(ANKARA) – TKDF Başkanı Canan Güllü, AYM’nin “süresiz nafaka” düzenlemesinin iptali kararına ilişkin yaptığı açıklamada, “Siyasetin hukuku şekillendirmesine, kadınların insan haklarının geriletilmesine ve kadınların ekonomik güvencelerinin ortadan kaldırılmasına itiraz ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye Kadın Denekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, ANKA Haber Ajansı’na Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesinin iptal kararına ilişkin açıklama yaptı. Güllü, nafaka tartışmalarının merkezinde erkeklerin mağduriyetinden ziyade boşanma sonrası yoksullaşan kadınların yaşam hakkı ve ekonomik güvenliğinin bulunduğuna dikkati çekti.
AYM’nin 2012’de Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal istemini reddettiğini hatırlatan Güllü, mahkemenin o dönemde boşanma nedeniyle yoksullaşan eşin korunmasını sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak değerlendirdiğini aktardı.
“HUKUK MU DEĞİŞTİ, YORUMLAYANLAR MI?”
Kanun hükmünde değişiklik yapılmamasına rağmen farklı sonuçlara ulaşılmasının tartışılması gerektiğini ifade eden Güllü, şunları kaydetti:
“Hukuki güvenlik ilkesinin temel şartlarından biri öngörülebilirliktir. Eğer aynı anayasal norm, aynı kanun metni ve benzer gerekçeler karşısında yalnızca mahkeme üyelerinin değişmesi nedeniyle farklı sonuçlara ulaşılıyorsa, kamuoyunun ‘hukuk mu değişti, yorumlayanlar mı?’ sorusunu sorması kaçınılmaz hale gelir. Kadınların boşanma sonrası yoksullaşmasını önlemek amacıyla getirilen bir sosyal koruma mekanizmasının kaderi, değişmeyen kanundan çok değişen mahkeme kompozisyonuna bağlı görünmemelidir. Sosyal devlet ilkesi dönemsel tercihlere göre değil, anayasal güvencelere göre korunmalıdır.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki resmi nikâh olmadan dini nikâh yapılmasını engelleyen düzenlemenin kaldırılması, kız çocuklarının ‘evlilik’ adı altında istismar edilmesinin önünü açan sonuçlar doğurdu. Aynı anlayış bugün de kadınları birey olarak değil, aile içinde tanımlanan roller üzerinden değerlendirmektedir. Oysa Türkiye’de milyonlarca kadın yıllarca ücretsiz bakım emeği vermekte; çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımını üstlenmekte; ev içi iş yükünü taşımakta ve bu nedenle eğitim, istihdam ve ekonomik bağımsızlık fırsatlarından uzak kalmaktadır.”
“KARAR KADINLARI YOKSULLUĞA MAHKUM EDİYOR”
Kadınların önemli bir bölümünün çalışma yaşamından kendi tercihleriyle değil, toplumsal cinsiyet rollerinin baskısıyla uzaklaştırıldığına dikkati çeken Güllü, kararın kadınları yoksulluğa mahkum ettiğini belirtti. Ekonomik güvencelerin ortadan kaldırılmasıyla kadınların şiddet döngüsünden çıkamayacağını dile getiren Güllü, bu nedenle şiddet gören kadınların boşanamadıklarını vurguladı.
TKDF tarafından her ay yayınlanan kadın cinayerleri verilerine değinen Güllü, kadınların en çok yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aile içinde öldürmekten çekinmeyen erkek şiddetine karşı etkili önleyici politikalar geliştirmeyenlerin, kadınların ekonomik güvencelerini ortadan kaldıran kararları desteklemesi kabul edilemez. Çünkü ekonomik bağımsızlığını kaybeden kadın, şiddetten uzaklaşma imkanını da kaybeder. Bu nedenle nafaka hakkının zayıflatılması yalnızca bir ekonomik hak kaybı değildir; kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve şiddetten korunma imkanlarını doğrudan etkileyen bir karardır.
“GEREKÇELİ KARARI BEKLİYORUZ”
Sosyal devlet; kadınları aile içinde görünmez emeğe mahkûm edip boşanma sonrasında yalnız bırakan devlet değildir. Sosyal devlet; eşitsizlikleri gören, bakım yükünün kadınlar üzerinde yarattığı sonuçları kabul eden ve dezavantajlı olanı koruyan devlettir.
İtiraz ediyoruz. Siyasetin hukuku şekillendirmesine, kadınların insan haklarının geriletilmesine ve kadınların ekonomik güvencelerinin ortadan kaldırılmasına itiraz ediyoruz. Kanun değişmeden karar değişiyorsa, tartışılması gereken yalnızca nafaka değildir. Tartışılması gereken, anayasal hakların yorumlanmasında istikrarın, hukuki güvenliğin ve sosyal devlet ilkesinin geleceğidir. Gerekçeli kararı bekliyoruz.”

