Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye Komünist Hareketi: “Siyasette FETÖ etkisi, parmağı ya da gölgesi aranacaksa önce AKP hesap vermeli ve arınmalıdır”

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Merkez Komitesi, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları ve yargı süreçlerini “siyasal operasyon” olarak nitelendirdi. Açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ” ifadelerine gönderme yapılarak,”Öncelikle FETÖ’nün siyasi ayağının üzerine bugüne kadar hiçbir şekilde gidilmemişken, CHP’ye yönelik mutlak butlan darbesini FETÖ’yle mücadele bulamacıyla anlatmak, ya da mutlak butlanın yetmediği yerde bu sefer ‘FETÖ yalanına’ sarılmak inandırıcı değildir. Siyasette FETÖ etkisi, parmağı ya da gölgesi aranacaksa önce AKP hesap vermeli ve arınmalıdır” denildi.

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Merkez Komitesi, CHP'ye yönelik "mutlak butlan"

(ANKARA) – Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Merkez Komitesi, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları ve yargı süreçlerini “siyasal operasyon” olarak nitelendirdi. Açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ” ifadelerine gönderme yapılarak,”Öncelikle FETÖ’nün siyasi ayağının üzerine bugüne kadar hiçbir şekilde gidilmemişken, CHP’ye yönelik mutlak butlan darbesini FETÖ’yle mücadele bulamacıyla anlatmak, ya da mutlak butlanın yetmediği yerde bu sefer ‘FETÖ yalanına’ sarılmak inandırıcı değildir. Siyasette FETÖ etkisi, parmağı ya da gölgesi aranacaksa önce AKP hesap vermeli ve arınmalıdır” denildi.

Türkiye Komünist Hareketi Merkez Komitesi, hafta sonu gerçekleştirdiği toplantıda, ülkedeki son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. TKH Merkez Komitesi toplantı sonuç değerlendirme tutanağında, şu ifadelere yer verildi:

“CHP’ye yönelik operasyonların yargı sopasıyla siyasi müdahale ve hatta darbe biçimini alarak sürmesi ‘mutlak butlan’ hamlesiyle yeni bir ivme kazanmıştır. Düzen siyasetinde yaşanan bu süreç salt düzen muhalefetinin bir sorunu değil, bizatihi AKP eliyle kurulan rejimin krizini ve sıkışmasını göstermektedir. Ekonomik krizi çözemeyen AKP iktidarı, olası bir siyasi krizi erteleme yolunu kendisine alternatif olarak gördüğü muhalefete yargı eliyle müdahale etmekte bulmuş, bunun için burjuva düzenin kurum, teamül ve meşruiyet araçlarını ayaklar altına almaktan çekinmemiştir. AKP’nin mutlak butlan hamlesi rejimin içinde bulunduğu sıkışmayı gözler önüne sermeye yeter de artar bile.

Ülkenin büyük çoğunluğu, AKP iktidarından bıkmıştır. Bu bıkkınlığa karşı Kürt sorununda çözüm kartını devreye sokarak AKP’nin kendi iktidarını garanti almak için araçsallaştırdığı anayasa değişikliği talebi ile Erdoğan’ın ‘mutlak hakimiyetinin’ ilan edilmesi amaçlamaktadır. Böylece AKP, iktidarını sürdürürken, rejimin ayak bağı olarak gördüğü laikliği silmeyi, mutlakiyetçi bir siyaset mekanizması kurmayı, rant ve talana dayalı düzene dokunulmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.

“CHP’YE SİYASİ OPERASYON, İKTİDARIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜDÜR”

CHP’ye yönelik operasyon ve cunta rejimlerini aratmayan darbe uygulamaları, AKP tarafından dile getirilen ‘iç cephe’ söyleminin retorikten ibaret olduğunu da göstermiştir. Ülkenin emperyalizm karşısında iç cepheyi güçlü tutma söylemi, içeride baskı dışarıda ise tam boy işbirlikçilik nedeniyle inandırıcılığını yitirmektedir. Daha önce milli beka söylemini geliştiren AKP’nin, bugün Kürt siyasi hareketiyle yeni bir anayasa sürecini işletirken düzen muhalefetinin liderliğini üstlenen CHP’ye siyasi operasyon yapması iktidarın olsa olsa iki yüzlülüğüdür.

Bugün yaşanılan sürecin, ‘FETÖ’nün siyasal hamlelerine yönelik devlet aklının devreye girmesi’ olarak sunulmasının ise yeni bir manipülasyon olduğunu belirtmek gerekir. Öncelikle FETÖ’nün siyasi ayağının üzerine bugüne kadar hiçbir şekilde gidilmemişken, CHP’ye yönelik mutlak butlan darbesini FETÖ’yle mücadele bulamacıyla anlatmak, ya da mutlak butlanın yetmediği yerde bu sefer ‘FETÖ yalanına’ sarılmak inandırıcı değildir. Siyasette FETÖ etkisi, parmağı ya da gölgesi aranacaksa önce AKP hesap vermeli ve arınmalıdır. Devlet aklı söylemi, genelde sermaye devletinin sınıfsal karakterini örten bir işlev görürken bugün bu kavram CHP’ye yönelik operasyonunun kılıfı olarak sunulmaktadır. Özünde rant, talan ve sömürü üzerine kurulan gerici işbirlikçi sermaye devletinin tek adam rejimini sürdürmesi ve kurumsallaştırması amacı devlet aklı kavramıyla ambalajlanırken, sağın çok sevdiği ‘milli iradenin’, ‘yeni bir devlet vesayetiyle’ ayaklar altına alınmasının ilanından başka bir şey değildir. Devlet aklından kasıt, bugün AKP eliyle kurulan gerici rejimin bekasının savunulmasıdır.

Bugün CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı sadece bir yargı kararı değil, doğrudan AKP’nin siyasi operasyonudur. Komünistler olarak, gerici-faşist AKP’nin bu darbe uygulamasının ve siyasi operasyonunun sonuna kadar karşısındayız.”