Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel’den “yeni parti” iddialarına ilişkin açıklama: “Son gün olarak söylemeyeyim ama 20 Temmuz tarihi var”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti kurma tartışmalarına ilişkin “Üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu: Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık. Hukuki, siyasi, fiziki mücadele. İlla böyle bir tarih olarak, son gün olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhâlde, adli yıl açılışına kadar bir hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak ve o gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti kurma tartışmalarına ilişkin

(ANKARA) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti kurma tartışmalarına ilişkin “Üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu: Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık. Hukuki, siyasi, fiziki mücadele. İlla böyle bir tarih olarak, son gün olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhâlde, adli yıl açılışına kadar bir hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak ve o gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, NOW TV’nin canlı yayınında soruları yanıtladı. Özel, “Olağanüstü kurultay talebiyle toplanan 833 delegenin imzası Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin önünde. Size göre ne olacak? Nasıl karar alacaklar ve ne olursa sizi şaşırtır” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Olması gereken iradesini tartışmaya açtıkları delege, ilk gün aramızda 16 oy fark vardı Kemal Bey’le ilk turda. İkinci turda 200 farkla Kemal Bey çünkü salt çoğunluğu sağlayamadı o delegeden çekilmesi gerekirdi, ısrarla ikinci tura geçince salonda kendi delegesinden bir tepki oldu. 200 oy daha kaybetti. Şimdi o delege öyle kapalı kapıların ardında falan değil kendi şehirlerinde, ilçelerinde Türkiye’nin 973 ilçesinden delegemiz var, ilçelerinde bu arkadaşlarımız notere gidiyorlar, imza atıyorlar, para ödüyorlar ve iradelerini şu yönde ortaya koyuyorlar, bin 4 delege irade ortaya koydu, diyorlar ki: ‘Biz yeniden bir kurultay yapılmasını ve yeniden kararımızı söylemek istiyoruz. Bundan önce üç kez söyledik. Ama bu kez bir kez daha mademki geriye döndünüz biz irademizi söylemek istiyoruz.’ Şu kadar net bir durum var: Kemal Bey’e oy veren 600’ün üzerindeki delegenin 500’ün üzerindeki bugün bizim için imza verdiler. Yani bize oy verenlerin hepsi verdiği gibi oy vermeyen 500 kişi daha imza verdi. İradesini ortaya koyan bin 4 tane delege var. Tabii İstanbul delegelerini sayılmıyor, disipline verenleri ayırdılar, PM’den istifa edenleri ayırdılar, sayıyı düşürüp düşürüp işte 830’lara düşürdüler. Esasen bin 4 delegenin ortaya koyduğu net bir irade var.

“BU ROZETİ TAKMAYA UTANMIYORLARSA YAKIŞANI PARTİYİ KURULTAYA GÖTÜRMEKTİR”

Buradan sonra siz bu delegeye direnirseniz partinizin getirdiği demokrasiye direnirsiniz. Bu ülkede zaten eskiden ne seçim vardı, ne sandık vardı, ne siyasi partiler vardı, ne onların üyeleri vardı, ne delegeleri vardı. Şimdi 100 yıl geriye götürüp bu ülkeyi ‘Bizi görevlendirdiler, biz atacağız. Biz görev yapacağız’ derseniz bu iş olmaz. Mesela şöyle bir şey yok, 550 delegenin imzası yetiyor şu anda. 554 imza verirsin de araştırılır acaba içinde eksik var mı, gedik var mı veya 3-5 gün içinde artık o süreler de geçti ama imzasını çeken var mı? 300 fazlasıyla gelmiş. Artık Siz buna direnemezsiniz ve bugün yakışanı CHP’de genel başkanlık yapmış olan birisine yakışanı bugün yargı kararıyla margı kararıyla butlanla, şutlanla gelip de oraya oturanlara eğer ki bu rozeti takmaya utanmıyorlarsa yakışanı partiyi kurultaya götürmektir. Delegeler de gelecekler ve iradelerini bir kez daha ortaya koyacaklar. Bu kaosu bitirmektir. Siz onun dışında ‘Biz inceleyeceğiz. Süre var. Onu yapacağız, bunu yapacağız. Oyalayacağız ki araya adli tatili sokacağız. Kurultay yapılamasın. O sırada da olmadık işler yapacağız…’ Bu kamu hukuku alanı. Bu alanda adı bilinen, sözüne değer verilen, söyledikleri her söz gerçekten doğru kabul edilen dünyadaki hakemli dergilerde yazı yazan, Türkiye’de makaleler yazan 34 profesör ve doçent yani şimdi üçünün ismini söylesem diğerlerine eksik olur ama alanında en yetkin isimler ki hepsi bir metinde ortaklaştılar. Biz o metni 34 imzasıyla birlikte ve o 34 kişiden pek çoğunun hocamızdan bu konuda yazdığı makaleleri, görüşleri, ortaya koyduğu iradeyi yazarak götürdük, teslim ettik.

“TEDBİR KARARI KURULTAYA ENGEL DEĞİLDİR”

Özeti şu: Tedbir kararı kurultaya engel değildir. Hatta tedbir kararı kurultay için zarurettir. Kurultay yapılır, başka bir şey yapılmamalıdır. Şu anda her şeyi yapıp kurultayı yapmayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Örneğin dün il başkanlarımızı, Kadın Kolları Genel Başkanımızı görevden aldılar. O ilçedeki bütün kadınların seçtiği, ildeki bütün kadınların seçtiği, erkeklerin hiç karışmadığı bir kadın kolları genel başkanı seçimi vardır. En son Ankara’da çare yok. İl ilçelerden ve ilden gelen bütün kadın üyelerimizin seçtiği, delegelerin seçtiği bir kadın kolları başkanımız var. Erkeklerin hiç karışmadığı bir seçim ve o kadın kolları başkanını dün erkekler görevden aldılar. Yerine atama yaptılar. Gençlik kolları da aynı şekilde seçiliyor. Gençlik kollarında onlarca genç arkadaşımıza teklif gidiyor, arıyorlar ‘Genel Başkanım kabul etmedim ama bana da teklif ettiler’ diye. Onlarca genç arkadaş reddettiği için henüz bulamadılar. Bulurlarsa oraya da atama yapacaklar. 18-30 yaş arasındaki arkadaşlarımızın kendi aralarında yaptıkları seçimle seçtikleri Gençlik Kolları Başkanını götürüp, ben yapsam utanırım 51 yaşında birisi, ‘Sizin seçtiğinizi tanımıyorum yerine bunu atıyorum’ diyeceğim. Bir başka yaşta birisi dün bunu yaptı. Olacak iş değil. Bunları yapıyorlar, ama kurultaya gelince yapmıyorlar. Ne yapacağız? İlleri görevden alacağız, ilçeleri görevden alacağız, onu yapacağız bunu yapacağız. Biz burada oturacağız, partiyi yönetceğiz belli bir dönem seçimsiz gideceğiz. Ne zaman ki sizi yıldıracağız, siz gideceksiniz, herkes gidecek, meydan bize kalacak, parti bize kalacak. O zaman kendiniz şekli bir seçimde kendimize meşrutiyet tanımlacağız ve bu partiyi biz böyle yöneteceğiz.”

“BİRTEK ONU YAPAMAZLAR”

Özel, “Olağan kurultay için komisyon kurduk denildi nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Bir tek onu yapamazlar. Neden yapamazlar? Velevki şunu kabul ediyorsunuz siz, ben doğru bulmadım ama siz bunu kabul edip gidip oraya oturdunuz, dört kurultay yapmışız, dördünü ben kazanmışız, dört mazbatam var benim. Şuradaki kurultaya itiraz eden gidip oraya oturuyorlar ve diyorlar ki ‘Biz 4 Kasım 2023 gününe ışınlandık. Zaman makinesinde geri gittik ve oraya ışınlandık. Işınlandığınız gün o gündesiniz ya mahalle, ilçe, il kongreleri yapıldı, olağan kurultay günündesiniz, o kurultayı da ben kazandım. Ama biz o güne gittik diyor ya olağan kurultay takvimi bitti ve sen artık kurultay yapman lazım, çağır o delegeyi de kararını versin. Partide memlekette huzur ersin. Bu noktadayız.

“CÜMLE ALEM BİLİYOR Kİ İLÇE SEÇİM KURULU BU KURULTAYI YAPACAK”

Özel, “Siz tedbire vurgu yaptınız. Tedbiri yapmaya engel değil dediniz ama genel merkez cephesinde de mahkeme kararındaki bir ifadeye dayanak olarak gösteriyorlar. ‘4-5 Kasım 2023 tarihli görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve üyeleri karar kesinleşinceye kadar tedbiren göreve iadelerine.’ Karar kesinleşinceye kadarki bölümdeki o ifadeyi dayanarak olarak gösteriyorlar” yorumuna da şu yanıtı verdi:

“Büyük bir haksızlık ve çarpıtma. Karar kesinleşinceye kadar yani kesinleştiğinde mahkemeye Yargıtay bozulduğunda biz geri geleceğiz zaten. Kabul etse tedbir bitecek zaten. ‘O güne kadar duracaklar’ diyor ama ‘O güne kadar kurultay yapamazlar’ demiyor ki. Bir Genel Başkan’ın görevi delege imzaları geldiğinde kurultayı çağırmaktır. Kendisinin zaten o hakkı var, ‘Yapamıyorum arkadaşlar’ dedi. Türkiye’nin bu konuyu en iyi bilen 34 hocası ‘Yapabilirsin’ diyor. Bir tane bu konuda uzman yok ki çıkıp ‘Yapamazsın’ diyor. Sadece Kemal Bey ‘Avukatıma sordum. Yapamazmışım’ diyor. Yapmamak üzerine niyetlenmiş. Madem gerçekten samimiyse hani bayramda evinde Çankaya Belediyesi’nin bankanın üzerinde verdiği mülakatta ‘Ben yapabilecek olsam bugün yaparım’ dedi ya ve bugün yapabilir Kemal Bey. Eğer gerçekten samimiyse, gözümüzün içine baka baka yalan söylemiyorsa, bizi kandırmıyor, bu kadar gencin umutlarını kırmıyor, bu kadar insanı boşu boşuna ağlatmıyorsa delege imzalarını götürsün Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na desin ki ‘Yeterli imza geldi yapabilir miyim?’ Alsın cevabını. Niye kendi avukatına bu işleri bu hale getirmek için planlanmış olan bu düzeni kuran avukata sorup da karar veriyor ki? Yapmayacaksa İlçe Seçim Kurulu yapmasın. Ben de itiraz edeceğim yeri bileyim. Gideyim YSK‘ya başvurayım. Niye bunun önünü kesiyor? Bu darbeciliktir. O zaman eğer şu kadarcık parti ve ülke sevgisi varsa ve şu kadarcık bunca sene kendisine inan güvenen insanları kandırmıyorsa ‘Yapabilecek olsam bugün yaparım’ diyorsa o gün bugündür.

Yapabilecek olsam bugün yaparım dediği gün yapsaydı bitmişti iş. Yapmadıysan bu partinin bin tane seçilmiş evladı diyor ki ‘Hadi yolla şunu da kurultay gelsin.’ ‘Yok ben burada kurultaysız oturacağım’ diyorsa o başka bir mesele. O zaman işte öfke oluyor, o zaman kızgınlık oluyor, o zaman parti içinde tartışma oluyor. Bu parti içindeki meseleyi Kemal Bey bugün bitirebilecek yetki de. Onu göstersin. Bunu yapsın ve eğer sorumluluk kendi sırtından gidipte İlçe Seçim kurulu ‘Yapamazsın’ diyorsa onu bütün Türkiye görsün. Ama cümle alem biliyor ki İlçe Seçim Kurulu bu kurultayı yaptıracak.”

“KEMAL BEY KURULTAYA NİYETLİ DEĞİL”

Özgür Özel, “Kemal Bey niyetli mi sizce” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Bence niyetli değil. Maalesef öyle görüyorum. Çünkü bu kadar net bir mevzu varken, 27 gündür ‘Yapabilecek olsam bugün yaparım’ deyip de bir başvurmaz mı insan? Sen başvur yapmasınlar birlikte direnelim. Birlikte mücadele edelim. O zaman kolkola girerdik. Kemal Bey’e verilen bu yetki, bu kararla Kemal Bey çıkıp da genel başkancılık oynamaya kalkmasaydı seçilmemiş bir şekilde, PM’nin içinde MYK atamaya, insanlara göre teklif etmeye, yedi kişilik bir MYK ile kısa sürede yöneticiyim derken 19 kişiye göre teklif edip PM’de çoğalmaya çalışmasaydı, kendisinin PM toplandığında çoğunluk kurultay isteyenlerdeyken dokuz arkadaşımız hukuksuzca ihraç etmeseydi, bakın o arkadaşlarımızı da MYK‘dan YDK‘ya yolluyor oysaki açıkça yazıyor ‘PM tarafından yollanabilir.’ Çoğunluğu yok diye orada, yollayamayacak diye yetkisiz bir organdan yolluyor. Daha o toplantı YDK toplantısı bugün yapılacak. Yargıtay‘a yazı yazıp bunları milletvekilliği düştü diyor. MYK‘dan milletvekilliği düşürülüldüğü nerede görülmüş? Savunmalar verilmemiş. Ondan sonra biz hukuk devleti diyeceğiz, savunma hakkı diyeceğiz, olacak iş değil.”

“‘KURULTAY YAPACAĞIM’ DEDİKTEN SONRA ‘KÜRSÜYÜ ONA BIRAKIRIM’ DEDİM”

Özel, “4 Eylül’de yapılacak bir kurultaya sizin olur verdiğiniz şeklinde haberler çıkmıştı. Neler söylersiniz” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Bir kriz günündeyiz, pazartesi akşamı, salı günü iki tarafta Meclis’te grup yapacağını söylemiş. Bu tabii karşı karşıya gelmek demek. Bu CHP’nin biraz daha güç durumda kalması demek. Bu krizi çözmekle ilgili iyi niyetli çabalar sarf ediliyor. Bu çabalar sırasında bir milletvekili arkadaşımız Kemal Bey’le de diyalog kuran bir arkadaşımız ‘Kemal Bey’le konuşsam, şöyle olsa’ dedi. Dedim ki ‘Konuşun benim açımdan sorun yok’ dedim. Sonra döndü dolaştı dedi ki ‘Kemal bey diyor ki geleyim, kürsüye çıkayım ve açıklama yapayım. Kurtay‘ı 9 Eylül günü topluluyorum diyeyim’ diye bir teklif olduğu söylendi o arkadaş tarafından. Tek tepkim şu oldu. ‘Aman 9 Eylül olmasın, o tarih Sayın Bahçeli zikretti. Bir siyasi parti bir başka siyasi parti genel başkanının zikrettiği günde kurultay toplarsa bu yakışık almaz, yıllarca konuşulur. Gelsin 4 Eylül’de partinin ilk kongresi olan Sivas Kongresi olduğu gün 4-5 Eylül günlerinde topluyorum desin’ dedim. Böyle iyi niyetli bir şekilde. ‘Tamam o zaman Kemal Bey diyor ki Özgür Bey bir basın açıklaması yapsın.’ Yüz yüze de, biz telefonla da konuşmuyoruz yani aracılarla… ‘Desin ki ben yapmıyorum Kemal Bey kurultay ilan edecek.’ ‘Fazlasını yaparım, bunu yapacaksa ben o kürsüye çıkarım şimdi bu kürsüyü Kemal Bey kurultay tarihi ile ilgili bir açıklama yapacak, kurultaya çağırıyor, krizi çözüyor, kendisine bırakıyorum diye ben konuşurum o kürsüden’ dedim. Sonra ne oldu biliyor musunuz? O arkadaşın açıklamasına göre, beni aradı, ‘Ben aradan çıkıyorum Genel Başkanım. Kurultay tarihi açıklamayacam, o tarihte kurultay takvimini başlatacağını açıklayacağını, bir yıllık bir takvim açıklayacağım gibi bir şey söyledi.’ Sonra da okudum ki işte 23.04’de Kemal Bey’den bir teyit almak istemiş. O da bir diyor ki, yani o arkadaşın ifadesi, ‘Herhâlde birileriyle konuştu ve kararından vazgeçti’ diyor. Yaşanan budur. Yoksa biz ‘Kurultay yapacağım’ dedikten sonra bırakın basın açıklamayı, dedim ki ‘Ben kürsüyü ona bırakır çıkarım oradan.’ Diyecektim ki salonu dolduran arkadaşlara, ‘Şimdi biz bu salonu boşaltıyoruz, ben çıkıyorum, Kemal Bey gelecek ve kurultayı ilan edecek.’ Ama bakın bizim bir tane olmazımız var. ‘Kurultay yapmam seçimsiz yöneteceğim’ demesine itiraz ettik. Onun dışında yani öyle kapıları kapattık, müzakere etmedik bilmem ne… Yüz yüze müzakere etmem tabii. Seçilmiş, atanmış meselesinden dolayı meşruiyet kazandıramam. Kurultay kararı aldığı an derim ‘Çay içmeyi bekliyorum.’ Bu kadar net.”

“20 TEMMUZ TARİHİ VAR”

Özgür Özel, yeni bir parti parti tartışmalarına ilişkin de şunları söyledi:

“Üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu: Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık. Hukuki, siyasi, fiziki mücadele. Başka çaresi yok. Gerektiği yerde toplanıp miting de yapıyoruz, fiziki mücadele dediğim o. Gerektiği yerde direniyoruz. Gerektiği yerde millete gidiyoruz. Siyasi mücadele sürüyor, hukuki mücadele sürüyor. Bunları yapacağız. İlla böyle bir tarih olarak, son gün olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhâlde, adli yıl açılışına kadar bir hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak ve o gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur. Yeni parti ile ilgili mesele biz yeni parti kurmanın meraklısı değiliz. Hiç de istemiyoruz. Çok net. Ama insanlarda şöyle bir duygu oluşuyor ve onu görmek lazım ve hak vermek lazım. Şimdi bu dediğim kurultay ‘biz ışınlandık’ diyorlar ya o kurultayı kazanmadılar. O kurultaydan önceki genel başkan sıfatıyla olduğu için 2020 yılındaki pandemide yaptığımız maskeli kurultayı kazandı Kemal Bey en son. Ve altı yıldır kurultay yapılmıyor bu hesaba göre. Bunlar yok dediğinizde. AK Parti Yargısı diyor ki ‘Bunlar yok’ diyor. Kemal Bey de diyor ki ‘Bunlar yok. Ben geldim’ diyor. Şimdi o zaman siz 25 Temmuz 2020 günü seçilmiş oluyorsunuz. Hukuken bunlar yok. 25 Temmuz 2026 günü de altı yıldır seçim yapmamış oluyorsunuz. Siyasi partiler kanununun seçime girme yeterliliği maddesinde hangi partiler girebilir, hangi partiler giremez de iki kongre üst üste kongrede normalde iki uzatmayla üç olduğu için iki kongre üst üste altı yıl seçim yapmadıysan giremezsin diyor. 2020’den altı yıl eklenince 25 Temmuz 2026’ya kadar bir kurultay yapılmazsa seçime giremeyebilir parti.

“PARTİYİ SEÇİME GİRMEME RİSKİNE SOKMAK NEDİR?”

‘Giremezi’ iddia edenler var. ‘Gireri’ iddia edenler var. ‘Giremez’ diyen diyor ki ‘Bu kurultaylar yoksa altı yıldır kurultay yok. Giremez.’ Bazı arkadaşlarımız da diyor ki bu mücbir sebep sayılır. Mahkeme iptal etmiş. O yüzden mücbir sebeptir. Burada kötü niyet aranmaz. Seçime girebiliriz. Peki buna kim, ne zaman karar verecek? Seçim kararı alındığı gün Meclis seçim kararı aldı ya diyelim ki şimdi diyorlar 2028’in Nisan’ı diyorlar, diyelim ki 2027’nin Ekim’inde karar verdi Meclis ve dedi ki ‘eçime gidiyoruz.’ O gün YSK o karar Resmi Gazete’de yayınlanınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazıyor ‘Seçime girebilecek partileri bildirir misiniz?’ O gün diyor ki arkadaşlar ‘Mücbir sebep kabul eder. İyi niyet gösterir. Bizi seçime sokar.’ O gün ya bizi seçime sokmazsa bu risk alınır mı? Alırım diyenler genel merkezde oturuyor. Alamayız diyoruz. Ben partimiz seçime giremezi iddia etmiyorum. Ama böyle bir ihtimale tedbir almak lazım diyorum. Onun tedbiri nedir? Derhal kurultay yapmaktır. Bizim verdiğimiz bu imzaları bugün Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na kurultay kararı bildirse 25 Temmuz’dan önce seçim yapabiliyor. Bu risk alınır mı? CHP seçimsiz bu kadar iktidarı değiştirme umudu olmuş son anketlerde birinci parti olan hele hele şimdi CHP’ye geri dönerse CHP Özgür Özel işte son dün Sonar’ın anketi çıktı yani herkesin abone olduğu, takip ettiği. Sekiz puan farkla AKP’nin önündeyiz. Şimdi bu şartla altında bu kurultayı yapmak yerine yapmayıp partiyi seçime girmeme riskine sokmak nedir bir kere?”

(Sürecek)