(ANKARA) – YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Fon Koordinasyon Kurulu toplantısına AK Parti yöneticilerinin katılmasına tepki göstererek, “Fon Koordinasyon Kurulu bir devlet kuruluysa, neden siyasi parti yöneticileri bu kurulun toplantısında?” diye sordu. Tanrıkulu, fon sürecinin bağımsız, şeffaf ve etkili bir denetimle aydınlatılması gerektiğini belirtti.
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ikinci toplantısını yapan Fon Koordinasyon Kurulunun yapısına ilişkin açıklama yaptı. Toplantı fotoğrafında bakanlar, kamu bankalarının genel müdürleri ve kamu kurumlarının temsilcilerinin yanı sıra AK Parti yöneticilerinin de bulunduğuna dikkati çeken Tanrıkulu, siyasi parti yöneticilerinin kuruldaki rolünün açıklanmasını istedi.
Tanrıkulu, “Bir tarafta bakanlar, kamu bankalarının genel müdürleri ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri var. Diğer tarafta ise AK Parti Grup Başkanı, AK Parti Genel Başkanvekili ve siyasi kimliği bulunan isimler yer alıyor” diyerek, “Fon Koordinasyon Kurulu bir devlet kuruluysa, neden siyasi parti yöneticileri bu kurulun toplantısında?” sorusunu yöneltti.
“BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ BİÇİMDE ARAŞTIRILMASI NASIL SAĞLANACAK?”
Türkiye’nin sermaye piyasalarında ciddi bir fon kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Tanrıkulu, kamuoyuna yansıyan iddiaların mağduriyetin ve mali kaybın büyük boyutlara ulaştığını gösterdiğini ifade etti. Süreçte adı geçen bazı kişilerin iktidarla bağlantılarının bulunduğuna ilişkin iddialara işaret eden Tanrıkulu, şunları kaydetti:
“Daha da önemlisi, bu süreçte adı geçen bazı kişilerin AK Parti iktidarıyla siyasi, bürokratik veya kişisel bağlantılarının bulunduğuna ilişkin ciddi iddialar var. Görev yapan ya da geçmişte görev yapmış bazı siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin yakınlarıyla ilgili de tartışmalar kamuoyuna yansımış durumda.
Bu durumda sorulması gereken temel soru şudur: Bu sürecin gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılması nasıl sağlanacak? Çünkü denetleyenler de, soruşturanlar da, karar mekanizmasında bulunanlar da aynı siyasi iktidar yapısının içindeyse, kamuoyunun aklındaki soru işaretleri ortadan kalkmaz.”
“SİYASİ PARTİ YÖNETİCİLERİNİN BU MEKANİZMADAKİ ROLÜ AÇIKÇA ORTAYA KONULMALI”
Kurulda siyasi parti yöneticilerinin bulunmasının tartışmayı daha da önemli hale getirdiğini vurgulayan Tanrıkulu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Eğer ortada yalnızca devlet kurumlarının koordinasyonunu gerektiren bir süreç varsa, kurulun merkezinde ilgili kamu kurumları, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar ve uzmanlar olmalıdır. Siyasi parti yöneticilerinin bu mekanizmadaki rolünün ne olduğu açıkça ortaya konulmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca fonlarda parasını kaybeden yatırımcıların meselesi değildir. Mesele, sermaye piyasalarına duyulan güven, kamu kaynaklarının korunması ve hukukun üstünlüğüdür.”
“KİM NE KAZANDI, KİM NE KAYBETTİ; AÇIK VE ŞEFFAF BİÇİMDE ORTAYA KONULMALI”
Ekonomik kayıp iddialarının başka gündemlerle örtülemeyeceğini belirten Tanrıkulu, fon işlemleri ve para iadelerine ilişkin bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kadar büyük bir ekonomik kayıp iddiası varken, kamuoyunun dikkatinin başka gündemlerle dağıtılması bu sorunun üzerini örtemez. Fon sürecinde kim ne yaptı, kim ne kazandı, kim ne kaybetti, hangi paralar iade edildi, hangi paralar edilmedi; bütün bunların açık ve şeffaf biçimde ortaya konulması gerekir.
Depremin ekonomik maliyeti için yaklaşık 100 milyar dolarlık bir rakam telaffuz edildi. Fon krizinin maliyeti konusunda da kamuoyunda çok yüksek rakamlar konuşuluyor. Eğer bu rakamlar doğruysa, Türkiye ekonomisi açısından son derece ağır bir tabloyla karşı karşıyayız.”
“SİYASİ BAĞLANTISINA BAKILMAKSIZIN HESAP VERMESİ GEREKİYOR”
Konunun siyasi tartışmanın ötesinde olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Kim olursa olsun, hangi siyasi partiye, hangi makama veya hangi çevreye yakın olursa olsun; kamu kaynaklarına, yatırımcıların parasına veya sermaye piyasalarına ilişkin hukuka aykırı bir işlem varsa bunun ortaya çıkarılması gerekir.
Bunun yolu da bağımsız, şeffaf ve etkili bir denetimden ve yargı sürecinden geçer. Vatandaşın hakkını koruyacak olan şey siyasi bağlantılar değil, hukukun üstünlüğüdür.
Bu nedenle fon sürecinin bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin siyasi bağlantısına bakılmaksızın hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor.”

