Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu… Bakan Ersoy: Bakan Ersoy: COP31 alanı ve Lütfi Kırdar Kongre Merkezi Bakanlığa devredilecek

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, COP 31 etkinliklerinin tamamlanmasının ardından Antalya’daki organizasyon alanının aşamalı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetimine devredileceğini, İstanbul’daki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin tahliye davasının da kazanıldığını belirterek, merkezin aralık ayında Bakanlığa devredileceğini söyledi. Ersoy, gerekli yatırımların tamamlanmasının ardından İstanbul ve Antalya’da uluslararası büyük firmaların kongrelerine devlet garantisiyle teklif verebileceklerini ifade etti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, COP 31 etkinliklerinin

Haber: Erva GÜN – Ogün AKKAYA

(TBMM) – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, COP 31 etkinliklerinin tamamlanmasının ardından Antalya’daki organizasyon alanının aşamalı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetimine devredileceğini, İstanbul’daki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin tahliye davasının da kazanıldığını belirterek, merkezin aralık ayında Bakanlığa devredileceğini söyledi. Ersoy, gerekli yatırımların tamamlanmasının ardından İstanbul ve Antalya’da uluslararası büyük firmaların kongrelerine devlet garantisiyle teklif verebileceklerini ifade etti.

AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçesi, kesin hesabı ile Sayıştay Raporları’nın görüşmeleri tamamlandı. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından soruları yanıtladı.

Ersoy, Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum nedeniyle geçmişte olduğu gibi bugün de krizlerle karşı karşıya olduğunu, gelecekte de bu krizlerin yaşanma potansiyelinin bulunduğunu söyledi. Ersoy, 28 Şubat’ta başlayan İran Savaşı’nın Türkiye turizmini olumsuz etkilediğini kaydederek, “2025 yılına baktığımız zaman 65,2 milyar dolar gelir, 64 milyon ziyaretçiyle kapatmıştık. 2026 yılına da hatta ilk çeyrekte gayet başarılı bir şekilde artı verilerle gidiyordu. Ancak 28 Şubat’ta İsrail-Amerika ve İran Savaşı başladı. Özellikle savaşın ilk ayında bizim erken rezervasyon dönemi dediğimiz 1 Nisan-1 Kasım tarihleri arasında erken rezervasyonun ağırlıklı olarak olduğu bölgelerde, yüzde 20 ile yüzde 30’a varan iptaller aldık” dedi.

Turizm Geliştirme Ajansı ve sektörün krizlere karşı dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmaların etkisiyle kayıpların önemli bölümünün telafi edildiğini belirten Ersoy, “Mesela Turizm Geliştirme Ajansında sektörü nasıl bağışıklı hale getirebiliyorsunuz? Kaynak pazar çeşitliğine gidiyorsunuz. İki, ürün çeşitliğine gidiyorsunuz. Üç, etkili ve yoğun hem PR hem reklam tanıtım potansiyeline sahip olmanız gerekiyor. Bunun anlaşmalarını da yapmış olmanız gerekiyor. Dört, ulaşım bağlarını kuvvetli tutmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“RESORT BÖLGELERİNDEKİ KAYIPLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ GERİ ALINDI”

Bakan Ersoy, son sekiz yılda atılan adımlarla kriz dönemindeki iptallerin ardından yeni rezervasyonların artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini, savaşın yoğun yaşandığı ikinci çeyrekte olumsuz veriler görülmesine karşın tanıtım faaliyetleriyle resort bölgelerindeki kayıpların önemli bölümünün telafi edildiğini söyledi.

Antalya ağırlıklı resort bölgelerindeki kayıpların şu anda yüzde 5,65 seviyesinde olduğunu dile getiren Ersoy, “Türkiye genelinde baktığınız zaman ise 1,5-2 bandını da eksi ile kapatacağımızı düşünüyoruz. Çünkü İstanbul ve diğer illere yaptığımız yoğun tanıtım kampanyaları sayesinde oralarda da savaşa rağmen pozitif sonuç vermeye başladık” şeklinde konuştu.

UÇAK YAKITINDAKİ ARTIŞ YÜZDE 300’E ULAŞTI

Türkiye’nin çevresindeki savaşların turizm sektörünü doğrudan etkilediğine dikkati çeken Ersoy, Ukrayna-Rusya ve İran savaşlarının yanı sıra çatışmaların Yemen, Suriye ve Suudi Arabistan hattına yayıldığını da ekledi. Bu ülkelerin aynı zamanda Türkiye’nin yoğun turist aldığı kaynak pazarlar olduğunu vurgulayan Ersoy, hava trafiğinin kapanması ve güvenlik endişelerinin rezervasyon iptallerine yol açtığını ifade etti. Savaşların enerji altyapılarına ve enerji transferlerine de zarar verdiğini belirten Ersoy, şu değerlendirmede bulundu:

“Ukrayna-Rusya Savaşı olsun, İran Savaşı olsun, Suudi Arabistan kısmı yansıyorsa olsun, tamamı Körfez Bölgesi olarak da baktığınız zaman enerji ihraç eden ülkeler. Enerji ihraç eden ülkelerin hem terminal altyapıları vuruldu hem üretim altyapıları vuruldu ve daha da kötüsü boğaz trafikleri kesilerek enerji transferleri durdu. Bu da enerji fiyatlarında kalıcı yükselmelere sebep oldu. Biz ortalama 2,5-3 saat mesafeden hava transferi ile yolcu alan bir ülkeyiz. Mesela siz petrolde yüzde 50 artış görüyorsunuz ya. O yüzde 50 veya yüzde 100’e varan artışlar uçak yakıtında yüzde 300 olarak yansıyor. Yani 700 dolarlık yakıtlar 2 bin 100 dolarları gördü. Şu anda da bin 600 bantlarında gidiyor. Bir de rafinerilerin şöyle bir sıkıntısı var: Petrol boru hattını siz 15 günde, bir ayda tamir edebilirsiniz veya Hürmüz Boğazı’nın geçişini sağlayabilirsiniz ama rafineriyi tamir etmeniz birkaç yıl alır. O yüzden uzun süreli yönetmemiz gereken bir süreç var. Uçak yakıt fiyatlarının hızlı bir şekilde geri gelmesini de beklemememiz lazım.

“TÜRKİYE ATEŞ ÇEMBERİNİN ORTASINDA İSTİKRAR ADASI OLDU”

Bir de buna savaşlardan kaynaklı yaptırımlar eklendi. Özellikle bizim ana tedarikçilerimizden kaynak pazarı olan Rusya’ya havalimanları ve hava yolları ile ilgili kısıtlamalar… Bir de Rusya’nın hava trafiğinde son zamanlarda özellikle 2026’nın tamamını kapsayan bir dönemde çok büyük drone saldırılarıyla karşılaşıyoruz. Her dakika havalimanlarında çok ciddi gecikmeler ve kapanmalar oluyor. Bu da hava trafiğinde azalmalara ve eksilmelere sebep oluyor. Ama her şeye rağmen Türkiye, bakın bunca olumsuzluğa rağmen ateş çemberinin ortasında bir istikrar adası olmayı başardı. Bakın burada Cumhurbaşkanımızın ve Dışişleri Bakanlığımızın yürüttüğü barışçıl politika ve barışı getirmek için yapmış olduğu çabaların çok büyük artısını gördük.”

TURİZM GELİRİNDE KİŞİ BAŞI GECELİK GELİR ARTTI

Ersoy, yoğun tanıtım kampanyaları, kanaat önderlerinin Türkiye’ye getirilmesi ve dijital medyada yürütülen iletişim çalışmalarıyla Türkiye’ye yönelik algının hızla düzeltildiğini belirtti. Üçüncü çeyrek itibarıyla turist girişlerinin neredeyse başa baş seviyeye geldiğini, bazı dönemlerde ise önceki seviyelerin üzerine çıktığını söyleyen Ersoy, turizm gelirlerinin değerlendirilmesinde kişi başı toplam gelir yerine kişi başı gecelik gelire bakılması gerektiğini ifade etti.

Yabancı turistlerin kişi başı gecelik gelirinin 2017 sonunda 82,9 dolar olduğunu, bu yılın ilk dokuz ayında 119,9 dolara yükseldiğini belirten Ersoy, artışın yüzde 44,6 olduğunu söyledi. Gurbetçilerin de dahil edildiği hesaplamada ise kişi başı gecelik gelirin 75,8 dolardan 107,7 dolara çıktığını ve yüzde 42,2 artış yaşandığını kaydetti.

SEZONU UZATMAK İÇİN ÇEŞME VE DİDİM PROJELERİ HAZIRLANDI

Sezonun uzatılmasına yönelik çalışmaların göreve geldiği dönemden bu yana öncelikleri arasında bulunduğunu dile getiren Ersoy, Ege Turizm Merkezleri Çeşme ve Didim projelerinin de bu amaçla hazırlandığını söyledi. Ege Bölgesi’nin Antalya’ya kıyasla daha kısa bir turizm sezonuna sahip olduğunu belirten Ersoy, sezonun uzatılması için golf alanları, spor alanları, kültür etkinlik alanları, müzeler ve gastronominin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Çeşme projesinin devlet bütçesinden kaynak kullanılmadan yatırımcılar aracılığıyla hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Ersoy, projeye yönelik eleştirilere de değinerek şunları söyledi:

“Bakın tüm dünya ülkeleri vatandaşları bizim potansiyel misafirimiz ama artık tüm dünya ülkeleri potansiyel rakibimiz. Artık herkes turizmden pay almak istiyor. Eskisi gibi değil. Çünkü bugün petrol ülkeleri de turizme yatırım yapıyor. Farklı dönemdeki, Ekvator’a yakın olan bölgedeki ülkelerin tamamı da yatırım yapıyor. Artık ekmek aslanın ağzında da değil, midesinde.

Hakikaten Çeşme projesi üzerinde en iyi çalışılmış projelerden biriydi. Ama farklı ideolojik sebeplerden dolayı reddedildi. Ha şimdi ‘Turist gelsin’ deyince turist gelmiyor. Bakın her bölgenin kendi özelliği var. Çok doğru bir alanda devletin kasasından bir kuruş çıkmadan yatırımcılığa yapacak bir projeyi geliştirmiştik. Şimdi tekrar öyle bir talep geliyor bana bütün herkesten, odalardan da geliyor. ‘Ben de samimi istiyorsanız, kaldığımız yerden tekrar sizle paylaşırız. Varsa talepleriniz, düzeltmeleriniz, düzeltecek kısımları düzeltiriz’ demiştim.”

TURİZM GELİŞTİRME AJANSI BÜNYESİNDE MICE BİRİMİ KURULUYOR

Ersoy, turizm sezonunun uzatılması ve düşük sezonda etkinliklerin artırılması amacıyla Turizm Geliştirme Ajansı bünyesinde MICE birimi kuracaklarını açıkladı. Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biliyorsunuz şu anda COP 31 ev sahipliği yapacak Antalya. COP 31 sahası gerekli mutabakatı biz Kabinede de sağladık. Etkinlikler yapıldıktan sonra aşamalı bir şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yönetimine devroluyor. Biz Turizm Geliştirme Ajansı’nın içinde kurduğumuz MICE bölümü buranın devrini almış olacak. Oradaki personel de bize devrolmuş oluyor. Biz bundan sonra bir de İstanbul’da biliyorsunuz Lütfi Kırdar Kongre Merkezi var. Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin tahliye davasını da biz kazandık. Aralık ayı içerisinde orası da bize devrolmuş olacak. Orada biraz yatırım gerekiyor. Oraya iyi bakmamışlar. Özel sektördeydi orası. Onların yatırımları da tamamlandıktan sonra biz artık hem İstanbul’da hem de Antalya’da uluslararası kongrelere devlet bazında teklif verebilecek hale geleceğiz. Bizim özel firmaların kongrelerine devlet garantisiyle teklif vermemiz gerekiyor.”

FORMULA 1 YARIŞLARININ 5 YIL BOYUNCA TÜRKİYE’DE YAPILMASI SAĞLANDI

Ersoy, etkinliklerin turizm sezonuna katkısını artırmak amacıyla Formula 1 yarışlarının yeniden Türkiye’ye getirilmesi için çalışma yürütüldüğünü ve yarışların en az beş yıl boyunca Türkiye’de yapılmasının sağlandığını söyledi. Yarışların yalnızca düzenlendiği alanla sınırlı kalmayacağını, İstanbul ile Antalya ve Bodrum gibi turizm bölgelerini bir araya getiren tanıtım ve paket çalışmalarının da yapılacağını belirten Ersoy, “Biz burada da eskisi gibi yaklaşmıyoruz. Hem öncesi hem yarış esnası hem yarış sonrası… Yani ‘Antalya’da, Bodrum’da tatiline başla, İstanbul’da yarışı tamamla.’ veya ‘İstanbul’da yarışı başla; Antalya’da tatilini tamamla’ gibi süreci de uzatacak tanıtımlarla, paketlerle olayı canlandıracağız. Ve sadece yarış sahasıyla sınırlı olmayacak şekilde hazırlıklar yapıyoruz. Etkinlikleri yarış sahasıyla sınırlamayacağız” şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi, kesin hesabı ve Sayıştay Raporları ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Kapadokya Alan Başkanlığı ve Uludağ Alan Başkanlığı’nın özel bütçesi ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun bütçesi, kesin hesabı ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Sayıştay Raporları oylanarak kabul edildi.