Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Samandağ’da kurulacak beton santraline tepki: Burada TOKİ yok, neden kuruluyor?

Hatay’ın Samandağ ilçesinde Mızraklı ve Uzunbağ mahalleleri arasına kurulması planlanan beton santraline bölge halkı tepki gösterdi. Tarım alanları, su kaynakları ve arıcılığın zarar göreceğini belirten yurttaşlar, projeye karşı hukuki mücadele başlatacaklarını söyledi.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde Mızraklı ve Uzunbağ mahalleleri arasına kurulması planlanan

Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN

(HATAY) – Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Mızraklı ve Uzunbağ mahalleleri arasında kurulması planlanan beton santraline bölge halkı tepki gösterdi. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan mahalle sakinleri, santralin faaliyete geçmesi halinde hem insan sağlığının hem de tarım alanlarının zarar göreceğini belirterek projeye karşı hukuki mücadele başlatacaklarını ifade etti.

Mızraklı ve Uzunbağ mahallelerinde yaşayan yurttaşlar, kurulması planlanan beton santralinin yalnızca bu iki mahalleyi değil, rüzgârın etkisiyle Koyunoğlu, Yeşilköy, Özbekli ve Tomruksuyu başta olmak üzere Samandağ’ın birçok mahallesini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Bölge halkı, santral nedeniyle oluşacak toz, atık su ve ağır tonajlı araç trafiğinin doğa ile insan yaşamını tehdit edeceğine dikkat çekti.

“TARIM ALANLARI TEMİZ SU KAYNAKLARI KİRLENECEK”

Bölge halkından Metin Yüksek, beton santralinin kurulmasının planlandığı alanın tarım açısından kritik bir noktada bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Santralin kurulmasının planlanan yer çok kritik bir yer. Tarım alanına çok müsait bir bölge. Mızraklı, Uzunbağ, Koyunoğlu, Yeşilköy ve daha sonrası Özbekli, Tomruksuyu, tüm bu mahalleler bu beton santralinden etkilenecek. Şöyle, eğer arkamdan gördüğünüz gibi Uzunbağ köyü hemen arkamda. Güneyden esen rüzgâr tamamıyla o köyün ortasına kadar tozu götürecek. Kuzeyden esen rüzgâr ise Mızraklı tarafını etkileyecek. Doğu tarafından gelen rüzgâr ise Koyunoğlu ve Yeşilköy’ü tamamıyla etkileyecek. Bunun yanında ağır tonajlı kamyonların girişleri, çıkışları var. Şoförler maalesef bu konuda pek duyarlı değil, hızlı sürüyorlar. Çocuklarımızın can güvenliği söz konusu. Mesela burada atık su, beton santralinin zehirli suyu şu dereye akacak. Bu dere Aknehir tarafına geçecek. Orada büyük bir nehrimiz var. Aknehir’de bahçelerimizi suluyoruz. Hayvanlarımızın sularını veriyoruz. Fidan yetiştiriciliği var orada. Türkiye genelinde fidan yetiştiriciliği yapılıyor. Bölge, fidan yetiştiriciliği konusunda uluslararası anlamda da ün yapan bir yer. Tüm bunlar etkilenecek. Hemen aşağı tarafta arıcılığımız var. Tertemiz doğada bal üretiyoruz. İnsanlarımız buradan ekmeğini çıkarıyor.”

“BURADA TOKİ YOK, BU SANTRAL NE İÇİN YAPILIYOR”

İlgili kurumlara da çağrıda bulunan Yüksek, şöyle devam etti:

“Şimdi ben devlet kurumlarına şunu söylüyorum; mesela Sağlık Müdürlüğü, siz neye istinaden böyle bir belge verebildiniz? Çevre Şehircilik Müdürlüğü, bu çevre katliamını onaylamak hangi vicdana sığdı? Devlet Su İşleri, burada sular zehirlenecek. Bunu bizden daha iyi biliyorsunuz. Buna nasıl onay verebildiniz? Şimdi tabii Samandağ İlçe Belediyesi de bu işin içinde ama henüz o ruhsatı vermiş değil. Buradan Samandağ İlçe Belediyesi’ne de sesleniyoruz; lütfen bu yanlışa siz ortak olmayın. Şimdi burada TOKİ inşaatı yok, köy evleri inşaatı yok. Bu santral kime hitap edecek? Tamamıyla ticari. Bu doğayı katletmeye değer mi? Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesini temenni ediyorum ve biz sonuna kadar direneceğiz. Bu santralin olmaması için elimizden gelen bütün hukuki süreçleri başlatacağız.”

“ÇEKTİĞİMİZ YETER BİRAZ TEMİZ HAVA ALALIM”

Bölgede yaşayan ve çiftçilik yapan Muhsin Duran da beton santralinin hem çevreye hem de insan sağlığına zarar vereceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Çok etkiledi ve çok etkileyecek. Daha önce de bunun zararlarını görmüşüm. Ben bir halk çocuğu olarak, bir millet olarak biz buna karşıyız. İstemiyoruz. Sadece bu halka, bu çevreye zararlı değil, herkese zararlı. Tüm Türkiye’deki mandalina, portakaldan, sebzeden, narenciyeden yiyecek olan kişiler zarar görecek, zehirlenecekler. Çünkü buradan çıkan sebzeler, meyveler tüm Türkiye’ye dağılıyor. Bir insanın çıkar meselesi için koskocaman Türkiye Cumhuriyeti’nin belki de 40 milyon insanını zehirleyecek. Biz pandemi geçirdik, deprem geçirdik, yoksulluk geçirdik, her şeyi geçirdik. Yeter. Yeter, çektiğimiz yeter. Bize yeter. Zaten birkaç senemiz ömrümüz kaldı. O da temiz hava alarak yaşayalım. Yoksa hepimiz göçeceğiz, gideceğiz bu dünyadan.”