Haber: Beril KALELİ/Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) Geçen yıl 10 Ekim’de Esenyurt’ta sokak ortasında dövülerek öldürülen gazeteci, belgeselci ve çevre hakları savunucusu Hakan Tosun’la ilgili davanın görülmesine Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Sanık avukatının katılmadığı duruşma ertelendi. Adliye önünde Hakan Tosun’un Dostları adına yapılan açıklamada, “Hakan hayatı boyunca başkalarının sesini duyurmak için kamerasını taşıdı. Şimdi sıra bizde. Şimdi biz Hakan’ın sesiyiz. Biz intikam istemiyoruz. Biz gerçeğin tamamını ve eksiksiz adalet istiyoruz. Bütün sorumlular yargı önüne çıkarılana, bütün ihmaller açığa çıkarılana ve adalet eksiksiz biçimde sağlanana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.” denildi.
Esenyurt’ta 10 Ekim 2025’te sokak ortasında dövülerek öldürülen gazeteci ve çevre hakları savunucusu Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın görülmesine Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
Sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “Kasten öldürmek” suçundan yargılandıkları davanın duruşması nedeniyle adliye çevresi ve koridorlarda geniş güvenlik önlemi alındı. Polis, duruşma salonunun bulunduğu koridoru barikatla kapattı. Duruşma salonuna izleyici alınmadı. Vatandaşlar başka bir duruşma salonundan SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla takip etti. Duruşma salonuna taraf avukatları, Hakan Tosun’un ailesi, milletvekilleri ve sınırlı sayıda gazeteci alındı. Diğer basın mensupları duruşmayı izleyiciler için açılan salondan takip etti.
Karar duruşması olacağı beklenen duruşmada sanıklardan Murat’ın avukatının katılmaması dolayısıyla sanığın savunmasının alınaması nedeniyle mahkeme karar açıklamadı. Duruşma 7 Ekim tarihine ertelendi.
SANIK AVUKATLARI MAZERET BİLDİRDİ, DURUŞMA KARAR AÇIKLANMADAN ERTELENDİ
Duruşmanın ardından açıklama yapan Hakan Tosun’un avukatları, bugunkü duruşmada mahkeme heyetinin esas hakkında savcı görüşünü taraflara tebliğ ettiğini belirterek “Herhangi bir haksız tarih indirimi yapılmadan müebbet hapisle cezalandırılsın dedik. Bunun sebeplerini mahkemede anlattık. Gerçekten de mahkeme bugün karar verecekti fakat sanıklardan birinin vekilleri, iki vekili vardı. İkisi de dosyaya mazeret verdiler.” dedi.
“ADALET TALEBİMİZİ HAYKIRMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK”
Duruşma öncesi Hakan Tosun’un Dostları adına basın açıklaması yapıldı. “Bugün, 22 Eylül 2026, Hakan Tosun’un üçüncü duruşması için ailesi, dostları ve yaşam savunucuları olarak adalet talebimizi bir kez daha haykırmak üzere Bakırköy Adliyesi’nde bir araya geldik. Bu ülkenin yedi iklim toprağında emeği olan; hiçbir maddi karşılık beklemeden vatanı, toprağı, doğası, emeği, tüm canlıların ve mazlumların yaşam hakkı için sırtında kamerasıyla dağ dağ, köy köy, şehir şehir yol alan derviş yürekli bir gazeteci bu ülkede göz göre göre katledildi. Hakan hayatı boyunca kamerasını gerçeğe çevirdi. Yaşam alanları için direnenlerin, doğasını ve toprağını savunanların, sesi duyulmayanların yanında oldu.
“YALNIZCA ANNESİNİ GÖRMEK İSTİYORDU”
Kamerası onun yalnızca mesleği değil, gerçeğe karşı sorumluluğuydu. Hakan’ın son görev yeri Hatay’dı. Depremin ardından yaşam alanlarını savunan, feryatlarını duyurmaya çalışan Hataylıların sesine ses katmak için kamerasını alıp Hatay’a gitti. Yaşananları kaydetti, insanların sesini duyurmaya çalıştı. Sonra İstanbul’a döndü. Çok yorgundu. Ve yalnızca annesini görmek istiyordu. Ama annesine ulaşamadı. Bütün bir mahallenin gözleri önünde saldırıya uğradı. Kamera kayıtlarına yansıyan bu saldırının ardından yaşamını kaybetti. Bugün iki sanık tutuklu. Savcılık, iki sanık hakkında kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası talep ediyor.
“MOTOSİKLETLİ 3. KİŞİNİN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”
Ancak görüntülerde bir kişi daha var: Motosikletli üçüncü kişi. Kamera kayıtlarında sanıkların yanında olduğu ve onlarla birlikte hareket ettiği görülen bu kişi bugün hâlâ sanık değil; dosyada tanık sıfatıyla yer alıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Motosikletli üçüncü kişinin de sanık olarak yargılanmasını istiyoruz. Görüntüler ortadadır. Bu dosyada gerçeğin bir bölümü görülüp diğer bölümü görmezden gelinemez. Hakan’ın bulunması, olayın aydınlatılması ve gerekli işlemlerin zamanında yerine getirilmesi sürecinde görevini yerine getirmeyen, ihmali bulunan kamu görevlileri varsa onlar da hukuk önünde hesap vermelidir. Biz bütün gerçeği ve bütün sorumluların yargılanmasını istiyoruz.
“İNTİKAM DEĞİL GERÇEĞİN TAMAMINI VE EKSİKSİZ ADALET İSTİYORUZ”
10 Ekim’de Hakan’ın aramızdan alınmasının üzerinden tam bir yıl geçmiş olacak. Bir yıl… Ve bir yıldır yasını tutamayan bir anne var. Kardeşleri var. Dostları var. Biz yasımızı unuttuk. Çünkü Hakan’ı kaybetmenin acısını yaşayamadan adalet aramaya başladık. Mahkeme koridorlarında, buluşmalarda, anmalarda Hakan’ın adını, yaşamını ve mücadelesini unutturmamak için çabaladık. Çünkü biliyoruz: Hakan unutulursa dosya yalnızlaşacak. Biz buna izin vermeyeceğiz! Hatay’dan yorgun argın dönen ve yalnızca annesini görmek isteyen bir insanın annesine giden yolu yarım kaldı. İşte biz o yarım bırakılan yolun, cevapsız bırakılan soruların ve tamamlanmamış adaletin peşindeyiz. Hakan hayatı boyunca başkalarının sesini duyurmak için kamerasını taşıdı. Şimdi sıra bizde. Şimdi biz Hakan’ın sesiyiz. Biz intikam istemiyoruz. Biz gerçeğin tamamını ve eksiksiz adalet istiyoruz. Bütün sorumlular yargı önüne çıkarılana, bütün ihmaller açığa çıkarılana ve adalet eksiksiz biçimde sağlanana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.”
Duruşma öncesi adliye önündeki açıklamaya çok sayıda siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcisi destek verdi. Destek veren isimlerden YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu da “Şu anda onu hissetmek burada, başına gelenleri görmek buradaki adalet yürüyüşümüzü, adalet isteğimizi daha da arttırıyor. Bakın, Hakan Tosun katledileli neredeyse bir sene oldu. Canımız Hakan’ımız, iyi dostum Hakan. O kadar üzülüyoruz, o kadar üzülüyoruz ama bugün bu yaşadıklarımıza daha çok üzülüyoruz. Bu nasıl bir sistemdir, bu nasıl bir adalettir?” diye sordu. Rızvanoğlu şunları söyledi:
RIZVANOĞLU: ADALET İSTİYORUZ
“Bakın İstanbul’da sokağın ortasında bir doğa savunucusu, bir belgeselci, bir gazeteci yürürken kendi kendine hiçbir şey yapmazken katledildi. Böyle bir şey olabilir mi? Eğer Hakan Tosun ve diğerlerimiz bugün sokakta özgürce yürüyemiyorsak hangimiz güvendeyiz? Hangi çocuk güvende? Hangi anne güvende? Hangi yuva güvende? Hangi aile güvende? Bunu hiçbirimiz bilemeyiz. Bakın olayın üzerinden tam bir yıl geçti. Bir yıl olmak üzere ve biz bir yılda her gün aynı şeyi yineliyoruz. ‘Hakan Tosun nerede?’ diye başladık, ‘Hakan Tosun için adalet istiyoruz.’ diye devam ettik. Bugün burada davaya katılacağız, adaleti aramaya çalışacağız. Bulabilecek miyiz? Ümit ediyoruz bulacağız. Ümitlerimiz dar ama inanıyoruz ki Hakan Tosun oralarda bizi izliyor ve biraz önce arkadaşlarımızın dediği gibi Hakan Tosun’un kamerası burada. O bugün bizlerle ama bizler bugün sesimizi Hakan Tosun için ve 86 milyon için aslında yükseltiyoruz. Adalet istiyoruz. Güvenli bir ülke istiyoruz. Gazetecilerin özgürce yazabildiği, sokaklarda dolaşabildiği güvenli bir Türkiye istiyoruz. Bugün bu yolda hep birlikteyiz. Davayı takip edeceğiz ve burada katiller son evresindeki en en en ağır cezayı almadan hiçbirimizin kalbi soğumayacak. O güne kadar bizler burada hem hep birlikte hem Hakan Tosun’un ailesinin, acılı ailesinin yanında olarak sizlerle olacağız.”
KADIGİL: BU DOSYANIN TEK FAİLİ O İKİ CANİ DEĞİL…
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil ise”Bu dosyayı ilk açtıklarında Hakan’a neredeyse hakaret ettiler. Bu dosyayı ilk açtıklarında Hakan’ı neredeyse suçlu çıkarttılar. Bugün geldiğimiz noktada o iki cani, o iki katil hak ettikleri gibi müebbet hapis cezasıyla yargılanıyorlar. Ama bu dosyanın tek faili o iki insan değil, o iki cani değil, o iki katil değil. Onları oraya motosikletin arkasında taşıyan, kafasında kaskıyla defalarca keşif mi ne yaptığı belli olmayan Yusuf denen zat. Hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilk etapta karar verilen, ailenin aynı acıyı tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıp, hakkında defalarca suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldığı Yusuf bugün burada ceza almayacak.” dedi.
Kadıgil şunları söyledi:
“Mevlana Karakolu’nda o zanlılarla ocakbaşı köşelerinde görüşenler, kamera kayıtları karartılırken oturup seyredenler henüz bir ceza almayacaklar. Ve herkes şunu çok iyi bilsin ki Hakan Tosun gibi bir gazeteciyi sokak ortasında döverek katledenlerden her biri ayrı ayrı hak ettiği cezayı almadan, yanımda duran Hakan Tosun’un annesinin, ablasının içi soğumadan bu dava bitmeyecek! Bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz!
Daha bu sabah Manisa’da yine okulda öğrencileri öldürdüler. Her geçen gün ayrı bir operasyonla uyanıyoruz. Hak savunucularının ‘Ailem Güvende’ adı altında hapiste tutulduğu günlerden geçiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyoruz: Hiçbirimiz bu saçma sapan düzende güvende falan değiliz.
“İKİ KİŞİYİ TUTTUM, MÜEBBET, ATTIM İÇERİ, BİTTİ, KAPATTIM DOSYAYI… BÖYLE YARGILAMA, ADALET OLMAZ”
Bu dosyada biz Hakan’ın neden öldürüldüğünü hâlâ bilmiyoruz! Hakan Tosun’un neden hedef alındığını hâlâ bilmiyoruz! Böyle yargılama olmaz! ‘İki kişiyi tuttum, müebbet attım içeri, bittim, kapattım dosyayı…’ Böyle yargılama, böyle adalet olmaz!
Herkes şunu çok iyi bilsin ki Hakan’ın tüm katilleri hak ettiği cezayı alsalar bile… Sabah Hakan’ın annesi bir şey söyledi: ‘O zanlılar, o katiller cezaevinde de olsa anneleri aradığında onunla konuşabilecek’ dedi. ‘Ben bir daha oğlumla hiç konuşamayacağım’ dedi. Adalet yerli yerine otursa bile asla ve asla bu annenin acısını, bu annenin başına bunları getiren bu güvensiz ortamın hesabını, o saraylarda oturanlar başta olmak üzere en büyüğünden en küçüğüne, bizi bu güvensiz hayata mahkûm edenler vermedikçe bu dava bitmeyecek! Hakan kardeşim, davan davamızdır, mücadelen mücadelemizdir, arkandayız!”

