Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bülent Kaya: “Bu, ’11 ili ayağa kaldırdık’ gibi zafer türküleriyle açıklanabilecek bir süreç değil”

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 6 Şubat depremlerine ilişkin “Bu, ’11 ili ayağa kaldırdık’ gibi zafer türküleriyle açıklanabilecek bir süreç değil. Üç yıllık süreye rağmen hala devasa sorunların varlığını bilmeden, görmeden, 86 milyondan saklayarak sanki yokmuş gibi davranırsak, o 11 ili kendi kaderlerine terk etmiş ve sorunların tamamı çözülmüş gibi bir algıyla karşı karşıya bırakırız” dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de bu konuda sorumlu olanların sorumluluklarının gereğini yapmadıklarını belirterek, “Tek bir yetkili istifa etmedi. Tek bir bakan özür dilemedi. Tek bir hükümet yetkilisinden ‘Bu konuda eksik kaldık. Bunu da yetersiz yaptık. Bir insan bizim yetersizliğimizden dolayı yaşamını yitirdiyse üzgünüz, özür diliyoruz, affımızı istiyoruz’ cümlesini ne yazık ki duymadık. Şimdi asrın felaketini asrın destanına çevirdik diyorlar” şeklinde konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda konuşan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya,

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 6 Şubat depremlerine ilişkin “Bu, ’11 ili ayağa kaldırdık’ gibi zafer türküleriyle açıklanabilecek bir süreç değil. Üç yıllık süreye rağmen hala devasa sorunların varlığını bilmeden, görmeden, 86 milyondan saklayarak sanki yokmuş gibi davranırsak, o 11 ili kendi kaderlerine terk etmiş ve sorunların tamamı çözülmüş gibi bir algıyla karşı karşıya bırakırız” dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de bu konuda sorumlu olanların sorumluluklarının gereğini yapmadıklarını belirterek, “Tek bir yetkili istifa etmedi. Tek bir bakan özür dilemedi. Tek bir hükümet yetkilisinden ‘Bu konuda eksik kaldık. Bunu da yetersiz yaptık. Bir insan bizim yetersizliğimizden dolayı yaşamını yitirdiyse üzgünüz, özür diliyoruz, affımızı istiyoruz’ cümlesini ne yazık ki duymadık. Şimdi asrın felaketini asrın destanına çevirdik diyorlar” şeklinde konuştu.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin üçüncü yılı nedeniyle özel gündemle toplandı.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yaptığı konuşmada, depremden bu yana geçen sürenin muhasebesinin yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Üç yıllık bir süreç geçti. Elbette bu süreç içerisinde milyonlarca vatandaşımızın sarılan yaralarının yanında hala çözülemeyen devasa sorunlarıyla karşı karşıya olduğumuzu kabul ederek belki de depremi konuşmamız lazım” dedi. Kaya, sürecin basit başarı anlatılarıyla geçiştirilemeyeceğini kaydederek, “Bu, ’11 ili ayağa kaldırdık’ gibi zafer türküleriyle açıklanabilecek bir süreç değil” ifadesini kullandı.

Deprem bölgesindeki sorunların görmezden gelinmesinin ciddi sonuçlar doğuracağına işaret eden Kaya, “Üç yıllık süreye rağmen hala devasa sorunların varlığını bilmeden, görmeden, 86 milyondan saklayarak sanki yokmuş gibi davranırsak, o 11 ili kendi kaderlerine terk etmiş ve sorunların tamamı çözülmüş gibi bir algıyla karşı karşıya bırakırız” dedi. Kaya, bu yaklaşımın bölge halkında unutulmuşluk duygusunu derinleştirdiğini vurguladı.

Konuta erişimin hala temel bir sorun olduğuna dikkati çeken Kaya, aradan geçen 36 aya rağmen binlerce kişinin konteyner kentlerde yaşamaya devam ettiğini söyledi. Kaya, “Depremden dolayı binlerce, milyonlarca insanımız belki bu 11 ilden varını yoğunu terk ederek başka şehirlere göç etmek zorunda kaldılar” dedi. Deprem bölgesinde hayatın normale dönmemesi nedeniyle geri dönüşlerin sınırlı kaldığını belirten Kaya, “Bu kentlerde hâlâ yaşamın normale dönmemiş olması, hâlâ belirsizliğin ve gelecek kaygısının ortadan kalkmamış olması sebebiyle, tekrar geriye göç ve geriye dönüşle ilgili ciddi rakamlara ulaşamadığımızı da net olarak ortaya koymamız lazım” diye konuştu.

Akçay: “Depremle mücadeleyi bir devlet politikası hâline getirmek gerekir”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, aradan zaman geçmesine rağmen yaşanan acının tazeliğini koruduğunu dile getirerek, “Üzerinden zaman geçti ama o gece yarım kalan hikâyelerin, babasız kalan evlatların, evlatsız kalan anıların sızısı ilk günkü gibi tazeliğini koruyor. O gün kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, geride kalan ailelere sabır, depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza metanet diliyorum” ifadelerini kullandı.

Yaşanan felaketin yalnızca bir tarih olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Akçay, depremin toplumun ortak hafızasında derin izler bıraktığını söyledi.

Depremin ardından ortaya çıkan sorumluluklara dikkati çeken Akçay, kayıpların geri getirilemeyeceğini ancak gerekli derslerin çıkarılması gerektiğini belirtti. Depremle mücadelenin kalıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini dile getiren Akçay, “Depremle mücadeleyi bir devlet politikası hâline getirmek gerekir” dedi.

Depremle mücadelede en kritik aşamanın, deprem öncesi süreç olduğuna işaret eden Akçay, “Depremle mücadelede en kritik safha, deprem olmadan önceki safhadır. Çünkü can kaybını azaltan deprem anındaki şans değil, deprem öncesinde yapılan hazırlık düzeyi ve yapı güvenliğidir” dedi.

Kılıç Koçyiğit: “3 yıl sonra hala konteyner kentler, yoksulluk devam ediyor”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 6 Şubat’ın üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen depremin acısının dinmediğini belirterek “Ben bir kez daha buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı dilediğimi ve o büyük acıyı yüreğimizde hissettiğimizi ifade etmek istiyorum. Aslında on binlerce insanın depremle değil ihmal, rant ve denetimsizlik sonucu öldüğünü hepimiz biliyoruz. Bunu kitaplardan okumadık, raporlardan öğrenmedik, birilerinden duymadık” şeklinde konuştu.

Bizzat o enkazların başında olduğunu söyleyen Kılıç Koçyiğit, şunları kaydetti:

“Bizzat o enkazların başında çığlıklar duyduk, gelmeyen yardımları gördük ve günlerce insanların hem enkazların başında nasıl bir yaşam savaşı verdiğini, hayatta kalanların bir şekilde o karda, o kışta, o eksi hava sıcaklıklarının, -20’leri bulduğu mevsim koşullarında nasıl sığınacak bir yer aradığına da bizzat kendi gözlerimizle tanıklık etti. Bunu bir afet demek çok hafif kalır. Bu, büyük bir siyasal yıkımdı. Devletin kurumlarının çöktüğü içinin boşaldığı, insan yaşamının hiçe sayıldığını hepimize gösteren aslında çok büyük bir felaketti. Nelere tanık olmadık ki Kızılay’ın çadır sattığına, Kızılay’ın kan sattığına, AFAD’ın gelmediğine, yurt dışından gelen ekiplerin oraya sevk edilmediğine, hastanelerin daha yepyeni yapılan hastanelerin çöktüğüne, hizmet dışı kaldığına, otoyolların büyük büyük vadetlerle söylenen duble yollar yaptık, otoyollar yaptık denilen şeyde otoyolların çöküp aslında kentlere, şehirlere ulaşımın engellendiğini gördük.”

Kılıç Koçyiğit, bu konuda sorumlu olanların sorumluluklarının gereğini yapmadıklarına değinerek “Tek bir yetkili istifa etmedi. Tek bir bakan özür dilemedi. Tek bir hükümet yetkilisinden ‘Bu konuda eksik kaldık. Bunu da yetersiz yaptık. Bir insan bizim yetersizliğimizden dolayı yaşamını yitirdiyse üzgünüz, özür diliyoruz, affımızı istiyoruz’ cümlesini ne yazık ki duymadık. Şimdi asrın felaketini asrın destanına çevirdik diyorlar. Ne kadar acı bir şey değil mi? Resmi rakamlara göre 50 bin insanın öldüğü ama aslında çok daha fazla insanın öldüğünü bildiğimiz bir felaketin üzerinden destan yazılmaya çalışılıyor. Bu destanı yazılacak bir mesele midir? Ben herkese bu soruyu sormak istiyorum. Hala 3 yıl sonra konteyner kentler devam ediyor. Hala üç yıl sonra yoksulluk devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Başarır: “Beyefendiler kazandığı zaman demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi ya da muhalefet kazandığı zaman casusluk”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Anayasa Mahkemesi’nin bugün verdiği kararda, 2019 seçimlerinde Anadolu Ajansı’nın akşam saat 23.20’de seçim sonuçlarının yüzde 98’i açıklanmışken yayını durdurmasını bir hak ihlali olarak gördüğüne dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Seçime müdahale olarak gördü. Bakın, dün de bir iddianame açıklandı. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun utanarak söylüyorum casusluk dosyası. Güya ‘2019 seçimlerini manipüle etmek suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’ ibaresi iddianamede geçiyor ama bugün Anayasa Mahkemesi Devletin Kurumu Anadolu Ajansı’nın seçimleri manipüle ettiğini mahkeme kararıyla, ilamıyla Türkiye ile paylaştı. Ve yayını durdurdu. Yayını durdurdu. Billboard’da sonra jet hızıyla bir şey açıklandı, Binali Yıldırım için ‘Teşekkürler İstanbul’ yazıldı. Bu bir manipülasyon değil mi? Manipülasyonun, eğer varsa, kralı budur. Peki Binali Yıldırım yargılanıyor mu? Hayır ama casusluktan İstanbul seçimleri ile ilgili manipülasyondan uydurma rezalet bir iddianameyle bizim cumhurbaşkanı adayımız, belediye başkanı başkanımız tutuklu. Bu mantıkla Türkiye Cumhuriyeti’nde herkesi casus ilan edebiliriz. Beyefendiler kazandığı zaman demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi ya da muhalefet kazandığı zaman casusluk. Yazık gerçekten. İşte Anayasa Mahkemesi’nin kararı var. O gün konuşanlar, itiraz edenler, suçlayanlar, casus hazırlayanlar utanmıyor mu?”

Savcının, Hüseyin Gün’ün casusluk dosyasındaki İngilizce notlarını yapay zekaya sorduğunu söyleyen Başarır, “Yapay zekaya sorduğunda da cevabı değiştirmeden, utanmadan, sıkılmadan iddianameye koymuş. Bakın, yapay zeka da şunu söylemiş. ‘İşte görseldeki notunuzun istediğiniz gibi formatta çevirisi.’ Beyefendi yapay zekaya talimat vermiş ve savcı efendi, Hüseyin Gül ile Kürşat Tüzmen, Egemen Bahçe, İbrahim Kalın’ın görüntülerini, bir kez daha buradan paylaşıyorum, şu görüntüleri gören bir savcının bırakın yapay zekaya sormayı normal bir zekâyla bu dosyaya takipsizlik kararı vermesi gerekirdi. Ama dün utanmadan, sıkılmadan bu dava açıldı. Ben 86 milyonun takdirlerine de sunuyorum. Gerçekten Türk demokrasisi esaret altında. Saçma sapan iddianame, saçma sapan suçlamalarla siyaset kurumu demokrasi yara almaya devam etmektedir. Buna bu Meclis çözüm bulmalıdır” dedi.

Akbaşoğlu: “Cumhurbaşkanımız devlet kurumunu burayı canhıraş şekilde ayağa kaldırmayla ilgili talimatlandırdı”

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu da 6 şubat depremlerini “asrın en büyük depremi” olarak nitelendirerek “Yarın yıl dönümü. Gerçekten insanlık tarihi on iki saat arayla 7’nin üzerinde iki ayrı depreme bugüne kadar şahit olmamıştı. Bu münasebetle, depremde yitirdiğimiz bütün canlarımızı rahmetle ve minnetle yad ediyorum. 11 vilayette 50 binin üzerinde hayatını yitiren bütün vatandaşlarımıza Cenabıhak’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza Allah’tan acil şifalar diliyorum, geride kalanlara da sabrıcemil niyaz ediyorum” dedi.

Depremin ilk saatlerinden itibaren bir yandan acı yaşarken diğer yandan da bölgedekilerin yanında olduklarını söyleyen Akbaşoğlu, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, hükümetimizle, ordumuzla, askerimizle, güvenlik güçlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, yerel yönetimlerimizle, bütün milletvekillerimizle hepimiz o soğuk kış gecesinin ilk saatlerinden itibaren orada arama kurtarma ekiplerimizle, AFAD’ımızla, devletimizin bütün kurumlarıyla hep beraber oradaydık. O gece 11 ilimizde eşzamanlı olarak yaşanan yıkımın acısı gerçekten hepimizin yüreğini dağladı. O gece uykularından uyanamayan yavrularımız, ocaklarını kaybeden analarımız, yıllarca emek verdiği işyerlerini bir anda kaybeden nice kardeşlerimiz oldu. Birçok ülkenin yüz ölçümünden daha büyük bir alanda meydana gelen depremden yaklaşık 15 milyon vatandaşımız etkilendi, yaklaşık 2,5 milyon vatandaşımız farklı illere göç etmek zorunda kaldı ve yine deprem, ülkemiz için doğrudan 100 milyar doların üzerinde, dolaylı olarak ise daha da ağır bir maliyete yol açtı. Ama biz bütün bu acı tablo karşısında, yıkıcı tablo karşısında hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedik, Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Yiğit düştüğü yerden kalkar’ şeklindeki atasözümüzden hareketle, bütün bir devlet kurumunu burayı canhıraş bir şekilde ayağa kaldırmayla ilgili talimatlandırdı ve burada bulunan birçok arkadaşımız orada günlerce, aylarca bakanlarımızın koordinasyonunda kaldı ve gerçekten büyük işlere imza atılarak devlet ve milletle el ele olarak, bir olarak asrın dayanışmasıyla tüm dünyaya muazzam bir millet ve devlet olduğumuzu bir kez daha ispatlama imkânını hep beraber bütün insanlığa gösterdik.”