Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yavuz Ağıralioğlu: Yargı kararları, siyaseti bu denli örseleyecek bir kırbaç gibi kullanılmamalıdır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı binasındaki bayramlaşma programında, “Seçime bir yıl, bilemediniz bir buçuk yıllık bir zaman kaldı. Ana muhalefet partisinin son dönemde içine itildiği bir süreç var, biliyorsunuz; o mutlak butlan süreci. Bu süreçle ilgili olarak Anahtar Parti’nin durduğu net ve ilkeli yer şurasıdır: Yargı kararları, siyaseti bu denli örseleyecek bir kırbaç gibi kullanılmamalıdır. Seçim sathına girilmişken, siyasi rekabete ve milletin demokrasisine bu tarz hamlelerle gölge düşürülmemelidir” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı

(İSTANBUL) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı binasındaki bayramlaşma programında, “Seçime bir yıl, bilemediniz bir buçuk yıllık bir zaman kaldı. Ana muhalefet partisinin son dönemde içine itildiği bir süreç var, biliyorsunuz; o mutlak butlan süreci. Bu süreçle ilgili olarak Anahtar Parti’nin durduğu net ve ilkeli yer şurasıdır: Yargı kararları, siyaseti bu denli örseleyecek bir kırbaç gibi kullanılmamalıdır. Seçim sathına girilmişken, siyasi rekabete ve milletin demokrasisine bu tarz hamlelerle gölge düşürülmemelidir” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kurban Bayramı’nın son gününde partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Ağıralioğlu, şunları söyledi:

“Kurulduğumuz günden bugüne her geçen gün dalga dalga büyüyen; her gün aziz milletimizin kalbine, ruhuna dokunan bir hareketiz. Tüm haksızlıklara, adaletsizliklere şahit olan bu necip millet, Anahtar Parti’yi adeta bir müjde gibi bir kurtuluş kapısı gibi bağrından çıkarıp kurmuştur. Evet, Anahtar Parti’yi bu millet bir müjde gibi kurdu. Anahtar Parti, önümüzdeki dönemin net ve tek iktidar namzetidir. Kurulduğumuz günden bugüne, henüz çok kısa bir süre geçmesine rağmen, bugün anketlerde baraj sınırını çoktan aşmış, çığ gibi büyüyen bir hareketiz. Önümüzdeki dönemde bu devleti de bu milleti de düştüğü yerden ayağa kaldıracak yegane irade biziz. Bizler, milletin karşısında kibirlenen, halkın kendisinden korktuğu o ceberrut siyasetçiler dönemine tamamen son vereceğiz; aksine milletinden korkan, millete hesap veren adil bir siyaset anlayışıyla bu memlekete hizmet edeceğiz. Birtakım odakların şahsi kariyer planları yaptığı, herkesin sadece kendi koltuğunu korumak ve seçim kazanmak derdine düştüğü bu puslu kurtlar sofrasında; milletin ve devletin geleceğini kazanma hassasiyetiyle, o büyük sorumluluk bilinciyle yürüyen tek parti Anahtar Parti’dir. İşte tam da bu yüzden bu hareket durdurulamaz bir şekilde büyüyor.

“MEMLEKETİ DÜŞTÜĞÜ YERDEN, EL BİRLİĞİYLE AYAĞA KALDIRMA ZAMANINIZDIR”

Artık televizyon ekranlarında, kamuoyu araştırmalarında ve önümüzdeki dönemin siyaset kurgusunda çok net bir şekilde Anahtar Parti gerçeği vardır. Ve herkes şundan emin olsun: Anahtar Parti varsa devletimiz güvendedir; Anahtar Parti varsa milletimiz huzurludur; Anahtar Parti varsa cumhuriyet ve payidar geleceğimiz teminat altındadır. Anahtar Parti varsa adaletin tecelli ettiği hukuk nizamı vardır, helal alın terinin kutsal hakkı vardır. Bizim olduğumuz yerde, bundan sonra devletin kasasından harcanan her bir kuruşun, yetimin hakkının kuruşu kuruşuna hesabı sorulacaktır. Sizler sadece tabelası olan bir parti açmıyorsunuz; Türk milletinin aydınlık ufkuna doğru yepyeni bir yelken açıyorsunuz. Türk milletini bugün içine düşürüldüğü bu girdaptan, bu ağır zorluklardan kurtarmak adına ‘Bismillah’ diyerek kutlu bir yürüyüşü başlatıyorsunuz. Bizler bu toprakların, bu necip milletin has evlatlarıyız. Biz devleti tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak. Biz cumhuriyeti, kurucu değerlerimizi sımsıkı tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak. Biz aziz vatanı tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak. Biz helal alın terini, emeği el üstünde tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak. Biz namusumuz olan sınırlarımızı, hudutlarımızı sımsıkı tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak. Biz çiftçimizin o nasırlı, o mübarek ellerinden tutacağız; millet de dönüp bizi tutacak.

Biz bu memlekette, vatan toprağı için can vermiş aziz şehitlerimizin, şühedanın o mukaddes hatırasından tutacağız. Şehit öğretmenimiz Aybüke Yalçın’ın o dünyalar güzeli tebessümünden, o asil duruşundan tutacağız; o melek şehitlerimiz manen gelip bizi tutacak. Ben bu yola, uzuvlarını bu vatan için feda etmiş aziz gazilerimizin hatırına, onların o şerefli mücadelesine omuz vermek için başlıyorum. Bu vatanı bize hangi ağır bedelleri ödeyerek, canlarını siper ederek bırakmışlarsa; biz de gazilerimizin o mukaddes haysiyet hakkından sımsıkı tutacağız ve onlar da manen gelip bizi tutacak demiştim. İşte görüyorsunuz; milletimiz sözümüzü duydu ve sizleri sımsıkı tuttu. Millet iradesi sizleri bağrına bastı. Şimdi sıra sizdedir; şimdi sizin, aziz milletimizi bu derin hassasiyetle, bu büyük şefkatle sarıp sarmalama zamanınızdır. Şimdi bu koca memleketi düştüğü yerden, el birliğiyle ayağa kaldırma zamanınızdır.

“SEÇMENİN SANDIKTAN KOPMASININ, UMUDUNU KESMESİNİN ÖNÜNE HIZLA GEÇECEKSİNİZ”

Seçime bir yıl, bilemediniz bir buçuk yıllık bir zaman kaldı. Ana muhalefet partisinin son dönemde içine itildiği bir süreç var, biliyorsunuz; o mutlak butlan süreci. Bu süreçle ilgili olarak Anahtar Parti’nin durduğu net ve ilkeli yer şurasıdır: Yargı kararları, siyaseti bu denli örseleyecek bir kırbaç gibi kullanılmamalıdır. Seçim sathına girilmişken, siyasi rekabete ve milletin demokrasisine bu tarz hamlelerle gölge düşürülmemelidir. Şimdi bir itiraz süreci var. Malum mahkeme kararına itiraz ediyorlar fakat bu itirazın Yargıtay’daki inceleme süresi en az altı ay, normali ise bir senedir. Belki bir seneden de fazla sürecek. Yahu seçime zaten topu topu ne kadar zaman kalmış? Seçime kalmış şurada bir yıl. Seçime sadece bir yıl gibi kısa bir süre kalmışken, ana muhalefet partisinin adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında ikamet ettiği bir ülkenin görüntüsü, asla demokratik bir ülkenin görüntüsü olamaz. Eğer hukukta bir boşluk varsa, Meclis oradadır, o boşluğu derhal dolduracaksınız. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararlarıyla asliye hukuk mahkemelerinin kararları birbirini bu denli zora sokuyorsa; eğer bu karmaşadan dolayı seçmenin iradesi gasbediliyor, seçmen sandığa darılıyor, siyasete zerre güven kalmıyor ve halkta ‘Adalet, siyasetin üstüne kirli bir gölge düşürüyor’ duygusu oluşuyorsa, derhal ve bir an önce kanuni düzenleme yapacaksınız. Seçmenin sandıktan kopmasının, umudunu kesmesinin önüne hızla geçeceksiniz. Ana muhalefet partisinin seçime bir yıl kala bu tür bürokratik türbülanslarla mahkeme koridorlarına mahkum edildiği bir tabloda, iktidar olarak kendi sorumluluğunuzu fark edeceksiniz. Otoriterleşen bir demokrasi anlayışı, içinde bulunduğumuz 2026 yılında bu ülkeyi asla ileriye taşıyamaz, yönetemez.

“ÜLKE RÜŞVET, YOLSUZLUK BATAĞINDA BOĞULMAMALI”

Anahtar Parti, meşru olan herkesle medenice görüşür ama her koşulda mutlak surette hukukun ve adaletin yanında saf tutar. Türkiye’de yaşadığımız bu sancılı süreçte eğer adalete olan güven sarsılıyorsa, demokrasiye inanç her geçen gün kayboluyorsa ve milletin siyaset kurumuna itimadı tamamen zayıflıyorsa, bu memlekette işler çok yanlış yönetiliyor demektir. İşte Anahtar Parti, tam da bu gidişatı tersine çevirmek, bu köhnemiş düzeni yıkmak için kurulmuştur. Bizler sizin o hamasi söylemlerle, ‘Bayraktır, ezandır’ diyerek halkı meşgul ettiğiniz o suni gündemlerin arkasını gayet net görüyoruz. Meydanlara çıkıp ‘Bayrak inmez, ezan dinmez’ diye haykırıyorsunuz. Şunu çok iyi bileceksiniz: Bir bayrağın rüzgârı; bu memlekette işsizlikten dolayı boynu bükük kalan, mahzun olan öz evlatlarınız yüzünden diner. Eğer şanlı bayrağımızın göklerde gururla esmesini istiyorsanız, bu ülkenin çocuklarının önce aşı olacak, güvenceli işi olacak. Ezanınızın sesinin bu semalarda hiç dinmemesini istiyorsanız; ülkeniz rüşvet, yolsuzluk ve talan batağında boğulmayacak.

Siz kalkıp hem ‘Ezan dinmez, bayrak inmez’ diyeceksiniz; hem de bu memlekette fütursuzca haram yiyeceksiniz, yalan söyleyeceksiniz, millete zulmedeceksiniz… İşte o zaman o kutsal ezanınızın ruhu diner. Şunu kafanıza kazıyın: Eğer bayrağın inmesini istemiyorsanız; paranız dünyada itibarlı olacak, pasaportunuz sınır kapılarında değerli olacak, adaletiniz sarsılmaz bir güçte olacak ve bu ülkenin çocuklarının kalbi, umutları, hayalleri yabancı topraklarda değil, işte tam bu topraklarda yeşerecek. Bayrak ancak böyle inmez. Bütün bu sorunlar birer kabus gibi üstümüze çökmüşken, siz hiçbir şey yapmayıp sadece bize ‘Ezan dinmez, bayrak inmez’ nakaratını söylüyorsunuz. Bu kadar haram yerseniz, bu kadar yalan söylerseniz; bu denli yolsuzluğa, rüşvete, iltimasa ve adam kayırmaya müsaade ederseniz, o kutsal ezanınızın sesini bizzat kendi ellerinizle dindirirsiniz kardeşim.”