(TBMM) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Özgür Özel’in kuracağını açıkladığı yeni partiye geçmeyeceğini belirterek, “Mustafa Kemal Atatürk’ün iki emaneti var. Birisi Cumhuriyet, birisi CHP. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinde kalmaya devam edeceğim. Ancak burada kaldığım süre içinde de olumsuzlukları, yanlışları, gördüğüm eksiklikleri ifade edeceğim” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Türkiye’deki 10 milyon emekliyle ilgili düzenlemelerin fiyat artışları nedeniyle daha ceplerine girmeden eridiğini söyleyen Gürer, “Bu nedenle tüm emeklilere seyyanen en az 10 bin liralık bir artışın gerçekleştirilmesini sürekli gündeme getiriyoruz. Şu anda emekli açlık sınırın altında bir ücretle yaşama mücadelesi veriyor” diye konuştu. Gürer, “Emekliler için yapılması gereken düzenleme, mutlaka emeklilerin insanca yaşayacakları koşulların yaratılacağı bir ücret olmalıdır” dedi.
Emeklilikte yaşa takılanlar için yapılan düzenleme sürecinde kademeli geçiş sağlanmadığı için bir günde 17 yıl kaybedenlerin varlığı düşünüldüğünde kademeli geçiş talep edenlerin sesinin duyulması ve buna çözüm getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Gürer, staj ve çıraklık mağdurlarıyla ilgili de şunları söyledi:
“İşe başladıklarında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kaza sigortası yapılan, yani işe baş başlatılmış tarihi tespit edilenler 18 yaşı altında olduklarında ne yazık ki yaşlılığa esas sigorta kapsamına alınmıyorlar. Böyle olunca 3-4 yılı bulan hak kayıpları yaşıyorlar. Staj ve çırakların primlerini de ödeyerek bu süreçlerin emekliliğe sayılması gerekiyor.
Acıdır ki, son yıllarda staj olarak görevlendirip giden çocuklarımızın çoğu da büyük bedellere yüklenen işler yüklenmekte ve onlara işçi statüsü şartlarında çalışma yaratılmaktadır. Bunun sonucu iş cinayetlerinde staj ve çırak olan çok sayıda gencimizin de ya yaralandığı ya yaşamını kaybettiğini de görüyoruz. Burada büyük bir hak mahrumiyeti var. Bu hak mahrumiyeti ortadan kaldırılmalı. Staj ve çırak olarak işe başlayanların da sigorta başlangıç tarihi kaza sigortasıyla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verdiği karttaki tarih olmalı.”
“KAMUDA TAŞERON UYGULAMASI SONA ERDİRİLMELİ”
Gürer, bazı bakanlıklarda 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname dışında kalan taşeronlar olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunların da kadro hakları verilmelidir. Kamuda taşeron uygulaması sona erdirilmelidir. Taşeronların yanı sıra, taşerondan belediye şirket işçisi yapılanlar da taşerondaki uygulamalarla çalıştırılmakta, 500 bine yakın bu işçinin de özlük hakları verilmemekte, tayin hakları bulunmamakta ve bunların da yaşadığı sıkıntılar devam etmektedir. Çalıştıkları kurumda taşeron statüsünde olan ya da taşerondan şirkete geçenlerin tamamı o kurumun kadrosuna alınmalıdır. O kurumun kadrosunda kadrolu olarak çalışmalıdır. Keza ilginç olaylardan biri 4 Aralık’tan bir gün önce taşeronun sözleşmesi bittiği için yıllardır taşeronlar çalışanların da kadro hakkı verilmemiş, 4 Aralık’tan bir gün önce başlayanlara ise taşerondan kadroya geçiş hakkı tanınmıştır. O mağduriyet de ortadan kaldırılmalıdır.”
“İKTİDAR YOKSULLUĞUN YAYGINLAŞMASINA NEDEN OLUYOR”
Toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı mağduriyetleri gündeme taşıdıklarını, kanun teklifleri verdiklerini hatırlatan Gürer, “İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, emeklinin, engellinin sorunları her gün katlayarak artıyor. Bu kesimlerin taleplerini görmezden gelen iktidar, yoksulluğun ve yokluğun yaygınlaşmasına neden oluyor” şeklinde konuştu. Gürer, Türkiye’de 50 milyona yakın insanın yoksulluk altında bir gelirle yaşamaya mahkum edildiğini vurguladı.
Gürer, açıklamasında tarımda üretim planlamasıyla ilgili sorunlara da yer verdi. Sorunları aşmanın yolunun, sorunları doğru tespit edip doğru çözüm üretmek olduğunu kaydeden Gürer, tarım kesiminin bankalara borcunun 1 trilyon 439 milyar 81 milyon lira borcu olduğunu ifade etti.
“Akaryakıta gelen her zam iğneden ipliğe tüm üretim ürünlerinin fiyat artışına yol açmaktadır” diyen Gürer, yapılan yanlışın girdi maliyetlerini düşürmek, üreticinin ürettiğinden makul bir kar elde etmesinin yolunu açmak yerine tüccara bırakılan aracılık sisteminin var olduğu, ithalat lobilerinin yönettiği bir sürecin rafa yansıması pahalı ürün olduğunu kaydetti.
“RAFTAKİ SÜTÜN FİYATI 100 LİRAYA YAKLAŞTI”
Gürer, çiğ süt fiyatının 24 lira 30 kuruşta sabit tutulduğuna işaret ederek, “Ama su neredeyse sütün fiyatını geçti. Raftaki sütün fiyatı da 100 liraya yaklaştı. Öyle olunca da bir yıl hayvanı besleyen, ona bakım yapan, ahır gideri, yem gideri artan ne yapıyor? Hayvanını kestiriyor. E bu da nereye dayanacak? Daha çok ithalata, daha çok fiyat artışlarına dayanacak” dedi.
Türkiye’de sanayicilerin de sorun yaşadığını dile getiren Gürer, şunları kaydetti:
“Sıkı para politikası adı altında boğazı sıkar hale gelmiş bir ekonomik anlayışla Türkiye’nin yoksulluğunun aşılması olası değildir. Sistem doğru işlememekte, sorunlar üretmektedir. Bu sorunları üreten sistemden arınmalı, kamucu, planlı, öngörülebilen, kooperatifçiliğin de içinde yeniden düzenlenebildiği ve üretenin de, tüketenin de mağdur olmayacağı, ülkenin gelişimine ve kaynaklarının doğru kullanacak politikalar, doğru yol alınmasına ihtiyaç olduğunu görüyorum.”
“TEMEL FELSEFEM TOPLUMSAL KESİMLERİN SORUNLARINI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIMAK”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gürer, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in kuracağı partiye mi geçeceği yoksa CHP’de mi kalacağı sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün iki emaneti var. Birisi Cumhuriyet, birisi CHP. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinde kalmaya devam edeceğim. Ancak burada kaldığım süre içinde de olumsuzlukları, yanlışları, gördüğüm eksiklikleri ifade edeceğim. Ama benim temel felsefem, toplumsal kesimlerin sorunlarını Meclis gündemine taşımak ve milletvekili süresince de bu sorunlarla ilgilenmek olacak. Onun dışında bugün de söyledim, daha önce de söyledim, bu ülkenin içinde bulunduğu koşullarda oluşan olumsuzlukları konuşmamızın milletvekili olarak doğru yol olduğunu düşünüyorum.”
