Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kurtulmuş’tan uluslararası topluma İsrail çağrısı: “Cezasızlığın sürmesine izin veremeyiz”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, uluslararası toplumun, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırganlığı karşısında hukukun sürekli ihlaline sessiz kalamayacağını söyleyerek, “Cezasızlığın sürmesine izin veremeyiz. Uluslararası toplumu, uluslararası hukuku korumak adına somut adımlar atmaya çağırıyoruz” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, uluslararası toplumun, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırganlığı

(ANKARA) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, uluslararası toplumun, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırganlığı karşısında hukukun sürekli ihlaline sessiz kalamayacağını söyleyerek, “Cezasızlığın sürmesine izin veremeyiz. Uluslararası toplumu, uluslararası hukuku korumak adına somut adımlar atmaya çağırıyoruz” dedi.

Roma’da İtalya Temsilciler Meclisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Kurallara Dayalı Uluslararası Düzenin Yenilenmesi – Çağdaş Krizlere Yanıt Vermede Parlamentoların Rolü” başlıklı oturumda bir konuşma yaptı.

Kurtulmuş, Avrupa Konseyi’nin, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki faaliyetlerinin yanı sıra standart belirleme ve izleme yetkisinin hem Avrupa’da hem de ötesinde yakından takip edildiğini ve takdir edildiğini belirterek, “Kurucu üye devletlerinden biri olarak Türkiye, Avrupa Konseyinin Avrupa’nın kurumsal mimarisi içerisindeki önemli ve kendine özgü rolünün korunmasına büyük önem atfetmektedir” dedi.

Hem Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisini hem de Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı olan bu platformu, parlamentolar ve parlamenterler arasında diyaloğun, karşılıklı anlayışın ve ortak bakış açılarının geliştirilmesi açısından eşsiz ve değerli platformlar olarak gördüklerini dile getiren Kurtulmuş, bu konferansın, tartışma, diyalog ve yapıcı görüş alışverişi için mükemmel bir ortam olduğunu aktardı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan uluslararası düzen, geçmişte yaşanan trajedilerin tekrarlanmasını önlemek için işbirliğinin, diyaloğun ve üzerinde uzlaşılmış uluslararası kuralların temel olduğu anlayışı üzerine inşa edildiğini kaydeden Kurtulmuş, “Ancak bugün artan jeopolitik parçalanmaya, güç siyasetinin geri dönüşüne, tek taraflılığın yaygınlaşmasına ve giderek artan sayıda çatışmaya tanıklık etmekten üzüntü duyuyorum. Mevcut uluslararası düzen, Avrupa’nın hemen yanı başında bile çatışmaları ve savaşları önleme konusunda yetersiz kaldığını kanıtlamıştır” diye konuştu.

“RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI AVRUPA’YI ETKİLEYEN YIPRATMA AVAŞINA DÖNÜŞTÜ”

Kurtulmuş, yaklaşık beş yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın iki ülke arasındaki bir çatışma olmaktan çıkarak tüm Avrupa’yı etkileyen bir yıpratma savaşına dönüştüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dahası uluslararası düzen, İsrail hükümetinin üç yılı aşkın süredir Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımı önlemeyi başaramadı. BM Güvenlik Konseyinin çarpıtılmış yapısında somutlaşan güç asimetrisi, gayrimeşru ve hukuka aykırı uygulamalar karşısında yaptırımların uygulanmaması, çifte standartlar ve seçici yaklaşımlar, mevcut sistemin zayıflıklarının hem kaynağı hem sonucu olmuştur. Hatta kavramların kendisi bile siyasi hesaplar doğrultusunda çarpıtılmaktadır. İşgal bir güvenlik önlemi olarak tanımlandığında ve ateşkese rağmen ölümler devam ettiğinde, ortak siyasi dilimiz anlamını yitirmektedir.”

“KURALLARA DAYALI ULUSLARARASI DÜZEN EROZYONA UĞRADI”

Sadece kurumları ve kurallarıyla değil, kullanılan kavramlarıyla da çökmekte olan bir sistemi yeniden inşa etmek için daha fazla bekleyemeyeceklerini belirten Kurtulmuş, Asya’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki masum halkların, ağır çatışmaların ve vahşetin yaşandığı koşullarda kurallara dayalı uluslararası düzenden yararlanamadığını savundu.

“Bu çerçevede, kurallara dayalı uluslararası düzenin meşruiyet ve işlevsellik açısından ciddi bir erozyona uğradığı açıktır. Uluslararası araçlar ve kurumlar artık işlevini yerine getirememektedir” diyen Kurtulmuş, parlamentoların, bu gelişmeleri sadece izlemenin ötesinde önemli bir sorumluluğa sahip olduğuna inandığını söyledi.

Kurtulmuş, daha adil ve daha güvenilir, kurallara dayalı bir uluslararası düzen inşa etmek isteniyorsa; parlamentoların bu amaç için gerekli olan yeni kuralların ve düzenlemelerin oluşturulmasında, tartışılmasında ve desteklenmesinde aktif bir rol oynaması gerektiğinin altını çizdi.

Halkın temsilcileri olarak parlamenterlerin, gerilimin ilk işaretlerini tespit etmek, diyaloğu sürdürmek ve çatışmaların önlenmesine katkıda bulunmak için en uygun konumda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “İşte tam bu noktada parlamenter diplomasi büyük önem kazanmaktadır. Parlamenter diplomasi, geleneksel diplomasiyi tamamlayabilir, iletişim kanallarını açık tutabilir ve gerektiğinde yenilerini oluşturabilir. Krizlerin çözümüne dair tüm yükü BM’ye yüklemek ve sadece BM reformuna bel bağlamak sonuç vermeyecektir” dedi.

“İSRAİL’İN FİLİSTİN HALKINA KARŞI İŞLEDİĞİ SUÇLARA GÖZ YUMAMAYIZ”

Kurtulmuş, kurallara dayalı uluslararası düzenin çözülüşünün, en vahim biçimiyle Gazze’deki insani felaket ve soykırımda kendini gösterdiğini söyleyerek, “Gazze’de ve bölgenin genelinde yaşanan insani felakete, İsrail hükümetinin Filistin halkına karşı işlediği açık insan hakları ihlallerine ve insanlığa karşı suçlara artık göz yumamayız. Bu, yalnızca siyasi bir mesele değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanı için bir sınavdır” diye konuştu.

Kurtulmuş, İsrail’in saldırganlığının Gazze ile sınırlı olmadığına dikkati çekerek, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Batı Şeria’da yıkım, yerinden edilme ve yerleşimcilerin şiddet eylemleri devam etmekte; İsrail, Suriye ve Lübnan dahil olmak üzere bölge ülkelerinin bütünlüğünü ve egemenliğini tehdit etmeyi sürdürmektedir. Uluslararası toplum, uluslararası hukukun, sürekli ihlali karşısında sessiz kalamaz. Cezasızlığın sürmesine izin veremeyiz. Uluslararası toplumu, uluslararası hukuku korumak adına somut adımlar atmaya çağırıyoruz. Artık parlamentoların devreye girerek, Gazze halkının çektiği acılara ve uluslararası insancıl hukukun ihlaline derhal son verilmesi için aktif bir rol üstlenmeleri bir zorunluluktur. Bu, sadece siyasi bir girişim değil, aynı zamanda yaşanan büyük insani acılar karşısında ahlaki bir yükümlülüktür.”

KURTULMUŞ’TAN “İSRAİL’İN GÖZLEMCİ STATÜSÜNÜN ASKIYA ALINMASI” ÇAĞRISI

Kurtulmuş, parlamentoların eşgüdümlü eylemlerinin, uluslararası hukuku korumaya yönelik uluslararası çabaları güçlendirebileceğine ve bölgede adil ve kalıcı bir barışın tesisine katkıda bulunabileceğine inandıklarını aktardı. Kurtulmuş, bu bağlamda, kıtada insan haklarının temel dayanakları olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Avrupa Konseyi’nin, sahip oldukları parlamenter ve diplomatik araçlardan tam anlamıyla yararlanmaları gerektiğini vurgulamak istediğini belirterek, “Avrupa Konseyi’nin elindeki araçları; İsrail’in örgüt bünyesindeki gözlemci statüsünün askıya alınması da dahil olmak üzere mutlaka kullanılmalıdır” dedi.

Adil ve kurallara dayalı bir uluslararası hukuk düzeninin inşasına katkıda bulunmak amacıyla, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı gibi parlamenter diyalog ve işbirliği mekanizmalarından daha etkin bir şekilde yararlanmaları gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu ve NATO Parlamenter Zirvesi, bu tür platformların değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Savaşların, çatışmaların ve saldırganlığın kurbanları ile ülkelerini terk etmek zorunda kalarak yerinden edilen veya sığınacak bir yer arayan insanlar, parlamentoların gündeminin en ön sıralarında yer almalıdır” ifadesini kullandı.

KURTULMUŞ COP31’E DAVET ETTİ

Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı’nın katılımcılarına Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) için davette bulunarak, “Bu vesileyle, COP31 Zirvesi kapsamında, 16 Kasım 2026 tarihinde Antalya’da COP31 Parlamenter Toplantısı’na ev sahipliği yapacağımızı sizlerle paylaşmak isterim. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ortaklaşa düzenlenecek bu toplantı için sizleri Antalya’da ağırlamaktan memnuniyet duyarız” dedi.