Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Bu yürüyüş bir liderin yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş karınca gibi ezilmek istenen bir milletin yürüyüşüdür”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Gençlerin umuduyla, annelerin duasıyla her şehirde büyüyerek yürüyoruz. Bu yürüyüş bir partinin bir grubun bir liderin yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş yok sayılan, hor görülen, karınca gibi ezilmek istenen bir milletin yürüyüşüdür. Ve buradan Eskişehir’den haykırıyorum ki and olsun ki milletin azim ve kararlılığının önünde hiç kimse duramayacaktır” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Gençlerin umuduyla, annelerin duasıyla her

Haber: Gülara SUBAŞI – Kamera: Dursun ALKAYA

(ESKİŞEHİR) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Gençlerin umuduyla, annelerin duasıyla her şehirde büyüyerek yürüyoruz. Bu yürüyüş bir partinin bir grubun bir liderin yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş yok sayılan, hor görülen, karınca gibi ezilmek istenen bir milletin yürüyüşüdür. Ve buradan Eskişehir’den haykırıyorum ki and olsun ki milletin azim ve kararlılığının önünde hiç kimse duramayacaktır” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Mustafa Kemal Atatürk ve şehitler için yapılan saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunduğu grup toplantısına katılımcıları selamlayarak başlayan Özel, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nda ve 5 Temmuz Başbağlar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

“Binalardan çıktık, milletimize sığındık. Köy köy, belde belde, şehir şehir geziyoruz. Sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan hep birlikte büyüyoruz. Türkiye’nin hasret kaldığı yeni siyaseti milletimizle birlikte kuruyoruz. Belki şatafatlı binalarımız, görkemli sahnelerimiz, büyük otobüslerimiz yok. Bazen bir bankın üstünde bazen bir köy kahvesinde bir sandalyenin üzerindeyiz ama şükürler olsun ki milletimizin gönlündeyiz” diyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Kastamonu’daydık, orman işçileriyle, esnafla, kadınlarla bir araya geldik. Dertleri dinledik, çözüm önerilerimizi anlattık. Zonguldak’a geçerken Karabük, Safranbolu’da, Yenice’de yolumuza çıkan, yolumuzu kesen ve büyük bir sevgi seliyle bizleri kucaklayanlarla hem umudumuzu pekiştirdik hem mücadelemizi büyüttük. Cumartesi günü emeğin başkentindeydik. Ecevit’in Karaoğlan’ın gönlündeki memleketinde seçim çevresindeydik. Kara elmas diyarı Zonguldak’taydık. Esnaf ziyareti diye yola çıktık. Ancak on binler olduk. Sel olduk, aktık. Zonguldak’tan bütün Türkiye’ye mücadelenin ve kararlılığın fotoğrafını yolladık. Tüm kara elmas diyarına, emeğin başkentine bir kez daha selam olsun. Bugün butlan kararından sonra çıktığımız yolda 19’uncu şehirde sizlerle birlikteyiz.

Gençlerin umuduyla, annelerin duasıyla her şehirde büyüyerek yürüyoruz. Bu yürüyüş bir partinin bir grubun bir liderin yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş yok sayılan, hor görülen, karınca gibi ezilmek istenen bir milletin yürüyüşüdür. Ve buradan Eskişehir’den haykırıyorum ki and olsun ki milletin azim ve kararlılığının önünde hiç kimse duramayacaktır.

“ENFLASYONUN BELİNİ KIRACAĞIZ DEDİLER. KIRILAN VATANDAŞIN BELLİ OLDU”

Yıllardır bitmeyen, kronik hale gelen öyle başladığı yılla falan anılmayan 10 yılı bulan bir krizin içindeyiz. Çoklu krizler ortamının içindeyiz. 2018’de parlamenter sistem ortadan kaldırıldı. Yerine tek kişilik bir yönetim anlayışı getirildi. O günlerde itiraz etmiştik. O günden bugüne de hep birlikte çilesini çekiyoruz. Üzerinden tam sekiz yıl geçti. O tarihten bu tarihe memleket bir felaketi yaşıyor. O günden bugüne milletin yüzü hiç gülmedi. Demokrasi zedelendi, adalet keyfileşti, liyakatsizlik derinleşti. İşsizlik, yolsuzluk, enflasyon, hayat pahalılığı her birisi daha kötüye gitti. ‘Enflasyonun belini kıracağız’ dediler. Kırılan vatandaşın beli oldu. Ve ‘yeni bir sistem getireceğiz iyi olacak’ dediler. Bu sistem Türkiye’ye gelmedi. Maalesef o günden bugüne Türkiye’ye AK Parti’nin kara düzeni yerleşti.

Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz. Genç oranı yüksek 86 milyon nüfusumuz var. Taşı sıksa suyunu çıkaran çalışkan insanlarımız var. Gözü kara müteşebbislerimiz var. İş insanlarımız, Anadolu kaplanlarımız var. Adamı ters diksen düz çıkan verimli bereketli topraklarımız var.
Tarihiyle, kültürüyle, turizmiyle dünyayı kıskandıran önü açık aslında büyümesi, gelişmesi, yükselmesi, zenginleşmesi engellenemez bir ülkemiz var. Ama biz Avrupa’da yoksullukta birinciyiz. Avrupa’da işsizlikte birinciyiz. Avrupa’da yüksek faizde birinciyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa’da birinciyiz. Maalesef ülkenin yüzde 80’i Afrika standartlarında yaşarken ülkenin sadece yüzde 20’si Belçika standartlarında, Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Derin bir gelir adaletsizliği, eşitsiz bir servet dağılımı var. Neden bu milletin hakkını yiyenlere kimse dokunmazken bu düzene karşı duranlara karakol, hapis, sürgün görünüyor. İşte oturup bunu düşünmek meseleyi bu adaletsizlikten yararlananları görmek ve siyaset ki tarafını belirleme işidir. Siyaset ki öncelik belirleme işidir. Bugünkü iktidarın kimleri koruduğunu yarının iktidarı halkın iktidarının kimleri koruyacağının adını şimdiden söylemek gerekir. Hiç şüphe yok ki Türkiye’yi bu hale ülkeyi 24 yıldır yönetenler getirdi. Çünkü onlar kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının önünde tuttular. Bizi var eden demokrasiden, adaletten saptılar. Zaten eksiklerimiz vardı. Daha iyisini vadederek gelip adaleti tamamen bir partinin kararlarına bağladılar. Demokrasiyi neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar. Bilimden, ortak akıldan, kültürden, liyakatten tamamen uzaklaştılar. Kendilerinden olmayanlara zulümle muamele etmeye başladılar. Sonunda yozlaşmış, baskıcı, otoriter bir iktidara dönüştüler.

İKTİDARA SENCER SOLAKOĞLU TEPKİSİ

Örneğin enflasyon rakamlarında Avrupa birincisiyiz. Dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülke diye nitelendirilen Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada 5’inci sırada olduğunun altını çizen ve partimize davet ettiğimiz günden beri il il köy köy gezen, partimizin tarım politikalarından sorumlu başkanı Sencer Solakoğlu, partimizin gölge tarım bakanı gittiği her yerde gıda enflasyonunun hangi sebeplerden olduğunu, tarımda yapılan yanlışları yerine yapılması gereken doğruları anlattığı için hayvancılıkta et üretiminde, süt üretimindeki yapılan yanlışlıkları ne yapılırsa Türkiye’nin bu alanda dışa bağımlılıktan kurtulacağını, sütte doğru paritenin nasıl tutturulacağını, alım garantili üretimin nasıl yapılacağını anlattığı için ve bu iktidarın nasıl ithalatçıyı zengin etmek için et üreticisini perişan ettiğini, nasıl süt hayvanlarının bıçak altına gittiğini anlattığı için nasıl doğru politikaların yapılmadığı için tarımda belirsizliğin, verimsizliğin bizi ne hale getirdiğini anlattığı için bir yıl öncesine kadar Bursa’da kendi çiftliğinde en iyi sertifikalarıyla işlerini yaparken sadece şimdi, ‘Bu işler nasıl yanlış yapılıyor? Doğrusu nedir?’ anlattığı için bu iktidarın hedefi haline geldi. Tek bir örnektir. Ama kendisinin örnek gösterilen iş yerinin geçtiğimiz günlerde bütün sertifikaları iptal edildi. Buradan iktidara sesleniyorum. Ama bizler ama bu ülkede sizin yanlışlarınıza itiraz ettiği için hedefe koyduğunuz kim varsa biz sizin karşınızda dimdik durmaya onların arkasında durmaya bu ülkeyi ilk seçimlerde sizden kurtarmaya kararlıyız. Bunu böyle bilin.

“BU MAAŞLARLA GEÇİM OLMAZ”

Bugün yıllık enflasyon yüzde 32,1. Bu oranla Avrupa’da 1’inci, dünyada 5’inci sıradayız. Öyle bir noktadayız ki dünyada enflasyonu bizden daha kötü olan sadece 5 tane ülke var. Ve bugün Türkiye’de açlık sınırı 35 bin 750 lira. Yoksulluk sınırı 116 bin 500 lira. Yeni zamlı haliyle en düşük emekli maaşı 23 bin 500 lira asgari ücret sadece 28 bin lira. Kaba bir hesapla, bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon emekli, işçi, engelli, dul ve yetim var. Ve hepsi açlık sınırının altında maaş alıyorlar. Bir de hiç ücret almayan 12 buçuk milyon işsizimiz var. Toplam 41 buçuk milyon kişiden bahsediyorum. 41 milyon buçuk kişi 45 tane Eskişehir yapar. Dünyada 57 ülkenin nüfusundan daha kalabalık bir kitleden bahsediyorum. Ve Türkiye nüfusunun neredeyse her iki kişisinden birinden bahsediyorum. Açlık sınırının altında itilmiştir. İşte AK Parti’nin kara düzeni budur. Siyaset tam da buna karşı yapılır. Biz bu düzene karşı adalet mücadelesini veriyoruz. Vermeye devam edeceğiz. Aylardır söylüyoruz. Bu maaşlarla geçim olmaz. İğneden ipliğe her şeye zam gelirken maaşlar aynı kalamaz.

Unutmayalım, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geldiği geçmişteki koalisyon hükümetini hep kötülüklerle, krizle, yoksullukla andığı koalisyon hükümetinin Ecevit’in Sayın Bahçeli’nin ve rahmetli Mesut Yılmaz’ın koalisyon hükümetinin son ödediği en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyor. Bugün bu hükümetin ödediği son emekli maaşı iki tane çeyrek altın alıyor. Şimdi sadece ocak ayından bugüne enflasyon kadar zam yaparak 23 bin 500 liraya emeklilere geçinin diyor. Ellerin nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, ömrünü bu millete, bu ülkeye vermiş, emeklilere yapılan bu büyük haksızlığın, bu büyük vefasızlığın hem ilk seçimde hesabını göreceğiz hem de emekliye ilk seçimde hakkını vereceğiz. Ayrıca 2023 seçimlerinden önce, ‘enflasyon tekhaneli rakamların üzerindeyse yani yüzde 10 ve üzerindeyse yılda dört kez asgari ücreti yeniden ayarlayacağız’ demişti Erdoğan. Seçildiği günden beri enflasyon tekhaneli rakamların çok üzerinde. Bugün hali hazırda yüzde 32, yüzde 10 bile olsa Ocak’taki zamlı maaştan sonra bir kez Mart’ta, bir kez Temmuz’da, bir kez Ekim’de asgari ücret ayarlanacak diyordu. Ama o günden bugüne asgari ücrete sadece yılda bir kere Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belirlediği zam dışında hiçbir zam yapmadılar. altı aydır 28 bin lira diye verdikleri asgari ücret o günkü alım gücüyle 23 bin liraya düştüğü halde asgari ücrete bütün itirazlarımıza rağmen hiçbir iyileştirme yapmadılar.

“EMEKLİYE VERİLEN PARA YÜZDE 213 ARTARKEN, KÖPRÜYÜ YAPAN MÜTEAHHİTE VERİLEN PARA YÜZDE 534 ARTTI”

Son 10 yılda emekli sayısı yüzde 34 arttı. Yani 10 emekli varken 14 emekliye çıktı. Ama emeklilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 15 küçüldü. Yani bundan 10 yıl önce masada büyük bir tencere başında 14 emekli vardı. Şimdi masada çok daha küçük bir tencere ve başında 20 tane emekli var. Öyle bir noktadayız ki 10 yıl öncesinin emeklisiyle bugünün emeklileri arasına bakınca bugünkü emeklilerin maaşını eski emeklilere ödettiren onların maaşından alıp bugünkü emeklilere maaş veren bir iktidarla karşı karşıyayız. 20 binden, 23 bin 500 yapıyor ya. Maliyeti 79 milyar TL. Büyük para gibi anlatıyorlar. Oysa bu iktidarın bu yılın ilk beş ayında faize ödediği para 1,5 trilyon TL. Yani emeklilere verilen zammın tam 19 katı. Yani bir gün geçmişte nas diyen o yüzden faizi ellemeyen o yüzden enflasyonu yüzde 14’lerden yüzde 90’a gerçekte yüzde 120’ye çıkana kadar seyreden Erdoğan bugün emekliye verdiğinin 19 katını sadece beş aylık sürede faiz lobilerini ödemiş durumdadır. O yüzden bu iktidar emekliye işçiye değil faizcilere tefecilere çalışan onları zengin eden bir iktidardır. Ne yazık ki bu kara düzende otoyollarda geçiş garantisi vardır. ‘Otoyol yapacağız, cebinizden bir kuruş para çıkmayacak’ diye tarihin en büyük yalanını attılar. Dediler ki yandaş müteahhitlerle ‘Londra’daki tefecilerden parayı bul gel ben parayı sana ödemek için yapacağın yolun 30 yıllık geçiş ücretini sana vereceğim.’ Ya geçmezlerse geçmeyeni de cepten ödeyeceğim. Faizini de vereceğim. O ülkenin enflasyonunu da üstüne ekleyeceğim. Yapılan otoyola yapılan köprüye yapılan tünele geçiş garantisi var. Havaalanı yaparsan uçmasa da uçak uçuş garantisi yolcu garantisi var. Yapılan şehir hastanelerine hasta garantisi var. Ama emekliye, emekçiye geçim garantisi yok. Tek bir örnek vereceğim. Son genel seçimlerin yapıldığı Mayıs 2023’te en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. Bugün zamlanmış haliyle söylüyorum 23 bin 500 lira. Yüzde 213 arttı. O gün son oy verdiğiniz gün Osmangazi Köprüsü’nün geçiş ücreti 184 liraydı. Bugün bin 170 lira. Yüzde 534 arttı. Emekliye verilen para yüzde 213 artarken köprüyü yapan müteahhite verilen para veya köprüden geçiş ücreti yüzde 534 arttı. Bu ülkede her şeyin fiyatı emekliye verilen maaştan daha fazla arttı. AK Parti iktidarının tercihlerinin özeti budur. Onlar zenginlere daha çok zengin olma garantisi veriyorlar ama biz bu ülkenin emeklisine, işçisine, esnafına, memuruna, çiftçisine geçim garantisi vermeye ve bunların seçimde yandaşlarına verdikleri tüm garantileri vatandaş adına teker teker inceleyip onların defterini dürüp o hesabı kapatmaya ama sizlere geçim garantisi vermeye geliyoruz.”

(SÜRECEK)