(İSTANBUL) – Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, kadınların karar alma mekanizmalarında etkili şekilde yer alamadığı bir yerde hakkaniyetin tam anlamıyla tesis edilemeyeceğini ve uzun ömürlü bir huzur ikliminin oluşturulamayacağını belirterek, “Bu noktada parlamentolara özel bir görev düşmektedir. Yasama, denetim, bütçe ve temsil alanlarında kadınların güçlü şekilde yer alması; daha kapsayıcı, dirençli ve dengeli toplumların inşası açısından temel bir gerekliliktir” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152’nci Genel Kurulu’nun Kadın Parlamenterler Forumu’nun açılış konuşmasını yaptı.
Konukları, 152’nci Parlamentolar Arası Birliği Genel Kurulu vesilesiyle, tarihte medeniyetlerin, sözlerin buluştuğu ve çok farklı fikirlerin bir araya gelerek tartışıldığı bu kadim şehir İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Kurtulmuş, “Burası medeniyetlerin kavşak noktasıdır. Sadece tarihte değil, bugün de dünyada farklı fikirlerin bir araya gelebildiği, aynı masa etrafında konuşulabildiği ve tartışılabildiği ender şehirlerden biri olma özelliğini taşımaktadır. İstanbul’a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diye konuştu.
Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını, forumda, insanlığın önündeki temel meselelerin daha derinlikli, daha hassas ve daha kapsayıcı bir şekilde tartışıldığını söyleyen Kurtulmuş, İstanbul’daki bu buluşmanın, kadınların karar süreçlerindeki yeri, çatışma sonrasında toplumların yeniden ayağa kaldırılmasındaki katkıları ve hakkaniyete dayalı bir uluslararası sistemin kurulmasına yönelik fikirlerinin tartışılması bakımından son derece önemli olduğunu dile getirdi.
Kurtulmuş, “Esasen bu başlıkların her biri, günümüz dünyasının ertelenemez sorumluluk alanlarına işaret etmektedir. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz manzara, sadece bir kriz ya da kaostan ibaret değildir; uluslararası sistem bakımından alelade bir gerilim konusu da değildir. Hepimizin yakından takip ettiği ve zaman zaman büyük endişeler duyduğu üzere, bugün karşılaştığımız küresel sorun; çok taraflı sistemin etkisini kaybettiği, hukukun seçici şekilde uygulandığı, uluslararası kurumların itibarının aşındığı ve küresel karar süreçlerinin adalet ve usulden yoksun hale geldiği bir duruma işaret etmektedir. Bu tablo, diplomatik alanda da anlaşılabilir olduğu üzere, insanlık onurunun ağır bir baskı altına girmesi gibi son derece sarsıcı sonuçlar doğurmaktadır” şeklinde konuştu.
“Her krizin merkezinde ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller söz konusudur”
Mevcut ortamda hiç şüphesiz en ağır bedeli, kadınlar ve çocukların ödediğini vurgulayan Numan Kurtulmuş, “Dünyada hemen hemen her çatışma ve gerilim bölgesinde, yaşanan her krizin merkezinde ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller söz konusudur. Başta Gazze olmak üzere bölgemizde devam eden çatışmalarda, artık soykırım boyutlarına varmış insanlık suçlarının en ağır faturasını maalesef yine kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Aynı şekilde dünyanın birçok yerinde ortaya çıkan göçler ve yoksulluklar da en çok kadınları etkilemektedir. Yerinden edilenler, yoksulluk ve korumasızlık altında kalanlar büyük oranda kadınlardır” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, demokratik müzakere masalarına bakıldığında, kadınların hala yeterli ölçüde temsil edilmediğinin de açık olduğunu, bu eksikliğin sadece bir temsil sorunu değil, barışın kurumsallaşmasını geciktiren ve kalıcılığını zedeleyen yapısal bir boşluk anlamına geldiğini kaydetti.
“Parlamentolara özel bir görev düşmekte”
Kadınların güçlendirilmesi meselesinin, dar anlamda bir eşitsizlik tartışması olarak ele alınamayacağını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bu konu; demokrasinin kalitesi, yönetimin kapsayıcılığı, kalkınmanın sürekliliği ve toplumsal dengenin sağlıklı bir biçimde korunmasıyla doğrudan ilgilidir. Bu sebeple burada yürütülen müzakerelerin, tali bir gündem olarak değil, çağımızın ana tartışma konularından biri olarak ele alınması yerinde olacaktır. Sizlerin ortaya koyduğu fikirler, iyi niyet beyanı olmanın çok ötesindedir. Yasama süreçlerini etkilemekte, siyaseti şekillendirmekte ve toplumların geleceğine yön veren alanlarda somut karşılıklar bulmaktadır. Artık açıkça biliyoruz ki kadınların karar alma mekanizmalarında etkili şekilde yer alamadığı bir yerde ne hakkaniyet tam anlamıyla tesis edilebilir ne de uzun ömürlü bir huzur iklimi oluşturulabilir. Bu noktada parlamentolara özel bir görev düşmektedir. Meclisler, milletlerin iradesinin tecessüm ettiği, toplumsal vicdanın merkez bulduğu ve geleceğe dair istikametin belirlendiği kurumsal yapılardır. Yasama, denetim, bütçe ve temsil alanlarında kadınların güçlü şekilde yer alması; daha kapsayıcı, dirençli ve dengeli toplumların inşası açısından temel bir gerekliliktir. Bugünün çok boyutlu krizleri zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştirmektedir.”
“Kadına yönelik şiddet, bu meselenin en ağır ve en yakıcı boyutlarından biri”
Ekonomik daralma, yerinden edilme, çatışma ortamları, gelir eşitsizliğinin artması, sosyal güvencesizlik ve eğitim imkanlarına erişimde yaşanan sorunlar gibi gelişmelerin, kadınların hayatını doğrudan etkilediğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Kadınların desteklenmesiyle ekonomik adaletin güçlendirilmesi, toplumların dayanıklılığının artırılması ve sosyal barışın kökleştirilmesi birbirinden ayrı düşünülemez. Kadına yönelik şiddet ise bu meselenin en ağır ve en yakıcı boyutlarından biridir. Şiddete karşı geliştirilecek tavrın hukuki, insani, ahlaki ve siyasi sorumluluklar taşıdığı da aşikârdır. Bu alandaki kararlılık, toplumların medeniyet seviyesinin en önemli göstergelerinden biridir. Türkiye olarak biz, kadınların güçlenmesini, ailenin korunmasını, sosyal dokunun sağlamlaştırılmasını, üretim kapasitesinin artırılmasını ve kamusal hayatın niteliğinin yükseltilmesini toplumsal refahımız için stratejik alanlar olarak kabul ediyor ve bu alanlardaki iyileştirmeleri hükümetlerimizin en temel vazifesi olarak telakki ediyoruz. Bu anlayışla eğitimden istihdama, sosyal destek mekanizmalarından karar süreçlerine kadar uzanan geniş bir çerçevede çok yönlü adımlar atıyor, atmaya devam ediyoruz. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki mesele sadece fırsat bulmakla sınırlı görülmemelidir. Asıl ihtiyaç, kadınların bilgi, tecrübe, sezgi ve siyasi birikimlerini kamusal hayata tam anlamıyla yansıtabilecekleri adil bir ortamın tesis edilmesidir. Esas olan, günlük hayatta güven ve huzurun sağlanması, kız çocuklarının eğitimden yeterince faydalanabilmesi, ailelerin refah içinde yaşayabilmesi ve insan onurunun her şart altında korunabilmesidir. Bu itibarla forum kapsamında ortaya çıkacak görüş ve tekliflerin, 152. Genel Kurul çalışmalarına güçlü katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum.”

