(ANKARA) – TBMM Dışişleri Komisyonu, Suriye’deki Şam Kalp Hastanesi ile Halep Onkoloji Hastanesi’nin işletilmesine ilişkin protokolün onaylanmasını öngören kanun teklifini kabul etti. Komisyonda ayrıca, Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması’nın 36’ncı maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi de kabul edildi. Görüşmelerde Suriye’ye ayrılan 80 milyon dolarlık kaynağın denetimi, Türkiye’deki sağlık hizmetleri ve zeytinyağı ihracatındaki pazar kaybı tartışıldı.
TBMM Dışişleri Komisyonu, Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Komisyonda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Şam Kalp Hastanesi ve Halep Onkoloji Hastanesi İşletme Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile 2015 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasının 36’ncı Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Olarak Uluslararası Zeytin Konseyi Üyeler Konseyi Tarafından 25 Haziran 2024 Tarihinde Kabul Edilen DEC-11/119-V1/2024 sayılı Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi görüşüldü.
SAĞLIK BAKANLIĞI: AMAÇ, SURİYE’NİN SAĞLIK SİSTEMİNİ YENİDEN AYAĞA KALDIRMAK
Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Şam Kalp Hastanesi ve Halep Onkoloji Hastanesi İşletme Protokolü’nün onaylanmasına ilişkin kanun teklifi hakkında Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammet Emin Demirkol sunum yaptı. Demirkol sunumunda, Aralık 2024’te Suriye’de önceki rejimin devrilmesinin ardından ülkenin yeniden yapılanma sürecine destek verildiğini belirterek, sağlık sektörünün normalleşme sürecindeki öncelikli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Demirkol, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 13 milyon Suriyelinin sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşadığını ifade ederek, Türkiye’nin hedefinin Suriye’nin kendi sağlık sistemini sürdürülebilir hale getirmesi ve sağlık altyapısıyla insan kaynağını güçlendirmesi olduğunu kaydetti.
18 Haziran 2025’te Ankara’da imzalanan işletme protokolü kapsamında Şam Kalp Hastanesi’nin 24 Ağustos 2025’te hasta kabulüne başladığını aktaran Demirkol, bugüne kadar yaklaşık 2 bin anjiyo ile 350’nin üzerinde açık kalp ameliyatı gerçekleştirildiğini, Halep Onkoloji Hastanesi’nin faaliyete geçirilmesine yönelik hazırlıkların ise sürdüğünü söyledi.
İYİ PARTİLİ ERGUN: 80 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE NASIL DENETLENECEK
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Türkiye’nin Suriye halkının sağlık hizmetlerine erişimine katkı sunmasını desteklediklerini ancak protokolün yalnızca sağlık iş birliği anlaşması olmadığını söyledi.
Ergun, protokol kapsamında personel ve işletme giderlerinin büyük ölçüde Türkiye tarafından karşılanacağını, Suriye tarafının ise bina tahsisi ve idari kolaylık dışında mali katkı sağlamadığını savunarak şu soruları yöneltti:
“80 milyon dolarlık bütçenin yıllara göre dağılımı nasıl olacak? Kaynak hangi bütçe kalemlerinden karşılanacak? TBMM bu harcamaları hangi mekanizmalarla denetleyecek? Hastanelerin işletme giderlerinin neredeyse tamamını Türkiye’nin üstlenmesinin gerekçesi nedir? Suriye tarafının neden mali katkısı bulunmuyor? Düzenli raporlama ve performans değerlendirmesi yapılacak mı? Protokolün beş yıl sonunda otomatik uzaması halinde Türkiye’nin üstleneceği ilave mali yük ne olacak?”
Ergun, Türkiye’nin daha önce bölgede yaptığı benzer yatırımların kamu maliyesi üzerinde zamanla önemli yük oluşturduğunu da dile getirdi.
DEM PARTİ: DENETİM VE İNSAN HAKLARI GÜVENCELERİ GÜÇLENDİRİLMELİ
DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp ise protokolün savaş nedeniyle zarar gören Suriye sağlık altyapısının yeniden işler hale getirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, bazı düzenlemelerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Gökalp, Türkiye tarafından tahsis edilecek 80 milyon dolarlık kaynağın denetimine ilişkin hükümlerin yeterince açık olmadığını belirterek, TBMM’nin denetim rolü, bağımsız mali denetim, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve uluslararası denetim mekanizmalarına ilişkin düzenlemelerin protokolde yer almadığını ifade etti.
Gökalp ayrıca, sağlık hizmetlerinden ayrım gözetilmeksizin yararlanılmasının güvence altına alınması, hasta hakları ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin açık düzenlemeler yapılması, yerel sağlık otoriteleri ile sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımının sağlanması ve uluslararası insan hakları standartlarına atıf yapılması gerektiğini söyledi. Sağlık hizmetlerinin hangi dillerde sunulacağını da sordu.
SAĞLIK BAKANLIĞI: YEREL DİLLERDE TERCÜMAN DESTEĞİ SAĞLANIYOR
Soruları yanıtlayan Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammet Emin Demirkol, Şam Kalp Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından işletildiğini ve tüm Suriye’den hastalara hizmet verdiğini söyledi.
Hastanede Türkiye’deki sistemle benzer dijital hastane bilgi yönetim sistemi kurulduğunu belirten Demirkol, laboratuvardan ameliyata kadar tüm süreçlerin elektronik ortamda takip edildiğini ifade etti.
Demirkol, 2026 yılının ilk beş ayında acil serviste 12 binin üzerinde hastaya hizmet verildiğini, yaklaşık 20 bin poliklinik başvurusu ile 2 bine yakın yatan hasta bulunduğunu belirterek, “Yerel diller açısından hizmet verecek tercümanlar görev yapıyor. Türkiye’den gönderdiğimiz ekipte de yerel dili bilen personelin görevlendirilmesine dikkat ediyoruz” dedi.
Hasta hakları ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin uygulamalarda da Türkiye’deki mevzuatın esas alındığını kaydeden Demirkol, kişisel verilerin korunmasına yönelik sistemlerin etkin şekilde işletildiğini söyledi.
CHP’Lİ ÇAKIRÖZER: SURİYE’YE DESTEK VERİRİZ, TÜRKİYE’DEKİ SORUNLAR DA ÇÖZÜLMELİ
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, CHP’nin Suriye’nin yeniden yapılanmasına ve sağlık altyapısının güçlendirilmesine katkıya karşı olmadığını belirterek, Türkiye’de de çözülmesi gereken önemli sağlık sorunları bulunduğunu söyledi. Eskişehir’deki hava hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını eleştiren Çakırözer, 43 ilde 126 sağlık tesisine yönelik özelleştirme kararlarının yeniden değerlendirilmesini istedi.
Vatandaşların hastane randevusu, MR ve uzman hekim hizmetlerine erişimde sıkıntılar yaşadığını belirten Çakırözer, “Bir taraftan Suriye’de sağlık altyapısına katkı sunuyoruz, buna itirazımız yok. Ancak kendi vatandaşımızın sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştıracak özelleştirme kararlarına da karşıyız. Dışarıda cömert olurken içeride de vatandaşımızın sağlık sorunlarına aynı duyarlılıkla yaklaşmamız gerekiyor” dedi.
Çakırözer ayrıca, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden yapılanmasına verdiği desteğin karşılığında Şam yönetiminin Ankara’nın öncelik verdiği konularda nasıl bir tutum benimsediğinin açıklanmasını istedi.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI KULAKLIKAYA: SAĞLIK YATIRIMLARI HEM İNSANİ HEM STRATEJİK
Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya da komşu ülkelerle iyi ilişkilerin önemine dikkat çekerek, sağlık alanındaki iş birliklerinin hem insani hem de stratejik değer taşıdığını söyledi. Savaşın ağır sonuçlarını yaşayan Suriye’de sağlık altyapısının yeniden ayağa kaldırılmasına katkı sunmanın gelecekte bölgesel ilişkileri güçlendireceğini ifade eden Kulaklıkaya, sağlık alanındaki yatırımların mali yönüne ilişkin soruların doğal olduğunu, bu konudaki ayrıntılı açıklamaların ilgili bakanlık tarafından yapılacağını belirtti.
Türkiye’nin sağlık altyapısının dünya ölçeğinde güçlü bir seviyeye ulaştığını savunan Kulaklıkaya, zaman zaman sorunlar yaşansa da sağlık sisteminin genel işleyişine yönelik olumsuz değerlendirmelerin haksızlık olduğunu ifade etti.
Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Şam Kalp Hastanesi ve Halep Onkoloji Hastanesi İşletme Protokolü’nün onaylanmasına ilişkin 3 maddelik kanun teklifi, Komisyon’da kabul edildi.
ULUSLARARASI ZEYTİNYAĞI ANLAŞMASI’NDA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ ELE ALINDI
Daha sonra Komisyon’da 2015 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasının 36’ncı Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Olarak Uluslararası Zeytin Konseyi Üyeler Konseyi Tarafından 25 Haziran 2024 Tarihinde Kabul Edilen DEC-11/119-V1/2024 sayılı Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi görüşüldü.
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen kanun teklifine ilişkin sunum yapan Musa Kulaklıkaya, teklifin Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması’nın 36’ncı maddesinde yapılan değişikliğin onaylanmasını içerdiğini söyledi.
KULAKLIKAYA: ULUSLARARASI ZEYTİN KONSEYİ’NİN KARAR ALMA SÜREÇLERİ, ETKİN VE HIZLI HALE GETİRİLMESİ AMAÇLANMAKTADIR
Kulaklıkaya, söz konusu değişiklikle anlaşmanın idari ve mali işleyişine ilişkin hükümlerin güncellendiğini belirterek, “Uluslararası Zeytin Konseyi’nin karar alma süreçlerinin daha etkin, hızlı ve günümüz koşullarına uyumlu hale getirilmesi amaçlanmaktadır” dedi. Türkiye’nin sofralık zeytin üretiminde dünyada birinci, zeytinyağı üretiminde ise ikinci sırada bulunduğunu vurgulayan Kulaklıkaya, “Bu güçlü üretim kapasitesi ve sektördeki stratejik konumumuz dikkate alındığında uluslararası standartların belirlenmesinde ve sektör politikalarının şekillendirilmesinde aktif rol almamız büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Değişiklikle birlikte anlaşmanın belirli aralıklarla yeniden müzakere edilmesini gerektiren bürokratik süreçlerin azaltılmasının hedeflendiğini kaydeden Kulaklıkaya, bunun hem Türkiye’nin konsey çalışmalarına daha etkin katılım sağlamasına hem de yenileme süreçlerinden kaynaklanan idari ve mali yüklerin azaltılmasına katkı sunacağını söyledi.
ERGUN: PAZAR PAYININ GENİŞLETİLMESİ İÇİN ÇALIŞMA VAR MI
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun ise zeytinyağı ihracatına yönelik daha önce uygulanan düzenlemeleri hatırlatarak, ihracat kısıtlamasının tamamen kaldırılıp kaldırılmadığını sordu. Ergun, “Benim bölgem zeytin bölgesi. Bir dönem zeytinyağı ihracatına yönelik bir kısıtlama uygulanmıştı. Tamamen mi kaldırıldı, yoksa belli bir kotaya göre mi devam ediyor, bunu öğrenmek istiyorum” dedi.
Söz konusu uygulamanın sektörde ciddi pazar kaybına yol açtığını savunan Ergun, artan maliyetler nedeniyle özellikle yağlık zeytin üreticilerinin ürünlerini toplamamaya başladığını belirtti. Ergun, “Bu süreç içerisinde ciddi bir pazar kaybı yaşandı. Maliyetler de çok arttığı için özellikle yağlık zeytin üreticileri artık büyük oranda hasat yapmaz oldu. Çünkü zeytinyağı fiyatları maliyetleri karşılamıyor. Bu pazar payının yeniden genişletilmesine yönelik bir çalışma var mı, esas öğrenmek istediğim konu bu” diye konuştu.
TİCARET BAKANLIĞI: DÜZENLEME GEÇİCİYDİ, TAMAMEN KALDIRILDI
Soruları yanıtlayan Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Cenkeş, zeytinyağı ihracatına ilişkin uygulamanın yaklaşık iki yıl önce hayata geçirilen geçici bir düzenleme olduğunu söyledi. Cenkeş, “Biz buna kısıtlama veya kota demiyoruz, düzenleme diyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yapılan değerlendirmeler sonucunda, ülkenin rekolte durumu ve fiyat istikrarını gözeterek alınmış geçici bir karardı” dedi.
Söz konusu düzenlemenin kısa süreli olduğunu vurgulayan Cenkeş, “Tamamen kaldırıldı. Şu anda böyle bir uygulama yok” ifadelerini kullandı. Cenkeş, düzenlemenin aynı zamanda zeytinyağı ihracatında dökme yerine ambalajlı ve katma değerli ihracatı teşvik etmeyi amaçladığını da belirtti.
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması’nın 36’ncı maddesinde yapılan değişikliğin onaylanmasına ilişkin kanun teklifinin 3 maddesi de sunuldu ve kanun teklifi, Komisyon’da kabul edildi.
