Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kavuncu’dan Artvin’de “fon krizi” açıklaması: “Bu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ete kemiğe bürünmüş halidir”

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, fon manipülasyonuna ilişkin, “Bu bir rezalettir. Bu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, fon manipülasyonuna ilişkin, “Bu bir rezalettir.

Haber : Uğur İSTANBULLU

(ARTVİN) – İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, fon manipülasyonuna ilişkin, “Bu bir rezalettir. Bu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir” dedi.

Kavuncu, saha çalışmaları kapsamında Artvin’de gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından İYİ Parti Artvin İl Başkanlığı’nda partililerle bir araya geldi. Kavuncu, burada yaptığı açıklamada, Türkiye’de her alanda tahribat olduğunu ifade etti.

“Siyaseten meşruluğu ispat olmuş insanlar cezaevlerinde tutulurken, gayrimeşru olan birçok insanın ortalıkta dolaştığını, el üstünde tutulduğunu” belirten Kavuncu, şöyle konuştu:

“Daha büyük bir rezaleti ekonomide yaşıyoruz. Son bir haftadır fon krizini konuşuyoruz. Bunu unutturmaya çalışacaklar, unutturmayacağız. Bu bir rezalettir. Bu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin rezilliğinin, bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir. Milyonlarca vatandaşı mağdur ediyorlar. Diyorlar ki, ‘Bu fonlar temiz.’ Bu fonlara lisans veriyorlar. Bu fonlara borsada işlem yapma imkânı veriyorlar. Vatandaş da güveniyor devlete; gidiyor, o fonlara para yatırıyor. Sonra bir bakıyor ki soyulmuş. Sizden aldığı parayla kendi yandaşlarını zengin etmişler. Burada da bitmiyor. Maliye Bakanı çıkıyor, ‘Burada bir gariplik var’ diyor. 2025 Kasım’da söylüyor. Biz de İYİ Parti olarak o zaman araştırma önergesi veriyoruz. Diyoruz ki, ‘Bu fonlarda bir sahtekârlık var. Bu konuda dikkatinizi çekiyoruz.’ Soru önergesi veriyoruz, cevaplayın diyoruz. ‘Sizin kendi bakanınız söylüyor’ diyoruz. 5 Kasım 2025, Maliye Bakanı’nın açıklama yaptığı tarih. Hiçbir şey olmuyor arkadaşlar. Aralık, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylüle geliyoruz; bir anda bir şeyler oluyor. Bakanlık, savcılık yazı yazıyor SPK’ya ve bu yazı üzerine önden bir bilgi gidiyor belli ki. Bu fonlarda parası olanlar bir anda uyanıyorlar, bilgi gidiyor çünkü ve satıp çıkıyorlar. 2 milyar lira.

Biri var, 100 milyon yatırmış, 2 milyar çekmiş. Kim bu? Bir bakan. Kimin bakanı? AK Parti’nin. Bugünün MYK üyesi. Sen doktorsun, kocan doktor. 103 milyonu nereden buldun, yatırdın? 1 milyar kazanıyor 5 ay içinde. 2 milyar ne demek biliyor musunuz? 2 milyarla siz 125 tane ev alırsınız İstanbul’da, 1+1. Toplam oluşturdukları sahtekârlığın bedeli, rakamı 800 küsur milyon lira, yani 20 milyar dolar. Bahsedilen rakamlar korkunç. 2 milyar para kazanan bu AK Partili yöneticinin o parayla günlük mevduattan aldığı para ne kadar biliyor musunuz? 1 milyon. Her gün 1 milyon lira. Yani 2 milyarınız varsa bankaya koyun, size günlük getirisi 1 milyon lira. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz hepimiz.

Bütün bunlar olurken emekli bir polis, vatan evladı, Ankara’da Anayasa Mahkemesi’nin önünde torununa harçlık veremediği için intihar ediyor. Türkiye’deki yolsuzluk, kirlenmişlik, kendi bulunduğu makamdan dolayı haksız çıkar sağlama işine acilen son verilmesi lazım ve bununla ilgili de yargının bu işin sonuna kadar takipçisi olması lazım.”

“ADETA BİR ZÜMRENİN HANEDANLIK KURMASI”

Kavuncu, ancak konuyla ilgili “bir değil, on soru işareti” bulunduğunu belirtti. Sistemin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Kavuncu, şöyle devam etti:

“Kim yapacak buradaki denetlemeyi? Devlet Denetleme Kurulu. Devlet Denetleme Kurulu’nun başındaki kişi kim? Kimi denetleyecek? İstanbul Borsası’nı. İstanbul Borsası’nın başkan vekili kim? Devlet Denetleme Kurulu’nun başkanı aynı zamanda. Yani Devlet Denetleme Kurulu, İstanbul Borsası’nı denetlemeden önce kendisine yazı yazacak. Diyecek ki, ‘Ya, ben seni denetleyeceğim, kabul ediyor musun?’ ‘Evet, gel denetle’ diyecek. Çadır devleti haline getirmektir bu Türkiye’yi. Adalet Bakanı’nın eşi Sermaye Piyasası Kurulu’nun yönetim kurulu üyesi. Sermaye Piyasası Kurulu’nun görevi ne? Sermaye piyasalarını denetlemek. Şimdi bu soruşturmayı kim yürütecek? Yani Sermaye Piyasası Kurulu’nun yapmış olduğu yanlış işleri hangi makam sorgulayacak? Adalet Bakanlığı, değil mi? Savcılar yoluyla. Eşi orada, kendisi bakan. Bitmiyor; geliyorsunuz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na. Ayrı bir rezalet. Bir bakıyorsunuz, Özata Denizcilik dediğiniz firmanın yönetim kurulu üyesi, Maliye Bakan Yardımcısı’nın damadı çıkıyor. Babası da bilmem hangi bakanlıkta veya devletin hangi kademesinde başka bir görevde? Yani denetleyecek yapılar iç içe geçmiş. Bu ne, biliyor musun? Adeta bir zümrenin hanedanlık kurmasıdır.”