Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel: Bugünden itibaren enerji maliyetlerinin artacağı bir döneme girdik

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının mali etkilerinin önümüzdeki günlerde görünür olacağını ifade ederek, “Boğaz kapanmadan önce oradan geçen geminin gitmesi gerektiği yere gideceği gün bugün. Biz enerji alanında stoktan tüketime gidilecek ve bugünden itibaren enerji maliyetlerinin artacağı bir döneme girdik” dedi.

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı

(İZMİR) – İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının mali etkilerinin önümüzdeki günlerde görünür olacağını ifade ederek, “Boğaz kapanmadan önce oradan geçen geminin gitmesi gerektiği yere gideceği gün bugün. Biz enerji alanında stoktan tüketime gidilecek ve bugünden itibaren enerji maliyetlerinin artacağı bir döneme girdik” dedi.

İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı, İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel ve GİK Üyesi Ali Topçu’nun katılımıyla basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Genel Sekreter Özel, ABD-İsrail-İran savaşında Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının mali etkilerinin bugünden itibaren görülmeye başlanacağını ileri sürdü.

Özel: “Hem adalet hem de emniyet noktasında ciddi zafiyet gösteriyor”

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinerek konuşmasına başlatan Özel, ‘adalet ve emniyet’ konuları üzerinden iktidarı eleştirerek şunları söyledi:

“Geçtiğimiz günlerde önce Urfa dün de Karamanmaraş’ta çok elim iki hadise yaşandı. Bunlar, bugüne kadar görmediğimiz türden hadiseler. Türkiye, cinnet haline düşmüş. Devlet, iki temele dayanır. Bunlardan biri emniyet diğeri de adalettir. Devlet bunları tesis edebildiği ölçüde liyakatli, kurumsal, yapısal ve insanların içinde huzurla yaşayabileceği bir devlet olabilir. Ama Türkiye Cumhuriyeti, ilk defa bu dönemi kadar hem adalet hem de emniyet noktasında ciddi zafiyet gösteriyor.

“Adalet endekslerine göre iflas etmiş bir ülke”

Adalet konusunda… Hukukun üstünlüğü endeksinde 143 ülke içerisinde 118. olan bir ülkedeyiz. Türkiye, Anayasa’ya göre bir hukuk devleti. İddianameler kanunlara göre hazırlanıyor, mahkemeler de kanunlara göre karar veriyor. Ama nedense bizlerin içinde bu mahkemelerin, düzenin hakkaniyet içerisinde işlediğine dair algı oturmuyor. Çünkü hukuk sisteminin temel vazifesi, insanları adalete eriştirmektir. Türkiye’de ikili hukuk var. İktidar mensubu ya da iktidara yakın hareket edenlerle, etmeden sıradan vatandaşlar ya da muhalefet yapanlar siyasetçiler açısından Türkiye aynı ülke değil. Türkiye maalesef adalet endekslerine göre de hissiyatına göre de iflas etmiş bir ülke.

“Hem içeride hem dışarıda emniyet zafiyetleri var”

Emniyet başka bir mesele. Hem içeride hem dışarıda emniyet zafiyetleri var. Yeni nesil çetelerle, çocuk çeteleriyle karşı karşıyayız. Literatürde ‘yatak odası radikalleşmesi’ olarak geçen bir deyim var. Son iki saldırıya baktığımızda muhtemelen bu çocukların hiçbir örgütle bağı çıkmayacak. Kendi evlerinde, ailelerinde bir odanın içerisinde bambaşka bir dünyada ve psikolojide yaşıyorlar. Bu çocuklar, eğitim hayatıın içerisinde olan çocuklar. Kendi okullarından bu saldırıları gerçekleştiriyorlar. Mevcut Milli Eğitim Bakanı döneminde vefat eden öğretmen ve öğrenci sayısı 37. Siz hala pişkin pişkin açıklamalar yaparak kendi görevinizi sürdürüyorsunuz. Oraya o kendi gelmedi, kendisi kalkamaz. Eğer ki istifa etme erdemini gösterse belki bir kapı açar. 2017 yılındaki referandumla içerisinde düştüğümüz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, özellikle bakanlar ve kısmen de milletvekilleri irade sahibi değiller. Sistem bir kişinin sistemi, devlet de bir kişinin sistemi. Onlar da dükkandaki kalfalar. Millet iradesine dayanmayan bu sistem, adaletsiz bir devlet düzeni oluşturuyor.”

“33 aylık süreç içerisinde enflasyon 6,7 düşürülmüş”

Mevcut ekonomik krize de değinen Özel, İran-ABD-İsrail geriliminin enerji piyasalarına yansımasını bugünden itibaren görüleceğini kaydederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu problemlerin içinde çözüm de mevcut. Liyakat. Bu mesele sadece adalet ve emniyet alanında değil. Son 5-6 yıldır içinde bulunduğumuz ekonomik kriz notasında da bizi günden güne daraltıyor. Bu iktidar 2002 seçimlerinde iktidara geldi. Seçim öncesinde 2001 krizi vardı. İktidar hala o krizi anıyor ve ‘geldik, çözdük’ diyor. Elimizde olmayan dış etmenlerden dolayı ekonomimiz biraz daraldı ama ciddi bir problem yok deniyor. Ama 33 aydır Şimşek yönetiminin dezenflasyon politikası var. Devlet, enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Ne kadar başarılılar? 33 aylık süreç içerisinde enflasyon 6,7 düşürülmüş. Son 2,5 yılda enflasyon Türkiye’de yüzde 200. Bu da demektir ki 2,5 yıl önce 100 lirası olan bir vatandaşın 100 lirasının bugünkü alım gücü 34 lira. Program bize göre başarısız ama çok başarılı bulanlar var. Gecelik faizlerle insanların parasını cebinden alıp Duai’ye, Londra’ya, götürenler yani faiz lobileri için başarılı. Ciddi bir gıda krizi yaşıyoruz. Gıdada yüzde 8,8 küçülme söz konusu. Küçülmeden kaynaklı önlenemeyen gıda enflasyonu nedeniyle vatandaşımız enflasyonu katmerli hissediyor. Biz bu ekonomi sarmalının içerisinde yüzde 37’lik faiz oranıyla çıkmaya çalışıyoruz.

“Devlet aklı idare aklıysa bunları öngörebilen bir akıl olmalıydı”

Yanı başımızdaki savaş ve açılım yani ihanet süreci… Yanıbaşımızdaki savaş, öngörülemeyecek bir şey değil. Bu nasıl oldu diye şaşırabileceğimiz bir durum yok. Bugün yaşadığımz ve ekonomimizi daha da zora sokacak bir sürü şey önceden öngörülebilridi. Devlet aklı idare aklıysa bunları öngörebilen bir akıl olmalıydı. Bir devlet Planlama Teşkilatı vardı. Sonrasında lağvedildi. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması meselesi mesela. Biz daha bunun yansımasını görmedik. Boğaz kapanmadan önce oradan geçen geminin gitmesi gerektiği yere gideceği gün bugün. Biz enerji alanında stoktan tüketime gidilecek ve bugünden itibaren enerji maliyetlerinin artacağı bir döneme girdik. Devlet bunu öngöremedi mi?”

“Bölücübaşının talimatıyla en fazla mangal partisi yapıldığı görüldü”

Özel, ‘yeni açılım sürecine’ de tepki göstererek şöyle konuştu:

“Biz sağlık sistemine, eğitim sistemine, adalet sistemine güvenmiyoruz. Hastane randevu düzenini kuramayan, güvenlikli okul sistemi inşa edemeyen bir hükümetin Türk tarihinin en önemli meselelerinden biri olan terör meselesini; bir cani başıyla bir uzlaşma masasında çözebileceğine inanılıyor. Bu sorunları çözemeyen sistemin terör sorununu çözebileceğine inanmak ne kadar kabil? 40-50 bin kişinin, bebeklerin katili bir kişi muhatap alınıyor, TBMM’den heyet gönderiliyor. Biz ne konuşulduğunu bile nizami bir şekilde öğrenemiyoruz. Gittin, karşısına geçtin, muhatap oldun. Bu millet 40-50 senedir çözemediğini, 3-4 vekille bölücübaşının karşısına giderek çözüyorsa herkes bir düşünsün. Bir bölücübaşının talimatıyla en fazla mangal partisi yapıldığı görüldü. PKK silah bıraktı mı? Bırakmadı. Talimatla deniliyordu. Suriye’de bile PKK silah bırakmadı. PKK Suriye’de devletleşiyor. Senin hakkında idam karar verdiğin kişinin talimatıyla bunların önünü kesebileceğini düşünmek kadar abesle iştigal bir şey yok.”

“İzmir’de enflasyon, rakamların üzerinde yaşanıyor”

İzmir özelinde de açıklamalar yapan Osman Ertürk Özel, Meslek Fabrikası direnişine de değinerek, şunları söyledi:

“İzmir’in meseleleri çok bariz. İzmir bütün iyi üretim rakamlarına rağmen nitelikli üretimin merkezi değil. Kendi sorunlu yapı stoku meselesini aşabilmiş bir kent değil. Konut maliyetlerinde ciddi artışlar olması, İzmir’de enflasyon, rakamların üzerinde yaşanıyor ve hissediliyor. İmalat sanayi ve ticaret alanında her ne kadar bölgenin öne çıkan kentlerinden bir olsa da yılda ortalama 2 bin şirketin kapandığı bir yer. İzmir, hak ettiği kıymeti hiçbir zaman bulamamış, hak ettiği hizmeti ne insani ne de kent olarak görememiş bir şehir.

“İktidarın yarattığı bu baskılara karşı çıkıyoruz”

İzmir’de muhalif belediyelere onların elinde olan kıymetlere yönelik girişimlerde bulunuldu. Selçuk’ta da Meryem Ana ve Efes Altkapı Otoparkı konusunda da bunlar yaşandı. Bunlar belli bir hukuki temeli olan süreçler. Bakanlık kendi otoparkını ‘kiraya vermek istemiyorum’ diyerek zorluk yaratıyor. Ama baktığınızda kamu iştiraki olan belediyenin gelir kalemlerinden bir olduğu, o gelirin verilmemesi halinde nasıl bir zarar oluşacağı besbelliyken kör göze parmak misali yapmanın, vatandaşın alacağı hizmeti zora sokmaktan başka bir şey değil. benzeri olan Meslek Fabrikası meselesinde de yaşanıyor. Biz, iktidarın yarattığı bu baskılara karşı çıkıyoruz ve çıkanların da yanında duruyoruz.”