(İSTANBUL) – Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından hazırlanan TÜREB 2025 Danışmanlık, Bakım ve Diğer Servisler Envanter Araştırması, Türkiye’de rüzgar enerjisinde işletme ve bakım hizmetlerinin büyüyen önemine dikkati çekiyor. Temmuz 2026 verileri üzerinden hazırlanan araştırmaya göre, karasal rüzgar santrallerinin yıllık işletme ve bakım pazarının uluslararası referans fiyatlar esas alınarak hesaplanan tahmini büyüklüğü yaklaşık 350 milyon ABD dolarına ulaşıyor.
Türkiye’nin rüzgar enerjisinde kurulu gücü büyürken, işletmedeki santrallerin bakım ve servis ihtiyaçları da artıyor. TÜREB 2025 Danışmanlık, Bakım ve Diğer Servisler Envanter Araştırması, sektörün kurulum ağırlıklı bir büyüme evresinden işletme ve varlık yönetimi evresine geçtiğini ve mevcut filoda bakım, onarım ve yenileme çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını gösteriyor.
PAZARIN YAKLAŞIK YARISI 2-4 MW’LIK TÜRBİNLERDEN GELİYOR
Araştırmaya göre, tahmini yıllık işletme ve bakım pazarının yaklaşık yarısı (yaklaşık 178 milyon dolar), 2 ila 4 MW güç aralığındaki türbinlerden kaynaklanıyor. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan ve teknolojik olgunluğa ulaşmış bu türbin grubunda bakım süreçleri standartlaşmış durumda ve yedek parçalar birden fazla tedarikçiden temin edilebiliyor. Araştırma bu nedenle 2-4 MW bandını, bağımsız servis sağlayıcıları için pazara giriş engellerinin en düşük olduğu ve yedek parça, onarım ve yenileme yatırımlarında öncelik verilmesi gereken segment olarak öne çıkarıyor.
Yaklaşık 350 milyon dolarlık pazar tahmini, türbin üreticileriyle yapılan bakım sözleşmeleri kapsamındaki hizmetleri de içeriyor; bu nedenle bağımsız servis sağlayıcılarının erişebileceği payı değil, toplam servis harcamasının üst sınırını gösteriyor.
2.512 MW’LIK KAPASİTE 15 YILLIK EŞİĞE ULAŞTI
Araştırmada, işletmedeki santrallerin yaş dağılımı da inceleniyor. Buna göre, 2.512 MW’lık kapasite, toplam işletmedeki kapasitenin yüzde 15,5’ini oluşturuyor ve 15 yıllık işletme süresini dolduruyor. Santrallerin ilk 15 yılında türbin üreticileriyle yapılan uzun dönemli servis anlaşmaları (LTSA) kapsamında işletildiği varsayımına dayanan değerlendirmeye göre, kurulu gücün yüzde 84,5’i hâlâ bu anlaşmalar kapsamında bulunuyor. Santrallerin yaşı arttıkça bakım ve yenileme ihtiyaçları da değişiyor. Bu nedenle teknik kontroller, komponent yenilemeleri, kalan ömür analizleri ve farklı bakım modelleri önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanıyor. 15 yıllık eşiği geçen santraller ise kendi bünyesinde bakım, bağımsız servis sağlayıcı destekli hibrit model veya üreticiyle yeni bir anlaşma gibi seçeneklerin değerlendirilebileceği, bugünden erişilebilir bir pazar oluşturuyor.
2041’E KADAR YAKLAŞIK 284 MİLYON DOLARLIK SERVİS DEĞERİ REKABETE AÇILIYOR
Araştırmanın sözleşme bitiş projeksiyonu, bugün büyük ölçüde türbin üreticilerinin elinde bulunan servis pazarının zaman içinde nasıl açılacağını da ortaya koyuyor. Santrallerin devreye girişinden 15 yıl sonra mevcut sözleşme kapsamından çıktığı varsayımıyla yapılan hesaplamaya göre, yeniden tekliflendirilebilir hâle gelecek servis değerinin 2041 yılına kadar kümülatif olarak yaklaşık 284 milyon ABD dolarına ulaşması öngörülüyor. Sözleşme bitişleri özellikle 2035 ile 2039-2040 yıllarında yoğunlaşıyor. Araştırma, bu dalgalardan önce kapasite, teknik ekip ve ticari hazırlığını tamamlayan servis sağlayıcılarının ilk hareket avantajı elde edebileceğine dikkati çekiyor.
FİLONUN TEKNOLOJİ YAPISI BAKIM GÜNDEMİNİ BELİRLİYOR
Türkiye’deki rüzgar santrallerinin teknik yapısı, bakım ve servis ihtiyaçlarında öne çıkan alanları da belirliyor. Araştırmaya göre işletmedeki kurulu gücün yüzde 71,9’u dişli kutulu türbinlerden oluşuyor. Bu nedenle dişli kutusu revizyonu ve değişimi, ana rulman ve jeneratör onarımı ile kritik yedek parçaların tedariki önümüzdeki dönemde daha fazla ihtiyaç duyulabilecek hizmetler arasında yer alıyor. Araştırma, bu yapının majör komponent değişimini ve yedek parça tedarikini bakım maliyetlerinin ana kalemi hâline getirdiğini vurguluyor. Kalan yüzde 28,1’lik doğrudan tahrikli (direct drive) türbinler ise güç elektroniği ve jeneratör odaklı farklı bir uzmanlık gerektiriyor.
Üretici dağılımında ise belirgin bir yoğunlaşma görülüyor: kurulu gücün yüzde 58’i iki üreticiye, Nordex (yüzde 34,3) ve Enercon’a (yüzde 23,7) ait. Araştırma, yedek parça tedarik zinciri ve bağımsız servis yetkinliği yatırımlarının öncelikle bu iki markanın filoları için planlanması gerektiğine işaret ediyor.
Araştırmaya göre, işletmedeki rüzgar kapasitesinin yüzde 29,6’sı 3 MW’ın altındaki eski nesil türbinlerden, yüzde 38,2’si ise 4,2 MW ve üzeri modern türbinlerden oluşuyor. Özellikle yaşı ilerleyen eski nesil türbinlerde ömür uzatımı ve yeniden güçlendirme (repowering) çalışmaları önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelebilecek alanlar arasında bulunuyor.
ÖMÜR UZATIMI VE YENİDEN GÜÇLENDİRME YENİ HİZMET ALANLARI OLUŞTURACAK
Rüzgar santrallerinin daha uzun süre verimli şekilde işletilmesi, önümüzdeki dönemde sektörün önemli gündemlerinden biri olacak. TÜREB araştırmasında türbin modeli ve devreye giriş yılına göre yapılan değerlendirmeler, teknik inceleme, kalan ömür analizi, komponent yenileme ve yeniden güçlendirme çalışmalarına yönelik ihtiyacın artacağını gösteriyor. Projeksiyona göre ömür uzatımı tek seferlik bir ihtiyaç değil; 2026’dan itibaren her yıl yeni kapasitenin eklendiği, sürekli büyüyen bir hizmet alanı. 30 yıllık kullanım ömrü varsayımıyla yapılan yeniden güçlendirme projeksiyonunda ise ilk anlamlı dalganın 2036’da başlaması, en yoğun yılların 2050 (yaklaşık 2.319 MW) ve 2055 (yaklaşık 1.820 MW) olması bekleniyor. Santrallerin ömrünü uzatmaya yönelik çalışmaların doğru mühendislik ve uluslararası standartlara uygun şekilde yapılması önem taşıyor. Artan bakım ve servis ihtiyacının karşılanması için nitelikli teknik çalışan sayısının artırılması ve Türkiye’deki bakım-onarım kapasitesinin güçlendirilmesi de önem kazanıyor.
SEKTÖRÜN HİZMET KAPASİTESİ TEK KATALOGDA
Rapor, analiz bölümünün yanı sıra bağımsız servis sağlayıcıları, taşımacılık firmaları, türbin üreticileri, danışmanlık şirketleri, üniversite araştırma merkezleri ve kendi bünyesinde servis veren yatırımcılardan oluşan 100’ü aşkın kuruluşun yer aldığı kapsamlı bir firma kataloğu da içeriyor. Katalog, sektörün ihtiyaçları ile bu ihtiyaçlara yanıt verebilecek firmaları aynı kaynakta buluşturarak yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.
TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, araştırmanın işletmedeki santrallerin uzun vadeli performansının korunması açısından önemli veriler sunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“16 GW’I AŞAN MEKANİK KURULU GÜCÜN KORUNMASI İÇİN BAKIM EKOSİSTEMİ ÖNEMLİ”
“Türkiye’nin rüzgar enerjisinde ulaştığı kurulu güç, sektörümüzün artık güçlü bir işletme ve bakım ekosistemine de ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. 16 GW’ı aşan işletmedeki mekanik kurulu gücümüz, önemli bir ekonomik ve teknik değer oluşturuyor. Bu değerin uzun yıllar korunabilmesi için santrallerin bakım, onarım ve yenileme süreçlerinin doğru şekilde yönetilmesi gerekiyor. Araştırmamızın ortaya koyduğu yaklaşık 350 milyon dolarlık yıllık pazar büyüklüğü de bu alanın ölçeğini açıkça gösteriyor. Özellikle 15 yıllık işletme eşiğine ulaşan 2.512 MW’lık kapasite ile dişli kutulu türbinlerin yüksek payı, önümüzdeki dönemde hangi teknik alanlara daha fazla ihtiyaç duyulabileceğine ilişkin önemli bir çerçeve sunuyor. TÜREB olarak amacımız, sektörün ihtiyaçlarını ortaya koyan çalışmalarla yatırımcılar, servis sağlayıcıları, üreticiler ve diğer paydaşlar arasında yeni iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamaktır.”

