Haber: Tacettin DURMUŞ
(KARS) – İnsan Hakları Derneği (İHD) Kars Şube Başkanı Güldane Kılıç, “Hükümet Kürt meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele almalıdır. Bu bağlamda süreç, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak değil, Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir” dedi.
Kılıç, düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü konusunda toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut yaratan ancak bir yandan da belirsizliklerle örtülü tarihi bir süreçten geçtiğini” ifade etti.
“PKK’nın silah bırakma ve kendini feshetme kararıyla sürecin somut bir aşamaya evrildiğini, silahların susmasıyla birlikte gelişen diyalog kanallarının tüm hak savunucuları ve toplum tarafından memnuniyetle karşılandığını” söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:
“Dernek olarak, silahların susmasının ve çatışmalı ortamdan kaynaklı yaşam hakkı ihlallerinin ortadan kalkmasının tek başına bütün halkların barış fikri etrafında bir araya gelmesi için yeterli neden olduğu kanaatindeyiz. Bununla birlikte, hukuksal reformlarla desteklenemeyen ve hukuki bir güvenceye bağlanmayan müzakere süreçlerinin kalıcı barışla sonuçlanması da mümkün görünmemektedir. Nitekim 2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının sebeplerinden biri de hiç kuşkusuz sürecin gereklerine dair hukuki ve idari reformların hayata geçirilmemesiydi.
Türkiye’nin yakın geçmişteki başarısız çözüm girişimi ve dünya örnekleri gözetildiğinde barış sürecinin kesintiye uğramaması ve nihai olarak da başarıya ulaşması için gerekli reformların hızlıca hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Mevcut durumda fiili silahsızlanma iradesine karşılık, devletin bu iradeyi destekleyecek geçiş dönemi yasalarını hayata geçirme konusunda söylem düzeyinde kalan bazı beyanlar haricinde süreci tahkim edecek somut adımlara dönüşmemiştir. Dünyadaki çatışma çözümü deneyimleri göstermiştir ki; hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen, yasal statüye kavuşturulmayan müzakere girişimleri, tekrarlanma ve eskiye dönüş riski taşımaktadır.”
“PKK’nin silahsızlanma kararını tahkim edecek adımlar atmalı ve ivedilikle gerekli yasal düzenlemeler yapmalı”
Kılıç, Kürt meselesinin çözümü konusunda önemli bir adım olarak değerlendirdikleri TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, nihai raporunu tamamlayıp Meclise sunmasının üzerinden iki ayı aşkın süre geçtiğini belirtti.
Siyasi aktörler yapılması planlanan reformlara dair bayram sonrasını işaret etmesine rağmen bugüne kadar hiçbir adımın atılmamasının endişe verici olduğunu söyleyen Kılıç, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“2025 yılı içerisinde de muğlak da olsa çeşitli zaman dilimlerine infaz yasası başta olmak üzere bazı yasal düzenlemelere işaret edilmiş ancak her defasında ulusal ve bölgesel gelişmeler gerekçe gösterilerek geri adım atılmıştır.
Hükümet Kürt meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele almalıdır. Bu bağlamda süreç, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak değil, Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir.
Dünya deneyimleri, çatışma çözümlerinin en zor ve uzun süren aşamasının ‘silahsızlanma’ aşaması olduğunu göstermiştir. Buna karşılık Türkiye’de bu evre sorunsuz bir şekilde ve sürecin hemen başında gerçekleşmiş, devletin bu aşamayı tahkim edecek düzenlemeler yapması beklenmektedir. Fiili olarak sağlanan silahsızlanma, başkaca teyit ve tespit koşuluna bağlanmaksızın, yasal adımlarla güvence altına alınmalıdır. Hükümet zaman geçirmeden ve muhtemel yol kazalarına mahal vermeden PKK’nin silahsızlanma kararını tahkim edecek adımlar atmalı ve bu konuda ivedilikle gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır.”

