Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mustafa Yeneroğlu’ndan Osman Kavala kararına tepki: HSK, AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan hakimler hakkında işlem yapmayacak da kimler hakkında yapacak?

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini reddetmesine tepki gösterdi. Yeneroğlu, kararın AİHM Büyük Dairesinin ihlal kararına rağmen verildiğini belirterek, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun da ilgili hâkimler hakkında işlem yapması gerektiğini ifade etti.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

(ANKARA) – Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini reddetmesine tepki gösterdi. Yeneroğlu, kararın AİHM Büyük Dairesinin ihlal kararına rağmen verildiğini belirterek, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun da ilgili hâkimler hakkında işlem yapması gerektiğini ifade etti.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Yeneroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM Büyük Dairesi’nin Osman Kavala hakkındaki hak ihlali kararına rağmen yeniden yargılama talebini bir kez daha reddetti. Türkiye’nin 14 Ekim’e kadar Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne Kavala’nın serbest bırakılması için attığı somut adımları bildirmesi gerekiyordu. Ret kararı, süre dolmadan bir gün önce, 13 Ekim’de verildi. Türkiye’nin bildirebileceği en son gelişme bu oldu. Osman Kavala 18 Ekim 2017’de gözaltına alınmıştı; birkaç gün sonra cezaevinde dokuzuncu yılını dolduracak. Bu sürede beraat etti, ama cezaevinden çıkamadan yeniden tutuklandı. AİHM 2019’da tutukluluğunun hukuka aykırı olduğuna ve serbest bırakılmasına hükmetti. Büyük Daire 2022’de, Türkiye hakkında ilk kez işletilen ihlal prosedüründe bu karara uyulmadığını tespit etti. Büyük Daire, 25 Ağustos 2026’da da ikinci kez ihlal kararı verdi ve en kısa sürede tahliyesine hükmetti. Anayasanın 90. maddesi, temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerin kanunlarla çatıştığında esas alınmasını emrediyor. CMK’nın 311. maddesi de kesinleşmiş AİHM ihlal kararını açıkça yeniden yargılama sebebi sayıyor. Anayasaya ve kanuna rağmen bir ağır ceza heyeti bütün bunları nasıl bu kadar rahat yok sayabiliyor?

Kararın gerekçesi ayrıca okunmaya değer. Mahkeme, Kavala’nın Anayasa Mahkemesi kararını beklemeden AİHM’e başvurduğunu, dolayısıyla iç hukuk yollarının tüketilmediğini söylüyor ve AİHM’i yetkisini aşmakla suçluyor. Oysa bu itirazı Hükümet zaten Büyük Daire önünde ileri sürmüş, Büyük Daire ise bu itirazı reddetmişti. Bir ilk derece mahkemesi, AİHM’i temyiz mahkemesi gibi davranmakla eleştirirken kendi Büyük Daire’nin kararını temyizen inceleyen bir merci gibi davranmış oluyor. Ayrıca mahkeme, AİHM’in Anayasa Mahkemesi’ni etkisiz saydığını belirtiyor. Oysa Büyük Daire tam tersini, bireysel başvurunun ilke olarak etkili bir yol olduğunu açıkça teyit etmişti.

“KAVALA, DOKUZUNCU YILINI CEZAEVİNDE DOLDURURKEN BUNUN SORUMLULUĞU, HÂKİMLER KADAR ONLARA DOKUNMAYAN HSK’YA DA AİTTİR”

Bu rahatlığın bir geçmişi var. Aynı hâkimler Kasım 2025’te Gezi davasının bir başka hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararını da uygulamamış, gerekçelerinde AYM’yi “yetki gaspı” yapmakla suçlamıştı. O gün AYM’ye ne dedilerse bugün aynısını AİHM’e söylüyorlar. AYM’nin Kahraman hakkındaki ikinci kararının gerekçesi geçen hafta Resmî Gazete’de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin tavrını bir hukuki görüş olarak dahi kabul etmedi ve böyle bir tutumun hukuk sistemini kaçınılmaz olarak kaosa sürükleyeceğini söyledi. Yeniden yargılamaya başlamanın bu mahkeme için hem yasal hem de anayasal bir zorunluluk olduğunu da açıkça yazdı.

Peki Hâkimler ve Savcılar Kurulu, AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan hâkimler hakkında işlem yapmayacak da kimler hakkında yapacak? AYM, Kahraman kararını ilgisi nedeniyle Kurul’a da gönderdi. Türkiye Barolar Birliği’nin 7 Kasım 2025’te söz konusu hâkimler hakkında yaptığı başvuru ise on bir aydır cevapsız duruyor. Oysa aynı Kurul, 2020’de Gezi davasında Kavala’yı beraat ettiren heyet hakkında ertesi gün inceleme başlatmakta hiç tereddüt etmemişti. Bu ülkede hesap, Anayasayı uygulamayan hâkimden değil, beraat kararı veren hâkimden soruluyor. Türkiye 14 Ekim’de Bakanlar Komitesine ne yazarsa yazsın, asıl cevap İstanbul’daki bu ret kararı ve Kurul’un sessizliği olacak. Kavala dokuzuncu yılını cezaevinde doldururken bunun sorumluluğu, kararı imzalayan hâkimler kadar onlara dokunmayan HSK’ya da aittir.”