Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yavuz Ağıralioğlu: Buğdayımızı, arpamızı, toprağımızda üretebilecek düzeni kuracağız

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Üreten kazanamıyor, tüketen de ucuza yiyemiyor. Bu nasıl bir tarım düzenidir? Bizim yapacağımız iş bellidir. Üreticinin gübresini, tohumunu, ilacını, mazotunu karşılayacak; mahsulünü önceden belirlenmiş, maliyetini karşılayan ve kârını güvence altına alan bir fiyatla alacağız.” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Üreten kazanamıyor, tüketen de

(ANKARA) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Üreten kazanamıyor, tüketen de ucuza yiyemiyor. Bu nasıl bir tarım düzenidir? Bizim yapacağımız iş bellidir. Üreticinin gübresini, tohumunu, ilacını, mazotunu karşılayacak; mahsulünü önceden belirlenmiş, maliyetini karşılayan ve kârını güvence altına alan bir fiyatla alacağız.” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, çiftçinin sorunlarını ele aldı, hükümeti eleştirerek Anahtar Parti’nin çözüm yollarını açıkladı. X hesabından yazılı açıklama yapan Yavuz Ağıralioğlu şunları ifade etti:

“Karadeniz’de fındık üreticisi yollara dökülmüş. Düzce’de, Adapazarı’nda çiftçi emeğinin karşılığını alabilmek için sesini duyurmaya çalışıyor. Ege’de üzüm üreticisi perişan. Geçen yıl 80 liraya sattığı üzümüne bu yıl tüccar 60 lira vermiyor. Temmuz ayında buğdayını 12 liradan tüccara satmak zorunda kalan çiftçi, bugün aynı buğdayın 19 liraya çıktığını görüyor. Besicimiz bir yıldır karkas etini neredeyse aynı fiyata satıyor. Üstelik fiyatları düşük tutmak için ithalat yapılıyor. Soruyorum: Kendi üreticisiyle rekabet eden devlet olur mu? Kiraz üreticisi zarar etmiş, kayısı üreticisi mahzun. Elmacı, erikçi emeğinin karşılığını alamamış. Zeytin hasadı başlamış, hâlâ fiyat belli değil. Zeytin üreticimiz diken üstünde. Salçalık domates üreten çiftçimiz, ürününü üç yıl önceki fiyatından satabilmiş.

Artvinli Şevki amcamız ne güzel anlatmış hâlimizi, ‘Bereketin kıtlığını çekiyoruz’ Toprak bereketli, insanımız çalışkan, çiftçimiz üretmeye razı. Ama üreten kazanamıyor, tüketen de ucuza yiyemiyor. Bu nasıl bir tarım düzenidir? Bizim yapacağımız iş bellidir. Üreticinin gübresini, tohumunu, ilacını, mazotunu karşılayacak; mahsulünü önceden belirlenmiş, maliyetini karşılayan ve kârını güvence altına alan bir fiyatla alacağız. Böylece üreticimiz ne kazanacağını bilecek, tüketicimiz de makul fiyatlarla gıdaya ulaşabilecek. Köylerimiz yeniden şenlenecek. Gençlerimiz toprağına, bağına, bahçesine sahip çıkacak. Benim devletim bunu yapacak güçtedir! Türkiye milyarlarca dolarını hububata, yem bitkilerine, mercimeğe, nohuda, yağlık ayçiçeğine ve diğer tarım ürünlerinin ithalatına harcıyor. Biz bu kaynakları kendi üreticimizi güçlendirmek için kullanacağız.

Etimizi, tereyağımızı, buğdayımızı, arpamızı, mısırımızı, soyamızı, ayçiçeğimizi, soğanımızı kendi toprağımızda yeterince üretebilecek bir tarım düzeni kuracağız. Çiftçiyi bankanın faizine, aracının insafına, tefecinin eline bırakmayacağız. Girdisini vereceğiz, mahsulünü alacağız. Devlet üretimi planlayacak. Hangi bölgede ne ekiliyor, ne kadar gübre ve ilaç kullanılıyor, ne kadar ürün elde ediliyor, ne kadarına ihtiyaç var; hepsini bilecek. Çünkü fazla üretim israfa, yetersiz üretim ithalata yol açıyor. Hükûmetin yaptığı tarım sayımının sonuçları konusunda bile kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği bir yerde soruyorum: Sayamadığınız tarımı nasıl planlayacaksınız? Planlayamadığınız üretimi nasıl yöneteceksiniz? Bu memleketin toprağı da var, suyu da var, çalışacak insanı da var. Çiftçimizin ihtiyacı sadaka değil, emeğinin karşılığıdır. Bizim anlayışımızda devlet, kendi çiftçisinin rakibi değil, teminatı olacaktır. Bu topraklarda bereketin kıtlığını değil, bereketin hakkını verdiğimiz günleri yaşayacağız.”