Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu: Cumhuriyet tarihinin bu en büyük borsa dolandırıcılığı konuşulmasın isteniyor

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, “Gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, İsmail Saymaz ve sevgili Murat Ağırel, siyasallaşan yargı yoluyla susturulmaya çalışılırken, bu gazeteci arkadaşlarımızın cezalandırılmaları üzerinden aslında gerçekte tüm medyaya gözdağı veriliyor. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük borsa dolandırıcılığı konuşulmasın, haber yapılmasın ve Türk halkı bu rezaleti duymasın isteniyor” dedi.

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, "Gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı,

(ANKARA) – Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, “Gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, İsmail Saymaz ve sevgili Murat Ağırel, siyasallaşan yargı yoluyla susturulmaya çalışılırken, bu gazeteci arkadaşlarımızın cezalandırılmaları üzerinden aslında gerçekte tüm medyaya gözdağı veriliyor. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük borsa dolandırıcılığı konuşulmasın, haber yapılmasın ve Türk halkı bu rezaleti duymasın isteniyor” dedi.

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamahmutoğlu, “fon krizine” ilişkin şunları söyledi:

“Türkiye tarihinin en büyük borsa, fon ve hisse manipülasyon skandalı patlayınca AKP hükümetinin başı olan AKP’nin Sayın Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Bey bütün bu borsa yolsuzluklarından Sayın Erdoğan’ın işlem yapılırken haberdar olmadığı söyleniyor. Biz Zafer Partisi olarak, vatandaşlar olarak buna inanmak istiyoruz. Sayın Erdoğan’ın bütün bu olan bitenlerden, işlemler yapılırken haberdar olmadığına inanmak istiyoruz. AKP’nin bazı genel başkan yardımcılarının karıştığı bu borsa yolsuzluğundan, AKP’nin bürokratlarının karıştığı bu borsa dolandırıcılığından, AKP’li bazı eski bakanların içinde olduğu bu borsa manipülasyonundan AKP’nin Sayın Genel Başkanı Erdoğan’ın haberdar olmadığına inanmak istiyoruz. Fakat bu hafta birinci ayını dolduran Türkiye tarihinin en büyük fon, hisse ve borsa manipülasyonu skandalını açığa çıkarmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geçen hafta bir araştırma önergesi verildi. Meclis araştırma önergesi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin oylarıyla reddedildi. Cumhur İttifakı’nın oylarıyla bu Meclis araştırma önergesi reddedildi.

“AKP ÇEVRELERİ ‘HIRSIZ BİZİM HIRSIZIMIZDIR’ DİYOR”

Şimdi, tek adam rejimini meşrulaştıracak şekilde müdahaleyi yalnızca hükümetin başı olan Sayın Cumhurbaşkanı’ndan beklemeyi de doğru bulmuyoruz. Hükümetin başı olan Sayın Cumhurbaşkanı, tek başına müdahale etmeye yetkili olan tek makam, mevkii değildir. Bu yüzden daha doğru bir soruyla, devletin kurumları, kamu otoritesi ne için tam olarak işletilmiyor, diye soruyoruz. Ne için bu yolsuzluk ve suçtan elde edilen gelirlerle zenginliğine zenginlik katanlar adaletin huzuruna çağrılmıyor, yargıya gitmeleri engelleniyor ve neden korunuyorlar? Borsa yolsuzluğu yapanlar için ‘Hırsız bizim hırsızımızdır.’ anlayışıyla bir koruma olduğunu görüyoruz. Borsa yolsuzluğu yapanlar, ‘Hırsız bizim hırsızımızdır.’ anlayışıyla korunuyor. AKP çevreleri, ‘Hırsız bizim hırsızımızdır’ diyor. İyi ama para da bizim paramız, halkın parası.

“DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULAMASI ARTIK YERLEŞİK KURAL HÂLİNE GELMİŞ BULUNUYOR”

AKP hükümetinin başı olan Sayın Erdoğan, fon kriziyle ilgili yaptığı açıklamada, sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacağını söylüyor. Fakat bu ‘kim’ vurgusuna dikkat çekmek istiyorum. Çünkü kimlerin kim olduğunu bir türlü öğrenemiyoruz. Üzerinden bir ay geçmiş bulunuyor. Bu ‘kim olursa olsun’ sözünün karşılığındaki ‘kim’in kimler olduğu sorusunun cevabını bulamıyoruz. İsimlerin üzeri kapatılıyor. Vatandaşın duyması, bilgilenmesi, bilmesi istenmiyor. Vatandaşı bilgilendirme çabasında olan gazeteciler ve medya kuruluşları ise gözaltılarla, tutuklamalarla, yayın yasaklarıyla, cezalarla susturuluyor. Bir örnek olarak, internet haber sitesi T24.com.tr’ye erişim engellendi. Gazeteci Doğan Akın’ın dünyaya açılan penceresi T24’e erişim günlerdir kapalı. AKP adaletinin düşman ceza hukuku uygulaması artık yerleşik kural hâline gelmiş bulunuyor. Gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, İsmail Saymaz ve sevgili Murat Ağırel, siyasallaşan yargı yoluyla susturulmaya çalışılırken, bu gazeteci arkadaşlarımızın cezalandırılmaları üzerinden aslında gerçekte tüm medyaya gözdağı veriliyor. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük borsa dolandırıcılığı konuşulmasın, haber yapılmasın ve Türk halkı bu rezaleti duymasın isteniyor.”

“HER OKUL GÜNÜ BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK SAĞLAMAYA YETECEK OLAN BİR RAKAMI ÇALDINIZ, ÇALDIRDINIZ”

Okullarda günde bir öğün ücretsiz yemek verilmesini talep eden Karamahmutoğlu, şöyle devam etti:

“AKP iktidarı, her yıl yaptığı gibi bu yıl da öğrenci çocuklarımıza okullarda bir öğün ücretsiz yemek vermeyi çocuklarımızdan esirgiyor. Bunu esirgiyorsunuz fakat milyarlarca doların borsa yolsuzluğuyla iç edilip ceremesinin, yükünün vatandaşın sırtına yüklenmesine seyirci kalıyorsunuz. Borsa yolsuzluğundaki 20 milyar dolar, bugünkü maliyet hesabıyla 18 milyon öğrencimize üç yıllık eğitim döneminde, her eğitim günü için bir öğün ücretsiz yemek verebiliyor. Bunu karşılıyor. Her okul günü bir öğün ücretsiz yemek sağlamaya yetecek olan bir rakamı çaldınız, çaldırdınız ve bunun peşine de düşmüyorsunuz. 40 bin kişi için başlangıçta yapacağınız ödemeyle birlikte bir pansuman tedbirin peşindesiniz. Oysa 455 bin mağdur vatandaşın, etkisini ve çarpanını hesaba katmıyoruz, 22 milyar dolar parasının da çarpanını ve etkisini hesaba katmıyoruz; 100 milyar doları aşmış olduğu hesaplanıyor.

“VATANDAŞ, SOYULMAMAK, DOLANDIRILMAMAK İÇİN DEVLETİN KURUMLARINA GÜVENMİŞTİ”

AKP’nin siyaset baronlarının gözü doymadığı için okullarda öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemek veremiyoruz. Asgari ücretliye açlık sınırının altında maaş veriliyor çünkü AKP’nin siyasal elitlerinin gözünü doyuramıyoruz. AKP hükümetinden geçinenlerin doymak bilmeyen açgözlülüğü, iştahları yüzünden emeklilerimize asgari ücretin bile altında bir maaş veriyorsunuz. Geçmişte ‘Yeşil Sermaye’ yolsuzluğu yaşanmıştı. Yimpaş ve Kombassan örneklerinde olduğu gibi Avrupa’daki gurbetçilerimiz dolandırılırken sizden yardım istendiğinde, ‘Verirken bana mı sordunuz?’ diye bir savunma geliştirmiştiniz. Bugün de borsa yolsuzluğunda aynı şekilde suçluların telaşı içindeler. Fakat vatandaş, soyulmamak, dolandırılmamak için devletin kurumlarına güvenmişti. Yatırımının, girişiminin güvence altında olduğunu, kanunlarla korunduğunu sanmıştı.”