(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, “Bugün CHP olarak AKP iktidarına ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bir karne vereceğiz. Yusuf Tekin; hayatları yarım bırakılan öğrencilerden ve öğretmenlerden kocaman bir sıfır almıştır. MESEM düzeninden ve çocuk emeğini ucuz işgücüne dönüştüren anlayıştan ise yüz almıştır. Yusuf Tekin, ataması yapılmayan öğretmenlerden sıfır almıştır. Eğitimin paralı hale getirilmesinden, her köşe başında plansızca açılan üniversitelerden ve kamusal eğitimin tasfiye edilmesinden ise yüz almıştır” dedi.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, parti genel merkezinde karne günü dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e tepki gösterdi. Bakan Tekin’e verdiği karneyi gösteren Kaya, şöyle konuştu:
“Bugün milyonlarca öğrencimiz karne aldı. Karne; öğrenci için bir yılın değerlendirmesidir. Veliler için çocuklarının eğitim yolculuğuna dair bir göstergedir. Öğretmenler için ise bir yıl boyunca verilen emeğin sonucudur. Biz de bugün CHP olarak AKP iktidarına ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bir karne vereceğiz. Ancak bu karnede matematik, Türkçe ya da fen notları yok. Bu karnede yarım bırakılan hikâyeler var. Bu karnede öğrenciler var. Öğretmenler var. Aileler var. Ve geri gelmeyecek hayatlar var.
“ONLARCA AİLE EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ İHMALLERİN SONUÇLARIYLA YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALDI”
Mahir Buğra Karagön, 16 yaşındaydı. MESEM kapsamında çalıştırıldığı işyerinde yaşamını yitirdi. Yağız Yıldız, 17 yaşındaydı. Yine MESEM kapsamında çalıştığı işyerinde hayatını kaybetti. Fedai Altun, 23 yaşındaydı. Ataması yapılmadı. Geçinebilmek için çalıştığı inşaatta elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. Geride şu sözleri kaldı: ‘Alın size 83 puanın mükafatı.’ Fatma Nur Çelik, 44 yaşındaydı. Görev yaptığı okulda katledilen bir öğretmendi. Ayla Kara, 56 yaşındaydı. Öğrencilerini korumaya çalışırken saldırının hedefi olan bir öğretmendi. Öğrencilerini korumaya çalışırken hayatını kaybeden Ayla Kara öğretmenimizin evladına sorun; Kahraman ilan edilmiş bir anneyi mi isterdi, yoksa her akşam eve dönüp kendisine sarılan bir anneyi mi? Öğretmenlere sorun, çocuklara silahlı saldırı sırasında nasıl barikat kurulacağını mı öğretmek isterler yoksa onlara bilimi, sanatı, yaşamı ve dünyayı mı anlatmak isterler? Yusuf Tarık Gül. Belinay Nur Boyraz. Kerem Erdem Güngör. Henüz çocuk yaşta sıralarında hayattan koparıldılar. Ve bugün burada isimlerini tek tek sayamadığımız onlarca çocuk, onlarca öğretmen, onlarca aile 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca eğitim sistemindeki ihmallerin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldı.
“BU TABLO TESADÜF DEĞİL”
Bu tablo tesadüf değildir. Bir yanda kölelik ücretleriyle çalıştırılan on binlerce ücretli öğretmen. Bir yanda ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen. Bir yanda eş durumu nedeniyle ailesinden, eşinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda bırakılan eğitim emekçileri. Diğer yandan da kapatılan köy okulları, hijyen olmayan, içilebilir temiz suyu ve nitelikli beslenmesi olmayan okul ve öğrenciler. Diğer yanda ise okulların kapılarının tarikat ve cemaatlere bağlı vakıf ve derneklere açıldığı bir eğitim anlayışı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevi öğretmen açığını gidermek, çocukların güvenliğini sağlamak, laik, bilimsel ve kamusal eğitimi güçlendirmektir. Ancak Yusuf Tekin döneminde eğitim politikaları; öğretmenlerin sorunlarını çözmek yerine vakıf ve derneklerle yapılan protokollerle, ÇEDES benzeri uygulamalarla ve ideolojik tercihlerle şekillendirilmiştir. Eğitim emekçilerinin bilgi ve birikimi geri plana itilmiş, laik ve bilimsel eğitim anlayışı bitirilmiştir. Yusuf Tekin’in karnesindeki en zayıf notlardan biri de budur. Çünkü eğitim sisteminin geleceği tarikat ve cemaatlere bağlı vakıf ve derneklerde değil; Cumhuriyet’in öğretmenlerinde, bilimde, akılda ve laik eğitim anlayışındadır.
“YUSUF TEKİN SIFIR ALMIŞTIR”
Yusuf Tekin, hayatları yarım bırakılan öğrencilerden ve öğretmenlerden kocaman bir sıfır almıştır. MESEM düzeninden ve çocuk emeğini ucuz işgücüne dönüştüren anlayıştan ise yüz almıştır. Yusuf Tekin, ataması yapılmayan öğretmenlerden sıfır almıştır. Eğitimin paralı hale getirilmesinden, her köşe başında plansızca açılan üniversitelerden ve kamusal eğitimin tasfiye edilmesinden ise yüz almıştır. Özel okullara güvenlik, devlet okullarına kader anlayışı dayatılamaz. Bugün Türkiye’de her dört okuldan biri özel okul haline gelmiştir. Okul öncesi eğitimde her on okuldan dördü özel okul durumundadır. Kamusal eğitimi güçlendirmek yerine özel okulları büyüten politikalar, eğitimde eşitsizliği derinleştirmektedir. Bu eğitim öğretim yılında beş; toplamda 29 MESEM öğrencisi yaşamını yitirdi. Beş genç öğretmen adayı ve ataması yapılmayan öğretmen yaşamına son verdi. Bir ataması yapılmayan öğretmen iş kazasında hayatını kaybetti. Irmak Ayşe Koparan öğretmen idarecinin mobbingine uğradığı için Ağrı’nın Hamur İlçesi’nin Soğanlıtepe köyünde yaşamına son verdi. Dokuz öğrenci ve iki öğretmen eğitim ortamlarında yaşanan ihmaller ve saldırılar sonucu hayatlarından koparıldı. İşte Yusuf Tekin’in karnesi budur.
“EĞİTİM RAKAMLARDAN ÖNCE İNSAN HAYATIDIR”
Bu karne; törenlerle, reklamlarla, vitrin projeleriyle, yapay zekâ belgeleriyle ya da süslü sloganlarla değiştirilemez. Çünkü bu karneye notları istatistikler değil, kaybettiğimiz çocuklar ve öğretmenler vermiştir. Biz onların isimlerini unutturmayacağız. Arda’yı, Zekai’yi, Fedai’yi, Fatma Nur öğretmeni, Ayla öğretmeni, Irmak Ayşe öğretmeni unutmayacağız. Yusuf Tarık’ı, Belinay’ı, Kerem’i, Zeynep’i, Sevgi’yi, Bayram Nabi’yi Adnan Göktürk’ü, Furkan Sancak’ı asla unutmayacağız. Çünkü eğitim rakamlardan önce insan hayatıdır. Yusuf Tekin döneminde hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlerin hikâyelerini anlatmak yalnızca bir yas tutma biçimi değildir. Bu bizim hafıza sorumluluğumuzdur. Bu, unutuşa karşı belleğimizi koruma mücadelesidir. Bu, gelecekte başka hikâyelerin yarım kalmaması için verilen adalet mücadelesidir. 29 MESEM öğrencisinin yaşamını yitirdiği, öğretmenlerin açlık grevine çıkmak zorunda kaldığı, ataması yapılmayan gençlerin yaşamlarına son verdiği, çocukların okullarında, öğretmenlerin görev yerlerinde hayatını kaybettiği bir dönemin sorumluluğu görmezden gelinemez.
“CHP OLARAK LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL, PARASIZ VE EŞİT EĞİTİM MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Bir eğitim yılı sonunda çocuklar ölüyorsa, öğretmenler açlık grevine çıkıyorsa, ataması yapılmayan gençler yaşamlarına son veriyorsa; o bakanın karnesinde geçer not yoktur. Bu nedenle Yusuf Tekin’in 2025-2026 eğitim öğretim yılı karnesi başarısızdır. CHP olarak; laik, bilimsel, kamusal, parasız ve eşit eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğretmenin yoksul olmadığı, öğrencinin aç kalmadığı, hiçbir çocuğun çalışırken hayatını kaybetmediği, her yurttaşın nitelikli eğitime eşit erişebildiği bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz. Dünyanın eğitim krizlerine karşı geliştirdiği çözümler bize aynı gerçeği göstermektedir: Eğitimde kurtuluş; piyasanın, cemaatlerin ve keyfi uygulamaların değil, sosyal devletin, liyakatin, bilimin ve demokratik katılımın güçlendirilmesinden geçmektedir. Biz çocuklarımızın geleceğini hiçbir yapıya, hiçbir ayrıcalıklı gruba teslim etmeyeceğiz. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında; öğretmenin değer gördüğü, öğrencinin korunduğu, bilimin yol gösterdiği, laik ve kamusal eğitimin egemen olduğu bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Çünkü eğitim, bir bakanın ya da bir iktidarın vitrini değil; Cumhuriyetimizin ve ülkemizin ortak geleceğidir. Buradan Yusuf Tekin’in velisine de seslenmek istiyorum: Öğrencinizin karnesinde kırık notları çok fazla öğrencinizle lütfen ilgilenin ve bir an önce bu kırık notlardan arınsın yoksa bu çocuk okumaz okuldan alın.”
