Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Rusya’dan köyüne döndü, çürümeye yüz tutmuş ata tohumunu yeniden yaşattı

Rusya’da yaklaşık 20 yıl çalışan harita mühendisi Hıdır Bulut, doğayla iç içe yaşamak ve çocuklarına köy yaşamını yaşatmak amacıyla Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar Köyü’ne döndü. Bulut, yıllardır bir köylünün ambarında bekleyen ata tohumu mısırları gün yüzüne çıkararak yeniden üretmeye başladı.

Rusya’da yaklaşık 20 yıl çalışan harita mühendisi Hıdır Bulut, doğayla

Haber: Caner Aktan

(TUNCELİ) – Rusya’da yaklaşık 20 yıl çalışan harita mühendisi Hıdır Bulut, doğayla iç içe yaşamak ve çocuklarına köy yaşamını yaşatmak amacıyla Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar Köyü’ne döndü. Bulut, yıllardır bir köylünün ambarında bekleyen ata tohumu mısırları gün yüzüne çıkararak yeniden üretmeye başladı.

Rusya’da 20 yıl topoğraf ve harita mühendisi olarak çalışan Hıdır Bulut, Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar Köyü’ne dönerek tarımsal üretime başladı.

Köye dönüş kararının uzun yıllara dayanan bir hazırlığın sonucu olduğunu belirten Bulut, “Yaklaşık 20 yıl Rusya’da çalıştım. Eşimle tanıştıktan sonra orada Harita Mühendisliği okudum. Şu an yüksek lisans öğrencisiyim. Rusya’da kaldığım süre boyunca da hep buraya dönme, köklerime dönme, burada yaşama, doğayla iç içe yaşama ve çocuklarıma benim çocukken yaşadığım güzel anıları da yaşatmak istiyordum” dedi.

Bütün yatırımlarını köye dönüş amacıyla yaptığını ifade eden Bulut, “Türkiye’nin veya Moskova’nın herhangi bir yerinde hiçbir şeyim yok. Çünkü buraya döneceğimi bildiğim için 20 yıl boyunca altyapımı buraya hazırlamaya çalıştım” diye konuştu.

AMBARDAN ÇIKAN SON 37 TOHUM

Ata tohumu mısırla yaklaşık 7 yıl önce tanıştığını anlatan Bulut, yıllardır bir ambarda bekleyen tohumların neredeyse tamamen yok olma noktasına geldiğini söyledi. Bulut, “7 sene önce yaklaşık olarak Cumhuriyet’le yaşıt bir amcamızın oğluyla tanışmış oldum. Ambarda bekleyen, belki 100 yıllık, 200 yıllık ata tohumları vardı. Bunlar glütensiz, GDO’suz, genetiği değiştirilmemiş ata tohumlarıydı. Bu tohumla tanıştım. Çok eski bir tohum olduğu için çürümeye yüz tutmuştu artık” ifadelerini kullandı.

Ambarın içerisinden 7 torba tohum çıkardıklarını belirten Bulut, şöyle devam etti:

“Biz bunu getirip 7 torba olarak ambardan çıkardık. Artık kepek gibi olmuştu, haşere ve bitler yemişti. Biz onu getirip toprağa serdik. Suladık hemen rüzgar uçurmasın diye, üzerine toprak koyduk. 7 torba olarak çıkardığımız belki 10 milyon tohum vardı. Sadece 37 tanesi filizlendi içerisinden. Bunları çoğalttık 7 yıldır.”

40 DÖNÜMLÜK ARAZİYİ TEL ÖRGÜYLE ÇEVİRDİ

Bulut, yıllar içerisinde çoğalttığı ata tohumlarının üretimini sürdürebilmek için 40 dönümlük araziyi de özel olarak koruma altına aldığını belirtti.
“Ayı, domuz zarar vermesin diye 40 dönüm araziyi de komple beton direklerle, Elazığ’dan özel bir ekip getirerek tel örgüyle komple kapattık. Sulama sistemimizi kurduk, sulama havuzumuzu yaptık” diyen Bulut, bölgede arıcılık da yapıldığını ve mısırın arılar açısından da faydalı olduğunu söyledi.

RUS EŞİNDEN KÖYE DÖNÜŞ DESTEĞİ

Bulut, Rusya’da üniversite eğitimini dereceyle tamamlayan ve kırmızı diploma sahibi olan avukat eşinin de köye dönüş kararını desteklediğini ifade etti. Eşiyle birlikte şehir yaşamını geride bırakarak çocuklarını doğayla iç içe büyütmek istediklerini belirten Bulut, “Eşim Rus. Moskova’da üniversiteyi dereceyle bitiren öğrencilerin diploması kırmızı olur. Eşim kırmızı diplomalı avukat. O bile dünyanın herhangi bir yerindeki yaşamını bırakıp doğal hayata, doğaya ve çocuklarımız doğada büyüsün diye bu kararımı destekledi” ifadelerini kullandı.

“TOHUMUN ORİJİNALLİĞİNİ KORUMASI İÇİN BURAYI SEÇTİM”

Ata tohumunun farklı bölgelerde ekilmesi halinde çevredeki diğer mısırlarla çaprazlanabileceğini belirten Bulut, Güzelpınar Köyü’nün coğrafi koşullarının kendisine önemli bir avantaj sağladığını söyledi.

Bulut, “Eğer biz şu an sizinle bu tohumu alsak Türkiye’nin herhangi bir yerine, Çukurova’ya, Konya Ovası’na götürüp eksek orada yanı başımızdaki herhangi bir çiftçi, bir köylü kardeşimiz GDO’lu bir tohum ekerse rüzgar ve arılar bu tohumları döller ve bu tohum özelliğini kaybeder. O yüzden ben Türkiye’nin en bakir bölgesinde, hiç kimsenin olmadığı, tarımın olmadığı bir dağın eteğinde bu üretimi yapıyorum. Bu tohumu burada çoğalttık. Dolayısıyla bu tohum melezlenmemiş, orijinalliğini koruyor” diye konuştu.

“FABRİKA YOK, OTOBAN YOK, HAVA KİRLİLİĞİ YOK”

Üretim yaptıkları bölgenin doğal yapısına da dikkati çeken Bulut, Güzelpınar Köyü’nün temiz hava ve düşük insan etkisi nedeniyle üretim açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayarak, “Üstelik bölgemiz Türkiye’nin en küçük ilçesi, en küçük köyü olduğu için fabrika yok, fabrika atığı yok, hava temiz, otoban yok, hava kirliliği yok, egzoz dumanı yok. Rakım 1550. Bu glütensiz, GDO’suz ata tohumu olduğu için tam birebir bağırsak sorunu yaşayan insanlar, kanser hastası olanlar ve çölyak hastası, daha doğrusu sağlığını düşünen bütün insanlar için çok faydalı bir un” ifadelerini kullandı.