(TBMM) – YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, “fon krizi”nin ardından yatırımcıların paralarının ne zaman ve ne kadarının ödeneceğinin belirsiz olduğunu ifade ederek, “AKP MYK’si, saraydaki çocuklar, Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, bürokratlar hepsi bu olayın içerisinde. Ama bütün bu olayların gerçek aktörlerinin bir tek gerçekte sahibi var: O da Recep Tayyip Erdoğan. Her birinin atanmasında onun imzası var. Dolayısıyla siyasi sorumluluk bütünlüğüyle Cumhurbaşkanı’nın omuzlarındadır” dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul’da yaşanan sel felaketinde yaşamını yitiren iki kişi için başsağlığı dileyen Emir, İstanbullulara yetkililerin uyarılarını dikkate almaları çağrısında bulundu. Felaketin bu denli ağır yaşanmasının nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirten Emir, son 25 yıldaki AK Parti yönetimini beton ve rant odaklı belediyecilik anlayışı nedeniyle eleştirdi. Emir, şöyle konuştu:
“Ancak böylesine bir sel felaketi böylesine ağır bir şekilde yaşanıyorsa bizim de şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekir. Özellikle son 25 yılın AKP döneminde beton ve rant odaklı belediyeciliğin bizi getirdiği nokta burasıdır. Evet, olağanüstü bir yağmur yağışı oldu. Ama bütün bunlara rağmen o çarpık kentleşme olmasaydı, o derelerin kapatılması olmasaydı, doğal drenaj yolları kapatılmasaydı, toprağa, çevreye, yeşile izin verilseydi böylesine bir felaket yaşamazdık. Özellikle 2013’te ‘Kuru dereleri ıslah ediyoruz, kurumuş dereleri imara açıyoruz. Zaten bunlar kurumuş’ diyerek bir yönetmelik çıkarttılar. Etrafındaki 100 metre yapılaşma yasağını 10 metreye indirdiler. Yani oraları tekrar betona gömdüler ve oradan da rant elde ettiler. Bugün ödediğimiz bedel, büyük oranda bu rant hırsının bir sonucudur.”
“HALK TV’YE EL KONULARAK HALKIN HABER ALMA HAKKI ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR”
Halk TV’ye kayyım atanmasını eleştiren Emir, kanalın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesiyle 86 milyon kişinin anayasal haklarının ihlal edildiğini savundu. Emir, “Halk TV’ye dün karartma yapıldı. Halkın haber alma hakkı, halkın televizyonu Halk TV’ye el konularak ortadan kaldırılmak istenmiştir. Çünkü bir yandan Ekrem İmamoğlu savunması, diğer yandan fon vurgunu, diğer yandan yaşadığımız onca felaket, diğer yandan boğazına kadar yolsuzluğa, arsızlığa batmış bir siyasi iktidar… Bütün bunları gizlerlerse, bütün bunlar konuşulmaz olursa, bütün bunlar ekranlara yansımazsa sorun çözülmüş gibi yapacak vurdumduymaz Saray eşrafı. İşte bunun için Halk TV’ye el koydular” diye konuştu.
“200’E YAKIN MEDYA ÇALIŞANI İŞSİZ KALMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA”
Halk TV’ye yönelik işlemlerin basın çalışanlarını da etkileyeceğini dile getiren Emir, yaklaşık 200 medya çalışanının işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. TELE1’de yaşananları hatırlatan Emir, şu değerlendirmede bulundu:
“TELE1’de önce dediler ki: ‘Merak etmeyin’ Kadrolu kayyum yolladılar. Kadrolu kayyum penguen belgeselleri koydu, resimler koydu. Nitekim birinci ayın sonunda ‘Yüzde 65 küçüleceğiz. Paramız yok’ diyerek gazete çalışanlarını tazminatsız kapının önüne koydular. İşte Halk TV’de yaşanacak olan dramın bir yanı da bu taraftır. Dolayısıyla biz halkın haber alma hakkı adına, basın özgürlüğü adına, ifade özgürlüğü adına ve bağımsız mahkemelerde tutuksuz yargılanma hakkı adına yapılan operasyonu şiddetle reddediyoruz. Halk TV halkındır, halkın televizyonunu siz kapatamazsınız. Gerçekleri halkın görmesini bu şekilde engelleyemeyeceksiniz. O sandık yaklaşırken susmuş, sinmiş, sandığa küsmüş, görmeyen, duymayan bir toplum yaratmak istiyorlar. Ama 86 milyon o bir kişiden de o bir kişinin koltuk ihtirasından da büyüktür.”
FON KRİZİ TEPKİSİ…
Yatırım fonlarına ilişkin iddiaları gündeme getiren Emir, 455 bin yatırımcının mağdur edildiğini, fonlar üzerinden Türkiye ekonomisinden 20 milyar doların üzerinde para çalındığını kaydetti. Borsa, diğer piyasalar ve reel sektördeki etkilerle birlikte zararın 120 milyar doları aştığı yönünde hesaplamalar bulunduğunu belirten Emir, fon dosyasının üzerinin örtülmeye çalışıldığını ileri sürerek, şöyle devam etti:
“Bunlar fon skandalı konuşulmasın istiyorlar, fon skandalının üstünü örtmeye çalışıyorlar. AKP MYK’si olayın içerisinde, saraydaki çocuklar olayın içerisinde; Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, bürokratlar hepsi bu olayın içerisinde. Ama bütün bu olayların gerçek aktörlerinin bir tek gerçekte sahibi var: O da Recep Tayyip Erdoğan. Her birinin atanmasında onun imzası var. Dolayısıyla siyasi sorumluluk bütünlüğüyle Cumhurbaşkanının omuzlarındadır. ‘Reis müdahale edecek, merak etmeyin’ sözleri geçersizdir. ‘Ucu nereye dokunuyorsa oraya kadar gideceğiz’ sözleri anlamını yitirmiştir. Ucu nereye giderse gitsin gideceklerdi, gittikleri yer Halk TV’ye kayyum atamak, gittikleri yer gazetecileri hapse koymaktır.
“455 BİN MAĞDURUN PARASINI ÖDEYECEK MİSİNİZ?”
En önemli soru: Bu 455 bin mağdurun parasını ödeyecek misiniz? Belli değil. Dün komisyondaki o kanun tekliflerinde gördük ki içi bomboş ve yetkililer o teklifi sahiplenmekte güçlük çekiyorlar. ‘Bu paraları ödeyecek misiniz?’ sorusunun cevabı yok. Dolayısıyla ‘Ne zaman ödeyeceksiniz?’ sorusunun da cevabı yok. ‘Ne kadarını ödeyeceksiniz?’ sorusunun da aslında sağlıklı bir cevabı yok.
Dün itibarıyla SPK, ani takas kesinliği hükmünün de arkasından dolanmaya çalıştılar. Takas kesinliği nedir? Bir yatırımcı bir işlem emri verdiyse artık o bir daha geri döndürülemez, o kesindir. O yatırımcı o riski almıştır, o emri vermiştir, o emrin gerçekleştirilmesi gerekir. Onca manipülasyon olurken seyredenler şimdi diyorlar ki: ‘Biz geç uyandık. Takas kesinliği olmasın, biz geriye dönük olarak da bazı işlemleri iptal edebilelim.’ Bir defa bu, uluslararası sermaye piyasalarından kaynaklanan bir hüküm olduğu için akla uygun bir şey değil. İkincisi, burada küçük yatırımcılar korunuyormuş gibi yapılır ama orada o manipülatif işlemleri yapanlar da korunur. Çünkü bunlar eninde sonunda o on binlerce, yüz binlerce yargı, mahkeme yağmuru altında alacaklarını alırlar. Dolayısıyla burada ciddi, akılcı ve iyi niyetli olmak gerekir.”
HAZİNE VE MALİYE BAKANI ŞİMŞEK İLE SPK BAŞKANI’NA TEPKİ
Emir, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin görüşmeleri esnasında komisyon toplantısına katılmamasını ve SPK Başkanı’nın toplantıda bulunmamasına tepki gösterid. Emir, şu ifadeleri kullandı:
“SPK Başkanı sabah gelmemiş, ‘Sağlık sorunları var’ gibi bir şeyler söylediler, bekledik, öğleden sonra yine gelmedi. Bu ne ciddiyetsizlik? Bu ne ciddiyetsizlik? Hem bir yıl boyunca bu manipülasyonu seyredeceksiniz hem de komisyona gelip en azından milletvekillerinin sorularına muhatap olacak kadar dahi cesaretiniz yok.
SPK Başkan Yardımcısı ile milletvekillerimizin bir konuşması var. ‘Kasada kaç para var?’ diye soruyorlar arkadaşlarımız. O da diyor ki: ‘Biz onu bir çalışalım da size anlatırız.’ Bir çalışacak beyefendiler, kasada kaç lira olduğunu bulacaklar, tenezzül ederlerse gelip komisyona bilgi verecekler. Komisyon nerede? Bitti, görevi bitti. Bir gün geleceksiniz, başkan gelmiyor, yardımcısını gönderiyor, o da ‘Kasada kaç lira var’ sorusunun cevabını ‘Biz size çalışıp gelelim’ diyor. Ciddiyetsizler, böyle gelecekseniz hiç gelmeyin. Arkadaşlarımız soruyor. Diyorlar ki: ’10 ay önce gördünüz, niye durdurmadınız? Bu vurgunu niye durdurmadınız?’ Ahmet Aksu, SPK 2. Başkanı cevap veriyor: ‘Ürkütmemek için müdahale etmedik’ diyor. Kimi ürkütmemek için? Manipülasyoncuları, ‘rahat rahat çalın’ diye, rahat rahat şişirin, 450 bin vatandaşın birikimlerine konun diye. En büyük soru: ‘Ana paraları ödeyecek misiniz?’ bunu soruyor arkadaşlar. Ama anlıyoruz ki ana paralar ödenmeyecek, geçmiş olsun.
“BUNCA VURGUNCU, HIRSIZ MİYARLARI KAÇIRIRKEN DAHA BİR TANESİ İSTİFA ETMEDİ”
Bunca vurguncu, bunca hırsız, bunca arsız bunca milyar milyar liraları kaçırırken, kazanmış gibi görünürken, hesabına aktarırken seyreden bürokratlar, seyreden bakanlar, seyreden siyasiler, o vurgun vuranların yakını bürokratlar… Daha bir tanesi bile istifa etmedi. ‘Ucu nereye kadar gidiyorsa gitsin gideceğiz’ dediler. Baktığınızda cezayı ve tutuklamayı peşin veren, kayyum atayarak kanalı peşinen yok eden ve yargıyı Türkiye siyasetini dizayn etmek üzere ve bu her yerinden dökülen, boğazına kadar yolsuzluk bataklığına batmış siyasi iktidarı düştüğü bataklıktan kurtarmak üzere çalışan bir yargı ile baş başayız. Ama herkes bilsin ki Türkiye bu cenderenin içine sığmaz.”

