Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Numan Kurtulmuş: Türk Devleti bu meseleden kurtulmasın, uğraşmaya devam etsin diye plan yapan nice odaklar var

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çözüm sürecine ilişkin “Çok şükür bu noktaya kadar geldi. Bu anın vacibi, bunun kıymetini bilip bir an evvel uzatmadan bütün bu işleri tamamına erdirmek ve barış iklimini nihayetinde kalıcı bir kardeşliğe, toplumsal bir bütünleşmeye döndürebilmektir. Unutmayın içeride ve dışarıda bu iş olmasın, Türk Devleti artık bu meseleden kurtulmasın, tekrar uğraşmaya devam etsin diye plan yapan, hesap yapan, nice odaklar var. 467 oyla yasanın kabul edildiği günün akşam kim bilir hangi ülkedeki, hangi enstitüde masaların üstüne haritalar konuldu ve yeniden bir ayrılık senaryosu nasıl yazılır bunların çalışmaları başladı. Buna fırsat vermeyeceğiz” dedi. 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çözüm sürecine ilişkin "Çok şükür bu

(İSTANBUL)- TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çözüm sürecine ilişkin “Çok şükür bu noktaya kadar geldi. Bu anın vacibi, bunun kıymetini bilip bir an evvel uzatmadan bütün bu işleri tamamına erdirmek ve barış iklimini nihayetinde kalıcı bir kardeşliğe, toplumsal bir bütünleşmeye döndürebilmektir. Unutmayın içeride ve dışarıda bu iş olmasın, Türk Devleti artık bu meseleden kurtulmasın, tekrar uğraşmaya devam etsin diye plan yapan, hesap yapan, nice odaklar var. 467 oyla yasanın kabul edildiği günün akşam kim bilir hangi ülkedeki, hangi enstitüde masaların üstüne haritalar konuldu ve yeniden bir ayrılık senaryosu nasıl yazılır bunların çalışmaları başladı. Buna fırsat vermeyeceğiz” dedi.

Milli İrade Platformu ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV), MÜSİAD’IN Bakırköy’deki merkezinde 17. Milli İrade Buluşması düzenledi. Buluşmaya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, TBMM İdare Amiri ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, milletvekilleri, vakıf ve dernek başkanları ile vatandaşlar katıldı.

Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasında olduğunu, dünyanın önemli bir kırılmayı yaşadığını belirten TGTV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, şunları söyledi:

“BİRLİK OLDUĞUMUZDA GÜÇLÜYÜZ, BİRLİĞİMİZ BOZULDUĞUNDA ZAYIFIZ”

“Önemli bir paradigma değişimi ile karşı karşıya. Bütün bu dünyadaki dönüşümlerin, büyük güç mücadelelerinin, bölgesel kaynamaların ortasında Türkiye de önüne bir yeni Türkiye Yüzyılı vizyonunu koymuş durumda. Ne demek? Yani 21. yüzyılda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında dünyada damgayı vuracak, söz söyleyecek, mazlumların temsilini gerçekleştirecek bir insanlık vicdanının birleştiricisi olan merkez ülke Türkiye hedefine doğru adım adım yürüyoruz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Ve bu yürüyüşte ister istemez içimizdeki meseleleri halledip geride bırakmamız da bu milletin güçlenmesinin kaçınılmaz bir şartı. Dün akşam Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin kuruluşunun 25. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada inancımıza vurgu yaptı. İnancımızın bizi birleştiren yönüne vurgu yaptı. Ne denli önemli bir bizim harcımız olduğuna vurgu yaptı ve dedi ki: ‘Eğer inancımız zayıflarsa birliğimizi kurtaramayız, birliğimizi güçlendiremeyiz.’ Biz Milli İrade Platformu ve TGTV bünyesindeki sivil toplum kuruluşları olarak biz de tam aynı noktadayız. Aynı vurguyu bu topluma, bu ülkeye egemen kılmanın mücadelesi peşindeyiz. Bu, az önce hocamızın okuduğu ayetlerde çok sarih bir şekilde Rabbimizin bize bildirdiği gibi; birlik olduğumuzda güçlüyüz, birliğimiz bozulduğunda da zayıfız.”

Erdoğan’ın ardından konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin önemli dönüm noktalarından birinden geçtiğini, bu sürecin STK’lar, akademisyenler ve kanaat önderleri tarafından iyi bir şekilde anlatılması ve toplum tarafından benimsenmesinin temin edilmesinin büyük önem taşıdığını” belirtti. Kurtulmuş, şunları söyledi:

“TERÖR YÜZÜNDEN BÜYÜK ŞEHİRLER BİLE ZARARA UĞRADI”

“Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk asrının yarısını işgal eden terör nedeniyle büyük şehirlerimiz bile büyük zarara uğradı. En mütevazi tahminlere göre terörün Türkiye’ye alternatif maliyetlerinin 2.3 trilyon dolar olduğunu biliyoruz. 2013 yılında hesap yapıldığında tam manasıyla 1.3 trilyon dolara çıkmıştı. O günden bu güne bu rakam çok daha yukarılara çıktığı malumdur.

“FETÖ’NÜN BİR TAKIN EMİRBERLERİ VE İLERİ KARAKOLLARI TRAFINDAN O SÜREÇ AKAMETE UĞRATILMIŞTI”

Geçmiş yıllarda çok sayıda siyaset adamının terör meselesini çözmek için risk aldı gayret sarf etti. Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’e geçmiş dönemlerde bu sorunun çözülmesi için gayret sarfeden herkesi saygı ile rahmetle anıyoruz. Ne yazık ki ne zaman bu sorun çözülmek için bir adım atılsa birileri devreye girmiş, birtakım suikastlerle, provokasyonlarla bu süreç berhaba edilmiştir. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde 2013-2014 yıllarında gerçekleştirilen ve neredeyse bitme noktasına gelen, toplumsal hafızada ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ yer eden o süreçte de işlerin gayet iyi gittiği bir noktada, o günkü devlet yapısı içerisinde konuşulanmış bazı hain odaklar tarafından ismini verelim FETÖ’nün bir takım emirberleri ve ileri karakolları tarafından o süreç akamete uğratılmıştı.

“BU TÜRKİYE DEMOKRASİNİN ZAFERİDİR”

Sayın Cumhurbaşkanımızın iki sene önceki Malazgirt Ahlat’ta ‘iç kaleyi tahkim etmek’ vurgusuyla başlayan süreç fevkalade uzun bir merhaleden geçti. 10 Ağustos 2026’da Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 milletvekilinin oylarıyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası kabul edildi ve çok önemli bir viraj geride bırakıldı. Türkiye’de böylesine büyük bir toplumsal ittifakın ortaya çıkması, farklı partiden insanların ortak noktada buluşması Türkiye demokrasisinin zaferidir. Geçtiğimiz sene Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adı altında mecliste bir çalışma yürüttük. Rapor hazırlanarak meclisin ne kadar önemli bir konuda muktedir bir şekilde iş yapabildiği gösterildi. Çıkardığımız yasa da partilerin üzerinde ittifak etmiş oldukları genel çerçeveye uygundur.​

“BİZİM ÖRNEĞİMİZDE ÜÇÜNCÜ GÖZ BİZATHİ MİLLETİN KENDİSİDİR”

Dünyadaki çatışma çözümleri uygulamalarında hep bir üçüncü göz vardır. Bizim örneğimizde üçüncü göz yoktur. Üçüncü göz de, birinci göz de bizatihi milletin kendisidir ve milletin temsilcileridir. Bu model Türkiye modelidir. Ben bu süreçteki üstün liderliği dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye ve destek veren bütün siyasi parti liderlerine teşekkür ediyorum.​

“BÖLGEDEKİ GELİŞMELER BİZİM LEHİİMİZE DURUMLAR ORTAYA ÇIKARDI”

Suriye’deki rejim değişikliği ve Türkiye’yle yakın ilişkiler içerisinde olan bir yönetimin iş başına gelmiş olması işlerimizi kolaylaştıran önemli adımlardan birisiydi. Suriye rejimiyle entegrasyonun başarılı olması ve Suriye’nin içerisinde bir çatışma ihtimalinin ortadan kalkması çalışmalarımıza büyük bir imkan sağladı. Yine ABD’nin İran’a karşı adımlar sürecinde Türkiye’nin dirayetli duruşuyla İran’ın kuzeyinde PJAK bölgesinde bir ayaklanmanın ortaya çıkmamış olması işlerimizi bölgesel olarak kolaylaştırdı. Ayrıca bölge ülkelerinde İsrail’in ne kadar büyük bir tehdit olduğunun görülmesi ve Suriye’nin güneyinde Dürzi ayaklanmasının önlenmesi de Türkiye’nin lehine olan gelişmelerdir.

“BİZ ADAMLARA SİLAHLARI BIRAKMA MI DİYECEKTİK”

27 Nisan 2025’de İmralı’nın yaptığı açıklamayla birlikte örgüt de yeni bir sürece girdi. Örgütü tasfiye edeceğini, örgütün artık silahlı mücadele dönemini geride bırakması gerektiğini ve Türkiye için doğru yolun demokratik bir mücadele olduğunu çok açık bir şekilde beyan etti ve arkasından da bir şekilde tekraren bu beyanlar kamuoyuyla paylaşıldı. O zamanlar itiraz eden bazı arkadaşlara da şunu diyordum, ‘Elinde silah olan ve 40 yılı aşkın bir süre Türkiye Cumhuriyeti ile savaşan örgüt diyor ki silahlarımı bırakacağım. Biz adama silahları bırakma mı diyecektik? Silahları bırakacaksan gel bakalım, bu silahları bırakacaksın, yolu yöntemi budur.’ Bugüne kadar gelmemizde örgütün bu silah bırakma iradesinin de önemli bir etkisi olduğunu ifade etmek isterim. Orta Doğu’da en çok bulunan şey silahtır. Orta Doğu’da pazarda peynir ekmek satılır gibi 10 yıllar boyunca silah satıldığını, silah tedarik edildiğini biliyoruz. Esas mesele bir daha bu memlekette hiçbir Kürt evladının hangi gerekçeyle olursa olsun eline silahı alarak dağa çıkmasını mümkün kılmayacak bir ortamı oluşturmaktır. İnşallah bunu sağlayacağız. Örgütün silah bırakmasıyla ilgili süreçlerde konu ilk olarak TBMM’ye taşındığı ve milletvekillerin ortak bir iradeyle hareket etti. Çok zor bir süreçti. Başından itibaren şunu söyleyeyim, bu asla bir partinin ya da iktidarın meselesi değil, bu Türkiye’nin meselesidir, bütün partilerin meselesidir. Eğer bir başarı olacaksa buna güç, kuvvet, destek veren herkesin başarısı olacaktır. Eğer Allah muhafaza bu duvar yıkılacaksa hep beraber altında kalacağız. Hiç kimsenin buradan kurtuluşu yok

“MECLİS’TEN ÇIKAN YASADAA ÜÇ TANE SİGORTA VARDIR”

Geçen eçen hafta Meclis’ten geçen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine dair Kanun’un 3 sigortası var. Herhalde dünyada hiçbir çatışma çözümünde bir devlet, işini yaparken kendisini bu kadar garantiye almamıştır. 3 tane sigorta var, hiçbirisinin atlanması mümkün değil. Yani örgüt silahını bırakıyormuş gibi yaparak silahlarını bırakmadığı süre içerisinde bu yasanın kapsamından istifade edilmesi mümkün değil.

Birinci Sigorta: Örgütün silahlarını bıraktığı ve kendini feshettiği güvenlik birimlerince tespit edilip Milli Güvenlik Kurulu’nda kabul edildikten sonra yasa uygulamaya girer.​

İkinci Sigorta: Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanlar ve bürokratlardan oluşan kurul tek tek dosyaları inceleyecek. Bu kurulun onaylamadığı hiçbir şey olmayacaktır.​

Üçüncü Sigorta: TBMM bünyesinde siyasi partilerden oluşacak bir izleme komisyonu süreci kontrol edecektir.​PKK, PYD ve KCK harici örgütlerin bu yasadan istifade edemecek.

Yasanın yürürlüğe girdiği tespit edildikten yani 1. madde yerine getirildikten sonra 6 ay süre verilecek. Bu 6 aylık süre içerisinde silahlarını bırakan ve ben örgütsel faaliyetten vazgeçtim diyen örgüt elemanları bundan istifade edebilecek. Bir başka soru çok sık soruluyor. Yasada çok net bir şekilde ifade edilmiş olmasına rağmen bunu suistimal ediyorlar. İmralı dahil örgütün hiçbir üst düzey yetkilisinin, bu haliyle yasadan yararlanması mümkün değildir.

“BU YOL KARDEŞLİK YOLUDUR”

Eğer Türkiye bu teröre harcadığı kaynakları, teröre kaybetmiş oldukları insan gücünü kaybetmeseydi inanın ki bugün bambaşka bir Türkiye olurdu. Şu anda var olduğuna sevindiğimiz birçok altyapı hizmetlerinin 30 yıl evvel gerçekleşmesi mümkün olurdu ama maalesef Türkiye bunları gerçekleştiremedi. Tabii ki bu yasa her şey değil, bu yasayla her şey bitecek değil. Amaç terör örgütünün silahlarını bırakması ve kendisini tasfiye etmesidir. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapor Terörsüz Türkiye’nin kapısını araladı çıkarılan yasa ise bu kapıyı sonuna kadar açtı. Bu yol kardeşlik yoludur, bütünleşme yoludur, Türkiye’nin bütün şehirlerinin, bütün kentlerinin birbiriyle iç içe geçmesi yoludur. İnşallah bunu sağlayacağız. 2 senedir Türkiye’de terörden dolayı bir tek kişi ölmüyor, bir tek kişinin burnu kanamıyor. Bu memlekette artık ne ayrılıkçı söze ne de ayrımcılık sözlerine yer yoktur. İnsanları ötekileştiren, insanları ikinci sınıf vatandaş olarak gören, onlara zaman zaman haddi bildirilmesi gereken bir güruh olarak bakan söze ihtiyacımız olmadığı gibi bu memleketin bir tek santimetre karesini ayırıp ayrımcılık içerisinde hayal görmeye de bu memlekette yer yoktur. Bunun için önce dillerimizi, niyetlerimizi, kardeşlik üzerindeki faaliyetlerimizi artıracağız.

“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM TÜRKİYE İÇİN YÜKSELİŞE ŞAHİT OLACAĞIMIZ BİR DÖNEM”

Önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemeyen yükselişine şahit olacağımız bir dönem. Bütün şartlar üst üste geldi, çok şükür bu noktaya kadar geldi. Bunun kıymetini bilmek lazım. Bu anın vacibi, bunun kıymetini bilip bir an evvel uzatmadan bütün bu işleri tamamına erdirmek ve barış iklimini nihayetinde kalıcı bir kardeşliğe, toplumsal bir bütünleşmeye döndürebilmektir. Bütün bunları söylerken bir şeyi daha ifade etmeyi kendim için vazife telakki ediyorum. Bu işin olması için gayret sarf eden, gerçekten bu meselenin artık Türkiye’nin gündeminden kalkması için çabalayan çok sayıda insan oldu, bundan sonra da olacak. Ama unutmayın içeride ve dışarıda bu iş olmasın, Türk Devleti artık bu meseleden kurtulmasın, tekrar uğraşmaya devam etsin diye plan yapan, hesap yapan, nice odaklar var. Bilmiyorum ama şundan eminim. 467 oyla yasanın kabul edildiği günün akşam kim bilir hangi ülkedeki, hangi enstitüde masaların üstüne haritalar konuldu ve yeniden bir ayrılık senaryosu nasıl yazılır, bunların çalışmaları başladı. Buna fırsat vermeyeceğiz.”