Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İstanbul’da eğitim sendikalarından “Okullarda şiddete hayır” eylemi

Eğitim sendikaları, Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için bugün ülke genelinde iş bıraktı. Eğitim Sen, Hürrriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim-İş, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Eğitim emekçileri, “Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor” dedi.

Eğitim sendikaları, Şanlıurfa'da bir lisede yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için

Haber: Oktay YILDIRIM – Kamera : Gencer KETEN

(İSTANBUL)- Eğitim sendikaları, Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için bugün ülke genelinde iş bıraktı. Eğitim Sen, Hürrriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim-İş, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Eğitim emekçileri, “Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor” dedi.

Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan silahlı saldırının ardından eğitim sendikaları bugün Türkiye genelinde iş bıraktı. Eğitim Sen üyeleri, İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda toplanarakk Sultanahmet’te bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne pankart ve sloganlarla yürüdü. Müdürlük önünde basın açıklaması yapmak isteyen Eğitim Sen polis barikatı ile karşılaştı. Burada yaşanan gerginlik sonrası Eğitim Sen üyeleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne gelerek açıklama yaptı. Eğitim Sen İstanbul 3. Nolu Şube başkanı Hüseyin Tosu, şunları söyledi:

“Şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir”

“Bugün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 17 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Tek başına bir ‘şiddet vakası’ olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.

“Süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir”

Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.

“Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır”

Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır. Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.

“Kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz”

Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eğitim Sen olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” dedi.

Eğitim-Sen’den sonra Hürriyetçi Eğitim Sendikası İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne geldi. İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı İhsan Yıldız, şunları söyledi:

“Bu acı olaydan ders çıkarılmadığı ortadadır”

“Eğitimde şiddet olayları, neredeyse her geçen gün yeni bir vakayla karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha geçtiğimiz günlerde, henüz acısı dinmemiş, toprağı kurumamış olan öğretmenimiz Fatma Nur Çelik, eğitim yuvalarımızdaki açık güvenlik zaafiyetlerinin ve alınmayan önleyici tedbirlerin kurbanı olarak menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu acı olaydan ders çıkarılmadığı ortadadır. İhmaller zinciri devam etmiş; bu kez Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen olayda birçok öğrenci ve öğretmen yaralanmıştır. Söz konusu olayda toplam 16 kişi yaralanmış; yaralananların 4’ü öğretmen, 10’u öğrenci, 1’i polis memuru ve 1’i kantin görevlisidir.

“Giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması”

Herhangi bir can kaybının yaşanmamış olması tek teselli olarak görülse de bu durum yaşanan vahameti ortadan kaldırmamaktadır. Bu olay, eğitim kurumlarımızın güvenliğinin sağlanamadığını açık ve tartışmasız şekilde ortaya koymuştur. Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden saldırı gerçekleştireceğine dair açık paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması, yalnızca bir eksiklik değil, açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Risklerin önceden görülmesine rağmen harekete geçilmemiş olması kabul edilemez. Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Okullarda yeterli güvenlik personelinin bulunmaması, giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması; bu tür olayların yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır.

“Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır”

Bununla birlikte, öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde itibarsızlaştırılması da şiddeti besleyen temel unsurlardan biridir. Öğretmenin değersizleştirildiği, hedef hâline getirildiği bir ortamda ne eğitim huzuru sağlanabilir ne de güvenli bir okul iklimi oluşturulabilir. Yaşanan bu olayda yaralanan öğrenci ve öğretmenlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz. Ancak temenni yeterli değildir. Bu olayda sorumluluğu bulunan, görevini ihmal eden kişi ve yetkililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler derhâl başlatılmalı; ihmali bulunan herkes hesap vermelidir. Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır.

Artık yeter. Okullar güvenli alanlar olmak zorundadır”

Artık söz değil, icraat zamanı gelmiştir: Okullarda yeterli sayıda ve sürekli görev yapan güvenlik personeli derhâl görevlendirilmelidir. Giriş-çıkış kontrol sistemleri standart hâle getirilmeli ve tavizsiz şekilde uygulanmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren yasal düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullara yönelik risk analizleri düzenli olarak yapılmalı, tespit edilen eksiklikler gecikmeksizin giderilmelidir. Eğitimde şiddet sıradanlaştırılamaz. Her ihmal, yeni bir felaketin habercisidir. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilmesi mümkün değildir. Hürriyetçi Eğitim Sen olarak; eğitim kurumlarında güvenlik sağlanana, gerekli tüm önlemler eksiksiz şekilde hayata geçirilene kadar sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz. Artık yeter. Okullar güvenli alanlar olmak zorundadır”

Hürriyetçi Eğitim Sendikası’ndan sonra Eğitim-İş de bir açıklama yaptı. “Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz’ imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bu eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır”

“Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hala izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor. Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz! Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: ‘Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak’. Peki ne yaptınız? Hiçbir şey. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri korunabildi.

“Bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir”

Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir. Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır. Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz’ imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.

“Okul girişlerinde denetim sağlanmalıdır”

Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz. Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.

“Gelin, artık yeter diyelim”

Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim. Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim-İş olarak buradayız. Susmayacağız. Alışmayacağız. Normalleştirmeyeceğiz. Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek”