Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Partili Kavuncu’dan ‘mutlak butlan’ tepkisi: “İktidarın amaçladığı, iktidara bağlı majestelerinin muhalefeti”

İYİ Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, “Bugün CHP’nin başına gelen, yarın başka gerekçelerle bütün siyasi partilerin başına gelebilir. ‘Benim başıma gelmez’ diyecek tek bir parti duyamazsınız. Günün sonunda çok partili siyasi yaşamı kontrol altına almaya çalışan bir girişim söz konusu. İktidarın amaçladığı, iktidara bağlı majestelerinin muhalefeti” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, "Bugün CHP’nin

(ANKARA) – İYİ Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, “Bugün CHP’nin başına gelen, yarın başka gerekçelerle bütün siyasi partilerin başına gelebilir. ‘Benim başıma gelmez’ diyecek tek bir parti duyamazsınız. Günün sonunda çok partili siyasi yaşamı kontrol altına almaya çalışan bir girişim söz konusu. İktidarın amaçladığı, iktidara bağlı majestelerinin muhalefeti” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, partisinin Başkanlık Divanı Toplantısı’nın ardından genel merkezde basın toplantısı düzenledi.

“Türkiye artık otokrasinin tam içerisine girmiştir”

CHP Kurultayı’na yönelik ‘mutlak butlan’ kararına ilişkin konuşan Kavuncu, şunları kaydetti:

“Türkiye bayramdan hemen önce yepyeni bir sürecin içerisine atıldı. Bu süreç bizzat iktidar eliyle siyasetin ve demokrasimizin aslında dizaynı. Biz bunları maalesef daha önce de gördük. Millet iradesinin nasıl sabote edilebildiğini, siyasi rakiplerin nasıl iktidar tarafından hapsedildiğini hep beraber yaşamıştık. Fakat şimdi, Türkiye yepyeni bir aşamaya geldi. Peki nedir bu aşama? Şöyle tarifler yapılırdı; ‘Türkiye otokrasiye evriliyor’, ‘seçimli otokrasi’, ‘rekabetçi otokrasi’. Aslında bu geldiğimiz aşama o otokrasinin önüne ya da arkasına hiçbir kelime koymanızı gerektirmeyen bir süreç. Türkiye artık otokrasinin tam içerisine girmiştir. İktidar, koltukta kalabilmek için aklınıza ne geliyorsa bunu yapma aşamasına geçmiştir. İktidarda kalabilmek için kanun içinde veya dışında, demokrasi içinde veya dışında ne gerekiyorsa yapabileceğini göstermiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Genel Başkanımız, millet iradesine karşı yapılan demokrasi dışı her türlü müdahaleye sonuna kadar karşı olduğumuzu bizzat ifade etti. Biz de bir kez daha tekrar edelim. Bizim gözümüzde alınan butlan kararının kendisi mutlak butlandır. İYİ Parti de elbette bu süreçte millet iradesinden yana taraftır. Duruşumuz çok nettir ve istikametimiz de tamamen millet iradesidir. Millet iradesinin yanında olduğumuzun altını bir kez daha çizelim.

“Tek adayla kongre yapan iktidardan ‘delege iradesinin sakatlanabileceğine’ dair yorum abesle iştigal”

Bir yerel mahkemeye aldırılan kararla, bir siyasi partinin kongresinin nasıl engellendiğini en yakın bilen partilerden birisisiyiz. 2017 yılında referandumda mühürsüz oyların ve pusulaların nasıl geçerli sayıldığını yine hep beraber gördük. Biz bunları ilk defa yaşamıyoruz. Bunları yaşaya yaşaya yıllar içerisinde buralara geldik. 2019’da yerel seçimlerde İstanbul’daki seçimin nasıl iptal edildiğini ve yeni seçim yaptırıldığını yine hep beraber yaşadık. Gördüklerimiz çok fazlaydı, görmediklerimiz neler olabilir diyorduk. Göremediklerimizi de bize gösteriyorlar, gösterdiler. Bütün bu süreçte yaşanan ironik bir başka durum da ‘delegenin iradesi sakatlanmıştır’ gerekçesiyle bir siyasi partinin kongresi Yüksek Seçim Kurulu’nun kararına rağmen mahkeme eliyle yok sayılıyor. İktidar da bunun arkasında. Burada şu soru akla geliyor. Kendi kongrelerinde aday çıkartmayan, hiçbir kongreyi adayları yarışır şekilde yapmayan bir partinin, delege iradesinin nasıl saklanabileceğine dair bir görüş beyan etmesi komedi ve ironik bir durumdur. Çünkü biz hemen hemen hiçbir kongresinde iki ya da üç adayın yarıştığını görmediğimiz bir iktidar partisinden, delege iradesinin nasıl sakatlanabileceğine dair yorum duymayı abesle iştigal olarak değerlendiriyoruz.

“Majestelerinin muhalefetinin yaratılmaya çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz”

Meseleye yalnızca bir partiyi ilgilendiren mesele olarak görmek çok büyük bir hata olur. Bugün CHP’nin başına gelen, yarın başka gerekçelerle bütün siyasi partilerin başına gelebilir. ‘Benim başıma gelmez’ diyecek tek bir parti duyamazsınız. Günün sonunda çok partili siyasi yaşamı kontrol altına almaya çalışan bir girişim söz konusu. İktidarın amaçladığı, iktidara bağlı majestelerinin muhalefeti. Sözde muhalefet görüntüsünün altında iktidarın sözünden çıkmayan bir yapı arayışı söz konusu. Bunu bazı ülkelerde görüyoruz. Devlet başkanlarının, iktidar partilerinin muhalefet partilerinin genel başkanlarına takdir beratları verdiklerini, onlara müteşekkir olduklarını biliyoruz. Bu ülkelerde demokrasi var diyebilmemiz mümkün değil. İşte Türkiye böyle bir sürecin içerisinde. Majestelerinin muhalefetinin yaratılmaya çalışıldığı bir sürecin içerisindeyiz.”

“Bu iktidar siyasi bir operasyon için sizin, bizim yani milletin parasını yakıyor”

“Mutlak butlan” kararının ekonomiye etkisine de değinen Kavuncu, “Türk siyasetinde gerçekleşen bazı transferlerin arkasında da bu şantaj ve rehin alma mekanizması yatmaktadır. Türk siyasetinde bir siyasi partiyi dizayn etmek için kamu gücü kullanılmaktadır. Bugün Türk siyasetinde siyasi partilere ayar vermek için yandaş basın kuruluşları ve ne üzdüğü belirsiz tetikçiler kullanılmaktadır. Bunlar bir sistemin nasıl yozlaşmış, nasıl millet gerçeğinden koparılmış olduğunun da net göstergesidir. Bunları yapabilmek için bir kaynak da gerekiyor. Atılan bu antidemokratik ve hukuksuz adımlar ciddi bir maliyete yol açıyor. 19 Mart operasyonu için yakılan paranın ardından mutlak butlan için de 10 milyar dolardan fazla paranın eritildiği ifade ediliyor. Peki bu kimin parası? Bu para iktidarın parası falan değil. Bu iktidar siyasi bir operasyon için sizin, bizim yani milletin parasını yakıyor” dedi.

“ABD’den de icazet alındığı çok açık ve net”

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Ankara Büyükelçis Tom Barrack’ın yetkilerinin arttırılmasına değinen Kavuncu, “Bütün bunlar yapılırken ABD’den de icazet alındığı çok açık ve net. Donald Trump, geçtiğimiz günlerde Tom Barrack ilgili bir paylaşım yaptı ve kendisini tebrik etti. Tebrik ederken de Türkiye’deki çalışmalarından dolayı kendisini kutladığını ve yaptığı çalışmaların takdire şayan olduğunu söyledi. Görev süresini uzattı, terfi ettirdi. Şimdi soruyoruz. Tom Barrack ne yaptı? Türkiye’de yaptığı hangi çalışmadan dolayı başkanının takdirlerini aldı? Neden terfi ettirildi, neden görev süresi uzatıldı? Müşfik monarşi dedikten birkaç ay sonra mutlak butlan kararının alındığını gördük. Burada ya Tom Barrack’ın söylediklerini harfiyen takip eden, uygulayan bir iktidar var ya da iktidarın almış olduğu kararları öncesinden bilen ve bunun altyapısını hazırlayan bir Tom Barrack var. Bu yaşadıklarımız Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını nerelere bağladığını da çok net bir şekilde gösteren bir vakadır. AK Parti iktidarı bu sebeple korkunç bir suç işliyor” diye konuştu.

Siyasi rekabet hiç bu kadar ahlaksızlaşmamıştı”

İYİ Parti olarak “siyasi etik ve ahlak” yasası hazırladıklarını belirten Kavuncu, “Muhalefetten aldığı vekiller ve belediye başkanlarının kendi siyasi kaderlerini değiştireceğini düşünen bir iktidarla karşı karşıyayız. Buradan iktidara sesleniyorum. Size geçen siyasilerin vatandaş nezdindeki itibarları neyse, partinizin itibarı da o durumdadır. Muhalefetten oy toplayıp daha sonra iktidarla hareket etmek için karar alan siyasetçilerin onurları ne kadarsa AK Parti’nin onuru da bu kadardır. İYİ Parti olarak biz siyasette etik ve ahlak yasasıyla hem siyasetin finansmanından kaynaklanan yozlaşmayı hem de üsluptaki bozulmayı düzelteceğiz. Fakat mutlak butlan süreciyle ilgili şunu tekrar ifade etmek gerekiyor. Bu süreç asla bir partinin iç meselesi olarak değerlendirilmemeli. Bu boyutu çoktan aştığı net olarak görülmelidir. Türkiye adeta majestelerinin muhalefetiyle üçüncü sınıf bir otoriter yönetime, yani öyle rekabetçi, yarışçı, seçimli otokrasi falan değil kelimenin başına sonuna hiçbir şey eklemeden ifade edelim: Türkiye otokratik bir sürecin içerisine tam olarak girmiştir. Buraya dönüştürülmeye çalışılmış ve burada da muvaffak olunduğu görülmektedir” ifadelerini kullandı.

“Demokrasi pazarlığını yaptıkları yer, bir siyasi partiye kayyum atıyor”

DEM Parti’nin Cumhur İttifakı’nın ortağı olduğunu söyleyen Kavuncu, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin şöyle konuştu:

“Bu süreç yaşanmadan önce her siyasi olayda avazı çıktığı kadar bağıranların nasıl uysal bir kediye döndüğünü hep beraber görüyoruz. Öyle ki gel denildiğinde gittiklerini, git denildiğinde de bozulsalar da gittiklerini görüyoruz. Demokrasi söz konusu olduğunda, sözde mangalda kül bırakmayanların iktidarla arası bozulmasın diye nasıl taklalar attığını da bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Buradan soruyorum bu arkadaşlara. Ne oldu? Hani iktidarı eleştiriyorsunuz? Ne faşistlikleri kalmıştı ne antidemokratik tavırları kalmıştı. Ne oldu? AK Parti bir anda çok demokratik bir iktidar haline mi geldi? Türkiye’de ciddi siyasi bir kriz söz konusuyken bu arkadaşların tek bir derdi var. O da yasal süreç başlatılsın ve ilerletilsin. Bakın demokrasi pazarlığını kimlerle yapıyorlar? Demokrasi pazarlığını yaptıkları yer, bir siyasi partiye kayyum atıyor. Bunlar için tek bir konu var. Bu da yasal süreç. Her türlü antidemokratik uygulamayı muhalefetin üzerinde deneyen AK Parti ile iktidar ortağı MHP ve DEM Parti, Türkiye’ye demokrasi getireceğine inanıyor.”

“DEM Parti’nin de Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı olmuş olduğu bir kez daha tescillenmiş”

Yaklaşık 7 veya 8 maddeden söz ediliyor. Bir sefere mahsus olmak üzere çıkartılacak bu yasayla örgüt mensupları belli bir zaman diliminde Türkiye’ye ya da istedikleri başka bir yere gidebilecekler, gelebilecekler. Türkiye’de muhalefete ‘Muhalefet yapmayacaksınız’ diye her türlü baskı uygulanırken, bu kafa teröriste vize dağıtıyor. Türk vatandaşlarının alamadığı vizeyi, PKK’lı teröristlere veren bir iktidarla karşı karşıyayız. Cumhuriyet ve demokrasi karşıtlarının ittifakıyla karşı karşıyayız. Legal düzeyde siyasetçiye baskı uygulanırken, teröristlere serbest dolaşım hakkı tanıyan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bunu da Dem Parti’den öğreniyoruz. Böylece DEM Parti’nin de Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı olmuş olduğu bir kez daha tescillenmiş oluyor.

“Siyasetiniz bu kadar sıkıştı da Beştepe ile İmralı arasındaki tek adamlara mı sığınıyorsunuz”

Çok daha acı bir durum var. DEM Parti hazırlanan taslağı İmralı’da Öcalan’a soracakmış. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılacak bir yasanın icazeti İmralı’daki terör örgütü elebaşından alınacak hale geldik. Buna inanabiliyor musunuz? Öcalan bu yasa tasarısı ne yapacak? Gazi Meclis’te hazırlanan bir taslağa dair fikir beyanında mı bulunacak? Peki kim bu adam? Terör örgütü elebaşı olmasının ötesinde nasıl bir vasfı var? Yıllarca masum insanları istismar edip, bu ülkeye huzursuzluk ve acı vermekten başka ne özelliği oldu? Ey AK Parti iktidarı, bu kadar mı aciz duruma düştünüz? Bu kadar aciz duruma düştünüz de İmralı’dan icazet alacak hale mi geldiniz? Siyasetiniz bu kadar sıkıştı da Beştepe ile İmralı arasındaki tek adamlara mı sığınıyorsunuz? Sizin bir kanun taslağı hazırlayıp bunu tartıştırma ve sunma beceriniz yok mu? Biz inanın sizin adınıza utandık.”