Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Rojin Kabaiş’in ölümün 2’nci yılı… Diyarbakır’da yapılan yürüyüşte “Rojin’in nasıl ve hangi koşullarda yaşamını yitirdiği bütün yönleriyle açıklığa çıksın” çağrısı

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümünün ikinci yılında Diyarbakır’da yürüyüş düzenlendi. “Rojin’e ne oldu” sloganının atıldığı yürüyüşün ardından açıklama yapan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Helin Tapancı, “Rojin’in ailesi yalnız değildir. Rojin’in nasıl ve hangi koşullarda yaşamını yitirdiği bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulana, ölümünde üçüncü kişilerin rolü bulunup bulunmadığı tespit edilene, süreçteki olası ihmaller araştırılana ve varsa sorumlular hakkında etkili bir hukukı süreç işletilene kadar dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümünün ikinci yılında

Haber: Serhat YETÜT

(DİYARBAKIR) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümünün ikinci yılında Diyarbakır’da yürüyüş düzenlendi. “Rojin’e ne oldu” sloganının atıldığı yürüyüşün ardından açıklama yapan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Helin Tapancı, “Rojin’in ailesi yalnız değildir. Rojin’in nasıl ve hangi koşullarda yaşamını yitirdiği bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulana, ölümünde üçüncü kişilerin rolü bulunup bulunmadığı tespit edilene, süreçteki olası ihmaller araştırılana ve varsa sorumlular hakkında etkili bir hukukı süreç işletilene kadar dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü Mollakasım Sahili’nde cansız bedeni bulunmuştu.

Ölümü “şüpheli” olarak değerlendirilen Kabaiş’in ölümünün 2’nci yılı dolayısıyla Diyarbakır’da protesto yürüyüşü düzenledi. Dağkapı Meydanı’nda bir araya gelen çeşitli sivil toplum kuruluşu üyelerinin yanı sıra yürüyüşe, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Rojin’in annesi Aygül Kabaiş, Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku da katıldı. Katılımcılar “Rojin’e ne oldu” sloganları atarak, Rojin’in ölümünün aydınlatılması çağrısında bulundu.

Ulu Camii önünde son bulan yürüyüşün ardından Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Helin Tapancı açıklama yaptı. Tapancı, Rojin’in ölümüne ilişkin başlatılan soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

“Rojin’in ailesinin ve kamuoyunun en temel sorusu hala yanıt beklemektedir: Rojin Kabaiş’e ne oldu? Rojin’in kaybolduğu ilk andan itibaren etkili, süratli ve bütün ihtimalleri kapsayan bir soruşturma yürütülmesi gerekirken; soruşturmanın özellikle ilk aşamalarında eksik bırakılan araştırma işlemleri, delillerin toplanması ve değerlendirilmesindeki sorunlar, otopsi sürecine aile ve vekillerinin etkin katılımının sağlanmaması ve ölümün oluş biçimine ilişkin intihar ihtimalinin erken aşamada öne çıkarılması, maddi gerçeğe ulaşılması bakımından ciddi soru işaretleri yaratmıştır. Dosyada bugün dahi yeni araştırma ve inceleme işlemlerinin yapılmasına ihtiyaç duyulması, soruşturmanın başlangıcından itibaren neden daha kapsamlı ve etkili yürütülmediğini sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.”

“HERHANGİ BİR İHTİMAL PEŞİNEN DIŞLANMADAN ARAŞTIRILMALIDIR”

Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA profillerinin tespit edildiğini hatırlatan Tapancı, şöyle devam etti:
“Bu DNA’ların kaynağının ve Rojin’in ölümüyle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Biyolojik delillerin yanı sıra dijital materyallerin, kamera kayıtlarının, tanık anlatımlarının ve dosyaya yansıyan diğer tüm bulguların birbirleriyle ilişkili ve bütüncül biçimde değerlendirilmesi üçüncü kişilerin olası rolünün herhangi bir ihtimal peşinen dışlanmadan araştırılması zorunludur. Rojin’in ölümüne ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşıyan işlemlerin önemli bir bölümünün ancak ailenin, vekillerinin ve dosyayı takip eden hukuk örgütlerinin ısrarlı talepleri sonucunda gündeme gelmiş olması, etkin soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.”

“ÜNİVERSİTELER VE ÖĞRENCİ YURTLARI GENÇ KADINLARIN YALNIZCA EĞİTİM ALDIĞI VE BARINDIĞI MEKANLAR DEĞİLDİR”

Rojin’in öğrencisi olduğu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile kaldığı yurdun sorumluluğu bu süreçten bağımsız düşünülememesi gerektiğini ifade eden Tapancı, “Rojin’in kaybolmasının ardından gerekli bildirim ve müdahale mekanizmalarının zamanında işletilip işletilmediği, kamera kayıtlarının eksiksiz biçimde muhafaza edilip edilmediği, üniversite ve yurt yönetiminin kayıp sürecinde hangi işlemleri hangi zaman aralıklarında gerçekleştirdiği ve kurumların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği tüm yönleriyle araştırılmalıdır. Üniversiteler ve öğrenci yurtları genç kadınların yalnızca eğitim aldığı ve barındığı mekânlar değildir; öğrencilerin güvenliğinin sağlanması, risklerin önlenmesi ve bir öğrencinin kaybolması halinde gerekli mekanizmaların gecikmeksizin harekete geçirilmesi bu kurumların sorumluluğundadır” dedi.

“GENÇ KADINLARIN KAYBOLMASININ VE ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİNİN OLAĞANLAŞTIRILMASINA İTİRAZ EDİYORUZ”

“Rojin Kabaiş’in dosyasını, kadınların şüpheli ölümlerinden ve kadınların yaşam hakkına yönelik yapısal sorunlardan bağımsız değerlendirmiyoruz” diyen Tapancı, “Kadınların şüpheli ölümlerinin henüz bütün deliller toplanmadan intihar, kaza veya kişisel nedenler üzerinden açıklanmaya çalışılması, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ihtimalinin soruşturmanın başlangıcından itibaren dikkate alınmaması, kritik delillerin zamanında toplanmaması ve gerçeğe ulaşma mücadelesinin kadınların ailelerine, kadın örgütlerine ve meslek örgütlerine bırakılması, kadınların yaşamlarının hangi ölçüde korunmaya değer görüldüğü sorusunu beraberinde getirmektedir. Genç kadınların kaybolmasının ve şüpheli ölümlerinin olağanlaştırılmasına, kadınların yaşamlarının değersizleştirilmesine ve kadınların ölümünün ardından hakikate ulaşmanın dahi uzun bir mücadeleye dönüştürülmesine itiraz ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“DOSYALARIN KAPATILMAYA ÇALIŞILDIĞINI BU ÜÇ DOSYADA DA ÇOK İYİ GÖRDÜK”

Tapancı’nın ardından söz alan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu da Türkiye’de şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek, “Bu coğrafyada Gülistan Doku’dan Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, aslında genç kadınların nasıl hedef haline getirildiği ve katledildiklerinde şüpheli ölüm ya da intihar süsü verilerek aslında dosyaların kapatılmaya çalışıldığını bu üç dosyada da çok iyi gördük. Ailelerin ısrarlı mücadelesiyle kadınların bitmez tükenmez mücadelesiyle bu dosyaların kapatılmaması için ve katillerin yargılanması için hakikatin ortaya çıkması için bu topraklarda mücadele etmek dışında bir seçenek bırakmıyorlar bize. Bu ülkenin Adalet Bakanlığı diyor ki biz bu dosyaları aydınlatacağız. Aileler, avukatlar önlerine her türlü delili sunmasına rağmen aslında mücadeleyle sokaklara çıkarak basın açıklamaları yaparak yürüyüşlerimizle bu dosyaların aydınlatılmasını sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

“BUNUN MÜCADELESİNİ HEM MECLİS’TE HEM SOKAKLARDA HEM MAHKEMELERDE HEP BİRLİKTE YÜRÜTECEĞİZ”

Şüpheli kadın ölümleri için mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Türkoğlu, şunları kaydetti:

“Rojin için adalet demeyi, Gülistan Doku için adalet demeyi, Rojvelat Kızmaz’a ne oldu sorusunu sormaya devam edeceğiz. Çünkü biz bunu yapmak zorundayız. Ve bunun mücadelesini hem Meclis’te hem sokaklarda hem mahkemelerde hep birlikte yürüteceğiz. Eğer ki bu adaleti hep birlikte sağlayabilirsek aslında bu topraklarda gençlerin, genç kadınların yaşamlarını da teminat altına alacağız. Yurtlara güvenli gidecekler. Üniversitelerde güvenli okuyacaklar. Sokaklarda özgür ve eşit yaşayacaklar. Yaşam hakkını olduğu gibi yaşatabilmek için bunu yapmak zorundayız. Bu bizim hem projene borcumuz ama aynı zamanda geleceğe borcumuzdur, sözümüzdür diyorum.”

5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku da kardeşi için adalet çağrısında bulundu.