(ANKARA) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz. 18 aydır kuyu tipi cezaevlerinde hak ihlaline uğrayan, zor koşullarda tutuklu bulunan yol arkadaşlarımızın tahliyesini konuşmak isteriz. Sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan’ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş’ın evine kavuşmasıdır. İlgilenmemiz gereken mesele demokratikleşme adımları” dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Murat Aksoy’un sorularını yanıtladı. Özel, “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin, “Fevkalade özensiz yürütülen bir operasyon. Herkesin bir anlamda aynı çuvala sokulup kriminalize edildiği durumla karşı karşıyayız. Yapılan operasyonun nasıl sonuçlar doğuracağı hiç düşünülmeden son derece özensiz bir süreç var karşımızda. Kimlere operasyon yapılıyor, sadece doktorların üye olabildiği cinsel sağlıkla ilgili derneklere, sadece uzman hekimlerin üye olabildiği cinsel yönelim konusunda faaliyet gösteren derneklere, AIDS ile mücadele eden derneğe. Bunların tamamına ahlaksızlık, müstehcenlik suçlamaları yöneltiyorlar. Bu operasyonlar bir gerçeği görmezden gelmek istiyor olabilir ama bu o gerçeği ortadan kaldırmaz” ifadesini kullandı.
“ADALET BAKANI, YARGIYA, YETKİSİNİ KULLANMASI YÖNÜNDE TALİMAT VEREMEZ”
Özel, operasyonu Adalet Bakanlığı’nın yürütmesinin hukuka uygun olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:
“Çok doğru bir nokta. 18 ilde eş zamanlı operasyon yapılıyor. Normalde bir savcı bunları koordine eder. Bu operasyonun yapılmasına Adalet Bakanlığı karar veremez. Bu olursa yürütme olan Adalet Bakanı, bağımsız olan yargı yetkisini kullanmış olur. Adalet Bakanı bu operasyonlarla ilgili 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yollayamaz. Adalet Bakanı, illerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına idari genelge yollayabilir ama yargı yetkisinin kullanılmasına yönelik talimat yollayamaz. Bunun yapılması Adalet Bakanlığı’nın Anayasa’yı ayaklar altına alması, yok saymasıdır. Yargı yetkinizi şu yönde kullanacaksınız diye talimat veremez. Bu olduğunda olan, yürütmenin yasamaya talimatı olur ki bu Anayasa’ya aykırıdır.
Hukuk devleti tamamen ortadan kalkmış durumda. Hukuk devleti ortadan kalkınca hiç kimsenin güvencesi kalmaz. Bu son operasyonda üç boyut var sorun olan. Bir: Yapılan operasyonla hedef alınan kurumlar. Bu kurumların içinde sağlıkla ilgili, AIDS’le mücadeleyle ilgili, ailelerin içinde olduğu dayanışma kurumları var. İki: Gazeteciler ve hak temsilcilerinin sosyal medya hesaplarına keyfi erişim engeli konulması var. Üç: Cumhuriyet Başsavcılarına yürütme tarafından verilmiş yargı yetkisinin kullanımıyla ortaya çıkan Anayasa’ya aykırılık var.”
“MECLİSTE MÜCADELE VERECEĞİZ”
Özel, bir başka soru üzerine şunları kaydetti:
“18 Şubat’ta süreç konusunda ortak bir metin kabul edildi. Ve o metnin bir bölümü de atılması gereken demokratikleşme adımları ki bunların hayata geçirilmesi konusunda yasal düzenlemeye gerek yok. O raporun altına herkesin imzası var. O rapor, siyasi tutukların yani Demirtaş’ın, Gezi tutuklarının, Can Atalay’ın, Kavala’nın sorununu çözüyor. 1 Ekim’den sonra bu konuda Meclis’te var gücümüzle, komisyonda olup, altında imzası olan herkesin imzasına sahip çıkıp bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinin mücadelesini vereceğiz. Kaldı ki hayata geçmesi için hiçbir düzenlemeye ihtiyaç olmayan maddeler var. Sadece Anayasaya, AYM ve AİHM kararlarına uymak yeterli.”
“SÜRECE KATKI SAĞLAYACAK OLAN ÖCALAN’IN KONUTUNA KAVUŞMASINDAN ZİYADE DEMİRTAŞ’IN EVİNE KAVUŞMASIDIR”
Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için İmralı’da villa yapıldığı tartışmalarını değerlendiren Özel, şunları söyledi:
“Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz. 18 aydır kuyu tipi cezaevlerinde hak ihlaline uğrayan, zor koşullarda tutuklu bulunan yol arkadaşlarımızın tahliyesini konuşmak isteriz. Çünkü bir ülkenin demokratikleşmesi bunlardan geçer. Ve sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan’ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş’ın evine kavuşmasıdır. Yani biz bu tartışmada Demirtaş’ın evine, eşine, ailesine kavuşmasıyla ilgiliyiz. Mesele Öcalan’a adada ev yapıldı mı, eve gidecek mi; bunlar bizim gündemimiz değil. Daha önce de söyledim, ilgilenmemiz gereken mesele demokratikleşme adımları.”
“BUTLAN YÖNETİMİ DAVAYI YARGITAY’DAN KAÇIRMAK İSTİYOR”
Özel, CHP Genel Merkezi’nin mutlak butlan davasındaki temyiz başvurusunu geri çekmesinin sorulması üzerine ise şöyle konuştu:
“Bu adımla adaleti dolandırmaya, yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar. İlk derece mahkeme bizi haklı görüyor. Ancak istinafın ilgili dairesi yetki aşımı yaparak mutlak butlan kararı verdi, tarihte görülmemiş bir karara imza attı. Bu kararın hukuki olmadığını Türkiye’nin bu alandaki uzman hukukçuları ortaya koydular, O gün bu karardan mağdur olan CHP Genel Başkanı sıfatıyla Yargıtay’a başvuran biziz. Biz Yargıtay’a başvurup bu hukuksuz kararın ortadan kalkmasını istedik. Şimdi butlan yönetimi bizim yaptığımız başvuruyu çekerek davayı Yargıtay’dan kaçırmak istiyor. Biz istinaf kararı yanlış diye, karar iptal edilsin diye Yargıtay’a başvurduk. Ama onlar, bu karar Yargıtay’da görüşülmesin diye bizim yaptığımız başvuruyu geri çekiyorlar. Kendi dilekçelerini geri çekmiyorlar. Burada kapkaç var. Hakkın kötüye kullanımı var. Daha doğrusu istismar var. Yargının dolandırılması ve bir yargı kararında kapkaç yapılması var. Bu hamleyle yapılmak istenen Yargıtay yolunun kapatılmaya çalışılması.”
“DÜN DAVACI OLAN BUGÜN DAVALI POZİSYONA GEÇİP DAVALININ HAK ARAMASINI ENGELLEYEMEZ”
Özel, “Bu geri çekme, davanın Yargıtay’da görülmesini engeller mi” sorusuna şu yanıtı verdi:
“O geri çekme, o mahkemeyi düşürmez. Hak aramanın önü kapatılamaz. Biliyor ki Yargıtay, bunu görüşürse iptal edecek. Çünkü Yargıtay’daki o dairedeki bütün hakimleri okutan akademisyenlerin raporu bu kararın yanlış olduğunu yazdı. Dünya görüşü bizimle taban tabana zıt hocalar dahil buna. Butlan yönetimi, bu kararın bozulacağını bildiği için davayı Yargıtay’ın önünden çekmeye çalışıyorlar. Dün davacı olan, bugün davalı pozisyona geçip davalının hak aramasını engelleyemez.”
“KARAR NE OLURSA OLSUN, BİZ YENİ PARTİ İLE YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ SÜRDÜRÜYORUZ”
Özel, Yargıtay’ın istinaf kararını iptal etmesi durumunda CHP’ye dönüp dönmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi:
“Biz buradayız. Milletin bize açtığı yolda yürümeye devam ederiz. Biz YENİ Parti olarak yola devam ederiz ama CHP’nin de işgalden ve yağmadan kurtarılması lazım. Butlan yönetimi şu anda partide maddi ve manevi yağma yapıyor. Hem Atatürk’ten beri hep birlikte biriktirdiğimiz siyasi mirası yağmalıyorlar ki bu çalmaktan bile kötü. Partinin siyasi ve maddi bütün biriktirdiği her şeyi yağmalıyorlar. O yüzden yağmadan ve işgalden kurtulması lazım. CHP’nin butlan anlayışından kurtulması lazım. Biz YENİ Parti’yi kurduk. YENİ Parti ile önemli bir kamuoyu desteği aldık. Karar ne olursa olsun biz, YENİ Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.”
“İLTİBAS OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ”
Özel, partinin ismiyle ilgili tartışmalara ilişkin ise şunları söyledi:
“Yenilik Partisi tarafından bir şikayet var. Tartışma onun üzerine başladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu şikâyeti değerlendiriyor. Bize bir yazı geldi, orada diyor ki ‘İsminizin iltibaslı yani benzeşik olduğuna yönelik bir iddia var.’ Bir anlamda bizden bir isim değişikliği istiyor. Biz bir benzeşiklik görmüyoruz. Bu konuda kararı AYM verecek. Biz iltibas olmadığını düşünüyoruz. Geçmişte bu adla bir parti kuruluşuna aynı nedenle izin verilmemiş. Ama biz, bir benzeşme olduğunu düşünmüyoruz. Biz partiyi kurmadan önce, bu isim ortaya çıktığında, bu konudaki en yetkili isimlerden bir mütalaa aldık ki bu yaklaşık 26 sayfalık bir mütalaa. Bu mütalaayı hazırlayanlar, geçmişte bu alandaki AYM kararlarını inceleyen bir anayasa profesörü ve bir anayasa doçenti. Yani iltibas konusunu Türkiye’de en çok çalışan iki akademisyen. Onların bize sunduğu mütalaa, herhangi bir iltibas ve iltibas şüphesi olmadığını söylüyor. Bu mütalaayı sunacağız mahkemeye.
“ÇOK KÜÇÜK VE RUTİN BİR İŞ”
İltibas kararı beklemiyoruz ama böyle bir karar verilirse de isimde küçük bir değişiklik yaparak devam ederiz. Bu partiyi toplum kurdu ve sahiplendi. Karşılaştığımız her zorluğun farkında. Böyle bir şey olduğunda da biz bu ‘yeni’ adını terk etmeyi düşünmüyoruz. Çünkü YENİ Parti’nin adını millet koydu. En kötü olasılıkla ‘yeni’ adını koruyarak bir değişiklik yapar, yolumuza devam ederiz.”
Konuya ilişkin Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz ile de temas kurulduğunu belirten Özel, “Sonuçlanmış değil. Sonuçta herkes kanuni haklarını kullanmakta serbest. Kendileri başvuruda bulunmuşlar. Biz de buna karşı hamlemizi yapıp, gerekli savunmamız mahkemeye sunacağız. Özetle çok küçük bir iş ve çok rutin bir iş” ifadesini kullandı.
“YENİ PARTİ’Yİ KURAN MİLLETİ SİYASETE DAVET EDİYORUZ”
Özel, “Biz buna ‘siyaseti topluma geri vermek’ ya da ‘toplumu siyasete davet’ diyoruz. Bu gerçekten bir davet: Gelin, üye olun ve değiştirin. Siyaseti izleyen değil, siyasi kararlara doğrudan katılım istiyoruz. YENİ Parti’ye üye olanlardan da talebimiz bu. YENİ Parti’yi kuran milleti siyasete davet ediyoruz” dedi.
Özel, geçtiğimiz hafta sonu yapılan mahalle seçimlerine ilişkin şunları söyledi:
“İyi ve yüksek katılımlı oldu. İlk delegeleri belirledik. Şimdi ilçe seçimleri yapacağız. İlçe seçimlerinde bütün üyeler karar verecek. İl seçimi yapacağız, bütün üyeler karar verecek. Her şeyden önce YENİ Parti kapsayıcı olacak. Geçen hafta yedi sayfa genelge yazdık. İlçe yönetimleri oluşturulurken nasıl kapsayıcı olunacak, il yönetimi oluşturulurken nasıl kapsayıcı olunacak diye. İlçelerde, illerde listeler oluşturulurken kaybeden listeden isimler alabilecek kadar kapsayıcı olacağız. Önümüzdeki ilk seçim Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçim olacak. O yüzden en güçlü ilçe, il yönetimlerini oluşturmamız lazım. Burada temel ölçümüz kapsayıcılık. Rakibin varsa rakibini kapsa. Şehrin demografisini kapsa. Şehrin dinamiklerini kapsa. İldeki STK’ları, meslek örgütlerini, sendikaları kapsa. Kapsamak hem temsil hem uzmanlık ve yetkinlik açısından YENİ Parti’yi sadece zenginleştirmeyecek, siyaseten sınıf da atlatacaktır. Hedefimiz bunu sağlamak. Biz bunları sağlarsak, bunda başarılı olursak, iktidarımızda bu uygulamaları Siyasi Partiler Kanunu’na derç etmek istiyoruz. Bunu da seçim beyannamemize yazacağız.
“MUHALEFETİN TÜM RENKLERİYLE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE HAZIRIZ”
Durduğumuz yer ideolojik olarak belli. Biz siyasetin yeni merkezi olarak YENİ Parti’yi görüyoruz. Biz milletin menfaati neredeyse orada duracağız. Sağ-sol skalada bir sapmadan bahsetmiyoruz. Milletin menfaati neredeyse biz orada olacağız ve orası siyasetin merkezi olacak. Muhalefet olarak sağımızda olsun, solumuzda olsun seçilmiş olmak kaydıyla muhalefetin tüm renkleriyle ve tüm bileşenleriyle de birbirimizle didişmek yerine iktidarı değiştirmek üzerinden bir demokrasi manifestosunda birleşmeye birlikte yol yürümeye de hazırız.”

