(İZMİR) – YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması sonrası düzenledikleri eyleme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güç, eylem sırasında polis bariyerleriyle karşı karşıya geldiklerini belirterek, bundan sonraki süreçte hem sahada hem de Büyükşehir Belediye Meclisi’nde siyasi çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması sonrasında İzmir’de gerçekleştirdikleri protestoya ve bundan sonraki siyasi sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Güç şunları söyledi:
“Şu anda bu sürecin bugün yapılmasının bir nedeni var. Daha önceden de geçebilirdi. O zamanlarda bilgiler geliyordu. Bu fon krizi patlak verdikten sonra gündem değiştirme pozisyonuna girdiler. Çünkü fon krizi 455 bin insanın doğrudan etkilendiği, çok 1 trilyona yakın, 1 trilyon TL’ye yakın paranın hiç edildiği, üstlerine çöküldüğü ve böyle insanlarımızın kredi çekip girdiği veya kendi bütün yatırımlarını koyduğu büyük bir krizin tam ortasında bugünden değiştirilmek istendi. Bunun bir amacı vardı, o yüzden dünü seçtiler ve açıklamasının infial yaratacak şekilde açıklamasının hazırlanmasının da bence bir nedeni. Bilerek bu yapıldı, bilerek gündem değişsin, ‘Neden bu açıklamalar yapıldı, nasıl yapabilir?’ gibi konuşmalar yapılsın diye yapıldı.”
“AKP İLK SEÇİMDE GİDECEK”
“AKP iktidarı gidiyor. Kesin. Bu arkadaşlar batan gemiye binen insanlar. AKP iktidarı ilk seçimde gidecek. Bu kesin, yüzde 100. Bütün anketlerde yeni partinin birinci parti olduğunu herkes biliyor” diyen Güç, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Burada amaç şu; burada bir kırılma yaratmak, parti içerisinde duygusal, işte ‘Ya bu işi kıralım, duygusal anlamda birlikteliği çökertelim’ anlamında bir planlama yapıyorlar ama bir türlü işlemiyor çünkü biz birlikteliğimizi ve mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Aydınlanmanın şehri, Kurtuluş’un ve Kuruluş’un şehri İzmir’i yansıtan bir eylem planını hazırlamıştık. Ancak öyle bir hal aldı ki İzmir’deki durum, İzmir abluka altına alındı. Bakın, şu an ben biraz önce oradan geçtim. Fuarın etrafı, Kültürpark’ın etrafı komple çevrilmiş durumda. Yaklaşık 6 tane TOMA, her kapıda 2 tane TOMA bekliyor. Yani İzmir’de büyük bir böyle OHAL ilan edilmiş halde, İzmir gergin bir şekilde bekliyor. Biz bir planlama yaptık açıkçası. Neler yapabiliriz diye. Çünkü bizi burada kapalı bırakacakları belliydi.
Bir gün önce Vali Bey ile görüştük. Vali Bey dedi ki, ‘İzmir’de yürüyüş yapamazsınız.’ dedi. Biz üç plan yaptık arkadaşlar. Bunların hepsi, dünkü yapılan bütün eylemlerin hepsi planlıydı. Birinci planımız şeydi, dediğimiz güzergâhı zorlayabilir miyiz? O zorlanacak gibi değildi. İki defa şey konuşuldu, olmadı. Daha sonra ikinci güzergâhımız bizim bir kafenin oradan Basmane 9-11 kapısına çıkmaktı, orada yapmaktı. Bu ikisine de izin verilmeyeceğini tahmin ediyorduk. Çünkü arka tarafı da kapatmışlardı, gördünüz. Biz dedik ki muhtemelen bu planlama, grupları ayrıştırmayla, yani iki grubu, iki, üç ve dörde bölerek ayrıştırmayla ve dağıtma üzerine planladılar muhtemelen. Ve kavga görüntüsü de vermek, yani verme yolunu da çok zorladılar bizi.
“BEN BU KADAR BÜYÜK KONUŞMAM”
Burada yaşlarımız ezildi. Siz de gördünüz, hatta basından arkadaşlarımız da ezildiler. Biz de dedik ki bu planı uygulayacaklar çünkü yani beş bine yakın polis vardı. O polislerle birlikte dağıtacaklardı deyip tahmin ettik biz. Ve grubu ikiye böldük ama sonradan üçe böldüğünü öğrendik. Türkiye’deki, yani bu süreçteki İzmir açısından zorlu bir sürece girdiğimizin aslında bir göstergesiydi bu. Çünkü biz de en demokratik olan hakkımız olan eylemimizi yapmak istedik ve buna izin vermediler ama biz planlamamızı yaptığımız için planladığımız şekilde süreci yürüttük. Şunu herkes biliyor, İzmir’deki bütün halk biliyor. Dünkü yaptığı açıklama buradaki değerler açısından, İzmir’in değerleri açısından büyük bir yıkım olmuştur. Ve kendisinin yani kendisinin açıklaması var, ‘Ben istifa ederim.’ diye Cemil Tugay’ın istifa etmesi gerekir. Çok ağır sözler var. Bakın arkadaşlar, ben bu sözleri söylemem yani. Annem evlatlıktan reddeder, işte arkadaşlarım yüzüme tükürür. Bunlar ağır laflar. Bu lafları edip bunu yapmak büyük bir sorun demektir. Ya psikolojik bir sorundur ya da bir yakalanma sorunudur. Bir yerden tutulma sorunudur, bir yerden yakalanma sorunudur. O yüzden bu her iki sorun için de aslında sağlıklı bir durum değildir İzmir açısından.
AK PARTİ’NİN İZMİR VİDEOSUNA TEPKİ
Şimdi gelinen noktada AKP iktidarının yaptığı bir video var, gördünüz. Yani resmen bizim damarımıza, damarımıza basıyorlar yani. İzmir halkının damarına basıyorlar. İzmir’i çöplük gibi gösteriyorlar. İzmir’de yaşamayan insanlar İzmir’i bilemezler arkadaşlar. O İzmir’deki merkezi hükümetin yarattığı sorunu, kendinin çözmesi gereken sorunu, buranın sorunuymuş gibi göstererek İzmir’in dağlarında çöpler yok, İzmir’in dağlarında bizim bu şehitlerimizin kanı. Bu İzmir çok… Simgesel anlamda çok önemli bir şeydir. AKP iktidarı daha bunun farkında değil. Dolayısıyla İzmir’in nasıl tepki vereceğini bakın seçimlerde göreceksiniz. Yani büyük bir yıkım yaşayacak şey AKP iktidarı. Bu İzmir’de yaşanmayacak. Türkiye’nin her yerinde yaşanacak. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte biz milletimizle birlikte olmaya, süreci halkımızla birlikte yürütmeye devam edeceğiz.”
“DÜN VERİLEN TEPKİ İZMİR’DEKİ EN BÜYÜK TEPKİYDİ”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güç, polisle karşı karşıya geldiklerini dört bariyer aştıklarını ifade ederek şunları dile getirdi:
“Polisle karşı karşıya geldik arkadaşlar, yani çıkamadık, kavga ettik. Biz dört tane barikat açtık, yani dört tane hat açtık, geçtik. Yani dünkü yaşanan olaylarda ben hani öyle bir şeyi görmedim, hani polise karşı gelmeyen falan ama sonuç itibarıyla etrafınız komple sarılmış bir haldeyken 19 Mart eylemlerinde de benzer şeyler İzmir’de de yaşandı biliyorsunuz. Burada da benzer şeyler yaşanabilir miydi? Dün akşam yaşanabilirdi. Ama sonuç itibarıyla biz belli aşamaları önceden planladığımız için biz onları açtık. Plansız bir şekilde yapsaydık onlar yaşanabilirdi. Bizim amacımız iyiydi. Şehirde bunun bağırmasını yapabilmekti. Şehirde bunu duyurabilmekti ve şehri yanımıza alabilmekti. Biz bunu planlı bir şekilde yaptığımız için bu tarz olaylar yaşanmadı ki o planlamamıza rağmen de yaşanabilirdi bu arada. Çünkü önceden tespitlerimizi yapmıştık. Hangi sokakta kaç tane TOMA var, nerede polisler pozisyon alabilir diye arkadaşlarımızla beraber gezdik biz. Bugün biz üç defa gezdik alanı.
Ama 19 Mart süreci Cumhurbaşkanı’nın adayının içeriye alınması süreciydi. Çok daha ağır bir süreçti. Dolayısıyla bizim gelinen noktada dün verilen tepki de İzmir’deki verilen en büyük tepkilerden bir tanesiydi. Biz buradan çıktığımızda partililer de çıktık ama işte biz şurada yürürken neredeyse üç katı çıktık. Şu şey yolunda yürürken, Basmane yolunda yürürken. Arkadaşlarımız Kıbrıs Şehitleri’ne girdiği zaman iki üç katına çıktılar. Dolayısıyla burada halkın tepkisi de yoğunlaştı. Bir şey eylemlilik oldu. Biz bir halkla yürüyecektik. Eylemimizi öyle gerçekleştirecektik ama neredeyse Alsancak’ın bütün sokaklarını gezmiş olduk, tepkimizi ortaya koymuş olduk.”
Büyükşehir Meclisinde gerekli tavrı alacaklarını belirten Güç, “Mecliste gerekli tavrı alacağız ama mecliste alacağımız tavırla da bu iş bitmez. Şehirdeki sorunlarla alakalı da gerekli çalışmaları, gerekli siyasal söylemleri, birebir saha çalışmalarına biz devam edeceğiz. Bu eylemliliği kendi aramızda hem İl Yönetim Kurulu’nda hem İlçe Başkanları’nda, Belediye Başkanlarımızda görüşmeleri yapıyoruz. Mecliste de alacağımız kararları yine ortak bir şekilde alıp ama kendi tarafımızdan doğru karar alalım” diye konuştu.
“SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKMALI”
Güç, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“AKP’nin o rahat rahat dönüştürebilecek bütün o yaklaşımına tepki koyacağımızı, onunla ilgili de gerekli önlemleri alacağımızı bilmenizi istiyorum. Onlar açısından dışarıdan gözde İzmir hiç seçime girmeden AKP’ye geçirilmiş bir şehir olmuş oldu. Halkın gözünde hiçbir değerleri yok, bir kere onu bilmeleri gerekiyor. Daha düne kadar birbirlerine ağır laflar eden insanlar, hakaret eden insanlar bir araya gelmesi de aslında toplumun açısından çok daha ahlaki bulunmuyor. Yani daha düne kadar birbirlerini ahlaksızlıkla suçlayan, birbirlerine ağır ithamlarda bulunan insanlar nasıl bir araya giriyorlar, nasıl bunun işlerini sindiriyorlar ve böyle hayatlarında böyle normalmiş gibi devam ediyor. Biz algılamakta sorun yaşıyoruz. Ama bu arkadaşların inanın toplumda hiç gönüllerinde yeri yok yani. Burada hani şeyi kapatıyorlar, etrafları kapatıyorlar, TOMA’lar falan. Bunları kapatabilirler de şu insanların gönlünde açtıkları yarayı kapatma şansları yok. Yani bu saatten sonra ilk seçimde gideceklerini biliyorlar. Yakaladıkları insanları kendilerini değiştirebilmek, başarılı olduklarını zannediyorlar ama inanın hiçbir başarının olmayacağını seçimlerde görecekler. Burada bir kere siyasi ahlak yasası çıkmadan bu işi düzeltme şansı yok. Bu tek adam rejiminin getirdiği bir şey. Burada birilerini gösterdi diye, birileri yaptı diye birilerinin suçlanacak bir durum yok. O anda bunu belirleme şansınız da yok. Bu böyle midir, böyle değil midir? Çünkü böyle bir sürece gidileceği de belli değildi.
“HALKIN ARADIĞI UMUT YENİ PARTİ”
Bakın, biz o yerel seçimlerden sonra, yüzde 38 oy aldığımız yerel seçimlerden sonra AKP iktidarı bir panik oldu. Beklemiyordu çünkü birinci parti olmamızı. Ve ne yapacağıyla ilgili planlama yaptı. Ve ilk Cumhurbaşkanı adayımıza saldırdı. Ve onu hapse attı. Sonra belediye başkanlarını, diğer belediye başkanlarını ve siyasetin temsil edildiği başarı kalmaya başladı. Daha sonra değiştirmeye başladılar. İşte Afyon’u, Aydın’ı, en son İzmir’i ve ilçelerini dillerini. Şimdi böyle bu yapılan bütün işlemlerde kamuoyu yoklamaları ölçüldü ve hiçbir şey değişmedi. Yani halk nezdinde bir şey değişmiyor aslında. Halk şu anda bir umut arıyor ve umuda sarıldığı tek yapılanma şu an YENİ parti. Daha önceden Cumhuriyet Halk Partisi ve bu buttan sürecinden sonra yeni parti oldu. Bakın, buttan süreci AKP iktidarının yaptığı son şeydi yani. Ve orada siz hatırlarsınız onu, neden yaptılar? Normalde yapmalarına gerek var mıydı? AKP açısından vardı. Çünkü o kadar şeyi yaptılar, o kadar baskın kurdular, oylarımız bizim yüzde 40’ın altına düşmedi. Baktılar ki olmuyor, biz dediler ki buttan atalım, 10-15 alsın, yeni parti kurulsun, yüzde 10-15 alsın, biz de bu yapılanmadan kurtulamadılar. O da olmadı. Çünkü insanların umuda ve gelecekle ilgili kaygısı olduğu için birleştirecek bir uluslara, bir güce ihtiyacı var. O gücü de Özgür Özel’in liderliğinde yeni partide buldu. Yani şimdi bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye’yi hayal ediyor insanlar. Bir de mevcut duruma bakıyorlar. Şimdi umudu bizde buldukları için hem Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu hem Sayın Genel Başkanımızda buldukları için bize sıkı sıkı sarılırlar. Bu değişmeyecek. Bu seçimde belki de çok daha büyük bir oy patlamasına giderek süreci tamamlamış olacağız.”

