Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – İBB Davası’nın 51’inci gününde savunma yapan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, emniyete kendi isteğiyle giderek teslim olduğunu, buna rağmen kamuoyuna servis edilen gözaltı görüntülerinin kurgulandığını öne sürdü. Gökce, polis eşliğinde emniyete girişinin görüntülenebilmesi için üç kez dışarı çıkarılıp yeniden içeri alındığını belirterek, “Kendi ayağımla teslim olmama rağmen, görüntülerle polis tarafından getirilmişim izlenimi oluşturulmaya çalışıldı” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 51’inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.
Duruşma, İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce’nin savunmasıyla başladı.
“15 AYDIR İLK KEZ DUVARLARA DEĞİL, HAKİMLERE SESLENİYORUM”
Gökce, tutukluluğunun 15’inci ayını geride bıraktığını belirten Gökce, “15 aydır ilk kez duvarlara ve ekranlara seslenmek yerine hakimlerden oluşan bir heyete seslenebiliyorum. Esasında milletimize sesleniyorum” diye konuştu.
Mahkeme heyetinin, Türk milleti adına karar verecek yargıçların, yalnızca kendi anlatımlarını değil, avukatlarının ortaya koyacağı hukuki değerlendirmeleri de dikkate alacaklarına inandığını söyleyen Gökce, Anayasa’nın 9’uncu maddesi gereği, yargı yetkisinin ancak tarafsız ve bağımsız mahkemeler tarafından kullanılabileceğini, adaletin tecellisinde yargıçların rolünün büyük olduğunu vurguladı.
“30 YILDIR MİLLETE HİZMET ETTİM, HESAP VERMEKTEN HİÇ KAÇMADIM”
Buğra Gökce, 1996 yılından bu yana sürdürdüğü kamu görevi boyunca millete hizmet anlayışıyla çalıştığını, hakkında yürütülen soruşturmaları da her zaman “millete hesap vermek” olarak değerlendirdiğini söyledi.
Kamu görevlilerinin denetlenmesinin ve gerektiğinde soruşturulmasının görevin doğal bir parçası olduğunu dile getiren Gökce, “Hiçbir kamu görevlisi denetlendiği ya da soruşturulduğu için gocunmaz. Tam tersine, onuruyla hesap vermeyi bir fırsat olarak görür” dedi.
“30 AYRI SAYIŞTAY DENETİMİNDEN GEÇTİM, HİÇ KARAKOL YÜZÜ GÖRMEDİM”
Görev hayatı boyunca onlarca soruşturma geçirdiğini ve yaklaşık 30 ayrı Sayıştay denetiminden geçtiğini anlatan Gökce, buna rağmen ilk kez tutuklanarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığını söyledi. Buğra Gökce, “Daha önce karakol yüzü görmemişken, yasal koşullar oluşmadan tutuklanmak ve 15 ay boyunca özgürlüğümden mahrum bırakıldıktan sonra burada bulunmak nedeniyle yaşadığım üzüntüyü ve uğradığımı düşündüğüm haksızlığın verdiği öfkeyi kaderin bir parçası olarak kabul ettim. Bu nasıl bir kaderdir?” şeklinde konuştu.
İddianamenin, “suç örgütü”, “bu sözde suç örgütünün bazı ihaleleri manipüle ettiği” ve “kendisinin bu örgütün üyesi olarak bu manipülasyonlara katıldığı” iddialarıyla üç temel varsayıma dayandığını belirten Gökçe, “Ancak iddianamede bu üç varsayımı destekleyen somut deliller bulunmamaktadır. Aslında ‘Ben şunu yaptım, bunu yaptım’ demekten hoşlanan biri değilim. Ancak bugün bunu yapmak zorundayım. Çünkü bütün hayatım boyunca verdiğim mücadelenin tam tersinin iddia edildiği bir iddianameyle karşı karşıyayım” ifadelerini kullandı.
“KIBRIS GAZİSİ BİR BABANIN EVLADIYIM”
Gökce, 1974 yılında Ankara’da doğduğunu, hava subayı olan babasının Kıbrıs Barış Harekatı’na katılarak gazi olduğunu anlattı. İlk, orta ve lise eğitimini memur maaşıyla geçinen bir ailenin çocuğu olarak tamamladığını belirten Gökce, “Ne kolej ne dershane imkanım oldu. Rahmetli babamın memur maaşı ve ev hanımı annemin büyük fedakarlıkları sayesinde eğitimimi tamamladım” dedi.
“ONUR DERECESİYLE MEZUN OLDUM, TEZLERİM KİTAP OLARAK YAYIMLANDI”
1991 yılında Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nü kazandığını söyleyen Gökce, bölümden onur derecesiyle mezun olduğunu, ardından yüksek lisans yaptığını ve hazırladığı tezlerin kitap olarak yayımlandığını belirtti. Akademik çalışmalarını da mahkeme heyetine sunacağını ifade eden Gökce, “Belki sizin için bir önemi olmayabilir ancak benim için ve meslek alanımızın akademik literatürü açısından önemlidir” diye konuştu.
Üniversite eğitiminin ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi’nin açtığı memuriyet sınavını kazanarak 1996 yılında şehir plancısı olarak göreve başladığını anlatan Gökce, bu yıl itibarıyla kamu görevindeki 30’uncu yılını doldurduğunu söyledi.
Buğra Gökce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptığı dönemde kamusal alanların işgallerden kurtarılması, kıyıların halka açılması ve rant amaçlı imar projelerine karşı verilen mücadeleleri anlatarak, bugün aynı kadroların “kamuyu dolandırmakla” suçlanmasının büyük bir çelişki olduğunu aktardı.
“İZMİR’DEN İSTANBUL’A, ÜLKENİN EN BÜYÜK KENTSEL LABORATUVARINA GELDİM”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevini 2022 yılının Haziran ayına kadar sürdürdüğünü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden gelen teklif üzerine İstanbul’a geldiğini ifade eden Gökce, İstanbul’u “ülkenin ve Avrupa’nın en büyük kentsel alanı” olarak tanımladı. Gökce, “Mesleki ve akademik çalışmalarımın hayata geçebileceği bu eşsiz laboratuvarda, bugüne kadar edindiğim bilgi ve birikimi ülkenin en ağır sorunlarının yaşandığı kentin hizmetine sunabilmek amacıyla İstanbul’a geldim” dedi.
Kentleşme, ulaşım ve afet yönetimi gibi alanlardan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Gökce, İBB’deki görev süresinin yalnızca 17 ay sürdüğünü hatırlatarak, dosyadaki bazı suçlamaların bu görev süresinin dışındaki dönemleri kapsadığına dikkati çekti.
“KENTİ VE ÇEVREYİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞTIM”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, kent kimliğini, çevreyi, kamusal değerleri ve halk yararını önceleyen bir anlayışla görev yaptığını, çok sayıda genç ve deneyimli mimar, şehir plancısı ve mühendisle çalıştığını belirten Gökce, bugün bu isimlerin önemli bir bölümünün sanık sıralarında bulunduğunu ifade etti. Gökce, “Onlarla birlikte kent ve halk yararına çok önemli işlere imza attık, teknik kadroların emekleri benden çok daha fazla. Hepsinin emeği önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.
(SÜRECEK)
