Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gökhan Günaydın: “İşlevsiz hale getirilmiş PM’de figüran olmanın amacı yoktur”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Parti Meclisi’nin (PM) 28 üyesinin istifasının ardından işlevsiz hale getirilmiş bir PM’de figüran olmanın amacı olmadığını belirterek, “57 kişilik PM, 30’un altına düşmüştür. Tüzüğümüz üçte iki çoğunluğun altına düşerse PM’nin çalışamayacağını söyler. PM yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken MYK da yoktur. Bu çerçevede yapılması gereken tek şey 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya giderek partinin PM’sini ve Genel Başkanı’nı yeniden seçmesini sağlamaktır” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Parti Meclisi'nin (PM) 28 üyesinin

(ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Parti Meclisi’nin (PM) 28 üyesinin istifasının ardından işlevsiz hale getirilmiş bir PM’de figüran olmanın amacı olmadığını belirterek, “57 kişilik PM, 30’un altına düşmüştür. Tüzüğümüz üçte iki çoğunluğun altına düşerse PM’nin çalışamayacağını söyler. PM yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken MYK da yoktur. Bu çerçevede yapılması gereken tek şey 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya giderek partinin PM’sini ve Genel Başkanı’nı yeniden seçmesini sağlamaktır” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve Ankara Milletvekili Aylin Yaman, bugün 7577 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Günaydın, başvurunun ardından Ahlatlıbel Parkı’nda açıklama yaptı. Günaydın’ın açıklcmaları şöyle:

“CHP Grubu olarak bugün, 17 Nisan tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olan torba yasada düzenlenen Anayasa’ya aykırı hükümlerin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve her halükarda iptali için başvurumuzu yapmış bulunuyoruz. Bu düzenlemelerden birincisi vakıf üniversitelerinin kurmuş oldukları, bünyelerinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları var. Bu sağlık kuruluşları bugüne kadar katma değer vergisi (KDV) ve kurumlar vergisi düzenlemelerinden istisna tutuluyordu. Getirilen bu torba kanunla bu muafiyetler ve istisnalar tümüyle kaldırıldı. Şimdi Türkiye’de çok ciddi bir iktisadi kriz son sekiz yıldır varken, bu krizin de sağlık sektörüne etkileri bu derece büyük olarak hissediliyorken, herhangi bir ayrım gözetmeksizin sağlık kuruluşlarının yatak kapasitesine, niteliğine, niceliğine bakmaksızın tümüne ilişkin bu istisna ve muafiyetlerin kaldırılmasının hem kamu düzenine hem de sağlık hizmetlerine erişim hakkına büyük bir engel getirdiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu çerçeve içerisinde bu düzenlemenin iptalini talep ediyoruz.

BOTAŞ BORÇLARININ MAHSUP EDİLMESİNE İTİRAZ

İkinci olarak BOTAŞ’ın Ticaret Bakanlığı’na olan borçları mahsup ediliyor. Türkiye’de maliye bürokrasisinin ve enerji bürokrasisinin bu çerçevede bir talebi olabilir. Ancak bunu bütçe hakkı çerçevesinde değerlendirmek ve Bütçe Kanunu TBMM’de görüşülüyorken bunun kapsamında düzenlemek gerekir. Yoksa canınız her istediğinde bütçe hakkını ihlal ederek düzenleme yapamazsınız. Bu bütçe hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bunu da iptali için AYM’ye taşıdık.

KAMU MALLARININ ÖZELLEŞTİRİLME YOLUNUN AÇILMASI

Artık bu memlekette özelleştirilecek bir şey kalmayınca bu kamu mallarına kadar erişti. Yapılan düzenlemeyle YÖK’ün, üniversitelerin, özel bütçeli idarelerin, bağımsız denetleyici kurumların, Türkiye İş Kurumu’nun ve diğer tüm kamu idarelerinin malları, talepleri halinde özelleştirilmeye açılıyor. Peki bunun gereği ne? Hangi kamu ihtiyacıyla bunu eşleştiriyorsun? Bunu bütçede tanımlamak yerine, adeta yangından mal kaçırır gibi kamunun bütün mallarını haraç mezat satmaya yönelik bir düzenlemenin herhalde kamu yararıyla hiçbir bağdaşır yanı yoktur. Dolayısıyla bunun da iptalini talep ediyoruz.

ENGELLİLERİN ÖTV İSTİSANSININ DARALTILMASI

Dördüncü önemli konu, engelli yurttaşlarımızı çok yakından ilgilendiren bir düzenleme. Şu anda yanımızda Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) Engelli Hakları Komisyonu yöneticileri var, Görme Engelli Evrensel Hukukçular Derneği’nin yöneticileri var, Engellilerin Haklarına Erişim Platformu’nun başkan ve yöneticileri var. Peki bu düzenleme nedir ve engelli yurttaşlarımız neden bu derecede önemli bir kurumsal itirazı dile getiriyorlar? Kamu, sosyal devlet ve eşitlik ilkesi uyarınca bedeli 2 milyon 873 bin 900 TL’ye kadar olan, motor silindir hacmi 2 bin 800 santimetre küpe kadar olan taşıtların 10 yılda bir ilk iktisabında tüm engellilere yönelik ÖTV istisnası tanıyordu. Bu düzenlemeyi iptal ettiler, bu düzenlemeyi daralttılar. Bazı engelli tiplerine daralttılar. AYM, bir somut norm denetimi çerçevesinde kendisine gelen bir başvuru üzerine dedi ki ‘Sosyal devlet ilkesi bu alanda bir kısıtlamayı kaldırmaz. Dolayısıyla bu alanı tüm engellilere açmanız lazım.’ AYM’nin bu kararına rağmen torba yasa kapsamında bu kez yüzde 40’a kadar ortopedik engellilere yönelik bu hak tanındı ve geriye kalan tüm engelli grupları bu haktan istisna tutuldu, bu haktan yararlandırılmadı. Bu son derece aykırı, engelli yurttaşlarımızın hakları aleyhine bir düzenlemedir. Dolayısıyla bunun da daha fazla mağduriyete yol açmaması açısından öncelikle yürütmesinin durdurulmasını ve derhal iptalini talep ediyoruz.

AYM’ye aşağı yukarı TBMM’den geçen her yasal düzenleme için bu başvuruyu yapıyoruz. Hem parlamento pratiğini Anayasa’ya aykırı, kamu yararına aykırı düzenlemeler yapmaması konusunda AKP ve MHP bloğunu; Cumhur İttifakı bloğunu göreve ve duyarlılığa davet ediyoruz. Aynı zamanda AYM’yi de bu açık Anayasa aykırılıklarına daha fazla izin vermeyerek yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını hızlı şekilde vermesini talep ediyoruz.”

“MUTLAK BUTLAN KARARI SEÇİMLİ DEMOKRATİK SİSTEME AÇIK SALDIRIDIR”

CHP’li Günaydın, açıklamalarının ardından soruları yanıtladı. Günaydın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında dün yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında kendisinin de aralarında bulunduğu dokuz milletvekilinin kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilmesini şöyle değerlendirdi:

“CHP Cumhuriyet ile yaşıt bir parti. Aslında Cumhuriyet’in ilanından 50 gün önce kurulmuş bir parti. CHP’nin en temel iddialarından bir tanesi, hukukun üstünlüğünü bu memlekete egemen kılmak. Sizin iddianız bu olursa elbette parti içinde de hukukun üstünlüğüne uygun davranmanız gerekir. Türkiye’de bir saray darbesi vardır. Bu saray darbesi rejimin herhangi bir engelle karşılaşmaksızın devam etmesini istiyor. Dolayısıyla CHP’nin önlenemez yükselişini kesmek istiyorlar. Biz Kasım 2023’te kurultay yapmışız. 2,5 yıl sonra, 21 Mayıs 2026’da bu kurultayı, mutlak butlanla sakatlıyorsun. Peki mutlak butlan diye bir düzenleme, Siyasal Partiler Kanunu’nda var mı? Yok. Dolayısıyla siz 2,5 yıl evvel yapılmış bir kurultayı ilçe, il ve YSK’nın yetkisindeyken ve belirli zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere bağlıyken bunların tamamından kendinizi muaf tutarak bir adli yargı organı aracılığıyla 2,5 yıl sonra iptal ediyorsanız, bu yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’nin seçimli demokratik sistemine yapılmış bir açık saldırıdır. Yargının araçsallaştırılması suretiyle rakipleri elimine etme çabasının en son işaretlerinden bir tanesidir.

“PM’DEN KARAR ÇIKARTMAK GEREKMEKTEDİR”

Bununla 2023’teki kurultayımız da iptal edilerek 2020 kurultayına döndürüldü ve bu çerçeve içerisinde bir yeni mutlak butlan heyeti atandı. Şimdi bu kişiler ne yaptılar? İçlerinde benim de bulunduğumuz dokuz milletvekilini, MYK kararıyla tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiler. Biz bundan korkacak, çekinecek bir insan grubu, bir milletvekili grubu değiliz. Durduğumuz yer itibarıyla da bunu bir onur vesilesi sayarız. Ancak partinin kendi hukukuna uyma zorunluluğu vardır. Tüzük açıkça göstermektedir ki bir milletvekilinin disipline sevk edilebilmesi için PM’den karar çıkartmak gerekmektedir. Sen nasıl oluyor da bu aşamayı atlıyorsun ve MYK’dan YDK’ya sevkle bu işlemi sürdürebileceğini sanıyorsun?

TÜZÜĞE İŞARET ETTİ

CHP Grup İç Yönetmeliği’nin 78’inci maddesine dayanmaya çalışanlara şunu ikaz ederim: O iç yönetmeliğin devamında kesin ihraçla ilgili bir yaptırım maddesi yoktur. Madde iki, normlar hiyerarşisi diye bir şey vardır, hukuk bilmeyenlere buradan sesleniyorum; tüzük hükmü açıkken İç Yönetmeliğe dayanarak bir tedbirli ihraç talebini sürdüremezsiniz.

GRUP BAŞKANVEKİLLİĞİ DEVAM EDECEK Mİ?

Ben bu partinin grup başkanvekiliyim. Atanan butlan yönetimi eğer grup başkanvekiliyle çalışmak istemiyorsa yapabileceği biricik iş vardır. O da 138 kişilik bir milletvekili grubundan güvensizlik önergesiyle grup başkanvekilliğinin düşürülmesini talep eder. O talep sonrasında eğer salt çoğunluğu yakalayabilirlerse, yani 70 milletvekili, ‘biz bu grup başkanvekillerinin çalışmasına güven duymuyoruz’ derlerse doğal olarak buralar boşalır. Sen böyle bir şey yapma, tek kişilik bir organ marifetiyle grup başkanvekilini tedbirli olarak disipline sevk et, böylece grup başkanvekilliğini boşaltmaya çalış. Bunun hukukla da siyasi ahlakla da bağdaşır herhangi bir yanı yoktur.”

Günaydın, Kılıçdaroğlu’nun bugün saat 13.00 için çağrı yaptığı PM toplantısı öncesi Özgür Özel’e yakın 28 PM üyesinin istifa etmesini ise şöyle değerlendirdi:

“Açıkça PM’nin yetkileri gasp edilmektedir MYK tarafından. Bugün de saat 13.00’te PM toplantısı yapılacaktır. Biz günlerdir bu PM’ye yönelik hazırlık yapıyoruz. 2020 yılında oluşturulmuş olan 60 kişilik PM’nin 15 kişilik de yedek üyesi vardır. Yani 75 kişiden bugüne kala kala tartışmalı 57 kişi kalmıştır. Yani yedek üye kalmadığı gibi üye tam sayısını toparlayacak 60 kişi de yoktur. Burada bizimle beraber davranan, partiyi iktidara taşımak için ahlakla, onurla gayret eden arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımızın sayısı da belli. PM’nin toplantısından bir gün evvel, dokuz kişiyi tedbirli olarak disipline sevk et. Onların dördü de PM üyesi olsun. Bu yöntemle PM’de çoğunluğu, en azından eşitliği sağlamaya gayret et. Bunun hukukla, siyasi ahlakla anlatılabilecek, açıklanabilecek bir yanı var mıdır? Elbette yoktur. Bu çerçeve içerisinde PM’nin yalnızca yetkisi gasp edilmekle kalınmıyor, PM de işlevsiz hale getiriliyor. Böyle bir PM’de figüran olmanın amacı yoktur.

“PM DE MYK DA YOKTUR”

Bu çerçeve içerisinde 28 milletvekili arkadaşımız, istifa dilekçelerini hem ıslak imzalarıyla hem de noter marifetiyle CHP Genel Merkezi’ne ulaştırmışlardır. Bu çerçevede 57 kişilik bir PM, 30’un altına düşmüştür. İlgili tüzüğümüz üçte iki çoğunluğun altına düşerse PM’nin çalışamayacağını söyler. 60 kişilik üye tam sayısında bu sayı 40’tır. Bırakın 40’ı, şu an itibarıyla PM 30’un altına düşmüştür. PM yoksa onun içinden seçilmesi ve oylanması gereken MYK da yoktur. Bu çerçevede yapılması gereken tek şey 45 gün içerisinde olağanüstü bir kurultaya giderek partinin PM’sini ve Genel Başkanı’nı yeniden seçmesini sağlamaktır.

KURULTAY ÇAĞRISI…

Bunun bir ikinci yolu da delegeler marifetiyle olağanüstü kurultay çağrısıdır. CHP’nin an itibarıyla bin 135 delegesi vardır. 1 Haziran tarihinde noter marifetiyle delege imzaları toplanmaya başlamıştır. İlk gün 700 imza toplanmıştır. Bu CHP’nin tarihinde yoktur. An itibarıyla imza sayısı 900’e ulaşmıştır. 15 günlük süre tamamlanınca bu teslim edilecektir. Dolayısıyla bu memlekette PM üyelerinin ekseri çoğunluğu, ‘Kurultaya gidelim’ diyor. Delegenin kahiri ekseriyeti, ‘Kurultaya gidelim’ diyor. Bunların hakemliği ortada. İsterseniz 2 milyon üyeye sorun, referandum yapın, dijital olarak oylama yapın; isterseniz de sokaklara sorun, herkes diyor ki ‘CHP’yi işlevsiz, çalışamaz hale getiren bu çok iyi planlanmış hukuki kumpastan çıkmanın yolu kurultaydır.’ Bu kurultay aşamasına hiç kimsenin duyarsız kalmaması gerekmektedir. Biz süreci izleyeceğiz ve gerekeni yapacağız.”