Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Manisa’da 2026-2027 Adli Yılı açılış töreni düzenlendi

Manisa Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, 2026-2027 Adli Yılı açılışı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, uzun tutukluluk sürelerinin fiilî cezalandırmaya dönüşmemesi gerektiğini belirterek, hukuk devletinde özgürlüğün kural, tutuklamanın ise istisna olduğunu söyledi.

Manisa Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil,  2026-2027 Adli Yılı

(MANİSA) – Manisa Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, 2026-2027 Adli Yılı açılışı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, uzun tutukluluk sürelerinin fiilî cezalandırmaya dönüşmemesi gerektiğini belirterek, hukuk devletinde özgürlüğün kural, tutuklamanın ise istisna olduğunu söyledi.

Manisa’da 2026-2027 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla Manisa Adliyesi bahçesinde tören düzenlendi.

Atatürk büstüne çelenk sunulmasıyla başlayan törene hakim, savcı ve adliye personelinin yanı sıra, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Kurtca Eker, Manisa Adalet Komisyonu Başkanı Osman Soydal, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, Manisa Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil, YENİ Parti Manisa İl Başkan Vekili Erdem Nalbant, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri katıldı.

Törende konuşan Manisa Valisi Vahdettin Özkan, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının devletin temel fonksiyonlarından birisi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bu konuda atılacak adımlar esas itibarıyla sadece kurumsal bir güvence değil, her bir vatandaşın yaşam hakkından diğer bütün haklarının alınmasının bir mekanizmasıdır. Evrensel hukuk normlarının takip edilmesi, hukuk devletinin inşası, hukuk devletinin gereklerinin yerine getirilmesinde aslında sadece adliye birimi değil, sadece hâkimler, savcılar, avukatlar değil, toplumun her ferdine düşen görevler, ödevler vardır. Nasıl ki yaşam boyu eğitim diyorsak; yaşam boyu hukuk, insan hakları, evrensel değerler ve bütün toplum olarak ne istersek o şekilde hem normatif düzenlemeler önümüze çıkar hem icrası bu şekilde olur. Toplumun hukuk okuryazarlığı, hak ve hukuka yönelik hassasiyeti, bu noktadaki talepleri, bunların siyasal mecralarda kurumsallaşması, parlamentoda normatif düzenleme olarak tezahür etmesi, ilgili icra birimlerinin bunu takip etmesi de aynı zamanda bağımsız yargı organlarımıza yapılan bir hizmettir. Bunların görevlerini tarafsız ve bağımsız olarak yapması için yapmamız gereken hususlardır. Bu vesileyle bizim görevimiz, özellikle kolluk birimlerinin görevi, sağlıklı bir şekilde verileri toplamak ve bunları adli makamlara arz etmekten ibarettir. Adli makamların vereceği talimat ve koordinasyon içerisinde sadece kolluk birimlerine değil, bütün kamu kuruluşlarına ve yeri geldiği zaman bütün vatandaşa düşen görevler vardır. Bu verilerin sağlıklı bir şekilde adli mekanizmalara, adli kurumlara ulaştırılması aynı zamanda hukuk sisteminin iyi bir şekilde işleyişini sağlamaktadır.”

Devletin adalete erişimin güçlendirilmesi için önemli adımlar attığını belirten Vali Özkan, yargının kurumsal kapasitesi ve fiziki altyapısının geliştirildiğini, dijital dönüşüm ve yapay zekâ imkânlarından etkin şekilde yararlanıldığını söyledi.

Adalet hizmetlerinin iyileştirilmesinde kurumlar arası koordinasyonun önemine de dikkat çeken Vali Özkan, “Bu adli yılın da hem hukuk güvenliğinin, geleceğe güvenle bakmanın, gerçekten hukuka yönelik iyileştirilmesi gereken alanlarının hepsinin iyileştirildiği, hâkimlerimizin, savcılarımızın rahat bir şekilde vazife icra ettiği, keza insanlarımızın adalet sisteminin üretmiş olduğu kararlarından tatmin olduğu ve kamu vicdanıyla adalet mekanizması ve adaletin üretmiş olduğu kararlar arasındaki tam bir uyuşmanın olduğu bir yıl olması dileğiyle hepinizi hürmetle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

BAŞSAVCI EKER’DEN YUSUF HAS HACİB’İN SÖZLERİYLE YENİ ADLİ YIL MESAJI

Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Kurtca Eker de adaletin toplumun vicdanı, devlet ile millet arasındaki güven köprüsü olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bugün burada, yeni bir adli yılın başlangıcında bir araya gelirken, adalet hizmetinin omuzlarında yükseldiği büyük bir aile olarak yeni döneme umutla, kararlılıkla ve sorumluluk bilinciyle adım atıyoruz. Adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararların adı değildir. Toplumun vicdanı, devlet ile millet arasındaki güven köprüsüdür. Bu kutsal görevin yerine getirilmesinde hâkimlerimiz ve Cumhuriyet savcılarımız kadar, savunmanın vazgeçilmez unsuru olan avukatlarımızın, adliye personelimizin ve ceza infaz kurumlarımızda büyük özveriyle görev yapan infaz ve koruma memurlarımızın, tüm ceza infaz personelimizin emeği ve gayreti ziyadesiyle kıymetlidir. Hukuk hizmeti ancak büyük bir ailenin bütün fertlerinin ortak sorumluluk anlayışıyla güç kazanır. Her birimizin hedefi, vatandaşlarımızın adalete güvenini daha da artırmak, yargı hizmetlerini etkin, tarafsız, bağımsız ve gecikmeksizin yerine getirmektir.”

Yeni adli yılda hukukun üstünlüğüne bağlılıktan taviz vermeden, insan haklarını esas alan, vicdanı ve kanunu birlikte rehber edinen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Eker, “Görevlerini büyük fedakârlıkla sürdüren tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarımıza, savunmanın onurlu temsilcileri olan avukatlarımıza, adliyemizin tüm personeline, ceza infaz kurumlarımızda gece gündüz demeden görev yapan tüm çalışma arkadaşlarımıza sağlık, huzur ve başarılarla dolu bir adli yıl diliyorum. Vatandaşlarımız için adaletin en güçlü şekilde tecelli ettiği, meslektaşlarımız için ise emeklerinin karşılığını aldıkları verimli bir yıl olmasını temenni ediyorum. Konuşmamı Yusuf Has Hacib’in ‘Kutadgu Bilig’de adalete dair ifade ettiği şu sözleriyle tamamlamak istiyorum: ‘Adalet göğün direğidir. Yıkılırsa gökyüzü yerinde duramaz'” ifadelerini kullandı.

SOYDAL: “HAK YERİNİ BULMAZSA KANUN DEĞİL, GÜÇ KONUŞMAYA BAŞLAR”

Manisa Adalet Komisyonu Başkanı Osman Soydal da yeni adli yılın hayırlı olmasını dileyerek, adaletin toplumsal barış, huzur ve güvenin teminatı olduğuna dikkat çekti. Hukukun üstünlüğü ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemini vurgulayan Soydal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Adalet bir devletin en temel yapı yaşlarından biridir. Sadece bireylerin hakkını korumakla kalmaz, toplumsal barışın, huzurun ve güvenin de teminatıdır. Bu nedenle adalet yalnızca bir hukuk normu değil aynı zamanda bir yaşam ilkesidir. Hukukun üstünlüğü kesinin içselleştirildiği toplumlarda insanlar kendilerini güvende hisseder. Bu güven ancak ve ancak yargının bağımsızlığına, tarafsızlığına ve etkinliğine olan inançla mümkündür. Saygıdeğer yargı mensupları, sizler hakkı haklıya teslim etme görevini omuzlarınızda taşıyan, toplumun vicdanını temsil eden kişiler olarak çok önemli bir sorumluluğunuzun emanetçisisiniz. Yargı görevini yürütürken gösterdiğiniz tarafsızlık, yüksek ahlaki duruş ve hukuka olan bağlılık milletin yargıya güvenini arttıracaktır. Elbette adalet sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında yaşatılması gereken bir değerdir. Ancak adaletin kurumsal güvencesi sizlersiniz. Bir toplumda yargı zayıflarsa, hak yerini bulmazsa kanun değil, güç konuşmaya başlar. O nedenle adaletin sarsılmaz kalesi olan siz değerli hukuk insanlarının varlığı devletin ve milletin en büyük teminatıdır. Adalet mülkün temelidir ve bu temelin sağlam kalması hepimizin ortak sorumluğudur. Hakkı sahibine geciktirmeden teslim edebilmenin verdiği huzur biz adalet mensuplarının tek hedefi ve yegane gayesi olmalıdır. Manisa adliyesi olarak bu düsturla hareket ederek soruşturmalar ve kavuşturmalar yürütülmüş olup yeni adli yılda da önceki yıllarda olduğu gibi yürütülmeye devam edilecek. Kamu vicdanında adaletin gerçekleştiği kanaat ve inancını oluşturacak kararlara imza atacağımız 2026-2027 adli yılının milletimize ve fedakarca görev yapan hakim, cumhuriyet savcısı, avukat meslektaşlarımıza, yargı camiasının emekli tarlaları adliye personelimize hayır olmasını temmin ederim.”

BARO BAŞKANI YEŞİL: ADALET MAHKEME SALONLARINDA VERİLEN KARARLARDAN İBARET DEĞİLDİR

Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil de yaptığı konuşmada, adalete duyulan güvenin güçlendirilmesi için yargı bağımsızlığı, güçlü savunma ve hukukun üstünlüğünün vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Yeşil, “Her adli yıl yeni bir başlangıçtır. Ama aynı zamanda kendimize bazı soruları yeniden sormamız gereken bir zamandır. Adalet sistemimiz nerede? Yurttaşımız adalete ne kadar güveniyor? Biz hukukçular bu güveni güçlendirmek için daha ne yapabiliriz? Çünkü hepimiz biliyoruz ki adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret değildir. Adalet, bir yurttaşın ‘Hakkımı ararsam hukuk beni korur’ diyebilmesidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bundan yaklaşık bir asır önce bize çok önemli bir ölçü bırakmıştır: ‘Adalet gücü olmayan bir milletin devlet hâlinde varlığı kabul olunamaz.’ Bugün de ihtiyacımız olan temel ilke budur: Bağımsız yargı, tarafsız yargı, güçlü savunma ve hukukun üstünlüğüne duyulan sarsılmaz inanç. Hukukun üstünlüğü, Cumhuriyet’in ve laik hukuk devletinin korunması yalnızca geçmişimize duyduğumuz saygının değil, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun da gereğidir” ifadelerini kullandı.

“TUTUKLAMA TEDBİRİNİN UYGULANMASINDA BÜYÜK HASSASİYETE İHTİYACIMIZ VAR”

Yargının tüm unsurlarının ortak amacının adalet olduğunu vurgulayan Yeşil, yargı sistemindeki sorunların açıkça konuşulmasının sistemi yıpratmak değil, güçlendirmek anlamına geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Biz hukukçular aynı adalet sisteminin farklı görevlerini yerine getiriyoruz. Hâkim karar verir, savcı iddia makamını temsil eder, avukat savunur. Ama hepimizin ulaşmak istediği hedef aynıdır: Adalet. Bu nedenle hâkim, savcı ve avukat birbirinin dostudur, rakibi değildir. Birbirimizin görevine ve mesleki bağımsızlığına göstereceğimiz saygı aslında adalete gösterdiğimiz saygıdır. Çünkü savunmanın olmadığı yerde yargılama eksiktir. Bağımsız hâkimin olmadığı yerde adalet güvencesizdir. Hukuka bağlı bir iddia makamının olmadığı yerde ise adil yargılanma hakkı eksik kalacaktır. Bugün yargı sisteminin sorunlarını konuşma günüdür. Ağır iş yükünü, uzayan yargılamaları, adalete erişimde yaşanan güçlükleri, uygulama farklılıklarını ve toplumda zaman zaman tartışılan yargıya güveni. Bunları konuşmak yargıyı yıpratmak değildir. Tam tersine, yargıyı daha güçlü kılmak için sorunlarımızla yüzleşmektir. Özellikle tutuklama tedbirinin uygulanmasında çok daha büyük bir hassasiyete ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. Uzun tutukluluk sürelerinin fiilî bir cezalandırmaya dönüşmesi masumiyet karinesini ve kişi özgürlüğünü zedelemektedir. Hukuk devletinde özgürlüğün kural, tutuklamanın istisna olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Yargının bağımsızlığı yurttaşın güvencesidir.”

“ŞİDDETİN ÖNLENMESİ İÇİN CAYDIRICI ADIMLAR ATILMALI”

Savunma makamının karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlara ve avukatlara yönelik şiddete de dikkat çeken Yeşil, güçlü ve bağımsız bir savunmanın yurttaşın hak arama özgürlüğünün temel güvencelerinden biri olduğunu söyledi. Yeşil, sözlerini şöyle tamamladı:

“Savunmanın sorunları esasen ciddiyetini korumaktadır. Bugün özellikle genç meslektaşlarımız mesleğe büyük bir heyecanla başlıyor ancak kısa süre içerisinde ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kalıyor. Büro giderleri, vergiler, sosyal güvenlik yükleri, CMK ücretleri, adli yardım sistemi ve giderek ağırlaşan ekonomik şartlar artık görmezden gelebileceğimiz meseleler değildir. Biz avukatlar için gelir güvencesinin ciddi biçimde tartışılması gerektiği düşüncesindeyiz. Çünkü bu yalnızca avukatların ekonomik meselesi değildir. Ekonomik olarak ayakta kalamayan bir savunmanın bağımsız kalmasını bekleyemeyiz. Güçlü avukat, güçlü savunma demektir. Güçlü savunma ise yurttaşın güçlü hak arama özgürlüğü demektir. Bir başka ağır sorunumuz ise meslektaşlarımıza yönelik şiddettir. Avukatlar vekil oldukları dosyaların tarafı değildir. Müvekkilleriyle özdeşleştirilemezler. Bir avukata mesleğini yaptığı için yöneltilen tehdit veya saldırı yalnızca avukata yapılmış değildir. Savunma hak ve özgürlüğüne yapılmıştır. Mesleğini icra ederken hayatını kaybeden meslektaşlarımızın acısını unutmadık. Ve hiçbir meslektaşımızın duruşmaya, hacze, keşfe ya da bürosuna giderken ‘Bugün başıma ne gelecek?’ diye düşünmesini kabul edemeyiz. Avukata yönelik şiddetin önlenmesi konusunda artık daha etkili, caydırıcı adımlar atılması gerektiği düşüncesindeyiz.”