Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Üzümcü: “Kuraklık gıda güvencemizi ciddi şekilde tehlikeye atıyor”

Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, “Kuraklığın ve iklim değişikliğinin getirdiği en büyük sorunlardan biri, yeterli yağış alamama ve buna bağlı olarak meydana gelen aşırı iklim olayları (fırtına, sel gibi). Bu durum, en başta gıda güvencemizi ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Gıda güvencesi, halkımızın aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için yeterli ve dengeli gıdaya kolayca ve sürekli olarak ulaşabilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, ülkemiz olarak su ve gıda güvenliğini her koşulda sağlamamız gerekiyor” dedi.

Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, "Kuraklığın ve

(ANKARA) – Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, “Kuraklığın ve iklim değişikliğinin getirdiği en büyük sorunlardan biri, yeterli yağış alamama ve buna bağlı olarak meydana gelen aşırı iklim olayları (fırtına, sel gibi). Bu durum, en başta gıda güvencemizi ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Gıda güvencesi, halkımızın aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için yeterli ve dengeli gıdaya kolayca ve sürekli olarak ulaşabilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, ülkemiz olarak su ve gıda güvenliğini her koşulda sağlamamız gerekiyor” dedi.

Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, kuraklığın gıda güvenliğini ve gıdaya ulaşımı ciddi boyutt etkileyebileceğini, özellikle kuraklığın önlenmesi için ”su yönetimine” dikkat çekti. Üzümcü, eğer önlemler alınmazsa ileriye dönük olarak ciddi gıda sorunu yaşanabileceğini kaydetti. Üzümcü, şu görüşleri dile getirdi:

”Her geçen gün daha kurak ve daha sıcak bir iklime doğru gittiğimiz bir gerçek. Bu aslında gezegenimizin tarihi boyunca zaman zaman ısınıp zaman zaman soğuduğu doğal bir döngü olsa da, maalesef bu süreci bir krize dönüştüren yine insanoğlu. Özellikle fosil yakıtların aşırı kullanımı bu değişimi hızlandırarak bugünkü krizin temelini oluşturdu. Bu duruma paralel olarak su yönetimini doğru yapamadığımız için de susuzluk ve suyla ilgili krizleri kendi elimizle yarattık. Kuraklığın ve iklim değişikliğinin getirdiği en büyük sorunlardan biri, yeterli yağış alamama ve buna bağlı olarak meydana gelen aşırı iklim olayları (fırtına, sel gibi). Bu durum, en başta gıda güvencemizi ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Gıda güvencesi, halkımızın aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için yeterli ve dengeli gıdaya kolayca ve sürekli olarak ulaşabilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, ülkemiz olarak su ve gıda güvenliğini her koşulda sağlamamız gerekiyor. Unutmamalıyız ki, suyun olmadığı yerde ne yaşam ne de vatan vardır.

“Su yönetimini çok ciddi şekilde ele almalıyız”

Su yönetimini çok ciddi bir şekilde ele alarak geleceğe yönelik senaryolar oluşturmalı, buna paralel olarak da iklim dostu tarım uygulamalarını benimsemeliyiz. Bunun en önemli adımlarından biri, bölgelerin ve yörelerin iklimine uygun tarım ürünlerinin yetiştirilmesini desteklemektir. Örneğin, tahıl ambarı olarak bilinen ve kurak bir iklime sahip olan Konya bölgesinde, çok su isteyen mısır gibi bitkilerin yetiştirilmesi doğru değildir. Bu bölgeler, doğal olarak tahıl üretimine daha uygundur. Oysa mısır, Karadeniz Bölgesi gibi bol yağış alan yerler için daha idealdir. Bu tür havza bazlı planlamalar yapılarak hem su yönetimi hem de gıda üretimi planlanmalıdır. Bu, hayati önem taşıyan bir konudur ve yetkililerin bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.

Nüfus artışı ve şehirleşmeyle birlikte su kaynaklarımız kısıtlanırken, bize düşen görev mevcut suları en verimli şekilde kullanmak ve kirlenmelerini engellemektir. Atık suların arıtılmadan nehirlere, göllere ve yeraltı sularına karışması, hem bu suları kullanılmaz hale getiriyor hem de hijyenik tehlikeler yaratıyor. Bu nedenle, en acil eylemlerden biri, kullanılan atık suların çok iyi şekilde arıtılarak doğaya salınmasıdır.

“Yağmur suyu hasadı ve gri suların arıtılıp kullanılması gibi alternatif su kaynakları yaygınlaştırılmalıdır”

Su tüketiminin en yoğun olduğu sektörler olan tarım ve sanayide, suyun kullanımını daha verimli hale getirecek uygulamalar hayata geçirilmelidir. Havzaya Göre Ürün Seçimi: Daha önce bahsettiğimiz gibi, bölgelerin iklimine uygun ürünler yetiştirilmelidir. Modern Sulama Yöntemleri: ‘Vahşi sulama’ olarak bilinen salma sulama yerine, damla sulama veya yağmurlama sulama gibi daha modern ve su tasarrufu sağlayan yöntemler acilen yaygınlaştırılmalıdır. Yeraltı Suları Kontrolü: Yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı engellenmeli, sular sadece ihtiyaç kadar ve doğru planlamayla kullanılmalıdır. Alternatif Su Kaynakları: Yağmur suyu hasadı ve gri suların arıtılıp kullanılması gibi alternatif su kaynakları yaygınlaştırılmalıdır.”

“Aşırı iklim olayları da bazen tarım ürünlerine zarar verebilir”

”Kuraklığın Türkiye’de gıdaya ulaşımı ne boyutta etkiler” sorusunu Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, şöyle yanıtladı:

“Kuraklık, tarımsal üretimin verimini düşürür ve bu da gıda güvenliğimizi olumsuz etkiler. Eskiden yüksek verim alınan tarlalardan, verimin yarı yarıya düştüğünü görüyoruz. Aşırı iklim olayları da bazen tarım ürünlerine zarar verebilir, bu da bizi yurt dışından gıda ithal etmek zorunda bırakabilir. Zaten halihazırda birçok gıda ürününü ithal ettiğimiz düşünülürse, bu durumun daha da ciddileşeceği açıktır. Gıda üretiminin ileriye dönük bir öngörüyle planlanması son derece önemlidir. Gelecek günlerimizi daha garantili hale getirmek için yetkililerin bu konuyu ciddiyetle ele alması ve gerekli çözümleri üretmesi gerekmektedir. Eminim ki ilgili bakanlıklar, kurumlar ve uzmanlar, bu sorunlara çözüm bulacak bilgi ve birikime sahiptir.”