Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Remzi Çayır’dan Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki: “İnsanların düşüncelerini aktaracakları araçlara hükümetin el koymasını kabul etmiyoruz”

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Halk TV Türkiye’de yayın yapan ulusal bir kanal. İnsanların düşüncelerini aktaracakları araçlara hükümetin el koymasını kabul etmiyoruz “dedi.

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, "Halk TV Türkiye'de

(ANKARA) – Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “Halk TV Türkiye’de yayın yapan ulusal bir kanal. İnsanların düşüncelerini aktaracakları araçlara hükümetin el koymasını kabul etmiyoruz “dedi.

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Çayır, şunları kaydetti:

“Halk TV Türkiye’de yayın yapan ulusal bir kanal. Kimi desteklediği, kiminle aynı çizgide olduğu belli. Bütün bunlara rağmen bize ara ara yer verdiği halde, çoğu kez görmediği halde yine de insanların düşüncelerini aktaracakları araçlara hükümetin el koymasını kabul etmiyoruz. Sebep yani eğer aşikar bir suç varsa, bunu mahkeme yapmalıdır. Mahkeme gerekli delilleri toplar, insanların ifadelerine başvurur, müşahhas birtakım sonuçlara vardığında o zaman televizyon kapanır, ilgililer de cezasını çeker. Siz kayyım atayarak, kayyım değil ya, adı kayyım. Yani hükümetin memuru. Oraya gönderiyorsunuz. Milletin polisini oraya gönderiyorsunuz. Ondan sonra yayını kesiyorsunuz. Bu devirde bu nasıl bir anlayıştır, bu çağda bu anlaşılır bir tarafı var mıdır? İçinize nasıl sindiriyorsunuz? Nasıl bu manzarayı sergiliyorsunuz? İtibar sadece size mi ait? Onur sadece size mi ait? Şeref sadece size mi mi ait? Bütün bu ülkede yaşayan 89 milyon da şerefli, onurlu, itibarlı yaşamak ister. Hepimizin görevi bunu sağlamaktır.

“DEMOKRASİNİN RUHUNA TERS”

12 Eylül’ü bizzat yaşadım. 12 Mart’ta çocuktum. 28 Şubat’ta hem siyasetçi hem gazeteciydim. 28 Şubat’ta yaptılar. Babadan dolayı oğlu, oğuldan dolayı kardeşi, kardeşten dolayı eşi suçlamış oldular. Suçun bireyselliğini veya suçun mahiyetini değiştirdiler. Şimdi siz ne yapıyorsunuz. Diyor ki, ‘Ben gözaltına alındım, bütün sülalem suçlanıyor. Bu nedir ya? Biz ne yapıyoruz arkadaşlar? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Derdiniz ölene kadar ilelebet bir saltanat kurmaksa ve hükümeti elde şu veya bu şekilde bırakmamaksa bunun demokrasiyle, insan hakkıyla ve kurulan sistemle çok siyasi, siyasi hayatımızla alakası yoktur. Çok partili siyasi hayatın ruhuna terstir, demokrasinin ruhuna terstir, seçimlerin ruhuna terstir.”

“HIRSIZIN DİNİ OLMAZ, HIRSIZ HIRSIZDIR”

“Fon krizine” de değinen Çayır, şöyle devam etti:

“Gazetecileri tutukluyorlar. Neyi konuşmuş gazeteciler? Fonu konuşmuşlar. Fon ne? Sizin arkadaşlarınızın elde ettiği birkaç şirketi naylon bir takım sebeplerle büyütmek Yani tabii bir büyüme değil, naylon bir büyüme. Sonra yukarı çıkınca zenginleşip aşağıdakileri aşağıya doğru kaçıp aşağıdakilerin canının yandığı bir dünya. Bunu konuşmasın bir ülke. İnsanlar milletin parasını çalanları konuşmasın mı? Hırsızın partisi mi olur ya? Hırsızın dini olmaz, Hırsız hırsızdır. Şimdi sen diyorsun ‘Bizi konuşmayın, arkadaşlarımızı konuşmayın, partimizi konuşmayın. Bizi suçlamayın. Öbür tarafta hırsızlar var. Onlara devam edin.’ Her sabah bir operasyonla uyanıyoruz, ayıp. Bu ne kadar çok hırsız belediye varmış ama bütün hırsız belediyelerde karşı mahallede otururmuş. Bizim bu mahallede oturan hiç hırsız belediye yok, şükürler olsun. Hırsız yok ‘kravatlı beyefendiler’ var. Oh, ne güzel.”

“MEKKE İTTİFAKINI KULAĞINIZA KİM ÜFLEDİ”

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çayır, şunları kaydetti:

“Bu İttifakı doğru bulmuyoruz. Hükümet Mekke İttifakı’nı öyle bir yağlayıp bağlayıp meclise getirecek. Mekke İttifakı’nı kulağınıza kim üfledi? Böyle Türkiye’nin Mekke İttifakı’na coğrafya olarak da savunma olarak da veya benzer bir şeye ihtiyacı var mı? Yok. Birkaç dönem önce Husilerle beraber İsrail’e karşı tavır geliştirdik biz, değil mi? Şimdi Suudlarla bir olduk. Husilere savaş açacakmışız. Trump, Suudların ve Körfezin korunması için bir ittifak kurulmasını istedi. Fakat Pakistan zaten göreve hazırdı. Türkiye’de dostuydu. Daha doğrusu Sayın Cumhurbaşkanı dostu olduğu için hemen dedi ki ‘Gidin Suud’lara oturun bir anlaşma yapın.’ Mekke İttifakı çıktı. Türkiye’nin burada ne çıkarı var, ne aklı var, ne geleceği var. Öyle bir şey yok. Şimdi Meclis’e getiriyorlar. Peki kime karşı Mekke İttifakı? İran’a karşı. Kim İran’a karşı? İsrail, ABD. Bak bak oyuna bak, oyuna. Türk milletinin ve bu toprakların böyle bir anlaşmayla ilgisi olamaz.”

Bazı çevrelerin Azerbaycan ile Türkiye’nin arasının açılmak için uğraştığını söyleyen Çayır, “Azerbaycan da bizim kardeş ülkemizdir. Şu veya bu şekilde fitne sokulmasını istemeyiz. Ama elbette ki her ülkenin kendi durumuna, kendi şartlarına ve kendi geleceğine yönelik bir politika izleme hakkı vardır. Ancak bizi incitmektedir” dedi.

“200 LİRAYLA 2009’DA 530 EMEK ALINIYORDU ŞİMDİ 10 EKMEK”

İktidarın ekonomik politikasını 200 liranın alımı gücü üzerinden eleştiren Çayır, şunları söyledi:

“2009’da basılmış. 2009’da basılırken bu paranın dolar karşısındaki tutarı 131 dolar. Ey Türk milletiiyi duyun. Şimdi kaç dolar? 4 dolar. Nerede bu 127 dolarımız? Hükümet cevap versin ya. 120 dolar şöyle şöyle oldu desin. Bu parayla değerli arkadaşlar 200 TL ile 2009 131 dolar dedik. 5 gram altın alınıyordu 2009’da. Şimdi 0.3 gram, 1 gram bile değil yani. Bununla 63 litre benzin alınıyormuş, 2009’da yani bir depo doluyormuş. Bugünkü ortalama söylüyorum. Şimdi 2 litre. Peki ne kadar ekmek alıyorduk bundan? 530 ekmek almışız 2009’da. Şimdi kaç ekmek alıyormuşuz? 10 ekmek. Peki ne kadar et alıyormuşuz 2009’da, 12,5 kilo et. Şimdi 200 lirayla 250 gram et. Peki ne kadar süt alıyormuşuz? Bununla 90 litre süt alıyormuşuz o zaman. Peki şimdi ne alıyoruz? 4 litre süt. Peki yumurta? 870 tane yumurta alıyormuşuz bununla. Şimdi 30 yumurtaya düştük.

“ATI DEĞİŞTİRMEK YETMEZ, YOLU DEĞİŞTİRMEK LAZIM”

Duyduk duymadık demeyin. Ahval ortada, hesap ortada. Cincilerin, cin olanların sizi şu veya bu şekilde amele görenlerin laflarına inanmayın. Aha size gerçek. Kurtulmak, yeniden ayağa kalkmak mümkün mü? Mümkündür. Sadece atı değiştirerek değil, yolu değiştirerek de mümkün. Sadece at değiştirdiniz bugüne kadar. Yemlediniz, içirdiniz, beslediniz, sonuç değişmedi. Ne yapmak lazım? Yolu değiştirmek lazım yolu. Sistemi değiştirmek lazım. İşte Milli Yol bunun için var. Rabbim bizi adaletli, bireyin özgür olduğu, karnımızın tok, geleceğimizden emin olduğumuz, malımıza, canımıza ne zaman el konulacak diye korkular içinde yaşamadığımız bir Türkiye’nin inşasını inşallah bize nasip eder.”