Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MHP’li Akçay’dan İYİ Partili Kavuncu’ya: Eğer bir düşünceniz olsaydı TBMM’de kurulan Komisyon’a üye de verir, her fikrinizi de orada ifade ederdiniz,

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti tarafından “Suriye’nin Halep şehrinde sivillere yönelik saldırıların yol açtığı ihlaller ve ortaya çıkan sonuçların yaratacağı bölgesel etkilerinin tüm boyutlarıyla  araştırılması” amacıyla verilen öneri reddedildi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu’nun önergeye ilişkin konuşmasında, “Kurmuş olduğunuz Komisyon’da bunlar konuşulmamış ve bir araştırma önergesiyle bugün Meclis’e gelmiş olması da son derece manidar ve ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu önergede Türkiye’yi itham eden iddialar vardır. Kim adınadır bu iddialar? Sayın Bahçeli’nin de tekrarladığı şekilde, ‘Siyonizmin uşağı terör örgütü YPG ve Mazlum Abdi adına'” dedi. Bunun üzerine MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Eğer bir düşünceniz, politikanız olsaydı TBMM’de kurulan Komisyon’a üye de verir, her fikrinizi, düşüncenizi de orada ifade ederdiniz, raporlaştırırdınız. Bunu yapmayıp bizim görüşlerimiz, açıklamalarımız üzerinden bunu manivela olarak kullanmayı ayrı bir siyasi

TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti tarafından "Suriye'nin Halep şehrinde sivillere

 

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti tarafından “Suriye’nin Halep şehrinde sivillere yönelik saldırıların yol açtığı ihlaller ve ortaya çıkan sonuçların yaratacağı bölgesel etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması” amacıyla verilen öneri reddedildi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu’nun önergeye ilişkin konuşmasında, “Kurmuş olduğunuz Komisyon’da bunlar konuşulmamış ve bir araştırma önergesiyle bugün Meclis’e gelmiş olması da son derece manidar ve ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu önergede Türkiye’yi itham eden iddialar vardır. Kim adınadır bu iddialar? Sayın Bahçeli’nin de tekrarladığı şekilde, ‘Siyonizmin uşağı terör örgütü YPG ve Mazlum Abdi adına'” dedi. Bunun üzerine MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Eğer bir düşünceniz, politikanız olsaydı TBMM’de kurulan Komisyon’a üye de verir, her fikrinizi, düşüncenizi de orada ifade ederdiniz, raporlaştırırdınız. Bunu yapmayıp bizim görüşlerimiz, açıklamalarımız üzerinden bunu manivela olarak kullanmayı ayrı bir siyasi provokasyon olarak değerlendiriyorum” diye cevap verdi.

TBMM Genel Kurulu, Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri için toplandı. DEM Parti’nin Suriye’nin Halep şehrinde sivillere yönelik saldırıların yol açtığı ihlaller ve ortaya çıkan sonuçların yaratacağı bölgesel etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması amacıyla verdiği öneri reddedildi.

Kavuncu: SDG ve YPG de PKK’nın bir koludur Suriye’de

DEM Parti’nin grup önerisi üzerine söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, bu konunun Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuşulup konuşulmadığını sorarak sözlerine başladı. Kavuncu, dün görülen hadiselerin Suriye’de olacağının gün gibi aşikâr ve net olduğunu ifade ederek “Kurmuş olduğunuz Komisyonda bunlar konuşulmamış ve bir araştırma önergesiyle bugün Meclis’e gelmiş olması da son derece manidar ve ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu önergede Türkiye’yi itham eden iddialar vardır. Kim adınadır bu iddialar? Sayın Bahçeli’nin de tekrarladığı şekilde ‘Siyonizmin uşağı terör örgütü YPG ve Mazlum Abdi adına’ Sayın Bahçeli’nin ifadeleriyle söylüyorum. Türkiye hiçbir ülkenin içişlerine müdahale elbette etmemeli; her ülkenin kendi vatandaşları, kendi geleceklerini elbette ki kendi belirlemeli ancak bir ellerinde silah, diğer ellerinde PKK’nın, terör örgütünün, YPG’nin peçleri olursa Türkiye de elbette ki bu süreci, burayı dikkatle takip edecektir ve etmek zorundadır. Türkiye’de terör eylemlerinde bulunmuş hiçbir yapıya Türkiye hayat hakkı vermez ve vermeyecektir. Bu bağlamda SDG ve YPG de PKK’nın bir koludur Suriye’de” diye konuştu.

İmralı’nın çağrısının YPG’ye silah bıraktırmadığını söyleyen Kavuncu, konuyu şu ifadelerle değerlendirdi:

“Bugün bunları ilk defa duyuyormuş, işitiyormuş gibi davranan iktidarı da anlamakta inanın biz güçlük çekiyoruz. Zira, Türkiye bu şekilde suçlanıyorsa, bunun bizzat sorumlusu Cumhur İttifakı’nın ta kendisidir. Cumhur İttifakı yüzünden bugün birçok yerde gösteriler yapılmaktadır. Türkiye Suriye’nin bütünlüğünün muhafaza edildiği, uluslararası sistemle entegre ve uluslararası hukuku tanıyan bir yapının varlığının tesis edilmesine elbette ki çaba gösterecektir ve göstermelidir. Bu kapsamda bir yıldır 10 Mart mutabakatına uyulması için çağrı yapılıyor, sonuç var mı? Yok. Hiçbir ülke birden fazla başına buyruk silahlı bir unsurun mevcudiyetini elbette istemeyecektir ve kabul etmeyecektir. Halep meselesine gelince, Halep’in tarihine, demografisine girmeyeceğim. Bu bölge zengin bir bölge, uzun süre Selçuklu ve sonrasında Osmanlı egemenliğinde kalmış bir bölge. Bölgede Türkmen var, Arap var, Kürt var, Süryani var. İç savaştan çıkmış bir devlet Suriye, yeniden yapılandırılması, kalkınması konuşulan bir devlet. Soruyorum: Halep’te sadece YPG mi var? ‘Biz bu mahalleyi tuttuk, bu mahalleler bizim.’ demenin nasıl bir mantığı vardır? Yarın da birileri kalkıp ‘Türkmen’iz biz, bu mahalleler de bizim’ dediğinde böyle mi yürütülecek bu?”

Kılıç Koçyiğit: Suriye’nin toprağını bölen buradan Suriye’ye tekçilik ihraç etmektir

Dem Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kavuncu’nun kürsüden yaptığı konuşma üzerine TBMM Başkanvekili Pervin Buldan’dan söz talebinde bulundu. Kılıç Koçyiğit, Kavuncu’nun konuşmasına yönelik şunları kaydetti:

“Aslında, Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde sivil halka yönelik yapılan katliamı meşrulaştıran, bunu mübah gören, Kürt’ün katliamını ‘Olur’ diye onaylayan bir konuşma dinledik; çok açık ve net söyleyelim. Şimdi, eğer Suriye’de İsrail’in, kendi deyimleriyle siyonist rejimin bir temsilcisi varsa o da bizzat besledikleri, büyüttükleri mevcut HTŞ rejiminin kendisidir. HTŞ rejimi Paris’te ABD’nin ara buluculuğunda SDG’yle mi anlaşma imzaladı? Hayır, İsrail’le anlaşma imzaladı. Peki, bu ülkede tek bir kişi dedi mi “Ey Şara, ey HTŞ, sen nasıl Gazze’de onca insanı katleden siyonist İsrail’le anlaşma imzalarsın?” diye, tek bir cümle kurdu mu, tek bir söz söylendi mi? Hayır. Sabah akşam Kürtleri Filistin halkının katliamcısı olan bir yönetimle eşitleyip Kürt’ün katliamını meşrulaştırmaya çalışan bir anlayış var. Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana mısınız? Golan Tepeleri’ne dikilen bayraklara bakın. Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana mısınız? Suriye’nin güneyinde ne olduğuna dönüp bakın. Kürtlerin bin yıllardır yaşadığı kendi topraklarında var olma, diliyle, kültürüyle yaşama meselesi Suriye’nin toprağını bölmez. Suriye’nin toprağını bölen buradan Suriye’ye tekçilik ihraç etmektir, tekçilik. Bunu görün artık. Suriye çoğulcu bir toplum ve bu çoğulculuğa uygun bir rejim inşa ettiğinde ayakta kalır. Orada Kürt’e sıkılan her kurşun da burada bize sıkılmıştır, herkes de sözünü böyle tartıp kursun.”

Akçay: Eğer bir politikanız olsaydı TBMM’de kurulan Komisyona üye de verir, her fikrinizi, düşüncenizi de orada ifade ederdiniz

DEM Partili Kılıç Koçyiğit’in ardından MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da söz talebinde bulunarak şu ifadelere yer verdi:

“Sayın Kavuncu’yu dinledik. Halep’te yaşananlara ilişkin işte ‘Bunu sormaya hakkımız var’ dedi. Haklarının olduğunu düşünmüyoruz, hariçten gazel okumaya gerek yok. Eğer bir düşünceniz, politikanız olsaydı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Komisyona üye de verir, her fikrinizi, düşüncenizi de orada ifade ederdiniz, raporlaştırırdınız. Bunu yapmayıp bizim görüşlerimiz, açıklamalarımız üzerinden bunu manivela olarak kullanmayı ayrı bir siyasi provokasyon olarak değerlendiriyorum. Doğrudan görüşlerinizi ifade edersiniz; oradan buradan laf çarpıtmalarla bir görüşünüzü ifade etmemiş olursunuz.”

Kavuncu: Amacımız asla provokasyon vesaire değil

İYİ Partili Kavuncu Akçay ve Kılıç Koçyiğit’e cevap vermek için yerinden söz alarak, “Bakın, ben inandığımız, gördüğümüz, bugüne kadar yapılanlarla alakalı tespitlerimizi söyledim; kendi düşüncelerimizi ifade ederken de daha iyi anlaşılması için bugün Meclis’te yapılmış bir konuşmayı refere ettim. Amacımız asla provokasyon vesaire değil. Kürtlerin katledilmesiyle ilgili böyle bir şeyi bu Meclis’te onaylayacak tek bir kişi yoktur. Orada bir devlet vardır, sekiz saat, dokuz saat sivil halkın çıkması için de bir süre tanınmıştır. Tekrar vurguluyorum: Suriye iç savaştan çıkmış bir devlettir. Hiçbir yapı, hiçbir devlet kendi içerisinde, birden fazla, kendi başına buyruk silahlı bir güce müsaade etmez, etmeyecektir” diye konuştu.

Kılıç Koçyiğit: Hâlihazırda birçok yapının üzerinde ‘terörist’ diye üzerine ödül konulup aranan Şara değil miydi?

Bunun üzerine DEM Partili Kılıç Koçyiğit, Kavuncu’ya “HTŞ’nin bünyesinde 17 tane yapı var. Bunların hâlihazırda Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye saldıranlar, Alevilere yönelik katliamda rolleri olduğu gerekçesiyle yine birçok ülke tarafından terörist listesine alındılar. Şimdi, meşru diye görüyorsunuz ya hâlihazırda birçok yapının üzerinde ‘terörist’ diye üzerine ödül konulup aranan Şara değil miydi? HTŞ terörizm listesinde değil miydi? Şimdi, Kürtler ne yaparlarsa yapsınlar her zaman yaşamlarını, haklarını, dillerini korudukları için teröristler ama dünün kafa kesenleri, bu ülkenin askerini canlı yayında yakanları, kadınları, kızları kaçırıp köle pazarında satanlar bugün meşru devlet oldular; orada 12 bin gencini toprağa verip toprağını, yaşamını koruyan her şeyi, kendi toprağını savunan ve IŞİD’i, geçilmez IŞİD’i yenen, insanlığı IŞİD belasından kurtaran, IŞİD’i ilk yenilgiye uğratan Kürtler, onurlu halkımız da terörist olacak öyle mi? Yok öyle bir dünya, yok öyle bir dünya. Kürtler buranın, bu coğrafyanın en kadim halkıdır. Dili için, kültürü için burada da Suriye’de de Irak’ta da İran’da da mücadele ediyor, edecek ve her yeri demokratikleştirecek güç de Kürtlerdir. Kürtlerin demokrasisine, insanlığına siz de dönün, dua edin” diye tepki gösterdi.

Tanrıkulu: Obama aradığı zaman sınır kapıları açıldı, Kobane’de insanlığa karşı suçlar işlenirken neden o kapılar daha önce açılmadı?

Sözlü tartışmaların devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Buldan, uyarıda bulanarak kürsüde CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun olduğunu belirtti. Tartışmaların ardından CHP’li Tanrıkulu, DEM Parti’nin önerisine ilişkin şunları kaydetti:

“Yürüttüğümüz bu tartışma aslında nasıl derin bir duygu kırılmasıyla karşı karşıya olduğumuzu açıkça gösteriyor. Haber bültenlerine baktığımızda ne görüyoruz? ‘Üç Kürt mahallesi boşaltıldı, evler tahliye edildi, yollar kapatıldı’ deniyor. Peki soruyorum sizlere: Bu gerçekten bir dış politika haberi midir? Gerçekten dış politika mıdır? Biz bu coğrafyada sınırlarımızı yalnızca bir çizgiden mi ibaret sanıyoruz? Sınırın öte tarafında yaşananlar, yaşayanlar; bizim ortak duygularımızın, ortak tarihimizin, ortak kimliğimizin bir parçası değil mi? Halep’te yaşanan tam olarak budur işte. Kürtler meselesi tam da budur. Mesele bir ortak duygu meselesidir ama siz bunu anlayamadınız. Dün Sayın Ömer Çelik’in söyledikleri… Açık söyleyeyim, tüyler ürperticidir. Aynı zamanda bir gerçeğin itirafıdır. Tam da anlatmaya çalıştığımız budur. Kobane sürecinde bu duyguyu yaşayamadınız. ‘Kobane düştü, düşecek’ denildiği zaman bu duyguyu yaşayamadınız. Dün Sayın Ömer Çelik ne dedi? ‘Doğu’da AK Parti’nin anti-Kürt bir politika izlediği izlenimi yayılmaya çalışılıyor; halbuki öyle değil’ dedi ve örnek verdi. Hangi örneği verdi biliyor musunuz? ‘Kobane düştü düşecek denildiğinde, bırakın Obama’yı, Cumhurbaşkanımızı aradı. Bu telefon görüşmesinden sonra sınır kapılarını açtık, insani yardıma izin verdik’ dedi. Tam da mesele budur. Obama aradığı zaman sınır kapıları açıldı. Peki Kobane’de insanlığa karşı suçlar işlenirken, neden o kapılar daha önce açılmadı?”