(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlandı. Teklifin tümü üzerinde söz alan Yeni Yol Grubu, MHP ve DEM Parti milletvekilleri teklifin yapısal sorunları çözmediğini savunurken, MHP ise düzenlemenin yargının etkinliğini artıracağını belirterek yeni anayasa çağrısını yineledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak adlandırılan “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlandı.
ŞAHİN: BU TEKLİFE ‘REFORM’ DEMEK HUKUKİ GERÇEKLE BAĞDAŞMAZ
Teklifin tümü üzerinde Yeni Yol Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili İdris Şahin, düzenlemenin bir reform niteliği taşımadığını savundu.
Şahin, “Toplum ağır bir adalet krizi yaşarken siz sadece takvimi yönetme derdindesiniz. Bu teklifin önemli bir kısmı siyasi bir reform iradesinin değil, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının bir sonucudur. Ortada planlı bir yasama faaliyeti yok. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği maddelerden doğan hukuki boşlukları son dakikada mecburen doldurma telaşı var. Dolayısıyla bu teklife ‘reform’ demek hukuki gerçekle bağdaşmaz. Bu, yapılmak zorunda kalınan gecikmiş bir usul düzenlemesidir” dedi.
Kanun yapım yöntemini de eleştiren Şahin, “13 ayrı kanunda değişiklik öngörüyorsunuz ama önümüzde tek bir etki analizi raporu maalesef yok. Komisyonu işlevsizleştiren, maddeleri alelacele geçirmeye çalışan bu dağınıklık yargıda etkinliği sağlamaz; aksine yeni belirsizliklere yol açar. Birbiriyle doğrudan ilişkisi bulunmayan bu kadar düzenlemeyi 30 maddelik tek bir teklife sıkıştırarak nitelikli bir yasama çalışması yapılamaz” ifadelerini kullandı.
Teklifin bazı maddelerinin hak arama özgürlüğünü sınırlandırdığını öne süren Şahin, özellikle sınır dışı kararlarına ilişkin düzenlemeleri eleştirdi. Şahin, “Bir insanın hayatını hiçbir üst mahkeme denetimi olmaksızın tek bir hâkimin kararına bağlamak geri dönüşü olmayan insani felaketlere yol açıyor. Bu bir iş yükü meselesi değildir; doğrudan doğruya bir yaşam hakkı ve vicdan meselesidir çünkü adalet iş yükü hesaplarına kurban edilemeyecek kadar hayati bir değerdedir” diye konuştu.
BÜLBÜL: YENİ ANAYASA ARTIK MİLLİ BİR VECİBE
MHP Sakarya Milletvekili Levent Bülbül ise teklifin yargının etkinliğini artıracağını belirterek yeni anayasa çağrısı yaptı. Bülbül, “Görüşülmekte olan kanun teklifi yargının süratini ve öngörülebilirliğini artırarak milletin devletine olan güvenini artıracak bir düzenleme olmaktadır. Ancak bilinmelidir ki kanun düzeyindeki her iyileşme üzerine inşa edildiği anayasal zeminin taşıyıcılığıyla sınırlıdır. 1982 Anayasası’nın darbe döneminden devraldığı vesayetçi ruh yargı kurumlarının milletle tam anlamıyla bütünleşmesinin önünde hâlâ bir engel teşkil etmektedir” dedi.
MHP’nin yeni anayasa konusundaki yaklaşımını anlatan Bülbül, “Hak ve özgürlükleri öne çıkaracak demokratik, kapsayıcı ve katılımcı yeni bir anayasa yapılmasını öncelikli hedefimiz olarak görmekteyiz. Anayasa Mahkemesinin statüsü, kuruluş ve yargılama esasları ile üye yapısının köklü bir reforma tabi tutulmasını da gerekli görmekteyiz. Milli ve kapsayıcı demokratik yeni bir anayasa ile darbe kalıntılarının tamamen temizleneceği kanaatindeyiz. Uzlaşma yoluyla yeni bir anayasa hazırlamak artık milli bir vecibe hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
AYAN: BU PAKETTE ADALET DE HUKUK DA YOK
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ise konuşmasında yargı bağımsızlığı ve insan hakları konularına değinerek teklifi eleştirdi.
Ayan, eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Rıza Türmen’in yazısına atıfta bulunarak, “‘AB raporunu okurken utanç duydum. Türkiye’yi bu noktaya getirenlerle aynı ülkede yaşadığım için utanç duydum. Hukuka aykırılıkları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından saptanmış yargı kararlarıyla yıllardır özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlar için utanç duydum’ diyor ve soruyor: ‘Biz nasıl bu hâle geldik?’ Biz de bu soruyu Genel Kurula soruyoruz” dedi.
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporuna da değinen Ayan, “Raporda ‘Türkiye’de yargı bağımsızlığı alarm verecek bir dereceye ulaşmıştır’, ‘Ceza mevzuatı ve Terörle Mücadele Kanunu muhalefeti dizayn etme aracı hâline gelmiştir’, ‘Kayyum atamaları yerel demokrasiye en büyük zarardır’ deniliyor. Bunları bir muhalefet milletvekili olarak ben söylemiyorum; bunlar Avrupa Parlamentosu raporunda yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Teklifin beklentileri karşılamadığını savunan Ayan, “On ikinci yargı paketinde adalet yok, on ikinci yargı paketinde eşitlik yok, on ikinci yargı paketinde hukuk yok. Bu ülkenin insanları cezada adalet, infazda eşitlik istiyor. Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin son bulmasını istiyor. İdare ve gözlem kurullarına ilişkin düzenleme yapılmasını istiyor. Ama on ikinci yargı paketinde bu beklentileri karşılayan hiçbir şey olmadığını görüyoruz” diye konuştu.
Ayan, avukatların vekalet ücretleri ve duruşma sürelerine ilişkin düzenlemeleri de eleştirerek teklifin yargının temel sorunlarına çözüm getirmediğini savundu.
KAVUNCU: ON İKİNCİ YARGI PAKETİ YAPISAL SORUNLARI ÇÖZMÜYOR
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından kanun teklifinin 1 ila 15’inci maddelerini kapsayan birinci bölüm üzerindeki görüşmelere geçildi.
Birinci bölüm üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, bugüne kadar çıkarılan yargı paketlerinin adalet sistemindeki temel sorunları çözmediğini belirterek “Ülkemizde 2019’dan beri Meclise getirilen yargı paketlerine baktığınızda -ki bugün on ikincisini konuşuyoruz- sanırsınız ki iktidar adaletin öneminin farkında ve çok önemsiyor. Tabii burada ters giden bir şey var. Paket çıktıkça adalete olan güven kayboluyor, adalet mekanizması daha da çok sakatlanıyor. Eğer bugün on ikinci yargı paketini değil de on ikinci ekonomi paketini ya da on ikinci eğitim paketini konuşuyor olsaydık herhalde ekonomiye ve eğitime olan güven artardı. Maalesef adalette bu olmuyor çünkü gelen paketlerde adaletin yapısal hiçbir problemini konuşmuyoruz” dedi.
Geçmiş yıllarda hazırlanan yargı reformu belgeleri ile yargı paketlerini hatırlatan Kavuncu, “Tüm bu paketlere rağmen hangi ülkede konuşuyoruz bu yargı paketini? Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tanınmadığı bir ülkede konuşuyoruz. En başta Anayasa Mahkemesinin kaldırılmak istendiği bir ülkede konuşuyoruz. Tutukluluk sürelerinin adeta bir cezaya döndüğü, 300 bin kapasiteli cezaevlerinde 430 bin kişinin bulunduğu bir ülkede konuşuyoruz” ifadelerini kullandı.
Kavuncu, kanun teklifinde teknik düzenlemeler bulunduğunu ancak bunların temel sorunlara çözüm getirmediğini ileri sürerek “On ikinci pakete baktığımızda elbette ihtiyaç duyulan birçok konuya el atılmış ancak hiçbiri yapısal problemleri çözmüyor, günü kurtaran teknik meseleler olarak karşımıza gelmiş. Hazırlanan kanun teklifi, ‘Milleti yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı bir tarafa bırakılmış, adeta ‘Milleti ez ki devlet yaşasın’ anlayışıyla hazırlanmış” diye konuştu.
“‘TUTUKLULUK İSTİSNADIR’ DİYORUZ AMA İNSANLAR ON ALTI AYDIR SİLİVRİ’DE TUTUKLU”
Teklifin bazı maddelerine ilişkin eleştirilerini de sıralayan Kavuncu, devletin vatandaştan alacağını tahsil etme yöntemleri ile vatandaşın devletten alacağını tahsil etme süreci arasında eşitsizlik bulunduğunu savunarak, “Devlet vatandaştan alacağını e-haciz ve blokeyle anında tahsil ederken vatandaşın devletten alacağını tahsil edebilmesi için bürokratik süreç ve bekleme sürecine tabi tutulması milleti ezmektir. Noterlerin karşılıksız olarak emeklerini devlet kurumlarına sunmaya zorlanması milleti ezmektir. IBAN mağdurlarıyla ilgili toplumsal baskıyı yönetmek amacı taşınmış, taksitlendirme muğlak bırakılmış, ‘Birden fazla dosyası olanlara ne olacak?’ sorusu da es geçilmiş” dedi.
Kavuncu, teklifte inkılap kanunlarına ilişkin düzenlemeye de değinerek “Mevcut inkılap kanunlarına ilişkin suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanamayacağına dair bir hüküm var. Bunun amacı nedir? Buradaki maksat nedir? Cumhuriyeti mi hırpalamak istiyorsunuz? Bu cumhuriyet inkılaplarıyla ne probleminiz var? Neden böyle bir maddeye ihtiyaç duyuldu? Bunu anlayan varsa beri gelsin” ifadelerini kullandı.
Tutukluluk uygulamaları ve yargı bağımsızlığına ilişkin eleştirilerini sürdüren Kavuncu, “Sanık aleyhine itiraz süresi bir aydan üç aya çıkmaktadır. Kurumsal kapasite sorununu vatandaşı ezerek çözmeye kalkamazsınız. Hiçbir yapısal problemi çözmek yönünde tek bir madde bu kanun teklifinde yok. ‘Tutuksuz yargılama esas’ diyoruz, ‘tutukluluk istisnadır’ diyoruz ama insanlar on altı aydır Silivri’de tutuklu. Yargı bağımsızlığının teminatı olacak HSK’nin tarafsız olmayan yapısına ne demeli? Yargının tarafsız ve bağımsızlığı yönünde bir madde gördük mü? O da yok” dedi.
Kavuncu, Ergenekon, Balyoz ve KHK süreçlerini de hatırlatarak “Tarafsızlığını kaybeden yargının yol açtığı felaketleri hep beraber yaşadık. Ergenekon ve Balyoz’da hayatını kaybedenleri hep beraber gördük. Sahte delillerle kurulan kumpaslarla bu ülkenin şerefli askerlerinin hapse atıldığı bir ülkede konuşuyoruz biz on ikinci yargı paketini. KHK’yle on binlerce insanın mağdur edildiği ve hayattan adeta dışlandığı bir ülkede konuşuyoruz” dedi.
Birinci bölüm üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere Genel Kurul’un 16 Temmuz Perşembe günü saat 14.00’te toplanacağını belirterek birleşimi kapattı.
