(ANKARA) – Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Okuyan, “mutlak butlan” kararının ardından yaşanabileceklere ilişkin, “CHP’yi yönetilemez hale getirerek bu sistemin en önemli enstrümanlarından birini etkisizleştiriyorlar. AKP ülkeyi yönetmekte zorlanıyor, bir de üzerine bir ana muhalefet boşluğu yaratıyorlar. Bu boşluğu kimler, nasıl doldurur ayrı mesele. Türkiye’de bazı milliyetçi partilerin yükselişine tanık olabiliriz” dedi.
Okuyan, katıldığı bir canlı yayın programında mutlak butlan kararı ve CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Neden “mutlak butlan” kararı verildiğine ilişkin Okuyan, “‘AKP başından beri Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına atamıştı. Aslında Kılıçdaroğlu AKP’nin CHP içindeki Truva atıydı. Şimdi o Truva atını kullanıyorlar’ okuması tamamen yanlış. Bu okumadan başka yanlışlar çıkar” dedi.
Okuyan, CHP’nin mutlak butlan kararına hazırlıksız yakalanmış olabileceğini belirterek, “Ortada bir sistem var ve bu CHP’yi de bağlıyor. Yani AKP içerisindeki mücadele CHP’yi de bağlıyor” diye konuştu.
CHP’NİN VE AKP’NİN AYNI KAYNAKTAN BESLENDİĞİNİ İLERİ SÜRDÜ
Okuyan, yapılan “operasyonun” karşısında durulması gerektiğini dile getirerek, “Şunu unutmayalım, bu CHP bir direniş hattı kuramaz. Sınıfsal ve ideolojik nedenlerle, hukuki nedenlerle kuramaz. Bunun kaynağında CHP’nin AKP’yle aynı sistemden beslenmesi de yatıyor. Yerel yönetimlerde CHP’nin başına gelenlerin kaynağında aynı mekanizmalardan beslenmeleri var. AKP de o mekanizmalardan vuruyor” dedi.
Mutlak butlan kararının ardından solun tutumuna, solda pek çok partinin “birleşik mücadele” çağrısına da değinen Okuyan, şöyle devam etti:
“Türkiye solu CHP içerisindeki kavgaların parçası oluyor, bunu da ‘AKP’ye karşı olmakla’ gerekçelendiriyor. Hata nereden kaynaklanıyor? Kılıçdaroğlu’nu ‘AKP’nin adamı’ görmekle açıklıyorlar. Kılıçdaroğlu’nun ihaneti ayrı bir tartışma ama ortada bir düzen var, ekonomisiyle, siyasetiyle. Bu düzenin kadrolarından söz ediyoruz. Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel, Veli Ağbaba, Kemal Kılıçdaroğlu arasında ne ayrım var? Hangi yüzle çıkıyor da ‘Arınacağız’ diyor, ahlak sorguluyor? Sistemin aktörleri hepsi.
“KILIÇDAROĞLU, CUMHURİYET’İN KURULUŞ DEĞERLERİNE DÖNEMEZ”
Tek örnek vereyim, geçmişteki Beşiktaş Belediyesi ne yaptı? CHP içerisinde ekipler görevlendirildi yolsuzluk için, o ekipler rapor yazdılar, Beşiktaş Belediyesi’ni suçlu buldular, Kılıçdaroğlu destek mitingi yaptı. Peki ideolojik olarak ne farkı var? ‘Kurucu değerlere’ dönülüyormuş. Kılıçdaroğlu CHP’de sistemin ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümlere imza atmış birisi. Kılıçdaroğlu Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine dönemez, dönmesi için ‘Ey halkım ben geçmişte büyük hatalar yaptım, bir suça ortak oldum’ demesi lazım ama diyemez. Öte yandan Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’ndan farkı olduğunu kim söyleyebilir? ‘Saray rejimi’ ile mesafe üzerinden bir doğrultu tayin edemezsiniz, böyle kolaycılık olur mu? İmamoğlu’nun arkasında duracağız diye tuhaf bir öykü yazılıyor. Bu suça bizim de ortak olmamız bekleniyor. Evet iktidarın bu uygulamalarına karşı duralım ama halkı aldatmadan, başka bir doğrultu kurarak. Bunun üzerine bir direniş hattı kurulamaz.”
ANA MUHALEFETTEKİ BOŞLUK
Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını belirten Okuyan, “Şu anda CHP’yi yönetilemez hale getirerek bu sistemin en önemli enstrümanlarından birini etkisizleştiriyorlar. AKP açısından da olur. AKP ülkeyi yönetmekte zorlanıyor bir de üzerine bir ana muhalefet boşluğu yaratıyorlar. Bu boşluğu kimler, nasıl doldurur ayrı mesele. Türkiye’de bazı milliyetçi partilerin yükselişine tanık olabiliriz” dedi.
Okuyan, bu süreçte TKP’nin yol haritasına ilişkin şunları söyledi:
“Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel’in arkasında durmayacağız. Kılıçdaroğlu’nun iktidara yaptığı şu hizmet, bizi başka hatalara götüremez. Tüm bunların nedenini sorgulayan ve karşısında yanıt üreten bir siyaset tarzından biz vazgeçemeyiz. Bu konuda da güçlü adımlar atacağız.
“ALTERNATİF YARATILMALI”
Yurttaşlarımızın ‘başımıza ne geldi’ sorusuna daha kapsamlı ve derin yanıtlar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ertelenemez. Yoksa yeni belalar gelecek başımıza. Yurttaşlarımızın umudunu yok etmeye kimsenin hakkı yok. Yalan söylerseniz o umudu yok edersiniz. Şu anda Türkiye’de bu iktidara, aslında arkasındaki sisteme karşı duran bir kesimin umudu yok ediliyor. TKP onlara rağmen bu gerçeği söylemeye devam edecek. İktidarın seçme-seçilme hakkı, siyasi partilerin içerisine müdahale gibi adımlar attığı bir sırada detaya girilmez. Ama Türkiye’de herkesin bildiği bir gerçek var, tuz kokmuş durumda. Ortada bir kabus var. Bu kabusu halkımıza ‘Saray rejimiyle mücadele ediyoruz’ diye cilalayıp, paketleyip pazarlayacak bir parti değiliz. Hiç kimse umudunu kesmesin. İktidar bu hamlesiyle kendisine de sorun yaratacak bir süreci başlattı ama kendi kendine hiçbir şey çözülmez. Alternatif yaratılmalı. Biz bunun için üzerimize düşen her şeyi yapacağız. Ama bir suçun ya da yalanın parçası olmayacağız.”

