYAN BİR İKTİDAR VAR”
Emeklinin, çiftçinin, öğrencinin kan ağladığı, memurun zor geçindiği bir durumda iktidar ne yapıyor? İktidar ne yapıyo? Bakın, iktidar partisi yöneticilerini ya köçekli, içkili partilerde görüyorsunuz, değil mi? ‘Aman bunu kimse duymasın’ diye de bir taraftan kendilerini çekiyorlar. Ya da darbukalı partilerde görüyorsunuz. Çünkü halktan kopmuş durumdalar. Şu söz ‘Efendim, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işi, biz bu işin hiçbir tarafında yokuz.’ sözü var ya, yüzyılın yalanıdır. Yani sözüm ona ‘Bizim MYK’mızda bir dakika bile Cumhuriyet Halk Partisi konuşulmuyor.’ diyerek yalan söylüyorlar. O aslında köçekli, darbukalı partilerin sözcüsü pozisyonuna düşmüştür. Niye derseniz? Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi bir dönem gerçekten halktan destekle yüzde 49’lara kadar oy aldı ve öyle iktidarda bulundu. Ama bugün halkla arasındaki mesafeyi koparmış, halkın yaşadığı zulmü görmeyen, o çektiği eziyeti duymayan, o köçekli, darbukalı partilerin içerisinde kendine kurduğu dünyada Lale Devri yaşayan bir iktidar var. Ve bu iktidar, ele geçirdiği yargı kollarıyla kendi Lale Devri’ni uzatabilmek için partimize operasyon yapmıştır. Buradan ülkemizi çıkartabilmek için her türlü mücadeleyi yapacağız.”
“BUTLANLA DARBE ARASINDA BİZİM AÇIMIZDAN FARK YOK”
Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Emre, grup toplantısının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
“Grup toplantısı yeter sayısı 46’dır. Yani gelip 46 milletvekiline başkanlık yapılması lazım. Sizin böyle bir sayınız yok; 18 isim var. Kaldı ki seçilen grup başkanı ve grup başkanvekillerine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın tespit ettiği herhangi bir usulsüzlük de yok. Bizim parlamento geleneğimizde grup yönetimi, pazartesi saat 13.30’a kadar kararını bildirir. Der ki ‘Şu saatte grup toplantısı yapacağım” ya da ‘Yapmayacağım.’ Şimdi bu kişilerin… Yani gerçekten çok çocukça görüyorum. Bu kişilerin böyle bir hakkı var mı? Varsa yapsınlar. Bunlar kanunda çok açıkça yazıyor. Yani siz, darbe dönemindeki generallerin dahi yapmadığı şekilde hiçbir kuralı, hiçbir şeyi tanımadan, ‘Benim elimde bir butlan kararı var. O butlanın bir de tedbiri var. Ben her şeyi yaparım’ diyemezsiniz. Bu sorumsuzca bir yaklaşım olur ve partileri karşı karşıya getirebilecek kaotik bir durum oluşturabilir. Biz pazartesi günü Merkez Yönetim Kurulu’nu zaten bir kez daha toplayacağız. Biz seçilmiş iradeyiz. Bizim yerimize yeni bir irade seçilir, delegelerden destek alırsa o iradeyi tanırız. Onun dışında hiçbir şeyi tanımayız”
“AKIL TUTULMASI”
“CHP’den 2024, 2025, 2026 yıllarında bazı kuruluşlarına para ödendiği” iddiasının sorulduğu Emre, “Gerçekten akıl tutulması. Bu hem partinin kurumsal kimliğine bir saldırıdır hem de cehalet kokmaktadır. Çünkü harcamalarınızı kafanıza göre yapamazsınız. Siyasi partilerin seçim dönemlerindeki harcamalarına bakın; Seçim Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu birim fiyatlarına kadar müdahale eder” yanıtını verdi.
“BAŞARILI OLAN YÖNETİCİLERİN GÖREVDEN ALINDIĞI BİR DÖNEM YAŞANMADI”
Emre, CHP’deki görevden almalara ilişkin soruyu yanıtlarken de “Cumhuriyet Halk Partisi kültüründe hiçbir sebebi yokken başarılı olan il yönetimlerinin görevden alındığı bir dönem hiç yaşanmadı. Adam il başkanı; yönetimiyle çalışmış, partisini birinci yapmış, belediye sayısını iki katına çıkarmış ve sen birden görevden alıyorsun. Bu tamamen partiyi kendine göre dizayn eden, kendisinden başkasını düşünmeyen bir anlayışın yapacağı iştir. Kaldı ki görevden alma kuralları çok açıktır kardeşim; sen bir yeri görevden aldıysan en fazla 45 gün içinde seçim yapmak zorundasın. Seçim yapabilirler mi? O illerdeki kongre delegeleri buna karar verecek. Bütün delegeler mi hırsız? Bütün delegeler mi kötü, kirli? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün ilçeleri, bütün illeri mi kirli? Bir siz mi temizsiniz?” değerlendirmesinde bulundu.
