(GAZİANTEP) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, fon krizine ilişkin, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez siyasetçi ile bürokratın işbirliği yapıp devletin kurumlarında vatandaşı soydukları bir tabloyla karşılaşıyoruz. Herkesin haberi var. Bakanın da haberi var. Sermaye Piyasası Kurulu senin gönderdiğin yazıyı 10 ay tutuyor, bekletiyorsa burada bir sorun var demektir. Siyaset bozulunca bürokrasiyi bozuyor” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep Ticaret Odası’nı ziyaretinde yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
“Gaziantep bölgede üretim yapan, istihdam yaratan, ihracat yapan, Türkiye’ye döviz kazandıran bir kent. Gaziantep’in pek çok sorunu var. Szlenen ekonomi politikası açısından büyük sorunlarla karşı karşıya. Ama bu sorun sadece Gaziantep’e özgü değil. Türkiye’nin her yerinde, her ortamda benzer sorunlar yaşanıyor.
Gaziantep’in sanayi bölgesinde fabrikalarında 100 bine yakın işçinin işini kaybettiğini biliyoruz. 100 bin kişinin işsiz kalması büyük bir sorundur. Bu sorun sadece Gaziantep’in sorunu değil, Türkiye’nin sorunudur. Aynı sorunu sadece Gaziantep yaşamıyor. İstanbul da yaşıyor, Ankara da yaşıyor. Kayseri’de yaşıyor, Adana, Osmaniye, buralarda da var. Devasa fabrikaların tek tek kapandığını, tek tek üretim zincirinde yavaşlamaya gittiğini görüyoruz. İzlenen politikayı şuna bağlayabiliriz: Dünyadaki gelişmeler, ekonomik durgunluk vesaire var. Dolayısıyla bizde de var. Öyle olabilir ama bundan Çin etkilenmiyor. Hindistan etkilenmiyor. Daralma dünyada varsa Çin’de de olması lazım. Hindistan’ın, Endonezya’nın, Güney Kore’nin, Japonya’nın etkilenmesi lazım.
“TÜRKİYE’NİN YENİDEN BİR YAPILANMAYA GİRMESİ LAZIM”
Özellikle tekstil sektöründe, iş insanlarımızın Mısır’a gitmesi, Mısır’da yatırım yapması ve orada faaliyetlerini sürdürmeleri, işçilik açısından sürdürmeleri bizim bir kaybımız. Bu ne kadar sürer. onu bilmiyorum. Ama bu politika böyle devam ederse bu da sürekli devam edecektir. Sanayide büyük sorunlarımız var. Türkiye’nin gözbebeği olan sanayi kuruluşlarımız, buzdolabı, çamaşır makinesi üreten, beyaz eşya üreticileri, televizyon üreten fabrikaların büyük ölçüde krize girdiğini görüyoruz. Siyasetçi olarak, ekonomiyi iyi bilen birisi olarak gördüğüm tablo şu: Bu ekonomik sistemle bu iş yürümez. Bu yapıyla bu iş yürümez. Türkiye’nin yeniden bir yapılanmaya girmesi lazım, üretim zincirlerini, üretim halkalarını yeniden gözden geçirmesi lazım.
“SANAYİ KAN KAYBEDİYOR”
Üniversiteler bilgi üretmek zorundadır. Bilgi üretemeyen bir toplum ilerleyemez, büyüyemez. Üstün yetenekli insanları devlet el üstünde tutar. Bir yere gitmesine izin vermez kolay kolay. Onların her türlü imkanını karşılar. Covid-19 aşısını bulan Türkiye kökenli iki Alman vatandaşı, 40 milyar dolar Alman ekonomisine kazandırdı. Bunlar Türkiye’de olsaydı, bunları burada tutsaydık, 40 milyar doları biz alacaktık. Biz en yetenekli insanlarımızı kapıyorlar, götürüyorlar. Hollanda, kim ASELSAN’dan bir mühendis getirirse 5 bin avro ikramiye veriyor. Yeter ki oradan bir mühendisi getir, Hollanda’da çalışsın. Sanayi kan kaybediyor. Yeni buluşlara imza atmak zorundayız.
“TÜRKİYE SADECE COĞRAFYANIN KENDİSİNE VERDİĞİ AVANTAJI KULLANSA BİLE YETER”
Artık dünya o kadar hızla değişiyor, o kadar hızla büyüyor ki biz bunun farkında mıyız? Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Yeni dünya düzeninde Türkiye nerede? Siyaset bunu görmüyor, tartışmıyor. Hep birbirimizi yiyoruz. Yeni dünya düzeninde eğer Türkiye ekonomik olarak kendi coğrafyasına hapsolursa çok şey kaybeder. Yeni dünya düzeninde Türkiye’nin Arap coğrafyasında, Türk Cumhuriyetleri’nde kültürel ve ekonomik olarak büyümesi lazım. Yeni dünya düzeninde buralarda büyüyemezseniz, kültür olarak, ekonomi olarak gidemezseniz ne yapacaksınız? Kendi dar coğrafyanızda kalacaksınız. Türkiye sadece coğrafyanın kendisine verdiği avantajı kullansa bile yeter.
Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Anayasa değişikliği yapmak için daha önce Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacımız var dedim. Siyasetçi, Meclise geldikten sonra köşeyi dönüyorsa, halkı soyuyorsa, ihale takipçisi oluyorsa bir sorunumuz var demektir. Siyasette ahlak olmadıkça ülke düzelmez.
FON KRİZİ
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez siyasetçi ile bürokratın işbirliği yapıp devletin kurumlarında vatandaşı soydukları bir tabloyla karşılaşıyoruz. Herkesin haberi var. Bakanın da haberi var. Sermaye Piyasası Kurulu senin gönderdiğin yazıyı 10 ay tutuyor, bekletiyorsa burada bir sorun var demektir. Onların üstünde bir güç var demektir. Siyaset bozulunca bürokrasiyi bozuyor. Devlette liyakat dediğimiz bir kavram vardır. Devlet Memurları Kanunu’nun başında yazar. Devletin temeli liyakattir.
Bir devlet planlama yapmazsa büyüyemez, kalkınamaz. Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatamazsınız. Önce buna iş dünyasının karşı çıkması lazımdı. Eğer siyaseti ahlaki zemine oturtamazsak hepimiz kaybederiz. Belli kişiler köşeyi döner. Zaten köşeyi dönenler de parayı burada tutmuyor, yurt dışına götürüyorlar. Fon vurgununda bakın. Hepsi milyar dolarları kimisi İngiltere’ye, kimisi Yunanistan’a götürdü. Transfer ediyor. Zaten 1,5 milyar dolar para taşınmaz. Oraya dijital ortamda sevk ediyorsunuz. Ticaret dünyasından özellikle istirhamım Siyasi Ahlak Kanunu çıkmalıdır demeniz lazım. Siyaset, kirlilikten arınmadıkça Türkiye düzelmez.
“TARİHİMİZİ BİLMEZSEK İLERLEYEMEYİZ”
Türkiye, Ortadoğu’da egemen güçlerin taşeronu asla olamaz. Bölgede güç oluruz ama egemen güçlerin taşeronu olamayız.
Dünya yeni bir sistem içinde ilerliyor. Hep beraber ilerlemek zorundayız. Devlet yönetimi bütün bunları sağlamak zorundadır. Devleti yönetenlerin zenginleşme diye bir derdinin olmaması lazım. Zenginleşme peşinde koşmamaları lazım. Vatandaşın her kuruşunun hesabını siyaset kurumu vermezse olmaz.”
Gaziantep Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım da Kılıçdaroğlu’na ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek Ticaret Odası olarak yaptıkları çalışmalardan bahsetti.

