(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 1989-1994 yıllarında başkanlık yapmış olan Prof. Dr. Nurettin Sözen, “Parti içi meselelere yargı eliyle müdahale edilmesi ve Baba Ocağına kolluk marifetiyle girilerek CHP’nin siyasi kültürü ve demokrasisine zarar verilmesi kabul edilemez. CHP’nin iradesini belirleyecek olan ne mahkeme salonları ne de dış müdahalelerdir. CHP’nin yegane sahibi örgüt ve parti üyeleridir” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 1989-1994 yıllarında başkanlık yapan Sözen, CHP’deki gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yaptı. Sözen, açıklamasında 1954 yılında CHP’nin gençlik kollarında siyasete başladığını ve 72 yıllık partili olarak CHP’nin içinden geçtiği süreci üzülerek izlediğini belirtti.
Sözen açıklamasında şunları söyledi:
“BU PARTİDEN VE DEMOKRASİSİNDEN TEREDDÜTÜM OLMADI”
1989–1994 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 2002–2007 yılları arasında ise TBMM’de Sivas Milletvekilliği görevini yürüttüm. Bugün, 72 yıllık bir Cumhuriyet Halk Partili olarak partimizin içinden geçtiği süreci üzülerek takip ediyorum. Gençlik kollarından başlayarak örgütün hemen her kademesinde görev yapmış, ömrünü partisine ve Cumhuriyet değerlerine adamış biri olarak çok iyi biliyorum ki; görevler gelip geçicidir, makamlar emanettir. Ancak siyasi sorumluluk ve Cumhuriyet Halk Partililik, ömür boyu taşınan bir vicdan, inanç ve mücadele meselesidir. Aktif görevler sona erer, bayrak yeni kuşaklara devredilir fakat bu aidiyet hiçbir zaman sona ermez. Sosyal demokrat bir insan olarak bu parti dışında başka çözüme inanmadım. Bu partiden ve demokrasisinden hiçbir zaman tereddüdüm olmadı.
“SİYASAL ZEMİNDE VE ÖRGÜT İRADESİ İÇİNDE ÇÖZÜLMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM”
CHP sıradan bir siyasi parti değildir. Bu parti Kuvayımilliye’nin, Cumhuriyet devrimlerinin, demokrasi mücadelesinin ve halk iradesinin partisidir. Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan bu büyük siyasi gelenek, Türkiye’nin demokratikleşme tarihinin temel taşıdır. Bu nedenle CHP’de yaşanan her gelişme yalnızca parti üyelerini değil, Türkiye’nin geleceğini de doğrudan ilgilendirir. Kurultaylar, CHP’nin demokratik geleneğinin en önemli güvencelerinden biridir.
2023 kurultayı sonrasında ortaya çıkan tartışmaların yargı süreçlerine taşınması, parti içi demokratik işleyişin usulü bakımından doğru değildir. Parti içi değerlendirmelerin siyasal zeminde ve örgüt iradesi içinde çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ne geçmişte ne bugün hiçbir kişisel ihtirasın, hiçbir dış müdahalenin ve hiçbir dar çıkar çevresinin yönlendirebileceği bir parti değildir. CHP’nin gerçek sahibi örgütü, üyeleri ve halktır.
“BABA OCAĞI’NA KOLLUK MARİFETİYLE GİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Parti içi meselelere yargı eli ile müdahale edilmesi ve Baba Ocağı’na kolluk marifetiyle girilerek CHP’nin siyasi kültürü ve demokrasisine zarar verilmesi kabul edilemez. CHP’nin iradesini belirleyecek olan ne mahkeme salonları ne de dış müdahalelerdir. CHP’nin yegâne sahibi örgüt ve parti üyeleridir. Açıkça görülmektedir ki CHP’nin bugünlerde yaşadığı tablo, olağan bir parti içi tartışmanın çok ötesine taşınmıştır. Türkiye’de iktidarın uzun süredir muhalefeti parçalama, toplumun değişim umudunu zayıflatma ve CHP’yi kendi iç gündemine sıkıştırma yönündeki çabaları artık geniş kesimler tarafından açıkça görülmektedir. Bu süreçte kimi partililerin bu tabloya bilerek ya da bilmeyerek katkı sunduğunu üzülerek izliyorum.
“DEMOKRATİK REKABETİN YERİ SANDIKTIR”
Son yıllarda muhalefet belediyelerine, seçilmiş yöneticilere ve toplumda karşılığı olan siyasetçilere yönelik baskıların tutuklamalar, görevden uzaklaştırmalar, siyasi nitelik taşıdığı yönünde kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açan yargı süreçleri ve benzeri uygulamalarla birlikte artması, hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Toplumun farklı kesimlerinde karşılığı olan siyasetçilere yönelik bu yaklaşım yalnızca bireyleri değil, demokratik siyasetin tamamını etkileyen bir sorun haline gelmiştir. Hiçbir seçilmiş iradenin ve hiçbir siyasi aktörün hukukun dışına itilerek siyasetin dışında bırakılması kabul edilemez bir durumdur. Bu gelişmeler, siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesi yönünde bir algı oluşturmakta ve demokratik rekabetin sağlıklı işleyişine zarar vermektedir. Demokratik rekabetin yeri sandıktır, siyasetin meşru alanı hukuk görüntüsü altında daraltılamaz.
“CHP TOPLUMUN DEĞİŞİM UMUDUNU TEMSİL ETMEKTEDİR”
CHP bugün Türkiye’nin birinci partisi konumundadır ve toplumun değişim umudunu temsil etmektedir. Bu umudu büyütmek hepimizin sorumluluğudur. Gençleşen siyaset anlayışının, örgüt dinamizminin ve toplumsal karşılığı olan değişim iradesinin korunması büyük önem taşımaktadır. Partimizin enerjisi iç tartışmalarda tüketilmemeli; Türkiye’nin ekonomik krizine, adalet sorununa, gençlerin geleceksizliğine ve demokrasi mücadelesine yöneltilmelidir.
“BELİRSİZLİK UZAMAMALI”
Bu süreçte en doğru yol parti üyelerinin iradesini esas alan demokratik bir yöntemle genel başkanlık iradesinin doğrudan üyeler tarafından ortaya konulması ve ardından en erken tarihte kurultayın toplanarak bu iradenin örgüt tarafından güçlü biçimde teyit edilmesidir. Belirsizlik uzamamalı, CHP yoluna kararlılıkla devam etmelidir. CHP kişilere bağlı değil, köklü ilkeleriyle ayakta duran büyük bir çınardır. Hepimiz gelir geçeriz, ancak CHP kalıcıdır. Bizlere düşen görev kırgınlıkları büyütmek değil, partinin iktidar yürüyüşünü güçlendirmektir. 72 yıllık bir Cumhuriyet Halk Partili ve parti kıdemlisi olarak inancım şudur: CHP, birlik ve dayanışma ruhunu koruduğu, örgütün iradesine sahip çıktığı ve halkın değişim talebini doğru okuduğu sürece Türkiye’nin kurucu ve birleştirici gücü olmaya devam edecektir”




