(ANKARA) – YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon kriziyle ilgili yüzlerce sosyal medya hebasına ve gazetelere erişim engeli getirildiğini belirterek, “Suçları ne? Suçları fon krizinde zenginleşenler, onların siyasetteki ve bürokrasideki bağlantıları ve onların bu sayede Türkiye’de veya yurt dışında edindikleri mallar, Londra’ya ve İsviçre’ye gönderdikleri paraları açıklamış olmaları. Bunları gizlemeye çalışıyorlar” dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, şöyle konuştu:
“O katliam gerçekleşirken öncesindeki Suruç katliamı, sonrasındaki bombalamalar, sonrasındaki Ankara Gar katliamı, sonrasında IŞİD’in Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gerçekleştirdiği kanlı eylemler aslında Türkiye’nin 7 Haziran’dan kasım seçimlerine giderken Meclis çoğunluğunu kaybetmiş olan AKP’nin tekrar seçimleri kazanmak üzere bir şekliyle Türkiye’nin kaosa götürülürken seyrettiği devlet içerisindeki kimi kirli odakların da bunun hazırlayıcısı ve görevini yapmayarak da adeta yol vericisi durumuna düşmesinden kaynaklanmıştır.
“ONLARIN ORAYA BİRİLERİNİN DESTEĞİ OLMADAN GELEBİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL”
Öyle ki IŞİD saldırganları önce Yakup Şahin, 10 gün önce gübre almaya gidiyor, olağanüstü miktarda gübre alıyor. Satıcı şüpheleniyor. Gaziantep Emniyeti’ne haber veriyor, bilgi veriyor. ‘Bunlar amonyak yapıyor olabilirler. Bunlar patlayıcı yapıyor olabilirler’ diyor. Ama Gaziantep Emniyet Amirliği hiçbir şey yapmıyor. Aynı şekilde katillerden Yunus Emre Alagöz’ün kardeşi Suruç Katliamı’nda intihar bombacısı ve kendisinin de Suruç Katliamı’ndan sonra teknik takipte olduğunu biliyoruz. Yine planlayıcısı Yunus Durmaz Suriye’de defalarca Türkiye’ye girmiş çıkmış, nasıl girip çıkabildiği tartışmalı ama o kişinin de teknik takipte olduğunu gayet iyi biliyoruz. Canlı bombalar önlerinde eskort eşliğinde hiçbir trafik denetimine dahi takılmadan hiçbir tedbir alınmamış yollarda aranmadan o kalabalığın içerisine sokuldular. Onların oraya birilerinin katkısı, birilerinin desteği olmadan gelebilmesinin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz.
“TOPLUMUN BİR KESİMİ HEDEF ALINMIŞTIR”
Nitekim İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin verdiği raporda da orada en azından görevi ihmal suçunun oluştuğuna dönük bilgiler var, veriler var. Onlarca gün öncesinden MİT’in istihbarat raporları var. Yani göz göre göre gelmişler, ihmal edenler var, görmeyenler var. Bu kirli senaryo yaşama geçsin diye katkı verenler var ama bugüne kadar yargılanmış bir tek kamu görevlisi yok. Bir tek kamu görevlisine uzanmadı. Sanki IŞİD militanları kendiliğinden planlamışlar, kendiliğinden bomba bulmuş yapmışlar, hiçbir destek olmadan Ankara’nın orta yerine kadar gelebilmişler ve kendilerini patlatabilmişler gibi bir yargı kararı oluşturuldu. Ve bu yargı kararı sonucunda kimi cezalar verildi ama asıl verilmesi gereken, asıl yapılması gereken insanlığa karşı suç tanımının yapılmasıdır. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, hepimiz tanığıyız ki 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda toplumun bir kesimi hedef alınmıştır. Sadece suç işlemek üzere kurulmuş bir örgüt yok. Sadece bir İslam Devleti kuracağız iddiasıyla kurulmuş bir terör örgütü yok ama aynı zamanda toplumun bir kesimini hedef alan bir terör örgütü var. Öyleyse bu suçun mutlaka insanlığa karşı suç olarak tanımlanmış olması gerekirdi. Ama bunu yapmadılar. Çünkü özellikle o korudukları kamu görevlilerinden başlayarak zaman aşımı işlesin, suçlular kurtulsunlar ve bu dosyayı kapatalım derdine düşmüş bir siyasi iktidar var.
“KATLİAMA DESTEK VERMİŞ KİRLİ ODAKLARI ÇIKARMAMAK ÜZERE SEFERBER OLMUŞ SİYASİ İKTİDAR VAR”
Ve siyasi iktidar bugüne kadar buradaki sorumluluğunu gizlemek için etkili bir soruşturma ve adil bir yargılama yapılmasın diye de elinden gelen her şeyi yapmıştır. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne gidiliyor. Deniyor ki emniyet görevlilerinin o 10 gün önceki ihbara rağmen bunu değerlendirmemeleri bir ihmal suçudur. İhmali bir davranışla ölüme sebebiyet verme suçudur. Yargılansınlar deniyor. Mahkeme hak veriyor. ‘Evet, emniyet görevlileri yargılanmalıdır’ diyor. Ama Gaziantep Başsavcılığı yine bu soruşturmanın da üstünü kapatıyor. Yani ısrarla bu katliamı örtmeye çalışan, failleri gizlemeye çalışan, kendi siyasi sorumluluğunu yok saymaya çalışan ve devlet içinde devletin onca raporuna rağmen etkili önlem almamış ve bu katliama destek vermiş kirli odakları çıkartmamak üzere adeta seferber olmuş bir siyasi iktidar var. Ama bilsinler ki ne olursa olsun bugün birlikte olduğumuz o annelerin, evladını kaybeden babaların, yaralıların yüreklerindeki o bitmeyen adalet mücadelesi hep birlikte bizim büyüteceğimiz bir mücadeledir ve eninde sonunda o katiller de, o katillerin arkasındaki kirli odaklarda sonuna kadar yargılanacaktır.”
“SORUMLU DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ”
Akaryakıt zamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, şöyle devam etti:
“Ülkemiz ağır bir yoksulluğun, enflasyonun pençesindeyken önemli bir konu: Benzine zam gelecek mi, gelmeyecek mi. Bilindiği gibi daha önce bir eşel mobil yöntemi uygulanıyordu. ÖTV’nin bir kısmından devlet vazgeçiyordu. Yüzde 75’i kriz döneminde biz ‘Yüzde 100 yapalım. ÖTV’den vazgeçin. O da yetmez KDV’yi de düşürün. Bu ülkedeki benzini, mazotu ucuzlatın. Benzin, mazot ucuz olmazsa her şey pahalanıyor’ dediğimizde kulaklarını tıkadılar. Motorin için başka bir düzenleme yaptılar nihayet ama benzin için yüzde 100 yapmaları gereken indirimi kademeli olarak kaldırdılar. Ve eğer 1 Ekim’de yeni bir düzenleme yapılmazsa ÖTV yüzde 4.43’ten 14.83’e gelecek. Mazot 14.47 lira pahalanacak ve 94 liraya dayanacak. Artık Türkiye’de eğer bu arkadaşlar, bu beyler harekete geçip burada bir düzenleme yapmazlarsa mazotu, motorini 94 liradan kullanmaya başlayacağız. Bunun anlamı iğneden ipliğe her şeyde yüzde 20 zam demektir. Yoksullaşma demektir. Fakirleşme demektir. Buradan yetkilileri uyarıyoruz: Fonla zengin ettiklerinizi, paraları kaçırırken göz yumduklarınızı, yandaşlarınızı zengin edeceğinize bu milleti düşünün. Bu milletin deposunu, çiftçinin traktörünü, işçinin aracını, kamyonun mazotunu nasıl dolduracağını biraz da siz düşünün diyoruz ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”
Ağır bir fon krizinin yaşandığını kaydeden Emir, şunları söyledi:
“BUNLARDAN KAÇAMAZSINIZ”
“Fon krizini çözmek için henüz hiçbir adım atmadılar. Yurt dışına gönderilen paralardan, o mal varlıklarını ve paraları dondurmakta da geç kaldıklarını açıkça gördüğümüz siyasi iktidar, bütün bu pisliklerin üstüne gitmek yerine kendisi bunun üstünü nasıl örtelim diye düşünüyorlar ve çareyi sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirmekte buluyorlar. Yüzlerce adrese erişimi engellediler. 12 milyondan fazla takipçisi olan hesaplara erişimi engellediler. Bununla da yetinmediler. Dün Gazete Pencere, Evrensel ve Sözcü gazetelerinin erişimini de engellediler. Suçları ne? Suçları fon krizinde zenginleşenler, onların siyasetteki bağlantıları, onların bürokrasideki bağlantıları ve onların bu sayede Türkiye’de veya yurt dışında edindikleri mallar ve Londra’ya ve İsviçre’ye gönderdikleri paraları açıklamış olmaları. Bunları gizlemeye çalışıyorlar. Ama bugün gizlediğinizi yarın gizleyemeyeceksiniz. Bu millette, biz de iki elimiz yakanızda, sizin bunların hesabını tek tek vermenizi eninde sonunda sağlayacağız. Bunlardan kaçamazsınız.
“MASAK ARAŞTIRMASINI NİYE 2024’TEN BAŞLATIYORSUNUZ?”
Bakın, Güldoğdu Gıda, küçücük bir tarımsal işletme. Bir süre sonra 745 milyar lira değerine gelmiş. 745 milyar lira değerine gelirken borsada, siz niye seyrettiniz? Neyi seyrettiniz? GSO fonu sekiz kişi kurmuş ve bu GSO fonundan herkesin haberi oldu, çektiler, bir tek o küçük yatırımcının haberi olmadı dedik, o sırada 45 milyar lira çeken bir kişi var. O 45 milyar lirayı çeken kişi kim? Açıkça soruyoruz. Tera Portföy’ün 2021’den 2025’e kadar fon kapalıyken 12 tane yatırımcısı var. Aralarda paslaşarak 1 lirayı bin lira yapmışlar. Bu 12 kişi kim? Bu 12 kişiyi neden hala açıklamıyorsunuz? Bu 12 kişiyle ilgili MASAK raporu nerede? Bu 12 kişinin arkasına niye saklanıyorsunuz? Yoksa bu 12 kişinin içerisinde size yakın, sizin eşiniz, çocuğunuz, kardeşiniz mi var? Aynı şekilde görüyorsunuz. Lüks otomobiller satılmış, teknesine el koyduk diye övünüyorlar vesaire. Yarız ve Turhan’ın İsviçre’deki banka hesaplarına 4 milyar lira, Tezmenlerin de 3.4 milyar lira gönderdiğini biliyoruz. Bu paraların izini sürüyor musunuz? Bu paraların gönderilmesine niye izin verdiniz? Yine bütün bu işlemler 2021’den itibaren başladığına göre, MASAK araştırmasını niye 2024’ten başlatıyorsunuz? 2021’den başlatmak için elinizi tutan ne?”
“SAYIN BAKAN NEYİ BEKLEDİNİZ?”
Mehmet Şimşek kasım ayında ‘Manipülasyonlar var, müdahale edeceğiz’ demiş. Ama tebliğ 28 Ağustos’ta yayınlanmış. 28 Ağustos’a kadar Sayın Bakan neyi beklediniz? Neyi beklediniz de 10 ay boyunca bu vurgunun oluşmasının ve özellikle o çalınan paraların transferinin önünü açtınız? O sırada Bakan önlem alacağız diyor, 28 Ağustos’a kadar bekliyorlar, o arada SPK bir çalışma yapıyor. Çalışmanın taslağını internet sitesine koyuyor ama bir yerlerden baskı geliyor, bu düzenleme taslağı SPK’nın internet sitesinden siliniyor. O zaman soruyoruz. Zamanın başkanı Ömer Gönül’e, Vecdi Gönül’ün oğlu Ömer Gönül’e soruyoruz: Size o taslağın kurumun internet sitesinden geri çekilmesi talimatını kim verdi? Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci tutuklandı. Bu fon soruşturması ile ilgili olarak tutuklandı. Ama bu kişinin yedi gün önce istifa ettiğini görüyoruz Tera Yatırım Holding’den. Yedi gün önce istifa ediyor Tera Yatırım Holding’den ve yedi gün sonra da suçlu olduğu fark edilip tutuklanıyor. O halde savcılık soruşturmasından sızıntı mı var? Bu bir tesadüf mü? Yedi gün önce bir yerlerden haber alıp da mı istifa etti? Bunun da araştırılması lazım.
“YENİ PARTİ İKTİDARINDA LONDRA’DAKİ, İSVİÇRE’DEKİ MİLYAR DOLARLARA ULAŞILACAK”
Bilsinler ki MASAK’a görevini yaptırmayanlar, bildiği halde seyredenler, bildiği halde malların ve paraların kaçırılmasına göz yumanlar, ateş bacayı sardıktan sonra birilerinin sırtına yıkalım da bu işten sıyrılalım diyenler ve başta tek adam rejiminin başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, herkes bu soygunun içinde, herkes bir yerinden bu pisliğe bulaşmış durumda. Nereye kadar gidiyorsa gitsin sözleri bizi tatmin etmez. Gerçekten nereye gidiyorsa gitsin ama bütün sorumlular, saraydaki, bürokrasideki, yargıdaki ve piyasadaki bütün sorumlular araştırılmalı, her birinin mal varlığına gidilmeli, haksız kazançları alınmalı ve gerçek hak sahiplerine verilmelidir. Bilsinler ki bugün olmasa bile yarın YENİ Parti iktidarında Londra’daki, İsviçre’deki milyar dolarlara da ulaşılacak, onlar tek tek getirilecek ve hak sahiplerine iade edilecektir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın.”
“BİR AN EVVEL MECLİS ARAŞTIRMASI YAPILSIN”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Emir, “Bugün Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sizin de bahsettiğiniz fon soruşturmasıyla ilgili istenildiği takdirde bir araştırma komisyonu kurulacağını belirtti. Meclis açıldıktan sonra iktidarla da böyle bir mücadele içine girer misiniz” ve “Dün YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikteydiniz. Alevi kurumları ziyaret etti. Konu neydi? Talepleri neydi” soruları üzerine şu yanıtı verdi:
“Bu fon krizi ile ilgili olarak biz bir an evvel Meclis araştırması yapılsın, araştırma komisyonu kurulsun diye teklifimizi verdik. Buna benzer diğer partilerin de talepleri var. AKP ne yapar? Kulağının üstüne mi yatar? Yoksa bir göstermelik komisyonla zaten Meclis çalışıyor mu der? Bilmiyoruz. MHP ne yapar? Bilmiyoruz. Ama Meclis’in yapması gereken açıldığı günden itibaren, 1 Ekim’den itibaren hatta 1 Ekim’de acil gündemle toplanıp bir an evvel bu fon krizini görüşmesi, komisyon kurması ama gerçekten daha önce kurdukları komisyonlar gibi göstermelik değil, işi uzatmaya, yaymaya, sorumluları saklamaya dönük değil, kamuoyunu susturmaya, sakinleştirmeye, mış gibi yapmaya dönük değil, gerçekten bir araştırma ve ucu kime kadar gidiyorsa oraya kadar gidecek bir Meclis araştırması yapılması şarttır.
“MÜCADELEMİZ ELBETTE Kİ ALEVİLERİN HAKLI EŞİTLİK MÜCADELESİNİ DE SONUNA KADAR KAPSAMAKTADIR”
Alevi kurumları dün genel merkezimizi ve Sayın Genel Başkanımızı ziyaret ettiler. Bu partimiz kurulduktan sonraki ilk ziyaret, bir nezaket ziyareti ama aynı zamanda Alevi kurumları özellikle son yıllarda giderek artan Milli Eğitim’de uygulamalarından başlayarak özellikle Kültür Bakanlığı’na bağlanmaya çalışılan Alevilerin sorunlarını da gündeme getirdiler. Ayrımcılığı gündeme getirdiler. Yerel sorunları gündeme getirdiler. Sayın Genel Başkanımız bunların her birini tek tek not aldı. Biz Türkiye’de herkesin kimliğinden dolayı, inancından dolayı, etnik yapısından dolayı dışlanmadığı, herkesin kendini birinci sınıf hissettiği, kamu kaynaklarından eşit derecede yararlandığı bir Türkiye’yi var edene kadar mücadele edeceğiz. Bu mücadele elbette ki Alevilerin haklı eşitlik mücadelesini de sonuna kadar kapsamaktadır.”

