Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Cemil Tugay’ın olası parti değişikliğine tepki: Seçmenin verdiği oyun anlamı değiştirilemez

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye başkanlarının parti değiştirmesine yönelik tepkilerini dile getirmek amacıyla Alsancak’ta toplandı. Yürüyüşe polis izin vermedi, yapılan görüşmelerin ardından slogansız, flamasız ve pankartsız şekilde yürünmesi koşuluyla eylem gerçekleştirildi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye başkanlarının parti değiştirmesine yönelik tepkilerini

(İZMİR) – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye başkanlarının parti değiştirmesine yönelik tepkilerini dile getirmek amacıyla Alsancak’ta toplandı. Yürüyüşe polis izin vermedi, yapılan görüşmelerin ardından slogansız, flamasız ve pankartsız şekilde yürünmesi koşuluyla eylem gerçekleştirildi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, belediye başkanlarının seçim sonrasında parti değiştirmesine tepki göstermek amacıyla Alsancak’ta bir araya geldi. Güvenlik güçleri, basın açıklaması öncesinde yürüyüş yapmak isteyen gruba belirli koşullarla izin verirken, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada seçim sonuçlarına ve “seçmen iradesine” vurgu yapıldı.

Yoğun güvenlik önlemleri altında Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne ulaşan grup, burada basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, YENİ Parti İzmir Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç, YENİ Parti İzmir Milletvekilleri; Tuncay Özkan, Seda Kaya Ösen, Murat Bakan, Deniz Yücel, Ümit Özlale, Ednan Arslan, Yüksel Taşkın da destek verdi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın metnini İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz okudu. İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, “Son günlerde farklı partilerden seçilmiş çok sayıda belediye başkanının AKP’ye geçmesi, tek tek kişilerin siyasi tercihleri üzerinden açıklanamayacak kadar büyük bir boyuta ulaşmıştır. Bu belediye başkanları seçildikleri partilerin adayı olarak mı seçilmişlerdir? Yoksa kişisel isimleri üzerinden bağımsız bir siyasi yetki mi almışlardır? Adayların belirlenmesinde parti örgütlerinin, parti yöneticilerinin ve siyasi mücadelenin rolü vardır. Adaylar, seçildikleri partilerin kurumsal kimlikleriyle yurttaşların karşısına çıkmıştır” dedi.

CEMİL TUGAY’IN AK PARTİ’YE GEÇECEĞİ İDDİASI

Yılmaz, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Seçmen iradesi, kişisel bir kariyer planının, siyasi pazarlığın veya iktidar değişiminden faydalanma hesabının parçası haline getirilemez. Geçmişte Türkiye siyaseti, milletvekili transferleriyle, parti değiştirmelerle, iktidar çoğunluğunu parlamento aritmetiği üzerinden değiştiren siyasi manevralarla defalarca karşı karşıya kaldı. Bu dönemlerin ortak sonucu, parti değiştirmek zaman içerisinde siyasi ilkelere dayalı bir tercih olmaktan çıkıp kişisel, siyasi veya hukuki koruma altına alınma hesaplarının aracı haline ne yazık ki getirildi. Türkiye’nin siyasal tarihinde bu yozlaşmanın bedelini toplum defalarca ödedi. Bugün bu anlayışın yerel yönetimler üzerinde yeniden üretilmesine izin verilmemelidir. Çiğli ve Foça ilçeleri bunun somut örnekleridir. İlçelerde yıllardır oluşmuş siyasi teamül ilişkisi, örgütlü bir parti çalışması, seçim kampanyaları, aday belirleme süreçleri ve yurttaşların sandıkta verdiği oylarla belirlenmiş ve şekillenmiştir. Bugün bu ilçelerin belediye başkanlarının seçimden sonra AKP’ye geçmesi, kişisel siyasi tercih denilerek geçiştirilemez. Çünkü mesele bir kişinin hangi partiye üye olduğu meselesinden ibaret değildir. Mesele, seçmenin verdiği siyasi anlamın seçim sonunda değiştirilmeye çalışılmasıdır. Gelinen süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da aynı partiye geçeceği iddialarının bu temelde değerlendirilmesi ve seçmen iradesinin bir başka partiye transfer anlamına geldiğinin herkes tarafından bilinmesi gerekir.

“İTİRAZ EDİYORUZ”

Dün bir partinin adayı olarak yurttaşın karşısına çıkan, o partinin siyasi kimliğiyle seçilen bir belediye başkanının bugün başka saflarda yer alması, seçmenin kendisine verdiği hangi siyasi temsil üzerinden verildiği sorusunu gündeme getirmektedir. Sandıkta kaybedilen belediyelerin, seçimden sonra belediye başkanlarının parti değiştirmesi yoluyla yeniden kazanılmaya çalışılması, demokratik dengeyi ne yazık ki anlamsızlaştırmaktadır. Merkezi iktidarın seçimde kaybettiği siyasi mevzileri, halkın yeniden oyuna başvurmadan siyasi transferlerle geri kazanması, sandığın siyasal sonuçlarını dolaylı biçimde değiştiren bir pratiğe dönüşmektedir. Tam da bu nedenle bugün yapılanları normalleştirmemek gerekir. Bu tablo, toplumun sindirilmesine yönelik daha geniş bir siyasal iklimin bir parçasıdır. Ekonomik olarak yoksullaştırıldığı, hukuken güvensiz bırakıldığı, siyasal olarak baskı altında tutulduğu ve geleceğe ilişkin umutlarının zayıflatıldığı bir ortamda en temel demokratik hakkını, yani kendi yöneticilerini seçme hakkının da seçim sonrasında farklı mekanizmalarla aşındırılması asla kabul edilemez. Bizler siyasetin bu biçimde yozlaştırılmasına itiraz ediyoruz. Siyasetin makam pazarlıklarına, siyasi transferlere ve kişisel ikbal hesaplarına teslim edilmesine itiraz ediyoruz. Seçmenin verdiği oyun seçimden sonra başka bir siyasi alana dönüştürülmesine itiraz ediyoruz. Merkezi iktidarın yerel seçimlerde kaybettiği belediyeleri siyasi transferlerle yeniden kendi kontrol alanına dahil etme anlayışına itiraz ediyoruz.”

“TUGAY, BU KENTİ ASLA TEMSİL EDEMEZ”

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, “Düşen ses çürüyen Cemil Tugay’ın düşme sesidir. Sakın bunu unutmayın. Çürüdüğü için düşmüştür. Bu kenti asla o temsil edemez. Unutmayın bunu arkadaşlar”

“İKTİDARA GELDİĞİMİZDE DOSYALAR AÇILACAK”

YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, “Uzunca süredir titizlikle yürüttüğümüz bu süreci artık bundan sonra siyasal anlamda daha çok sertleşeceğimiz, Büyükşehir Meclisi’nde daha farklı bir şekilde yol yürüyeceğimiz, İzmir siyasetinde o ters yöne kürek çekilen bu siyaseti çok farklı yönlere taşıyacağımız bu sürece girdik. Bu yapılan, bir faşizmle, yapılan bir baskıyla yapılan bir geçiştir. Biz bugüne kadar açıklamalarımızı, işte Cemil Başkan duygusaldır, yapmaz etmez, etrafında sol arkadaşları ile, sol görüştüğü insanlarla beraber yol yürüyordur. Ama bugüne kadar yaptığımız bütün açıklamalar gitmemesi ve bu konuda psikolojik baskı hissetmemesi üzerineydi. Ancak görüyoruz ki pazarlıklar çok önceden yapılmış ve bu pazarlıkların önceden yapıldığını AKP’liler açık açık söylüyorlardı. Bu pazarlıkların yapılması AKP’yi kurtaracaklarını zannediyor ama AKP şu süreçten sonra herhangi bir kurtulma şansı yok arkadaşlar. AKP ilk seçimlerde gidecek ve bu kaygan bir şekilde hareket eden siyasetçilerin hepsi AKP ile birlikte yok olacaklar. Eğer kendilerinin buradan hem İstanbul’daki hem İzmir’deki geçen arkadaşlara sesleniyorum. Eğer geçme nedenleri AKP iktidarının yakaladıkları dosyalarda ise bu dosyalar biz iktidara geldiğimiz zaman da açılacak. Bu korku, bizim geldiğimiz zaman da olacaklarını bilmeleri gerekiyor.

AKP iktidarı şu anda kağıttan kaplan. Bakın, fon krizi büyük bir kriz. 455 bin insan doğrudan etkilenmiş. İki ay sonra, üç ay sonra bu krizin etkilerini göreceksiniz. Onlarca, yüzlerce insan intihar edecek. Bu insanların bu krizin yaşandığı süreçten sonra bu iktidar ayakta kalamayacak. Kalamadıktan sonra yeni parti iktidarında bu kayan siyasetçilerin hepsi bu yaptıkları sürecin bedelini ödeyecekler. Bakın, bundan kurtuluşu yok. Bunu bilmeleri gerekiyor. Bu, şu anda yaşadıkları korkaklığın, bu yaşadıkları sürecin bedelini önümüzdeki dönem yaşayacaklar. Eğer korkarak geçiyorlarsa halka bunun bedelini ödeyecekler. Eğer dosyaları varsa, ahlaki yapılan da bir problem varsa, bunun bedelini bizim iktidarımızda ödeyecekler. Bunu bilmeleri gerekiyor. Bundan sonra onların siyasi hayatı da bitmiştir. Eğer varsa açıkları, şu anki yaşamları da önümüzdeki dönem hukuki olarak değerlendirilecek. Hukuksal anlamda bütün o süreçler işletilecektir. Bunu bilmeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.