Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İçişleri Bakanı Çiftçi: “Gazze’ye uzanan her yardım eli, insanlığın vicdanını ayakta tutma gayretidir”

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Gazze’ye uzanan her yardım eli, insanlığın vicdanını ayakta tutma gayretidir. Mazlumların yanında olmak bizim medeniyetimizin en asli vazifesidir. İşgalci şebekenin temsilcisi Netanyahu’nun, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz ve seviyesiz açıklamaları da aslında bu hakikat karşısında duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. Gazze’de çocuklar katledilirken, hastaneler bombalanırken, masum insanlar açlığa ve ölüme mahkum edilirken Türkiye susmadı, susmayacak” dedi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Gazze'ye uzanan her yardım eli, insanlığın

(ANKARA) – İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Gazze’ye uzanan her yardım eli, insanlığın vicdanını ayakta tutma gayretidir. Mazlumların yanında olmak bizim medeniyetimizin en asli vazifesidir. İşgalci şebekenin temsilcisi Netanyahu’nun, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz ve seviyesiz açıklamaları da aslında bu hakikat karşısında duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. Gazze’de çocuklar katledilirken, hastaneler bombalanırken, masum insanlar açlığa ve ölüme mahkum edilirken Türkiye susmadı, susmayacak” dedi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen Sivil Toplum İstişare Kurulu Toplantısı’na katıldı.

Çiftçi burada yaptığı konuşmada, bir milleti ayakta tutan ve büyük kılanın, yetiştirdiği insan, kurduğu medeniyet, yaşattığı değer ve mazluma uzanan merhamet eli olduğunu söyleyen Çiftçi, “Milletimizin vicdanının kurumsallaşması olan sivil toplum kuruluşlarımız, iyiliği, güzelliği ve hakkı ortak bir sorumluluk bilincine dönüştürmeye çalışan iyilik organizasyonlarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Bizim medeniyetimiz, hakkı hakim kılmak için ömrünü, ilmini, malını vakfederek adayanların kurduğu bir vakıf medeniyetidir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve günümüze uzanan büyük tarihi yürüyüşümüzde şehirlerimizi devlet kurumları kadar vakıflarımız da inşa etmiştir. Yetimlerin ve gariplerin elinden tutulurken, yolda kalmışların ihtiyacı karşılanırken, kuşların dahi hakkı gözetilirken bütün bu güzelliklerin ardında vakıflarımız vardı. İnsana hizmeti, Hakk’a hizmet olarak kabul eden medeniyetimizde, insanı yaşatma, iyiliği kalıcı hale getirme ve medeniyetin ahlaki omurgasını ayakta tutmak vakıf faaliyetlerinin özüdür” diyen Çiftçi, şöyle devam etti.

“MODERN DÜNYANIN PROBLEMİ BİLGİ EKSİKLİĞİ DEĞİL, MANA, İRFAN VE HİKMET EKSİKLİĞİDİR”

“Medeniyet dediğimiz şey, insanın eşya ile kurduğu ilişkiden önce insanın insanla kurduğu ilişkinin adıdır. Bir medeniyetin büyüklüğü gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, vicdanının derinliğiyle ölçülür. Teknoloji ilerlemekte, üretim artmakta, imkanlar çoğalmakta, fakat insanlık aynı ölçüde huzur üretememektedir. Çünkü modern dünyanın temel problemi bilgi eksikliği değil, mana, irfan ve hikmet eksikliğidir. Tam da burada sivil toplum kuruluşlarımız insanı yeniden merkeze alan bir medeniyet tasavvurunun taşıyıcısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir milletin yükselişi de ahlakla mümkündür. Ahlakın olmadığı yerde kalkınma olur belki, fakat medeniyet kurulamaz. İşte vakıflarımız ve derneklerimiz tam da bu ahlak hareketinin günümüzdeki temsilcileridir.

Millet ve insanlık olarak tarihi bir dönemde ve eşikteyiz. Küresel ve bölgesel düzeyde meydana gelen çatışmalar, krizler ve kargaşalar her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Bütün bu ateş çemberinin ortasında huzur ve güven içinde yaşadığımız vatanımız sadece bir coğrafyanın adı değildir. Eğer bir milletin vatanla olan bağı sadece hukuki bir vatandaşlık ilişkisine indirgenirse orada aidiyet zayıflar. Fakat vatan, sevgiyle, sorumlulukla, fedakarlıkla ve hizmetle tahkim edilirse nesiller boyunca yaşamaya devam eder. İşte sivil toplum kuruluşlarımız bu noktada çok önemli bir vazife üstlenmektedir. Çünkü vakıflarımız ve derneklerimiz yardım faaliyetlerinin yanı sıra bir vatan şuuru inşa ediyor, aidiyet duygusuyla birlikte yaşama iradesini güçlendiriyor. Bir köy okuluna kitap gönderen, bir gence burs veren, bir tarihi eseri ihya eden, bir kütüphane kuran, bir yetimin başını okşayan ve bir muhacire ensar olan da aslında aynı büyük medeniyet ve vatan davasına hizmet etmektedir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın başarısı da ancak vatanını seven, milletine bağlı, tarihinin farkında olan ve medeniyet mirasını geleceğe taşıma sorumluluğu hisseden nesillerle mümkün olacaktır.”

“TÜRKİYE’NİN ADI UMUTLA ANILIYORSA BUNDA MİLLETİMİZİN MERHAMETİ VARDIR “

Türkiye’nin son çeyrek asırda çok büyük dönüşümler yaşadığını, vesayet odaklarının siyaset ve toplum üzerindeki etkisini gerilettiğini, devlet ile millet arasına örülmeye çalışılan duvarları yıktığını ifade eden Çiftçi, bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının büyük emekler ve fedakarlıklar ortaya koyduğunu, milletin sesine ses olduğunu belirtti. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken de aynı sorumluluğun devam ettiğini kaydeden Çiftçi, “Telafer’de okul yapan, Somali’de su kuyusu açan, mazlumun elinden tutan, yetime sahip çıkan sizlerin emeği Türkiye’nin gönül köprülerini inşa etmektedir. Üstad merhum Necip Fazıl Kısakürek’in işaret ettiği gibi, büyük milletler büyük idealler etrafında yükselir. Biz büyük bir milletiz ve bizim idealimiz var. İnsanı eşrefi mahlukat gören, adaleti esas alan, merhameti yücelten, mazluma sahip çıkan ve hakkı üstün tutan bir medeniyet anlayışının yeniden ihyasıdır. Bugün Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Türkistan’dan Afrika’ya, Kudüs’ten Gazze’ye kadar uzanan gönül coğrafyamızda Türkiye’nin adı umutla anılıyorsa bunda milletimizin merhameti, sivil toplum kuruluşlarımızın fedakarlığı vardır” diye konuştu.

Çiftçi, şunları kaydetti:

“Özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz kalmayan, mazlum Filistin halkına insani yardım ulaştırmak için gayret eden bütün vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Gazze’ye uzanan her yardım eli, insanlığın vicdanını ayakta tutma gayretidir. Mazlumların yanında olmak bizim medeniyetimizin en asli vazifesidir. İşgalci şebekenin temsilcisi Netanyahu’nun, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz ve seviyesiz açıklamaları da aslında bu hakikat karşısında duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. Şunu herkes bilmelidir, Gazze’de çocuklar katledilirken, hastaneler bombalanırken, masum insanlar açlığa ve ölüme mahkum edilirken Türkiye susmadı, susmayacak… Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın mazlumdan yana, haktan yana, adaletten yana yükselttiği ses sadece Türkiye’nin değil, vicdan sahibi bütün insanlığın sesidir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de Filistin davasının, Kudüs’ün, Gazze’nin ve bütün mazlum coğrafyaların yanında dimdik durmaya devam edecektir.”